Korkarak uyandım. Kabus gördüm. Kaan bana seni seviyorum diyor ve bende ona hayır ben senden nefret ediyorum diyorum oda peki o zaman deyip bulunduğumuz odanın kapısını kilitleyip anahtarı camdan aşağı atıyor. Onunla beraber uzun bir süre orada kalıyoruz. Sonra ondan hoşlanmaya başlıyorum ve sevgili oluyoruz. Bu çok kötü ve iğrenç olur. Ben ondan nefret ediyorum çünkü o hep beni insanların önünde sebepsiz yere küçük düşürür. Nedenini sorduğumda da lafı çevirip beni yine ezer. Beni hep küçümser ve sosyalleşme mi istemez. Her fırsat bulduğunda yine ezer. Yatağımdan çıktım ve gözümü ovuşturarak aşağı kata, mutfağa indim. “Günaydın anne, günaydın baba” yemekte ne var diye göz attım. “Günaydın Melisa” annem bana baktı ve sonra yemeği yapmaya devam etti. Aslında genelde aynı şeyi yerim ama bazen o yemek olmaz o yüzden farklı bir şey yerim. Kahvaltımı yaptıktan sonra kahve alıp gezmeyi planlıyorum. Aslında nereye giderim bilmiyorum ama bir şeyler yapacağım. Kahvaltımı yaptım ve annemin yanına gittim. “Eline sağlık. Dışarı çıkabilir miyim ? Kahve alacağım ve biraz gezeceğim” on sekiz yaşımda olmama rağmen annemlere nereye gideceğimi söyleyip izin almam lazım. “Nereye gideceksin ?” beklediğim soru buydu. “Bilmiyorum dolaşacağım” umarım izin verir çünkü nereye gideceğimi bilmiyorum ve bu bir eksi demek. “Tamam ama bana haber ver” şaşırdım. Teşekkür edip hazırlanmak için odama çıktım. Hava sıcaktı. Altıma ince uzun ve bol bir eşofman giydim, üstüme de bol bir tişört giydim. Latte rengi saçlarımı kafamın arkasından bol bir topuz yaptım. Kendime küçük bir sırt çantası aldım. Cüzdanımı ve telefonumu çantama koydum ama ne olur ne olmaz birde güneş kremi aldım. Anneme ve babama çıkacağımı söyledim ve evden çıktım. Arabam bindim ve aynayı açtım. Evdeyken güneş kremi sürmediğim için arabada sürdüm. Aynayı kapattım ve koltuğu ayarladım. Çantamdan telefonumu aldıktan sonra çantamı kapatıp yan koltuğa fırlattım. Telefonumdan da hareketli bir müzik açtım ve yol boyunca arabada şarkı söyledim. Kahve almak için arabayı park ettim. Müziğe o kadar çok dalmışım ki kahvemi aldıktan sonra ne yapacağımı düşünemedim. Telefonumu alıp çantama koydum ve sonra çantayı alıp arabadan indim. Arabayı kilitleyip kahve almak için kafeye girdim. Kafeye girer girmez tanıdık bir yüz beni karşıladı. Kaan’da burada. Kahve alıyordu. Ondan nefret ediyorum. Gözlerimi devirdim ve derin bir iç çekip sıraya girdim. Önümde Kaan vardı. Beni fark etmemesini umdum. Sipariş sırası ona geldi. “Merhaba, ben bir tane latte bir tanede frappuccino caramel alayım” nasıl yani ? Ben frappuccino caramel içiyorum. Beni fark etmiş mi ? Kahvemi alıp sana aldım dedikten sonra kafamdan aşağı dökmeyi mi planlıyor acaba ? Ödemeyi yaptıktan sonra birden bana döndü. “Müsait misin ?” şaka mı yapıyor bu ? “Şimdi mi ?” çok şaşırdım. “Evet, şimdi. Beraber takılalım” yine ne planlıyor acaba. “Senle mi ? Asla. Sana hiç bir zaman vaktim yok” bu çocuk beni delirtecek. “Tamam, nereye gidelim” tek olsak aptal mısın deyip giderim ama etrafta insanlar var. “Duymuyorsun galiba. Olmaz diyorum” gıcık olması yetmezmiş gibi birde sağır olmuş galiba. “Ben seçerim nereye gideceğimizi. Hem aklımda, çok güzel bir yer var. Hem bak kahvelerde hazır. Beni takip et” gözlerimle kızgın bir bakış attım. “Akşama kadar ısrar edebilirim” sakin olmaya çalıştım. “Peki” derin bir of çektim. Sırıttı. “Arabayla mı geldin ? O zaman benim arabamı takip et ya da arabanı bırak benim arabamla gidelim” arabayı burada bırakamam. Eve dönüp tekrar çıkmam o kadar uzun sürmez ama annem arabamın evde olduğunu görünce beni sorgular. “Hayır seni takip ederim” kahvemi elinden aldım ve arabama bindim. Telefonum çalıyor. Kaan arıyor. “Efendim” iç çektim. “Hiç iç çekme çok güzel bir yere götüreceğim seni. Telefonu kapatma, ne olur ne olmaz açık kalsın” bu çocuğun kafasına ya taş düşmüş ya da beni yine rezil etmek için planları var. “Korkma bir şey yapmayacağım. Bu seferlik bana güven” aklımı okudu sanki. “Sana güvenmek mi ?” güldüm. “Hadi ama bir seferlik” sesi ciddi ve içten çıktı. “İyi tamam. Ama bir seferlik. Güvenimi kolay kolay kazanamazsın” güldü. “Öyle bir kazanırım ki hatta sadece onu kazanmam, bir şey daha kazanırım” kısık sesle söyledi ama ben yine de duydum. “Bir şey mi dedin ?” gerçekten çok sinir bozucu ama söylediği şey biraz kafamı karıştırdı. Zaten rüyamdaki şey oldukça kötüydü ve sanırım bu sözüyle o tarz bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Değildir herhalde diye umdum içimden. “Neyse nereye gideceğiz ?” gideceğimiz yeri daha söylemedi ve yola çıktık bile. “Eğlenceli bir yere işte. Gidince görürsün” bu lafları beni korkutuyor. Sadece onun eğlenebileceği ve beni rezil edebileceği bir yer olmalı. “Sadece sana eğlenceli demek ki” bence haklıyım. “Hayır gerçekten öyle bir yer değil. Senin de eğlenebileceğin bir yer” sesi o kadar ikna edici çıktı ki inanmak istedim çünkü biraz da hüzünlü çıktı sesi. “İyi peki. Umarım öyledir” ona normalde güvenmem ama bu sefer güvendim. Bunu istemiyorum ama elimde değil. Birden aklıma rüyam geldi, rüyamda ona ısınıyordum ve şu an gerçekten ona hafif ısındım. Rüyam gerçek olur mu ? İçime büyük bir endişe düştü. Stresten düşüncelere daldım ve stres olunca elimle oynar etlerimi koparırım ve yine yapıyorum. Birden Kaan’ın sesi geldi. “Sesin çıkmıyor iyi misin ?” dalmışım dersem beni sorgulayabilir. “İyiyim” çok tuhaf bir his. İyi değilim. Kaan arabayı park edince bende yanına park ettim. “Burası neresi ?” anlamaya çalıştım. “Şöyle söyleyeyim, buradan içeri girince bize silah verecekler ama boya fırlatıyor. Üstümüzde giymek için bir şeyler verecekler. Sen beni vurmaya çalışacaksın, bende seni. İlk vurulan ilk turu kaybeder. Bir kaç tur yaparız” burayı biliyorum ve buraya bir ara gelmek istiyordum. Şaşırdım. Benim istediğim bir şeyi o bana verdi. İçeri girdik ve Kaan oradaki görevlilerle süresini ve fiyatını konuştu. Sonra ekipmanları verdiler ve hazırlanıp bir odaya girdik. Her yerde boya vardı ama neon renklerdeydi boyalar o yüzden karanlık ve siyah odada çok hoş gözüküyordu. Silahımı en boş duvara doğru tuttum ve gülen yüz yaptım. Benim boyam yeşil. Kaan’ın ki ise turuncu. “Çocuk gibisin…” sırıttı. Devamında da bir şey demişti ama duymamıştım. Önemli bir şey değildir herhalde. Odanın kapısını tam kapatacaklardı ki Yiğit’le göz göze geldik. Yanımıza geldi. “Sende mi buradaydın ? Tek mi geldin ?” gülümsedi. “Hayır” dediğim anda Kaan arkamda belirdi. “Kaan’lasın demek. Baş başa mı geldiniz ?” hafif yüzü düştü. Dönüp Kaan’a baktım. Yiğit’i dövecek gibi bakıyordu. “Baş başa geldik” çok ciddiydi. “Bende sizinle gelsem nasıl olur ?” gülümsedi. Kaan’ın bu laftan sonra suratı iyice düştü ve kızgınlaştı. “Olmaz” ciddiydi. Dönüp ona baktım. “Sen onun kusuruna bakma. Olur tabii” Kaan kıskanmış mıydı ? “Önemli değil. Teşekkürler” Kaan’a bakış attı. “Nasıl takım olacağız ? Üç kişiyiz” heyecanla sordum. “Ben senine olurum. Kaan’da tek olur. Sonuçta halleder o” Kaan’a bakıp gülümsedi. Kaan’a bakıp sakin ol dercesine bir bakış attım. Neredeyse çocuğu öldürecek. “Hadi başlayalım” dedim heyecanla. Yiğit’le bir duvarın arkasına saklandık. Kaan’ı vurmayı denedim ama gerçekten zordu ama aksine Kaan’ın beni vurması çok kolaydı. Tam Kaan’ı vuracaktım ki silahını bana doğrulttu ve tetiğe bastı. Tam boya üstüme gelecekken Yiğit önüme geçti ve benim için vuruldu. Çok şaşırdım. Ve bu davranışı beni biraz ona düşürdü. Ben çok çabuk aşık olurum. Yiğit’e baktım. “Ne yapıyorsun sen ?” şaşırdım. “Evet neden yaptın ?” Kaan araya girdi. Kaan’ı iyice sinirlendi. Kendini zor tutuyor gibi görünüyor. “Seni kurtardım. Artık bir teşekkür olarak baş başa bir şeyler yaparız” alt tarafı oyunda önüme atladı ayrıca vurulmak eğlenceli olabilirdi. “Bu sadece oyun ?” sanki gerçek bir silahtan kurtardı beni. “Bir şey olmaz” gülümsedi. “Gerçekten çok komiksin” deli mi bu ? “Ciddiyim” delirmek üzereyim. “Neyse hadi artık. Sıkıldım ben bir şeyler yapalım” konuyu değiştirmeye çalıştım. “İstersen alışverişe gidelim. İkimiz” Kaan ciddi ciddi kıskanıyor galiba. “Peki. Görüşürüz Yiğit” aslında dürüst olmak gerekirse Yiğit’tan biraz hoşlanmaya başlamıştım. Birden Kaan kolumdan tuttu ve beni arabama bindirdi. “Sen arabanı bırakmıyorsun ama ben bırakırım. Yan koltuğa geç arabayı ben kullanacağım” benim arabamda ve ikimiz beraber. Ne kadar düşünürsem düşüneyim aklıma gelmezdi. Benim içi kapıyı açtı. Sessiz ve şaşırmış bir şekilde koltuğa oturup kemerimi bağladım. En yakın arkadaşım olan Mira Kaan’ın gerçekten benden hoşlandığını söylüyor sürekli. İstemeden bende buna inanmaya başladım ve hoşuma gitmeye başladı. Şaşırdım. Hoşuma gidiyor. Ben iyimiyim ? Kaan görmeden elimi cimcikledim. Evet kendime gelmiştim ama kendimdeyken bile hoşuma gidiyor. Ben ondan hoşlanmıyorum. Ben Yiğit’ten hoşlanıyorum. Değil mi ? Kendim bile sorunun cevabını bilmiyorum. Mira’nın attığı mesajla düşüncelerimin içinden çıktım. “Müsait misin ? Sıkıldım konuşalım” şimdi ona Kaan’la dışarıdayız deyince saçmalayacak ama yinede öyle yazacağım. “Kaan’la dışardayız” hadi bakalım. “Ooo hayırlı olsun. Aa şey diyeceğim Kaan’la doğruluk mu cesaret mi oyna sonra hoşlandığı kişiyi sor. Kesin seni söyler neyse dene bana yaz” bugün delirmezsem iyi. “Bende o cesaret var mı sence ? Ayrıca beni söylerse domatese dönerim beni biliyorsun” utanınca gerçekten en az domates kadar kızarıyorum. “Bu hayata bir kere geliyoruz. Hem belki sonra ondan hoşlanmaya başlarsın ve sevgili olursunuz. Ne kadar güzel olur” derin bir nefes aldım. Sanırım bu sorunun cevabını gerçekten de merak ediyorum. Belki ben değilimdir. Bunu düşününce nedense canım yandı. Yoksa ondan hoşlanıyor muyum ? “Tamam. Şimdi arabadayız zaten sorup cevabını sana yazarım” cesaretimi toplama vakti. “Gerçekten mi ? Tamam acele et çok merak ettim” telefonu kapattım. “Kaan doğruluk mu cesaret mi oynayalım mı ? Sıkıldım” ona döndüm. “Ne alaka şimdi ?” ne kadar zor olsa da artık yolun yarısındayım. “Canım sıkıldı ayrıca neden olmasın ? Lütfen. Bak bu kelimeyi benden hep duyamazsın” pes edeceğinden eminim. “İyi tamam. Ayrıca bu kelimeyi senden duymak gerçekten zor. Yani benim için” gülümsedi. “İlk kim soruyor ?” ilk benim sormamı isterse ilk bu soruyu sormayacağım, ilk normal sorular sorarım çünkü anlayabilir belki. “Ben soruyorum. Ayrıca bence şu an cesareti kullanmayalım. Yolun ortasında ne yapabiliriz ki ? Hiç gerek yok” kafamla onayladım. Haklıydı zaten benimde bir amacım var. “Tamam ilk sen sor” aslında hafif bir endişelendim. “Ne sorsam ki ?” aklında bir soruda yok. Umarım kötü yani benim için kötü bir soru sormaz. “Hayatın boyunca hiç sevmediğin birinden hoşlanmaya başladın mı yani ısınmaya ?” gönderme mi yapıyor bu ? “Sanırım evet” bu onun içindi ondan normalde nefret ederdim ama bugün bir şekilde ona ısınmaya başladım. “Peki sıra bende. Bende sana aynı şeyi soruyorum” şimdilik bende aynı soruyu sordum ama bir sonraki sorum asıl önemli olan olacaktı. “Evet, cevabım seninle aynı. Sanırım aslında başından beri hoşlanıyorum ama bunu yeni fark ediyorum. Bilmiyorum” cidden bugünün sonunda delireceğim. Gönderme yapıyordu. Bu çok açıktı. “Peki. Sıra sende” sakin olmaya çalıştım. “Hiç birinden hoşlandığını itiraf ettin mi ?” Kaan ne zamandır böyle sorular soruyor acaba ? “Hayır. Ayrıca ben itiraf etmeye utanırdım” bu doğru gerçekten de çok utangacım. Keşke olmasam. “Evet sıra sende” işte o an gelmişti. Derin bir nefes aldım. Hazır değilim. Biraz daha sakinleşmek için azıcık daha vakte ihtiyacım var. “Düşüneyim” yalan söyledim. Düşünüyor gibi yapıyorum ve sakinleşmeye çalışıyorum. Artık sormalıydım. “Hoşlandığın biri var mı ? Varsa kim ? Ama doğru söyle. Ayrıca kimseye söylemem senin gibi değilim merak etme” galiba utandı. Çünkü yanakları kızardı. “Hadi merak etme aramızda” sanırım fazla ileri gittim. “Söylemesi kolay sanki” burnundan soludu. “Tamam var” kalbim çıkacaktı. “Kim peki ?” gerçekten söyleyebilir mi ? Yoksa utanır mı ? Heyecanlandım. Kafasını çevirip bana baktı. “Güven bana” sesimin sakin çıkmasına özen gösterdim. “Tamam söyleyeceğim ama kimseye söylemek yok” gerçekten söyleyecekti galiba. “Söylemem hadi” heyecandan susamıyorum. “Söylemesi kolay değil, bekle bir kendimi hazırlayayım” inanmıyorum. Kaan cidden söyleyecek. Kaan. “Söylüyorum hazır mısın ? Ama bak lütfen kibar karşıla” kafamla heyecanla onayladım. Gerçekten söyleyecekti. Ya benim ismimi söylerse ? Bu kısmı düşünmeyi unuttum. Ne yapacağım ? Şimdi de bunun için endişelenmeye başladım. Tam da benim arabamla baş başa alışverişe gidiyoruz. İçim stresle doldu. “Söylüyorum”
Bölüm 1
Söylüyorum
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.