Müdürün odasından çıkar çıkmaz koridorda durdum.
"Bu bir şaka olmalı."
Yanımdan geçen Kaan omuz silkti.
"Benim de pek hoşuma gitmedi."
Sinirle ona döndüm.
"O zaman git müdüre söyle."
"Sanki seni görünce bayılıyormuşum gibi konuşuyorsun."
Göz göze geldik.
Her zamanki gibi tartışmaya hazırdık.
Ama bu kez garip bir şey oldu.
İkimiz de sustuk.
Çünkü üç ay boyunca birlikte çalışmak zorunda olduğumuz gerçeği ikimizin de canını sıkıyordu.
---
Ertesi gün kütüphanede ilk toplantımız vardı.
Masaya oturduğumda Kaan çoktan gelmişti.
Önünde notlar ve birkaç dosya vardı.
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Çalışıyor musun gerçekten?"
Kaan kaşlarını kaldırdı.
"Sen beni ne sanıyorsun?"
"Basketbol dışında hiçbir şey yapmayan biri."
Gülümsedi.
"Yanılmışsın."
O an nedense içimde küçük bir merak oluştu.
Belki de onu gerçekten tanımıyordum.
Ama bunu asla kabul etmezdim.
---
Bir hafta boyunca proje için sürekli görüştük.
Tartışmalarımız hiç bitmedi.
Hangi afişin kullanılacağından hangi renklerin seçileceğine kadar her konuda anlaşamıyorduk.
Fakat zaman geçtikçe fark ettiğim şeyler vardı.
Kaan düşündüğüm kadar kibirli değildi.
Hatta bazen komik bile olabiliyordu.
Ve bu durum beni rahatsız ediyordu.
Çünkü ondan hoşlanmak istemiyordum.
Hiç istemiyordum.
---
Cuma günü okul çıkışında yağmur başladı.
Şemsiyemi evde unutmuştum.
Kapının önünde beklerken tanıdık bir ses duydum.
"Al."
Başımı kaldırdım.
Kaan elindeki siyah şemsiyeyi bana uzatıyordu.
"Sen ne yapacaksın?"
"Koşarım."
"Saçmalama."
"Üşütmem."
Şemsiyeyi elimde tuttuğum halde hareket etmedim.
"Neden yardım ediyorsun?"
İlk kez gözlerindeki alaycı ifade kayboldu.
"Bilmiyorum."
Cevabı o kadar samimiydi ki birkaç saniye konuşamadım.
Sonunda şemsiyeyi aldım.
"Teşekkür ederim."
Kaan hafifçe gülümsedi.
Ve işte o an...
Kalbim garip bir şekilde hızlandı.
Bu hoşuma gitmemişti.
Çünkü Kaan Demir'den nefret etmem gerekiyordu.
Ama galiba işler yavaş yavaş değişmeye başlıyordu.
Tam o sırada okulun girişinde uzun boylu sarışın bir kız belirdi.
Koşarak Kaan'a sarıldı.
Kızın yüzündeki mutluluk dikkatimi çekmişti.
"Çok özledim seni!" dedi.
Kaan şaşkın görünüyordu.
Ben ise nedenini anlamadığım bir şekilde içimde oluşan rahatsızlığı bastırmaya çalışıyordum.
Çünkü ilk kez aklıma şu soru gelmişti:
Bu kız da kimdi?