ESENLİKLER ! 👋🏻🦅 Yeni bir kurguyla beraberizzz! Umarım keyif alırsınız ve ana karakterimizi seversiniz. O zaman sizi giriş ile baş başa bırakıyorum! Karanlıkta hala mum yakmaya devam edecek misin? "Titrek mumlar felaket habercisidir." ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• 30 OCAK 2026🗓️ Karanlık zihinsel bir boşluktur. Gözler hiçbir şey göremez. Beyin kendi kafasına göre şekiller ve cisimler oluşturur ve onları görür. Olmayanlar sadece karanlıkta var olur. Havada şafak vakti olmasına rağmen hala karanlıktı. Dışarıda şiddetli bir sağanak yağmur vardı. Hava kasvetliydi ve şiddetli rüzgarlar esiyordu. Fırtına vardı. Çalan alarm sesiyle yatağından kalktı Maisie. İşini severek yapan bir kadındı. Kendisi bir ingilizce öğretmeniydi. Babası İngiliz olduğu için adı Maisie'ydi. Yarı Türk yarı İngiliz'di. Türkiye'nin en kuytu ilçelerinden birinde yaşıyordu. Kuytu bir ilçeydi ancak yine de sesler bayağı fazlaydı.Yatağından doğruldu. Yatağını topladı ve lavaboya doğru gitti.Işığı açtı, diş fırçasını ve macununu aldı ve dişlerini fırçalamaya başladı. Dişlerini fırçaladıktan sonra hızlıca yüzünü yıkadı ve salona gitti. Tül perdeyi açtı. Üzerinde kan lekeleri vardı çünkü sık sık burnu kanardı. Televizyonu da açtı ve mutfağa geçti. İş saatine daha vardı çünkü bugün ilk dersi boştu. Buzdolabını açtı ve domates ile biber aldı. Sabah sabah menemen yemeği severdi. Onun yaptığı menemen bir tık farklıydı. Yumurta ve soğan yoktu. Zaten yumurta olan hiçbir şeyi sevmezdi. Tava aldı ve biraz yağ koydu. Domatesi ve biberleri doğradı. Biberleri kavrulmaya bıraktı. Amerikan mutfak olduğu için televizyonu görebiliyordu. Haber kanalı açıktı ve ülkenin genelinde şiddetli bir fırtına ve kasvetli bir havanın olduğunu söylüyordu sunucu. Daha dün hava günlük güneşlikti. Ne oluyordu? Maisie kendini huzursuz hissediyordu dün gece yatağına yattığından beri. "Havanın kasvetinin etkisidir." diyerek geçiştiriyordu çoğu insan gibi. Biberler piştikten sonra domatesi de ekledi.Biraz daha pişirdi ve menemen hazırdı. Tabağa koydu ve yanına bir dilim ekmek, çatal ve fincan çay aldı. Çay demlemeye cidden üşeniyordu. Normalde menemeni zevkle yerdi ancak şu anda tamamen aç kalmamak için yiyordu. Yemeği bitirdi ve hemen odasına gitti. Bol bir paraşüt pantolon ve oversize bir sweatshirt aldı. Üstüne de krem rengi bir trençkot aldı. Kahverengi bir şal da aldı.Kol çantasını da aldı. Deodorant ve parfüm de sıktı. Banyoya gitti ve kahverengi, uzun saçını taradı. İşini halletti ve bir şey unutup unutmadığını kontrol etti. Girişe gitti ve kapıyı açtı. Topuklu bej rengi çizmelerini de giydi.Kapıyı kapattı ve asansörün düğmesine bastı. Camdaki yansımasına baktığında merdivenlerde bir karartı gördüğünde nefesi ve nabzı hızlandı. Tekrar baktı ve öyle bir karartı yoktu. "Yanlış gördüm herhalde." diye geçirdi içinden. Olacaklardan habersizdi. •🕯️🚪• Arabasıyla okulun bahçesine giriş yaptı. Okul küçüktü. Kahverengi duvarları vardı. Kombiniyle uyumluydu Maisie'nin. Okul çok durgun gözüküyordu ancak şuanda teneffüs olduğu için bahçede öğrenci sürüsü olurdu normalde. Sömestir tatilinden sonraki ilk haftanın son günüydü. Bunu düşünerek rahatladı. Normalde bir hafta daha tatil olacaktı ancak devlet tatili bir hafta öne almıştı. Okuldan içeri girdi öğretmenler odasının olduğu kattaki girişten. Topuklularının sesleri yankılanıyordu. Yürürken koridorda bir karartı görür gibi oldu ama yine baktığında kaybolmuştu. Ne garip bir gündü. Öğretmenler odasına giriş yaptı. İçeride fen bilimleri öğretmeni olan Aysun hoca vardı. "Günaydın canım" dedi Aysun. "Günaydın tatlım nasılsın?" "İyiyim sen?" "Ben de iyiyim saol. Aysun bir şey diyeceğim. Koridorlarda neden öğrenci yok?" "Ay sorma ya. Karartı mı silüet mi ne öyle bir ruhani varlık merdivenlerde ve koridorlarda dolaşıyormuş. Üç kez görürsen şamdan laneti gibi bir lanetle lanetliyormuş seni. Mum falan buluyormuşsun falan.Ben pek inanmadım ama bilmem." dediğinde Maisie iliklerine kadar gerilmişti. "Yalandır. Çocuklar uyduruyordur canım boş ver." dedi ve öğretmenler odasından çıktı. Kadın öğretmenler tuvaletine doğru gitti. İçeri girdi ve aynaya baktı.Yüzünü yıkadı ve rujunu tazeledi. Bir kapı tıklandığında hızla arkasını döndü. Hiç bir şey yoktu... "Yanlış duydum herhalde." dedi kendi kendine. Duyduğuna çok emindi... İşini bitirdikten sonra öğretmenler odasına geldi. Boştu. Kendi dolabını açtı ve sekizinci sınıf kitaplarını aldı. Dolabını kapadı ve çıktı öğretmenler odasından. Öğretmenler odasından çıktı ve sekizinci sınıfların katına çıktı. Kapıyı açtı ve sınıfa girdi. Öğrenciler ayağa kalktığında hepsinin yüzüne baktığında hepsinin yüzü korkmuş gibiydi. "Hello!" dedi Maisie. "Hello!" diye cevap verdi öğrenciler. "Good morning. Sit down please." dedi ve sınıf defterini doldurarak derse başladı Maisie. •🕯️🚪• Tüm günü bu kasvetle geçmişti Maisie'nin. Son dersindeydi. Dersi yedinci sınıflaraydı. "Countability" konusunu işliyordu. "Celebrations" ünitesindeydiler. Dersin bitiş zili çaldığında "Hoşçakalın canparçalarım" diyerek sınıftan çıktı. En alt kata yani öğretmenler odasının olduğu kata indi. Koridorun sonunda bir karartı gördü. Kanı çekilmişe döndü Maisie. Kalbi boğazında atıyordu sanki çünkü bu onu üçüncü görüşüydü. "Uydurmadır." diye kendini rahatlatmaya çalışıyordu ama pek başarılı değildi. Eşyalarını topladı ve çıktı.Arabasına bindi ve yola koyuldu. Evde ise onu bekleyen bir sürpriz vardı. •🕯️🚪• Beklenmedik anlar hep korkutucudur. İnsanlar bilerek yaptığı, bilinçle yaptığı şeylerden asla korkmazlar. İnsanlar isteyerek dilini ısırırsa acımaz çünkü bilinçle yaptığı için çok ısırmaz. Sonuçta insanlar bile isteye kendisine zarar vermez. Ancak yanlışlıkla dilini ısırırsa bir insan, acı çeker. Çünkü çenesi tam kapanır ve güçlü kuvvet uygular. Beklenmedik anda beklenmedik olan olaylar insanları paramparça eder... Daire 20'nin kapısı aralıktı. İçeriye uzun bir insan silüeti girdi. Yatak odasına gitti ve makyaj aynasının önüne kafatası desenli kan kırmızısı bir şal bıraktı. Bir şamdan bıraktı masaya. Elinde bir şişe kan vardı. Parmağı ile ön üç tane çember çizdi. Şamdanın mum koyulan yerinede çizdi. Kan kokan bir parşömen kağıdına kan ile "Nefesin İzini Sür" yazdı ve bıraktı. Daha sonra aynaya bir kaç sözle üfledi. Artık aynaya her bakınca bir silüet görecekti ancak arkaya bakınca görmeyecekti. Kapıyı aralık bırakarak çıktı ancak unuttuğu bir şey vardı. Onu yapmak için döndü. Girişten aynaya kadar kan döktü. Kapıyı aralık bırakarak çıktı. Eksik parçalar tamamlanmasını bekliyordu... •🕯️🚪• Arabasını park etti Maisie. Çantasını aldı. Arabayı kilitledi ve apartmana giriş yaptı. Butona bastı ve kat düğmesine bastı. Asansör kata ulaştığında kapısını doğru yürüdüğünde başından aşağı kaynar sular döküldü. Kapı aralıktı. İçeride kanlar vardı. Çığlık atacakken kendini zor durdurdu. Korkarak çizmelerini bile çıkarmadan içeri girdi. Kan izlerini takip ederken burnuna garip bir parşömen kokusu geliyordu. Çok kasvetli fakat güzel kokuyordu. Huzursuzluk verirkende rahatlatıyordu. Çok garipti. Temkinli adımlarla yavaşça yatak odasına doğru gitti.Odadan içeri girdiğinde ikinci kez başından aşağı kaynar sular döküldü.İçeride kanla bir parşömen kağıdının üstüne yazılan "Nefesin İzini Sür." yazısı vardı. Kırmızı,kafatası desenli bir şal vardı. Bir şamdan ve 13 tanesi masada 1 tanesi şamdanda olan çember vardı. Aklı ermiyordu. Bunlar da neyin nesiydi? Bunu düşünürken aklına lanet geldi. Ancak laneti çok hatırlamıyordu. Pencereye baktı. Hava daha kararmamıştı ancak kasvetli ve karanlıktı. Pencereden başını aynaya çevirdiğinde çığlık attı. Aynadaki yansımada kapıda bir silüet vardı. Arkasını döndü. Yoktu... Nereye gitmişti bilemezken korkudan ayakta zor duruyordu. Ecel terleri döküyordu adeta. Eline bir peluş ayı alarak yatağa atladı ve hemen gözlerini kapadı. Üstüne yorganı çekti. Hala titriyordu. Korkmuştu ve gerilmişti. Hiç bir şey düşünmeden hızlıca,ecel terleri dökerek uyudu. •🕯️🚪• İnsan kaderinden saklanamazdı. Bulutların üstünde karanlık bir günde geziyordu Maisie. Gökyüzü kan kırmızısıydı. Ne olduğunu bilmiyordu Maisie. Beklerken bir ses duydu. "Üç mum laneti ile lanetlendiniz. Masanızdaki şalı her gün takacaksınız. Her gün aynaya bakacaksınız. Bakmaz ve takmazsanız kötü şeyler olabilir... Yapmanız gereken 14 adet mum toplamak. Bu mumlar günlük yaşamınızda herhangi bir yerde olacak. Bulmamanız imkansız. Karşınıza kaçınılmaz şekilde çıkacak. Bu mumlar erimez fakat sönebilir. Onları eve getirip yakacaksınız. Asla sönmeyecekler. Zaten rüzgar olmadan sönmez. Eğer toplarsanız mumlar ve şamdanla banyoya gidin. Kuru güllerle lavaboya bir çember yapın ve mumları şamdan ortada olacak şekilde dizin. Sonra üç kez gözünüzü kapayıp 'Ich werde frei' diyin. Kurtulacaksanız. Eğer başaramazsanız başınıza ne gelir bilinmez. Ancak kötü bir şey olacağı kesin. Her çarşamba bir mum bulup 18.00'da yak. İyi Şanslar..." Daha sonra irkilerek uyandı Maisie. Hayatı sonsuz bir karanlığa hapsolmuştu. •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• "Kader kaçınılmaz bir karabahttır." Bölümü nasıl buldunuzzz?? Yazım dili biraz basit olabilir. Lütfen görmezden gelin. Gelişmeye çalışıyorum. Yazdığım üçüncü kitap çünkü. Maisie'yi sevdiniz mi? Ben çok sevdi mm Her neyse canparçalarım,mum yakma günümüz yani bölüm günümüz Çarşamba,saati ise 18.00 Tam 14 mum yakacağız!! 🕯️ Sen olsan bu rüyadan önceki son sahnede ne yapardın? O zaman Esenlikler canparçalarım 💅🏻 "Bir sonraki çarşambaya kadar sessiz ol."🕯️🚪
Bölüm 2
GİRİŞ | ŞAMDAN 🕯️
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.