-Ne?
-Ders başlayalı 5 dakika oldu.
-Eeee!
-Ders fen…
-Koş! Ne olur hoca gelmemiş olsun.
-İnşallah hoca gelmiştir de sizi azarlar.
-Abi senin dersin de Türkçe!
-Niye bunu önceden söylemiyorsun?!
-Sus da koş.
Aylin ve Defne sınıfa girdikten birkaç saniye sonra hoca gelmişti ama Bora’nın sınıfında aynı şey söz konusu değildi…
-Yetiştik, yetiştik. İnşallah abim yetişememiştir.
-Tam zamanında yetişmişiz bak hoca geldi.
-Evet.
O sıra da Bora
-Bora neden geç kaldın, zilin çaldığını duymadın mı?
-Özür dilerim hocam.
-Geç yerine bir daha olmasın. Çünkü bir dahakine bu kadar iyi olmayabilirim.
-Tamam hocam bir daha olmaz.
-Derse geçelim.
Bir daha beddua etmeyeceğim ya. Kesin onlar saniyelerle yetişmişlerdir.
-Zil çaldı çocuklar çıkabilirsiniz.
-Hemen Aylin’in yanına gitmeliyim.
-Ahahah abi biz içeri girdikten saniyeler sonra hoca geldi. Sen azar yedin değil mi?
-Evet…
-Melek gibi bir olduğum için bedduaların bana işlemiyor abi.
-Sus Aylin hiç de melek gibi değilsin!
-O yüzden mi bana dilediğin kötü şanslar sana geliyor.
-Kes sesini Aylin.