İçeriğe geç

NE DİLEDİĞİNE DİKKAT ET

Bölüm 1 · 5 dk okuma

NE DİLEDİĞİNE DİKKAT ET

Bölüm 1

İKİNCİ KEZ ÜFLENEN MUM

"Mutlu yıllar sana, hadi pastanı üfle!"

Sakince pastanın üzerindeki mumları üfledim. Hepsinin sönmesi üzerine ısrarla yanmaya devam eden tek mumu bir daha üfleyerek söndürdüm. "Tebrik ederim sevgilim."

ilk hediyemi kocaman bir öpücük ile Cihandan almıştım. Çok eğlenceli bir akşamın ardından terasta oturup sohbet etmeye ve bir şeyler içmeye devam ediyorduk.

"Gerçekten çok şanslısın Yağmur seni çok seven ve tüm şarkılarını sana yazan bir kocan var." yalandan gülümsedim ancak moralim bozuldu. Tüm şarkılar banaydı, ya da öyle sanalım. "Evet bence de çok şanslıyım." Şakalaşmalar,dedikodular ardı arkası kesilmeden devam ediyordu.

"Sevgilim sahiden son şarkını kime yazdın?" ani sorumla etraf buz kesti. Cihan donuk bakışlarla ve korkulu tavrıyla

"Tabiki sanaydı aşkım." desede ikimizde bunun bir yalan olduğunu biliyorduk.

"Şarkında geçen o çok sevdiğin papatyalar gibisin sözüde mi bana yazıldı ama benim çiçek polenlerine alerjim var. Çiçeklerden nefret ederim."

Herkes biraz keyif alır gibi biraz da şaşkın şekilde bizi izliyordu. Cihan yalanı için biraz düşünüp cevap verdi

"Ben, ben artık şarkılarımın tamamını kendim yazmıyorum biliyorsun. Çok yoğun bir sanatçıyım. Bazı sözler bana ait değil."

Herkesten şaşırdıkları için bir uğultu duyuldu. "Ama son şarkın için çok fazla uğraştın. Saatlerce oturup söz yazmaya çalıştın." Cihan yine yalan uydurmaya başlamıştı.

"Evet ama belki de sürpriz bir şarkı seni bekliyordur." Bu sefer herkesten daha büyük bir uğultu duyuldu. Konu dağılmıştı ama aramızdaki gerginlik hâlâ devam ediyordu. Herkes yine eğlenceye dönmüştü. Cihan gergin olsa da bu durumu belli etmiyor ve keyif alıyormuş gibi yapıyordu. Şu an tam karşısında oturmuş onunla yaptığım bu evliliğin yanlış bir karar olup olmadığını düşünüyorum.

"Yağmur nereye? Gece daha yeni başladı ama sensiz olmaz." " Çok başım ağrıyor biraz uyusam iyi gelir siz eğlenmeye devam edin." Cihan kafasını kaldırıp bakmadı bile. Odaya geldim ve uzanıp tavanı izlemeye başladım. Karar vermiştim. Onunla yaptığım bu evlilikten çok pişmandım.

"Keşke farklı seçimler yapsaydım." Yavaşça uykuya daldım.

"Kalksana, Yağmur!" gürültü bir şekilde iç çektim.

"Uyumak istiyorum rahat bırak beni" ısrarla dürtülmeye devam ettim.

"Ya bırak beni diyo-" sinirle kalktığım an gözgöze geldiğim kişiyle şoka girdim. "Aa lisedeki balık suratlı, menapoza giren matematik hocam. Hahaha her ders uyuklayıverirdi. Üstüne götürdüğümüz soruları da çözemez hatalı derdi. Vay bee rüyama nasıl girdin sen!"

sınıfta kahkaha yankılanıverdi. Aysel hoca suratıma kızarmış suratıyla bakıyordu.

"Bak şimdide domates oldu. Sahiden niye her sinirlendiğinde kızarıyordu acaba?"

"Yeter artık saygısız,terbiyesiz. Çık çabuk dersimden. Doğruca müdürün yanına!" o kadar yüksek bir sesle bağırmıştıki kulağım çınladı. "Pardonda niye kalkıp ben gidiyorumki sen git. Bu benim rüyam." hocanın yüzü gitgide daha da kızarıyor, eli ayağı titriyordu. Eğer bu gerçekten yaşanmış olsaydı kadının üzerinde bir travma oluşurdu.

"Hocam Yağmur ayıkamadı herhalde hâlâ rüyada sanıyor kendini." yana ters bir bakış attım.

"Iyyy bu lisedeki kasıntı İsmail. Ne boş bir tiptin sen ya gördüğün her kıza, hatta dişi sineğe bile yürüyordun. Birde sevgilin vardı senin gibi kasıntı her erkeğe yürüyen."

"Aa ne diyorsun sen be?" diye bir çığlık geldi sevgilisinden. Hiç oralı bile olmadım ama Aysel hoca yeter diye öyle bir bağırdıki işte o zaman sarsıldım.

"Yağmur kalk git müdürün yanına yoksa bende senle beraber gelmek zorunda kalacağım." kafamı tekrar sıraya koyup bu rüyadan uyanmayı dileyecektim ki kolumu hızla tutup beni çekiverdi. "Derhal müdüre!" Şok içindeyim çünkü kolum acıdı ama bu bir rüya. Rüyalarımda hiçbir şey hissetmezdim. Koluma sert bir çimdik atıverdim. Acısıyla yüzümü buruşturuverdim.

"Nasıl ya bu bir rüya!" "Ne rüyası Yağmur ne diyorsun kızım sen? Terbiyesiz" hızla sınıftan çıktım. Tuvalete doğru koştum. Elimi yüzümü yıkadım.

"Lütfen bu bir rüya olsun. Lütfen" tekrar ve tekrar yüzümü yıkıyordum, kendimi çimdikliyordum. Çok fazla kitap okuduğum için bunlar başıma gelmiş olmalıydı.

"Hayır olamaz ama bu, bu imkânsız!" kafamı kaldırdığım an aynadaki liseli Yağmurla gözgöze geldim. Sanarım bu gerçekti. Aniden kapı açılıverdi. Üzerinde nöbetçi rozeti olan bir öğrenci bana baktı.

"215 nolu Yağmur sen misin?"

"Evet?"

"Müdür seni çağırıyormuş."

kafamı salladım ve yürümeye başladık. Hâlâ bunun nasıl olabileceğini düşünüyorum çünkü bu imkansız bir şey. Bu bir türlü rüya ya da şaka olmalı. Umarım şakadır bazdn Cihan saçma sapan şakalar yapar. Kapının önünde durduk, kapıyı çalıp açtım. Nöbetçi kız ise kendi masasına gitti. Kafamı içeri eğdiğimde üzerinde okul forması ile oturan esmer tenli bir çoçuk bana doğru bakıyordu. İçeri geçip karşıdaki koltuğa oturdum. Dik dik birbirimize bakıyorduk ve bunu sanarım beş dakikadır yapıyoruz. Onun kim olduğunu hâlâ anlamış değilim.

"Senin suçun ne?"

konuşmayı başlatan ilk o oldu.

"Bir suçum yok benim."

aşağılayıcı şekilde güldü.

"O zaman müdürle birer bardak kahve içmeye geldin."

"Sen kendini komik zannediyorsun herhalde ergen. Bu ergenlerde hiç çekilmiyor."

az önceki gülüşü hafif bir kahkahaya evrildi. "Sanarım sen kendini yetmiş beş yaşında hissediyorsun ama biyolojik yaşın benimkiyle aynı. Hatırlatayım dedim."

gözlerimi devirdim. Nerden bilecekti tabi ergen, kırk yedi kromozomlu. Karşısında 26 yaşında yetişkin bir kadın oturuyordu. Sinirle açılan kapının içinden bizim yer cücesi müdür çıkıverdi. "İkinize de ne yapsam az! Nefret ediyorum sizin gibi öğrencilerle uğraşmaktan. Terbiyesiz herifler" gizlice gülerken onunda aynısını yaptığından emindim.

"Ulan akılsızlar biriniz hocayla alay eder diğeriniz yine adam döver. Ne yapayım ben size, ne istiyorsunuz tutanak mı uzaklaştırma mı?" sessizce masayı incelemeye başladım. Vay be şu lisede azar yerken masa incelemeyi ne özlemişim.

Hoca hâlâ söylenirken gözüme takvim yaprağı çarptı. 16 Şubat 2018. Tam acaba diye düşünüyorken odanın kapısı çaldı.

"Gelin!"

"Hocam merhaba müsait misiniz, ben yeni nakil gelen öğrencinin annesiyim. Cihan gel oğlum." müdür bize tersçe bakarak çıkma emri verdi ancak ben sadece ona bakıyordum. Kocamın lisemize nakil geldiği ilk güne mi dönmüştüm cidden. Yanından usulca geçerken öylece başını eğmiş yeri izliyordu. Eskiden hep utangaç bir kişilikti zaten a ki büyüyüp ünlü bir şarkıcı olmanın egosunu taşıyana kadar. Nöbetçi masasının yanındaki boş sandalyeye oturdum. "Sen nereye ergen?"

arkasını dönüp bana baktı.

"Senin gibi yaşlı olmadığım için biraz gezintiye çıkayım dediim teyzeciğim. Yani okuldan kaçıcağım. Gelmek ister misin?"

hayır anlamında kafamı salladım.

" Sakın öğretmenlerin balkonunun altındaki boşlukta sigara falan içeyim deme bugün müdür oraya kamera taktırdı."

ben konuşmamı bitirmeden zaten çoktan uzaklaşmıştı. Bu ergenlere gerçekten sinir oluyorum. Dakikalarca Cihanların çıkmasını bekledim.

İşte sonunda çıktı. Annesi uzaklaşırken ben de kocamın arkasından koşturuyordum.

"Cihan bekle Cihan"

durup bana baktı.

"Bak hiç komik değil ama lütfen bana bunun bir şaka olduğunu söyle." öylece durmuş anlam veremeyerek bana bakıyordu.

"Yoksa sana da mı aynısı oldu?"

"Ne diyorsunuz gerçekten anlayamıyorum?" kafayı yemenin eşiğindeyim. Ne oluyor bana anlayamıyorum. Üstüne üstlük sanarım kocam beni tanımıyor.

"Ben sanarım seni başka biriyle falan karıştırdım. Kusura bakma bu arada sınıfın koridorun sonunda." tepkisizce önünde dönüp yürümeye devam etti. Anksiyetesi olan birisiydi ve şu andada çok gergin olduğunu hissedebiliyordum. Öylece arkasından baktım. Acaba beni daha neler bekliyordu?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.