İçeriğe geç

Mystic Gölgesi

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Mystic Gölgesi

Bölüm 2

Gölgelerin fısıltısı

​Kütüphanenin o ağır, küflü kokusundan kurtulup soğuk gece havasına kendimi attığımda kalbim göğüs kafesimi dövüyordu. Elimdeki günlüğü gömleğimin altına, tenime değecek şekilde sıkıştırdım. Sanki günlük değil, canlı bir varlık taşıyordum.

​Kampüsün o meşhur, ışıkları titreyen dar sokağına girdiğimde ensemde birinin bakışlarını hissettim. Adımlarımı hızlandırdım. Ayakkabılarımın beton üzerindeki sesi, sessizliği bir bıçak gibi kesiyordu. Tam köşeyi dönüp ana yola çıkacakken, sert bir el kolumdan yakaladı ve beni hızla karanlık bir girintiye, duvara doğru çekti.

​Çığlık atmak için ağzımı açtığım an, buz gibi bir el ağzımı kapattı.

​"Sessiz ol Kath," dedi tanıdık, tok ve tehlikeli bir ses.

​Bu Yabancı’ydı.

​Beni duvara yaslamıştı. Bedeni o kadar soğuktu ki, aramızdaki ince kıyafetlere rağmen tenimdeki ürpertiyi hissedebiliyordum. Gözleri... O kehribar rengi gözler, karanlıkta sanki kendi ışığını yayıyordu. Normal bir insanın gözleri bu kadar parlak olamazdı.

​"Sen..." diye fısıldayabildim, nefesim kesilmişti. "Kimsin sen?"

​Yabancı, yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Aralarında milimler kalmıştı. "Ben senin hayatta kalmanı sağlayan tek kişiyim," dedi fısıltıyla. "Şu an tuttuğun o günlük sadece kağıttan ibaret değil. O bir mühür. Ve o mühür, seni avcıların hedefi haline getirdi."

​Tam o sırada, sokağın girişinde bir gölgenin hızla hareket ettiğini gördüm. Bir insan figürüydü ama hareketi... bir insanın yapabileceğinden çok daha hızlı, bir yırtıcıyı andırıyordu.

​Yabancı'nın bakışları bir anlığına o yöne kaydı. Çenesindeki kasların gerildiğini gördüm. Bana geri döndüğünde sesi daha da sertleşmişti. "Eve git ve kapını kilitle. Eğer o günlüğü açarsan, geri dönüşün olmaz."

​"Neden bana yardım ediyorsun?" diye sordum, sesim titreyerek.

​Yabancı, dudaklarının kenarında belli belirsiz, acı bir gülümsemeyle cevap verdi: "Çünkü kader, bazen yanlış kişileri bir araya getirir."

​Beni bıraktığı an, bir sis bulutu gibi karanlığın içinde kayboldu. Nefes nefese duvara tutundum. Gitmişti. Ama az önce durduğumuz yerde, betonun üzerinde küçük bir damla... parlayan, alışılmadık bir sıvı lekesi kalmıştı.

​Eğilip dokundum; soğuk ve metalik kokuyordu. Bu bir kan lekesiydi ama rengi simsiyah parlıyordu.

​Onun soğuk nefesini boynumda hissettiğim an, hayatımın artık bana ait olmadığını anladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.