İçeriğe geç

My Silent Neightmare

Bölüm 1 · 3 dk okuma

My Silent Neightmare

Bölüm 1

Neden Konuşmuyor?

Yaptığım şey sadece soru çözmek, yan odada veya aşağıda ne olduğunu bilmiyorum. Çünkü, konuşma ve işitme engelliyim.

Sebepsiz yere yapılmış olan onca şeye rağmen ayakta kalmaya çalışan bir engelli, kısaca;

Lee Felix.

İş gezilerinden veya daha farkı bir şey bilmiyorum, sıklıkla evde olmayan yengem ve amcam beni okula göndermeye karar kılmıştı. 17 yaşında ilk defa okula giden bir gençten ne beklersiniz ki? Ama ben öyle değildim. Engelim dolayısı evde sadece alt yazılı videolar veya işaret dili tercümanları ile birlikte derslere katılım yaptım.

Engelimin iyi yanı ise, kavga veya bağırışmalari duymuyorum ya da bana her kim hakaret ederse umursamıyorum çünkü duymuyorum. Kötü yanı ise sadece benimle işaret dili veya kalem kağıtla iletişim kurulması. Bana edilen hakaretlere karşı sadece ellerimi ve kollarımı oynatarak karşılık veriyorum. Ve kesinlikle can sıkıcı.

Birinin kolumu dürtmesi ile kafamı kitaptan kaldırdım ve arkamdaki adını sadece yaka kartından bildiğim Bayan Seori'nin ellerini oynamasını izledim.

"Gidelim Bay Felix, sizi bekliyorlar."

Başımı öne eğdim ve ellerimle karşılık verdim.

"Sağol, beklemelerini söyle, geliyorum."

Başını tamam anlamında sallayarak çıkan hizmetçinin ardından telefonumu ve insanlarla iletişime geçmemde yardımcı olan defterimi ve kalemimi yanıma alıp basamaklardan aşağı doğru ilerledim.

Gitmekten korkmuyor çünkü bana yapmaya çalışacakları zorbalıklara karşı savunmayı biliyorum. Yapabildiğim en yararlı şey olabilir. 4 sene önce amcam ile başlamıştım, şimdi hobilerim arasındaki önemli bir parçaya sahip oldu.

"Kulaklığını aldın mı?"

Amcamın elleri ile yaptığı soruya aynı şekilde cevap verdim.

"Evet, aldım."

Duyamıyorum ama ritim hissedebiliriyorum, bu beni hayata bağlayan kısıtlı şeyler arasından olabilir.

Yengem sırtıma çantamı taktı, daha sonra saçımı sevip nasihatta bulunmaya başladı.

"Dikkat et Yongbok, sakın başkalarının yaptıklarını umursama. Bir şey olursa savunmaya geç ve hemen bizi ara."

Bunları hareketler ile yaptıklarını söylememe gerek kalmadığını da düşünüyorum.

"Tamam yenge, endişelenme."

Arabaya binip okula gitmeye koyulduk. Dışarıyı izlemeye başladım, kuşların cıvıltısını veya bilmiyorum sahlideki denizin dalga seslerini hep duymak istemişimdir. Ara sıra amcam ile konuşurken bana denizden bahsetmişti. O zaman çok merak etmiştim sesini. Huzur verici olduğunu, duymasam bile oraya gidip sakinleşebileceğimi söyledi.

Ama, zaten sinirlenecek ve sakin kalmak için gereken duyguların bende olamaması, zaten oraya gitmeme gerek kalmadığını çığırıyor.

Okulun önünde durduktan sonra şoföre selam verip okula girdim. Şuana kadar kimse varlığımı fark etmemişti, bu iyi bir şeydi. Öğretmenler odasını bulup benimle ilgilenecek olan Bayan Kim Ha-ri 'nin masasına gittim. Bu öğretmeni işaret dili bilmesinden dolayı seçmiştik.

Hocaya dokunarak bana bakmasını sağladım ve başımı öne eğip selam verdim.

"Merhaba, ben yeni öğrenci. Lee Felix, acaba sınıfımı öğrenebilir miyim?"

"Merhaba Felix, sınıfa götüreyim seni."

Ayağa kalkacakken onu durdurdum ve söylemem gereken en önemli şeyi söyledim.

"Sizden bir ricam var, engelimi lütfen sınıftakilere söylemeyin. Sakin Bir şekilde karşılanmak istiyorum."

Hoca elini omzuma koyup gülümsedi ve onayladığını belli etmek amacı kafasını salladı.

Sınıfa doğru geldiğimizde koridorlarin ne kadar sakin olduğunu fark ettim. Kapının önüne geldiğimizde nefes alıp verdim ve onaylayarak sınıfa girdik.

"Günaydın çocuklar, aramıza yeni bir öğrenci geldi. Lee Felix, lütfen onunla iyi anlaşın."

Selam verdiğimde herkes alkışlamaya başladı. Bayan Ha-ri oturmam gereken sıraya doğru işaret etti ve kitapları açtı.

Sıram cam kenarı en arka sıraydı. Tek oturmak benim için avantajdı. Sınıfa göz gezdirmeden, tahtaya yazılanları birebir deftere geçiriyordum. En sonunda zil çalmış olacak ki herkes ayaklandı bende hemen kulaklığımı alıp ses çıkartmadan masaya gömüldüm.

Yanıma iki kız gelip beni dürttü, kulaklığımı çıkartıp sadece ağızlarını okumaya çalıştım.

Dikkat edersem okuyabiliyordum.

"Merhaba, okulu gezdireyim mi?"

Kafamı hayır anlamda sallayınca morali düşmüş olmalı ki yüzü asıldı.

"Okula yeni geleceğini duymuştum, ama hayal ettiğimden daha iyi çıktın!"

Boş boş bakmaya devam ettiğimde yanındaki arkadaşına baktı, kendi aralarında "Neden konuşmuyor?" Tarzı zırvalamalar yapınca göz devirdim ve kafami cama doğru çevirip gözümü kapattım.

Sadece gözümü kapatmam ile dünya yok oluyordu. Ne kadar garip değil mi?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.