Jin uzun zaman sonra kendini sağlıklı ve enerji dolu hissediyordu yatağında biraz esnedi bu yatak hep bu kadar rahatmıydı yastığına sarıldı sonra eline birşey bulaştı şöyle bir baktı görüntüsü kötüydü elini yavaşça burnuna götürdü aldığı çikolata kokusu ile şok olmuştu hemen ayağa kalktı yatağına baktı heryer çikolataydı hangi kafayla yapmıştı bunu üstelik heryerinede bulaşmıştı hemen yatağın nevresimlerini çıkardı, ama kurtulacak gibi değildi en iyisi büyükannem görmeden hepsini yok edeyim dedi mutfağa koştu çekmeceden çöp poşeti aldı hızlıca odasına döndü kirli çarşafları doldurdu ağzını bağladı şimdi sıra kendindeydi hemen banyoya girdi üstünü çıkardı şişkin karnına baktı "buda senin işin değilmi yaramaz" dedi ama yapacak birşey yoktu duşa girdi güzelce yıkandı uzun bir banyo keyfi yaptı banyodan çıktı üstünü giyindi vücut bakımlarını yaptı bu gün kendini şımartacaktı karnına çatlamasın diye kremini sürdü Taehyung ona Yoongi'nin sürdüğünü söylemişti keşke herşey farklı olsaydı Namjoon yanımda olsa o sürerdi banada ama ne yapalım kısmet dedi.
Yatağa yeni çarşaflar serdi işte olmuştu şimdi kahvaltı vakti diyerek odadan çıkacaktı ki durdu bu ani gelen enerjinin sebebide neydi bebeği iyimiydi acaba, belkide o alfanın feromonları işe yaramıştı ona birşey olmasın o sağlıklı olsun ben başka birşey istemem dedi kollarını karnına sarmış bebeğinden güç alıyordu.
Mutfağa girdiğinde büyükannesi ile kahvaltı yapan bir delta görmek bu gün bekleyeceği son şey bile değidi jin ters ters Namjoon'a baktı
Senin ne işin var burda
Namjoon seni merak ettim hem konuşmamız gereken konular var
Jimin Büyükannesine döndü ters ters baktı
onu senmi çağırdın diye sordu.
Hayır tabiki senden izinsiz böyle birşey yapar mıyım hiç, hadi otursana acıkmadınmı diye sordu
Jin hemen masada her zaman oturduğu sandalyesine oturdu iştahla kahvaltısını yemeye başladı zaten her zaman iştahlıydı ama son zamanlarda yemek yerken kendini kaybediyordu
Namjoon iştahla yemeğini yiyen Jin'e hayran gözlerle bakıyordu Jin arada gözlerini kapatıyor mırıltılar çıkararak lokmasını çiğniyordu arada bir dudaklarına bulaşan sosu yalaması Namjoon için dayanılması zor bir görüntüydü.
Namjoon Jin'i dikkatle izlerken gözü karnına ilişti onun karnımı büyümüştü tanrım bebeği büyüyordu bu nasıl güzel bir duyguydu böyle bu sırada mutfağı sıcak çikolata kokusu sarmıştı Jin aldığı güzel feramon kokusu ile başını kaldırdı kokuyu derince içine çekti bu koku,çok güzel kokuyordu
Namjoon ilk defa elinde olmadan feromon salgılamıştı başını önüne eğdi "özür dilerim kendime hakim olamadım" dedi
Jin tam ağzını açıp biraz daha dikkat et diye Namjoon'u tersleyecektiki olduğu yerde dondu kaldı ellerini karnına sardı.
Namjoon panikle" ne oldu iyimisin" diye sordu
Jin "yok bişey iyiyim ben, ne konuşmak istiyorsun benimle ne konuşacaksan konuş ve hemen git "dedi
Büyükannesi Jin'e döndü "benim şehir merkezine gitmem lazım halletmem gereken işler var Namjoonda yanındayken halledeyim" dedi.
Jin itiraz bile edemeden kalkıp mutfakatan çıktı.
Jin "istersen salonu na geçelim" dedi.
Namjoon başını salladı birlikte salondaki koltuklara oturdular Jin "seni dinliyorum" dedi.
Namjoon "biliyorum bana ve aileme çok sinirlisin ama lütfen itiraz etmeden sabırla beni dinle tamam mı "
Jin başını salladı
"Bebeğimizin türü ile ilgili araştırma yaptım iki aydır görüşmediğim uzman kalmadı"
Jin "Eee lafı uzatma açık konuş" diye tersledi.
Namjoon "thita şimdiye kadar dünyaya gelmemiş sadece bir efsane olarak biliniyor efsaneye göre insanların zihnini kontrol edebiliyormuş yani hipnoz gibi birşey yapıyormuş tüm kurtların özelliklerini aynı anda taşıyorumuş mesala bir omega kadar narin ve güzel bir alfa kadar baskın yada bir delta kadar güçlü olabiliyormuş feromunlarını kontrol edebilir istediği her feromunu salgılayabilirmiş"
Jin "bir canvardan bahsediyorsun sanki" dedi
Namjoon " ben sadece duyduklarını sana anlatıyorum eğer bunlar doğruysa ki bence doğru bu herşeyi açıklıyor"
Jin "açık konuş" diye çıkıştı en nihayetinde onun bebeği hakkında böyle suçlayıcı bir bir şekilde konuşamazdı.
Namjoon "Olanları düşün sende anlayacaksın tüm şehrin aynı anda uykuya dalması kapıların kilitlenmesi sonra annemin benim evlenmem için yanıp tutuşan annemin birden evliliğime karşı çıkması hatta senin bu çiftliğe kendini kapatman normalmi sence" diye sordu.
Evet şehir merkezinde olmayı severdi davetlerin ve sosyetenin göz bebeğiydi evde oturmayı sevmez yardım gecelerini asla kaçırmaz yalnızlıktan nefret ederdi ama yinede kabul etmek istemedi
"Dediğinde haklı bile olsan o daha küçücük bir embriyo bunları nasıl yapsın sen anneni savunmak için böyle konuşuyorsun" dedi.
Namjoon bıkknınlıkla nesfes aldı uzanıp Jin'in elini tuttu "bak tüm bunları bebek yapıyor demiyorum ruhu yapıyor diyorum büyücüyü hatırlasana" dedi.
Jin boş boş Namjoon'un yüzüne bakıyordu
Namjoon "bir cevap ver ne olursun" dedi.
Jin'in gözleri dolmuştu namjoon "ne oldu birşeymi oldu ellerin buz gibi iyi misin" dedi.
Jin hemen elini Namjoon'nun ellerinin arasından çekti "yok birşey iyiyim şakınım sadece" dedi.
Namjoon "anlıyorum kendini iyi hissetmiyorsan uzan biraz istersen" dedi.
Jin kabul etmedi Namjoon ayağa kalkıp Jin'in ayaklarından tutup " o zaman ayaklarını uzat daha rahat edersin" diyerek koltuğa uzanmasını sağladı Jin'in sırtına yastık koymayıda ihmal etmemişti .
İyi "geldi ayaklarım ağrımış cidden" dedi.
Namjoon "masaj yapayım mı iyi" gelir diyerek Jin'in ayaklarını kendi dizinin üstüne koydu yavaş yavaş masaj yapmaya başladı Jin yine bir anda donuklaştı.
Namjoon "sen iyi değilsin neler oluyor" diye sordu
Jin "birşey hissettim ama ne olduğunu bilmiyorum" diye cevapladı.
Namjoon kötü birşey mi var yoksa canınmı yandı yoksa ben dokundum diyemi oldu istersen geri çekileyim"diye ilgiyle sordu Jin başını iki yana salladı Namjoonda bu sırada bıraktığı masaja devam etmeye başlamıştı.
Jin bu sefer emindi "bebek, onu hissettim kıpırdadı"dedi gözleri dolmuştu.
Namjoon hemen yerinden kalkıp Jin'in önünde diz çöktü "ciddimisin inanamıyorum bende dokunabilirmiyim" dedi Jin onu onayladı üzerindeki sabahlığın iplerini çözdü pijamsını kaldırdığında hafiften belirgenleşen karnı ortadaydı Namjoon elini koyduğunda Jin bu sefer kesinlikle emindi evet bu kıpırdayan kesinlikle bebeğiydi evet dedi sen dokununca hareket ediyor galiba babasını özlemiş dedi.
Namjoon mutluluktan ölebilirdi babası demişti evet o babaydı bu minik yavrunun babasıydı Jin'e sıkıca sarıldı "çok teşekkür ederim bana bu duyguyu yaşattığın için beni bebeğinin babası olarak seçtiğin için çok teşekkür ederim ne olur artık beni kendinden mahrum etme beni sensiz bırakma" dedi.
Jin'in tüm kaygıları stresi yorgunlukları uçup gitmişti Namjoon'a sarılmak uzun bir yolculuktan sonra eve dönmek gibiydi yuva gibiydi dünyanın en güvenli sığınağında gibi hissettiriyordu Jin'de bu Samimi sarılmaya karşılık verdi oda sıkıca sarıldı "bende bende sana teşekkür ederim benden vazgeçmediği için benim tüm huysuzluklarıma katlandığın için teşekkür ederim" dedi.
Namjoon "sen neyden bahsediyorsun anmalmıyorum ne huysuzluğu benim omegam dünyanın en tatlı omegası istesede yapamaz" dedi Jin gülerek geri çekildi gözleri dolmuştu ama bu defa mutluluktan dolmuştu
Namjoon ayağa kalktı Jinde ona uyarak ayağa kalkmıştı Namjoon ceketinin cebinden küçük bir paket çıkardı Jin'in önünde diz çöktü Jin'in gözlerine bakarak "bir delta asla hiç kimsenin önünde diz çökmez ama ben senin önünde bir ömür diz çökmeye hazırım bir ömür kölen olmaya razıyım diyerek kutuyu açtı bu yüzüğü seni baloda gördüğüm günün sabahında seni düşünerek almıştım hep sana vereceğim günü bekledim biliyorum daha güzel bir ortam hazırlamam gerekirdi belki ama beni affet daha fazla dayanamayacağım benimle birlikte yaşlanırmısın" diye sordu.
Jin şok olmuştu ne demeliydi sahi nasıl konuşuluyordu aklı,kalbi durmuş gibiydi evet dedi evet seninle birlikte yaşlanmak isterim bu hayatı her ne kadarsa kaç gün ömrüm varsa hepsini seninle yaşamak istiyorum"
Namjoon yüzüğü çıkardı Jin'in parmağına taktı "işte şimdi ait olduğu yerde"dedi.
Jin elindeki yüzüğe baktı " çok güzel" dedi.
Namjoon "senin parmağında olduğu için çok güzel görünüyor" dedi.
Jin'in yanakları pembeleşmişti Namjoon Jin'in yanaklarını ellerinin arasına alıp okşadı "benim omegam utanmışmı kıyamam ben sana tanrım sen çok tatlısın" dedi.
Jin geri oturduğunda Namjoon hemen yanına oturdu "düğünümüzü planlayalımmı"
Jin "hayır dedi kalabalık sevmiyorum, istemiyorum lütfen tekrar kuyumcu emlakçı hiçbiriyle uğraşmak istemiyorum" dedi.
Namjoon "peki sen nasıl istersen ama istersen hepsini ben hallederim sen sadece düğüne gel yeter onunda sen olmadan yapamam" dedi.
Jin yüzünü buruşturdu "bence sen espri yapma" dedi.
Namjoon "espiri değildi ben ciddiyim ama bence şu an acil olarak nerede yaşamak istediğine karar vermen gerek sana gönderdiğim emlakçının gösterdiği evlerden hangisini sevdiğini söyle hemen hazırlatayım"
"Ben hiçbirini sevmedim hepside çok büyük yuva gibi değilde ev gibi duruyorlar "
"O zaman nerde yaşamak istersin sen söyle "
"Benimle burda yaşar mısın büyükanamin yanında"
Namjoon için burada yaşamak mantıklı değildi işine çok uzak üstelik kendi evine nazaran son derece küçük hemde tanımadığı bir başkasıda evde olacaktı ama Namjoon bir an bile düşünmedi "seninle her yerde yaşarım benim için yerin önemi yok sen ve bebeğim yanımda olsun yeter burayı istiyorsan burda yaşarız ben Yoongi'yi arayayım eşyalarımı getirsin"dedi bu arada çoktan telefonunu çıkarmıştı.
Jin beklmediği bu cevapla " hayır arama burası şehire uzak senin için zor olur hem yol çok uzun ben seni özlerim" dedi
Namjoon Jin'den ilk defa duyduğu bu sözlerle şaşkındı " bende seni özlerim keşke seni cebime koyup heryere götürebilsem" dedi ve son derece ciddiydi
Jin gülerek "neyse en iyisi senin evinde yaşamak ne dersin" dedi.
Namjoon "tamam olur o zaman Yoongi'yi arayayım senin eşyalarını taşısın" dedi.
Jin " bir dur dikkat dağınıklığın mı var senin birşey yapmadan duramazmısın, hemen gelemem büyükannemle konuşmalıyım apar topar olmaz sen git ben sonra gelirim" dedi.
Namjoon "kesinlikle olmaz seninle aylar sonra kavuşmuşken bırakıp gidemem bende kalacağım hem senin büyükannen benimde büyükannem sayılır hem isterse onuda götürürüz ne dersin"
Jin "bunları daha sonra konuşuruz şimdi ben acıktım sabahtan beridir burada oturuyorum baksana hava kararıyor" dedi.
Namjoon" sen otur ben hemen sana yemek hazırlarım ne yemek istersin" diye sordu.
Jin "kızarmış tavuk istiyorum" dedi
Namjoon mutfağa giderken büyükanneyide ara nerde kalmış istersen ben gelip onu alabileceğimi de söyle "dedi.
Bir süre sonra Namjoon yemeği yapmış masayı hazırlamıştı Jin masaya baktı kusursuzdu "senden bu kadar iyi bir performans beklemiyordum" dedi
"Senin için yemek kursuna gittim çok uğraştım ama değdi" dedi.
"Büyükanne nerde kaldı almaya gideyim mi" diye sordu.
Jin "bu gün arkadaşında kalacakmış galiba bizi yalnız bırakmak istiyor herkese yapmaz seni sevmiş olmalı" dedi.
Namjoon bu sırada Jin'nin tabağına sürekli masdaki yemeklerden koyuyordu "bende onu çok sevdim seninle ilgili herşey bu kadar mükemmel olmak zorunda mı" dedi.
Birlikte yemeklerini yemişler Jin'in tüm ısrarlarına rağmen Namjoon kabul etmemiş bulaşıkları tek başına yıkamış
Jin'e sıcak çikolata yapmış ve yanına oturmuştu Jin bir yudum alıp "sen ne kadar değişmişsin böyle, doğruyu söyle benim deltama ne yaptın" dedi.
Namjoon" ben değişmedim, sen beni değiştirdin sen yokken kendime çok iyi bakıyorum çünkü artık ben sana aitim sana layık olmaya çalışıyorum" dedi.
Jin'in gözleri doldu deltası hep mi bu kadar tatlıydı da omu görememişi.
Namjoon'a döndü kendinden beklenmeyecek bir hareket yaparak yanaklarını ellerinin arasına aldı ve dudaklarına yapıştı Namjoon'u şehvetli bir öpüşmenin içine çekti.