Sanki ölmemiş gibi.
Karşımda duruyor.
Çimenlerde oturmuş ve elinde bitirmeye çalıştığı, çiçeklerden yaptığı bir taç vardı.
Yüzünde ise her zaman gördüğüm gülümsemesi.
Yüzyıllar önce olduğu gibi, rastgele bir şarkı söylüyordu.
Yanına gitmeye korkuyordum çünkü sanki her an yok olabilirmiş gibi.
Her an uyanabilir mişim gibi ve yine gerçekler ile başbaşa kalıcak mışım gibi.
"Hey bak en sevdiklerin"
Bitirdiği tacı bana gösteriyordu.
Bütün çiçekleri özenle seçtiği belliydi.
"Evet, bunlar benim en sevdiklerim"
Yavaş yavaş yanına doğru adımladım ve örtünün üstüne oturdum.
Bir şelale, bir piknik sepeti, yaptığı taç, ağaç ve yeşillik, son olarak arada geçen muhteşem kuşların sesi.
"Burası eşsiz, insanın hep burda kalası geliyor"
"Evet "
"Biliyor musun? "
"Neyi? "
Tacı bana uzattı ve önceden bitirdiğini ise kendi kafasına koydu.
"Keşke sonsuza dek yaşasaydım, seninle"
---------------------
Sabah uyandığımda rüyanın etkisi ile birkaç saniye boyunca tavanla bakıştım.
'Gerçek değil'
Ama çok gerçekçi bir rüyaydı.
'Keşke öyle olsa'
Kalktım ve aşağıya kahvaltıya indim.
"Çocuk muyum ben? "
Elinde nesquik ile gelen jim öyle demiyordu.
"Ne, tadı muhteşem"
"Öyle ama, neyse"
Kase'nin içine biraz süt döktüm ve beklemeye başladım, biraz yumuşamaları gerekiyordu.
"Kabus mu gördün? "
"Onu gördüm, kabus değil"
"Anladım"
Elinde ki tabağı tezgaha koydu ve saate baktı.
"İşe gidiyorum, akşama işin var mı? "
"Bilmiyorum, şu yeni sergi açılışına katılıcam "
"Tamam"
Bende yemeğimi bitirdikten sonra işe gitmek için hazırlandım.
------------------
"Efendim istediğiniz herşeyi masanıza koydum"
"Tamamdır çekilebilirsiniz, teşekkür ederim"
Kadın başıyla onayladı ve beni odamda yalnız bıraktı.
Belgeler, belgeler, imzalanacak biraz daha belgeler.
'Kafamı kaldırınca duvarda belge görmekten korkuyorum'
Kendi kendime söylediğim cümleye gülerken belgeleri çekmeceye koydum.
'Şu sergi ayrıntıları neymiş bakalım'
Bilgisayarı açtım ve serginin adını yazdım.
'Valioso'
"Değerli, neden sergiye böyle ad vermiş? "
Beni ilgilendirmez, diye düşündüm ve ayrıntılara bakmaya devam ettim.
'Resimleri yapan kişi park jimin '
Park jimin google'da arattım.
'Çocukluğundan beri resim yapıyormuş, hatta birçok yarışmanın da galibi olmuş'
-----------------------
Kolumda ki saate baktım.
Sergi açılışı yaklaşıyordu.
Sandalyede aynı pızisyonda o kadar uzun süre kalmıştım ki sırtım çok ağrıyordu.
Kalktım ve ceketimi aldım odadan çıkmadan melody'e talimat verdim.
"İmzalanan belgeler çekmecede, herşeyi biliyorsun"
"Peki efendim, iyi eğlenceler size"
"Teşekkür ederim"
Serginin yapılacağı yere geldiğimde bazı tanıdık simalar aramaya başladım.
"Hey kim taehyung"
Arkamı döndüğümde eski ortaklarımdan birini gördüm.
"Nasılsın? "
"İyiyim, resimle ilgilendiğini bilmiyordum taehyung "
"Bilmiyorum, görmek istedim diyelim"
Gülümsemeye çalıştım.
O ise elinde ki bardağı tek dikişte içmişti.
"Bu bardaklara az içki koyuyorlar, bunu nerden almıştım ki? "
Etrafına bakmaya başladı ve aradığı şeyi bulunca yanımdan uzaklaştı.
'Keşke biraz daha önce krallık zamanında karşılaşsaydık, kafan kalmazdı'
Krallık zamanında kılıç kullanmışlığım vardı, hatta o kılıç ile çok zafer kazanmıştım.
Eskiden insanlar sıkıldıklarında kendi aralarında kılıç ile turnuva gibi birşey yaparlardı.
Kazananın ödülü ise genellikle bir torba pirinç olurdu.
------------------
Kısa tanıtım yapılmış ve misafirler yalnız bırakılmıştı.
Herkes kendi başına geziyor, ilgisini çeken bir resim olursa önce onun hikayesini dinliyor ve bazıları ise satın alıyordu.
'Valioso'
Resminin önünde durdum.
'Sergiye bu resmin adını vermiş sanırım'

Bir ağaç resmiydi.
"Bu resim burada ki en değerli resim"
Arkamda orta yaşlı bir bayan vardı ve benim gibi bu resme bakıyordu.
"Çünkü bir çok duygu bulunduruyor"
'Duygu mu ? '
Ne kadar olduğuna baktım.
'Sanırım para olarakta çok değerli '
"Evet, sanırım öyle"
'İki gencin son dansını anlatıyor, sonra gençlere ne olduğu bilinmiyor'
'Biri öldü, diğeri ise onu bulmak için yüzyıllardır yaşıyor'
Ama bunu kimse bilmiyor.
"Biri öldü, diğeri bilinmiyor en azından anlatılanlardan biri"
Arkamı döndüm ve bu resmi yapan kişi ile gözgözeydik.
"Doğru, halk birçok şey uydurdu ama sizce hangisi gerçek? "
"Bana göre yaşadığına dair olan, reenkarnasyon gibi birşey değil mi? "
"Bilmiyorum"
"Ama bir söylenti daha var, bu resimde olan yeri bulmak için gittiğimde, bi adam beni karşılamıştı ve bana o adamın yaşadığından ve aşkını bulacağından bahsetti, ilk başta şaka sandım ama o kadar ciddi söyledi ki bir tereddüt ettim"
"İşte böyle para kazanıyorlar, ve sizce yaşasaydı eğer bin yaşında ki adam bence çoktan bulurdu o aşkını"
"Doğru"
---------------------
"Jim, sanırım onu buldum "
"Kimi buldun? "
Bilgisayarın başından kafasını kaldırıp bana baktı.
"Sence ben kimi arıyorum? "
"Onu, peki emin misin? "
"Evet, insanlar reenkarnasyon geçirdiklerinde böyle şeyleri hatırlamazlar"
