Gözlerimi yavaşça açtım, Alarmım çalıyordu sanırım. Şimdi rüyamda neden alarm sesi geldiğini anlamış oldum.
Bir dakika, saat kaçtı acaba?.. Hım... saat 09.49 geç kaldım.
Olamaz geç kaldım!! yataktan hızlıca kalkıp tuvalete gittim. Gözlerim iç çamaşırımdaki kırmızı lekeye kaydı,
"Cidden mi?!"
şöyle bir şans kimsede yoktur eminim ki. Tam geç kaldım diyorum regl oluyorum bu nasıl bir iş ya?
vicudumun benimle ne alıp veremediğini ne cidden anlayamıyordum.
Dolaptan bir adet hijyenik ped alıp iç çamaşırıma yerleştirdim.
ellerimi de yıkayıp çıktıktan sonra hızlıca okul formamı giydim. Aşağıdan çatal kaşık sesleri geldiğine göre yemek yiyorlardı.
Aşağı kata indiğimde annemi kahvaltı ederken gördüm babam yoktu. Sanırım yine kavga etmişlerdi.
"Nereye gidiyorsun?" dedi bana bakmadan.
"Okula," dedim bende ona aynı tavırla.
"Bugün Cumartesi." dedi.
"Ayrıca bugün işlerimiz var seninle."
"Ne işi?" Diye sordum, düşündüğüm şey olamazdı değil mi?
"Yatağının üzerine bir elbise bıraktım, onu giy ve aşağı tekrar in." bu soruma cevap değildi. Ama umursamadım,
Elbiseyi giymek için odama çıkıp elbiseyle bakıştım.
elbiseyi üzerime giyip aşağı kata doğru yol aldım. Kapı çaldığında bakışlarım kapıya yöneldi ve bir süre yerimde kapıya baktım.
Annem kapıyı açıp gülümseyerek eliyle içeriyi gösterdi
İçeriye üç adam girdi bu adamlardan birisi babamdı babamın yanında birisi yaşlı bir adam bir diğeri ise babamda iki üç yaş küçüktü.
adamın üzerinde bir smokin vardı.
içeri girip oturdular. Günlük sohbetler ederken belki bir aile yakınımız olduğunu düşünerek yavaşça merdivenlerden inmeye başladığım sırada üzerinde smokin olan adam,
"Kız nerede?"
diye sorduğunda beni kast ettiğini anlamıştım.
Babam beni görüp gelmem için bir işaret yapınca herkesin gözleri bana döndü. Tereddüt ederek aşağı indim ve annemin yanına oturdum.
"Düğünü ne zamana düşünüyordunuz?" dedi yaşlı adam. Diğer smokinli adamın gözleri bir an olsun benim üzerimden ayrılmıyordu.
"Eğer sizin içinde uygunsa düğünü yarın yapalım diyorum Alp bey."
Bunu bana bakan adama söyledi.
"Tabii ki. Ben her zaman müsaidim. Ama bugün biraz kendisiyle görüşüp tanışmak isterim Seray ile."
Olmaz... Hayır... Lütfen... Baba, lütfen hayır de!
"Tabii ki," Neden? bunu bana neden yapıyordu?
"Seray'ı da alıp onun odasına geçebilirsiniz, Alp bey ama önce parayı verirseniz mutlu olurum açıkçası."
Alp denen adam içinin para dolu olduğunu düşündüğüm çantayı babama verdi.
Bense ayağa kalkıp hızlı adımlarla odama girdim. Arkamdan hemen kapıyı kilitledim çantama bir kaç şey koydum, sadece lazım olanları almalıydım ki ağır olmasın arkamdaki kapıdan tıklatma sesleri geldikçe benim ismimi de bağırıyorlardı.
Çantamı hazırladıktan sonra sırtıma geçirip çıkacaktım ama bir el beni kolumdan tuttu.
Bu Alp'ti.
"Çıkın siz." dedi bana bakan diğer gözlere.
"Ben ona dersini vereceğim,"
dedi. Gözleri vicudumdaydı.
