İçeriğe geç

Mum

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Mum

Bölüm 1

Yanlış Zaman Doğru Hayat

Tarih, zaman algısı yoktu bende o kadar büyük bir boşluğun içindeydim ki bunları umursamıyordum bile,

telefon mu o da ne şimdiki nesil bu gibi şeylerin bağımlısı olacak durumdaydı, bazen bir zaman yolcusu olduğumu düşünüyorum sanki bu zamana ait değildim kendimi bu zamanda soyutlamıştım, yabancı hissediyordum çünkü.

09.03.2020

Sabah kuş cıvıltıları ile uyanmayı beklerdim bende sizin gibi ne yazik ki şehrin içinde tabiri caiz olmayacak şekilde gürültü yapan çılgın araç sürücüleri vardı,

Alarmın beni uyandırmasına bile izin vermemişti bu gürültü saate baktığımda alarmın ötmesine 27 dakika kalmıştı bunu değerlendirmek için üstümdeki örtüyü acımadan kaldırdım, yatakta oturur pozisyona geldim ve yüzümü avuçlarım arasında bir gezintiye çıkardım.

Yaklaşık 5 dakikalık bir sürenin sonunda ayağa kalkma gücünü kendimde bulmuştum.

Banyo , evet evet banyo gitmem gereken yer banyo sabahları beynim reset atılmış gibi hissediyordu ya da error veriyor du ,bana olan bir nefreti var dı ,zihnimin suçluyor gibiydi beni.

Daha fazla düşünmek istemiyordum, çünkü bilirsiniz bu zihin ile oldukça yorucu idi, kapının kolunu sakince indirdim.

Ahhh! hayır olamaz ,Ahter nasıl banyoda kapalı kalmayı başardın, neyse ki duş kabininin içine pislemişti temizlemek daha basit olacaktı , kötü koku burnumu buruşturmama sebep olurken elime minik bir çöp torbası geçirip pisliğin kabasını aldım sonra duş başlığından tazyikli suyu akıtarak devam ettim, gerçekten çok kötü kokuyordu, tek kullanımlık fırça ve çamaşır suyu ile hijyeni banyoma davet ettim bunları yaparken bir deste dakikaya veda etmiştim , sanırım artık kendi öz bakımımı gerçekleştirebilirim , sabahları ilk işim elimi yüzümü yakamadan önce dişimi fırçalamak herkesin klâsik rütini işte sivilceye yatkın bir yüzüm yok yüzümü sadece jel ile temizleyip nemlendirici kullanıyorum bu da bana verilen en büyük şans olabilir ama neden ? Mutluluğun bir anlamı yoktu ,benim için.

Üzgün bir insan değildim ama kavrayamıyordum duygu denen illet neydi de bu dünyada her çeşit insana denk getiriyordu bizi , kimi kıskanıyordu birinin hayatını,ve mahvetmek için elinden geleni yapıyordu, ya da biri sinirleniyordu kontrol edemiyordu ve bazen zarar veriyordu karşısındaki kişiye bazen ise hayatını elinden alıyordu . Çok düşünmüştüm bunları neden , niçin yaparsın bunları ama bu konuda bir türlü empati kuramıyordum çünkü benim için hayat, geldikten sonra sonuna kadar yaşamak zorunda olduğumuz bir kavram idi, sadece kendim için yaşayıp sonum gelene kadar insanlık görevimi yerine getirecek ve sonsuz huzura erişecektim.

Ahter sakin bir şekilde mırlayınca, düşüncelerden bir nebze uzaklaştım.

Mama kabının boş olduğunu ve masum bakışlarını görünce yapmam gereken şeyi hatırladım.

Adımlarımla beraber düşünceler zihnimi işgal etmek için çabalıyorken, onlara karşı büyük bir savunma ile kazanmıştım.

Mamayı kâse ile bütünleştirirken ağzımdan kaçan mırıltılara engel olma çabası göstermek istemedim, kelimelerin dudaklarımdan firar etmesine izin verdim

'Put your head on my shoulders,

Whisper in my ear,

Bayb,

Words I want to hear,

Tell me,

Tell me that you Love me

Too.'

Ahter acıkmanın verdiği enerji ile şapur şapur yemeye başlamıştı bile,

Giyinip saçımı hazırlamam gerekiyordu , yavaş adımlar atarak odama ulaştım .

Dolabın kapaklarını açtım, içinde giyilmeyi bekleyen kırık beyaz rengine hakim olan dantel işlemeli gömleğimi elime aldım altına giymek için gece gibi karanlık ve bir o kadar parlak ve ışık saçan renk, lacivert, kumaş, geniş paçalı bir pantolon ,

Saçımı at kuyruğu şeklinde topladım,

Kahvaltı için pek bir iştahım yoktu bu zamanlar.

Dışardan alırım diye düşündüm Ahter'in burnuna minik bir öpücük bırakarak evden çıktım.

.

.

.

.

Evden çıktığım gibi suratıma çarpan sigara dumanı sinirlenmeme sebep oluyordu bedenimi dumanın geldiği yöne çevirdiğimde onu gördüm, ona bakarken ,o da bana bakıyordu dumanı tekrar üfleyecekken :

- Boynunuz mu tutuldu ?

İlk başta anlam veremediğini belli eden ifade yavaştan yok olunca yerini minik bir sırıtma ile değişmişti , anladığını belli etmek için kafasını hafiften salladı,

- Haklısınız, kusura bakmayın.

Nezaket göstermesi beni mutlu etmişti, duraksadım bir süre, daha fazla beklemeden cevap vermek istedim,

- Tekrarı olmadığı sürece sorun yok.

Gülümsedim, karşılık verip dumanı öbür yöne doğru üfledi

Kafamı eğip gülümsedim bugün şanslıydım anlaşılan,

.

.

.

.

.

.

Geçen süre boyunca ne o konuştu ne de ben, servis gelmişti son kez ,kahveyi anımsatan adama dönüp el salladım karşılığında minik bir tebessüm aldım.

.

.

.

.

.

Odama girdim kapıyı kapattım,

Boş masaya doğru ilerledim, artık buraya bir kaç dekor eklemem gerekiyordu .

Bilgisayarı açtım bir kaç adet not yazmak istedim, hastalarım ile ilgili genel bakışımı yazmak istedim, kimisi çok kötüydü,masum rolünden çıkmış artık etrafı suçlamaya başlayıp düzeni ve çevreyi bozan kişi olmuş,kimisi depresif düşüncelerin esiri olmuş büyük bir hüzün okyanusunun ortasında dibe batmaya başlamış fakat kurtulmak için yardıma muhtaç olduğunu düşünüp vazgeçer olmuş ,kimisi ise sadece hayatın her yönünde sizden yardım istiyor ne yapmalıyım?

Nasıl yaparım? Neyi niçin yapıyorum? Ve benzeri sorular soruyor. Hastalarımı genellemek istersem bu şekilde oluyor, özele girdiğimde ise aslında hepsinin birbirinden farklı insanlar,zihinler, hayatlar olduğunu görüyorum.

Bugün, yeni hastalar ile tanışacaktım, merak ediyordum,hergün,acaba daha farklı biri gelir mi düşüncesi beni hep heyecanlandırır. Mesleğimin ilk yılları bu heyecanı daha zirvede hissederdim , şuan biraz daha standart durumda.

Daha fazla oyalanmak istemediğim için bilgisayardan bugün için takvime yazdığım notlara baktım;

saat 9.30 da Neslihan hanım gelecekti.

11.20 de ise Kaan adında 16 yaşındaki genç gelecek

14.50 de geçen hafta yeni tanıştığım 15 yaşında olan Aleda gelecekti...

Kaan ile bugün tanışacaktım

İsim analizi yaparsam biraz şımarık ama gizli olgunluk, duygularını bastıran yada asla bastırmayan biri olarak düşünülebilir.

Telefonumdan gelen bildirim dikkatimi dağıtmayı başarmıştı bile;

Annem:

- Kızım dün akşam seni arayacaktım o kadar işin içinde unutmuşum.

- Benim arkadaşım Asuman teyzenin senin yaşında oğlu.....

...

Daha fazla okumaya gerek duymadım devamı belliydi zaten kısa bir cevap verip telefonumu sessize almak istedim

Annem:

İstemiyorum-

annecim.

-bi görüş istemiştim kızım yine de sen bilirsin.

görüldü.

Telefonumu sessize aldım ve not defterimi çıkarıp aklıma gelen bütün her şeyi yazdım, aslında buna günlük desem daha doğru olurdu, çünkü duygularımı,hislerimi yazıyordum,bu şekilde zihnim beni yoran düşüncelerden çok kolay bir şekilde arınıyor.

'Geldi bir yeni gün daha,

Nasılsın diye sor bana,

Standart bu biliyorum ama,

Değilsin iyi yalan söyleme bana'

Biliyorum şiir yazma konusunda çok beceriksizim ama yazmak iyi hissettiriyor, aklından silemiyorsan o düşünceyi kağıda yazarak aklından çıkarmalısın,

Bu kadar düşünce yağmuru zamanı öyle hızlandırmıştı ki saat 09.13 olmuştu,

Neslihan hanım 17 dakika sonra burada olacaktı, zamanın biraz daha hızlı geçmesi için Neslihan hanım adına aldığım notları okuyup pekiştirmek istedim,

'Eşi tarafından uzun bir süre şiddet görmüş, bu darbeler onun hırçın ve yalnız bir kadına çevirmiş, evliliklerinin 15. Yılında eşi vefat etmiş, 15 yaşındaki kızından önce 2 defa düşük yapmış, bu da onda farklı bir travmanın ortaya çıkmasına neden olmuş, nefretini kimseye yansıtamadığı için kızına karşı oldukça fazla yüklenmiş kızı 15 yaşında iken okul havuzunda kendini boğarak öldürmüş, Neslihan artık adli bir vakâ , yalnızlık psikolojisi onu günden güne yıpratmış , arkadaş edinmek istesede duygularına hakim olamadığı için onlara nefretini fiziksel şiddet yolu ile kusmaya çalışmış,.........'

Hayat bazen çok acımasız oluyor, peki burada suç kimin?

Doğru kararlar vermek varken sonunu tahmin edebilecekken yanlış kararlar vermesi ,burda suçluluk payının %47 lik kısmını Neslihan hanımda olduğunu gösterirdi.

09.37

Düşünceler, pekiştirmeler o kadar çok meşgul etmişti ki beni zaman oldukça fazla geçmişti,

09.38

.

.

.

09.43

.

.

.

09.56

Neden gelmedi, normal şartlar altında en geç 09.35 te burada olurdu, oldukça meraklandım ama ne fayda, hâlâ gelmiyordu aklım düşünceler tarafından işgal edilmeye başladı bile,

'Ya öfke kontrolünü kayıp edip birinin canını, hayatını elinden aldıysa, ya tekrar suç işlemeye kalkışıp polis tarafından gözaltına alındıysa, ya davranışlarından dolayı nefret alıp öldürüldüyse, ya hastalandıysa, ya.......'

Bölüm sonu

2 yorum