"Sıkıcı gecelerimden birinde odamda tek bir ışık dahi yanmıyor, hava yağmurlu, ama bir mum var beni aydınlatan. Tek mum. Sadece bir tane. Alevi oradan oraya savruluyordu. Kendimi anımsadım bir an. Gülümsedim. Savrulan, tek kalan ben değil de kimdi?"
Sabahın erken saatleri idi. Grupla kahvaltı yapmış, sohbet ediyorduk. Biz aslında birdik. Ailelerimiz bizi terk etmiş, biz birbirimizi bulmuştuk. Onlar olmasaydı o zaman yok olurdum işte. Keşke grupta olmasa dediğim tek kişi Netony'di. Baş düşmanımdı. Ondan nefreteiyordum. Düşüncelerimi Chiban Abim cümlesiyle böldü. "Bu gece partiye falan mı gitsek? Kafamız dağılır, eğleniriz." dedi. Buna ihtiyacımız vardı. Hepimiz biliyorduk. Herkes başıyla onaylarken Millane onaylar onaylamaz neşeyle kıyafetlerini giymek için odaya girdi. Ardından neşeyle "Ne zaman gideriz?" dedi. Chiban "Gece gidelim. Ne dersiniz?" dedi. Chiban'ı onaylamayan olmazdı zaten. Çünkü o hep en iyisini bilirdi.
.
Millane "Nora! Gel kombin yapalım." diyerek beni odama sürükledi. Kendisi ise giyeceği kıyafeti çoktan seçmişti. Kendisine seçtiği elbise gözleri kadar masmaviydi. Etek kısmı kabarık bel kısmı ise dardı. Göğsünün üzerinde ise büyük bir dekolte vardı. "Benim elbisem güzel değil mi?" diye sordu. Harika olduğunu oda biliyordu. Evet anlamında başımı saklarken dolabını karıştırıyordu. Ne giyeceğini şahsen bende bilmiyordum çünkü dolabımda bol eşofman ve tişörtlerden başka birşey yoktu.
"Bunlar nasıl kıyafetler?! Cidden bunları giydiğine inanamıyorum!" diye cırladı Millane. Bu konuda onunla kavga etmek isteyeceğim son şeydi çünkü o sadece dar kıyafetler giyerdi. Tamamen zıt ama çok iyi anlaşırdık. Beni odasına götürdü ve kendi dolabının karıştırmaya başladı. Şaşkınlıkla bir elbise tutarak konuştu. "Böyle bir elbisem mi vardı? Her neyse bu tam sana uygun, bunu giyersin." Elbise, kan renginde dar bir elbiseydi. Biraz daha kısa olsaydı muhtemelen her yerim görünürdü. Göğüs kısmı ise yine çok kısaydı. Bunu asla giymezdim.
"Dalgamı geçiyorsun Millane?! Bunu asla giymem!" dedim. Millane ise "Başka ne giyeceksin ki? Hem bir dene! İnce belini ortaya çıkaracak." de di. İğrenç bir fiziğim vardı. Mecbur giyecektim. Sahi, başka ne giyecektim ki?
Odamdaki boy aynasında kendime bakıyordum. Gerçekten de güzel olmuştu. Ama elbisenin alt kısmını biraz indirsem. Göğüslerim açılacaktı. Millane'nin yanına gittim. Elbisesine aksesuar bakıyordu. Bana bakınca ağzı açık kaldı. "Hey! Öyle bakma. İğrenç olmuş değil mi?" dedim. "Saçmalama. Harika olmuşsun!" dedi. Gülümseyerek devam etti "İçeridekilere göstersene." Utanarak baktım. İçeride Netony vardı. Özgüvenli davran, dimdik dur!
Yanlarına geldiğimde Chiban gülümsedi. "Harika olmuşsun Nora'm!" dedi. Sungin hemen bilmiş bilmiş konuştu, "Çok açık değil mi?" dedi."Millane zorladı." dedim kısaca. Baş belası konuştu, "Böyle mi geleceksin partiye?" dedi. Netony'e sanane demek isterdim ama birşey demedim. Sungin gülümsedi, "Sana herşey çok yakışıyor güzelim." Onu çok seviyordum. Hep sempatik davranan ama hep te soğuk davranan biriydi.
Gece gelip çattı. Yine istemeye istemeye elbiseyi giymiş, Millane bana makyaj yapıyordu. "Ne gerek var buna, ruj sürsem yetmez mi?" dedim. Bana ters bir bakış fırlatınca uslu uslu oturmaya devam ettim. Makyaj bittiğinde yüzüme bir ton fondöten sürüp abartılı makyaj yaptığını gördüm. Elbette böyle gitmeyecektim. Millane görmeden yüzümü yıkadım. Chiban üzerine hoş, kahverengiye çalan bir tişört, altına ise gri pantalon giymişti. Sungin yine oversize giyinmişti. Netony ise çok yakışıklıydı. Bir dakika. Hayır, hayır! Çok çirkindi.
Parti salonuna geldiğimizde herkes kaderlerini tokuşturup dans ediyordu. İçki içmeyi sevmediğim için kendime kahve alıp bir sandalyeye oturdum. Grup ise yanımda çeşitli içecekler içiyorlardı ama hiçbiri içki içmiyordu. Gurur duydum. Grup biraz uzaklaşınca yalnız kaldım. Dans ediyorlardı. Resw gördüm. Bana takıntılı çocuk. Ne buluyordu bende anlamıyordum. Görmezden gelmeye çalışırken bana yaklaşan adımlarını farketmiyor değildim. Kolumu sertçe tuttu.
"Bırakacaksın. O elini oradan çekeceksin Resw." dedim. Gülme sesini duymuştum ancak daha arkamı dahi dönmemiştim. Beni sürüklemeye çalıştı ancak direnemeye çalışsamda beni dar bir alana götürüp duvara yasladı. "Oyun oynamak istiyorum..." diye sırıtıp elbisemi bir çırpıda çıkardı. "Resw napıyorsun. Bırak beni!" diye bağırdım. O ise sırıtarak kalçamı elliyordu. "Öleceksin Resw. Öldüreceğim seni. Hiç acımadan." diye tısladım. Bir anda ellerini üzerimden çekti. Hızlıca elbisemi tekrar giyip ne olduğuna baktım.
Netony idi. Netony beni bu sürtükten kurtarmıştı. Resw'i yakasından tutup sert bir yumruk attı. Ardından bende ona sert bir yumruk attım. "Öleceksin demiştim Resw." dedim. Parti alanından uzakta olduğumuzdan bizi görmüyorlardı. Ona attığımız sert yumruklar ve tekmeler sayesinde Resw hareket etmiyordu. "Ölmüş mü?" dedim. "Hayır. Yaşıyor. Öldüreyim mi?" dedi. Buna izin veremezdim. Onu ben öldürecektim. Ölürsede cesedi yok etmeyi başarırdık. "Ben öldüreceğim." diyip yerde bulduğum sert taşı ona defalarca vurarak kana bulandırdım. Netony hızlı nefes alıp verirken konuştu. "Chiban'ı anlat herşeyi. Ben burada bekleyeceğim."
Gruba herşeyi anlattıktan sonra Millane cesedi temizlemiş, Sungin izleri yok etmiş, Chiban ve Mirung cesedi yakmış, Netony ve ben ise ellerimizi yıkayıp üzerimizi değiştirmiş, Prian ve Graehy ise insanları oyalamak gibi işleri yapmıştı. İlk cinayetimizi işleyip bu kadar sakin kalabilmesi de garipti.
Sabah olmuş kahvaltı yapıyorduk. Millane ellerini en az bin kere yıkamıştı. Haklı olarak. Chiban, "Netony gerçekten iyi ki Nora'nın yokluğunu fark edip onu kurtardın. Biz nasıl fark etmedik
anlayamıyorum." Netony gülümsedi ama gülümsememeye çalışarak. Sungbin bir anda Netony'i odasına çekti. Ne dediğini bilmiyordum ancak çok merak ediyorum. Graerhy kahka attı. "Evlensenize siz." dedi. "Ne?" demekle yetindim sadece.
Gece olmuştu ve ben odamda yine mum yakmış onu izliyordum. Söylesene mum, başına o kadar olay geldi. Nasıl hala gülümsüyorsun? Nasıl hala ayaktasın ve sönmedin? dedim. Kapı çaldı. Odaya giren kişi Prian'dı. Kapı çalar ama gel denmeden girerdi hep. Başımı ona çevirdim. "İyi misin? Hani çok olay oldu ardı ardına. Aileni kaybettin. Cinayet işledin falan." dedi. Gülümsedim. "Siz iyiseniz, bende iyiyim. Ama siz kötü iseniz, bende kötüyüm. Sende aileni kaybettin. Sende cinayet işledin. Biz aileyiz. Birimiz birşey yapsa hepimiz etkileniriz. O yüzden iyi misin deme. İyi miyim de." Bana sarılıp yatağıma oturdu.
"Sen olmasan grup olmazdı." dedi. "Elbette olurdu! Hatta ben olmasam bu işlere bile bulaşmazdınız." dedim. "Hayır! Sen olmasan hiç birimiz olmazdı. Sakın aksini düşünme." dedi. Tabi ki ben olmasam daha mutlu olurlardı "Mesela şu muma bak. Ateşi oradan oraya savruluyor ama o hiç sönmüyor. Bize çok benzemiyor mu? Herşey üzerimize geliyor ama ayrılmıyoruz." dedim. Onayladı. O gece beraber sarılıp uyuduk. İkimizede iyi gelmişti biliyordum.