İçeriğe geç

MÜHÜR

Bölüm 1 · 5 dk okuma

MÜHÜR

Bölüm 1

1. Bölüm "Rüya"

1. Bölüm "Rüya"

İstanbul.

Okuduğum kitaptan başımı kaldırdım. Sıkıcıydı konusu beğenmemiştim. İlgim her zaman sıra dışı, fantastik kitaplardaydı. Çift kişilik yatağıma uzandım. Derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım. İçerden gelen sesle geri açtım. Annedir ya da babadır diyemeyeceğim çünkü ailemden ayrı yaşıyordum. Hırsız olabilir miydi? Çiftlik evi gibi bir yerde yaşıyordum. Ailemden uzaklaşmak için en uygunu buydu. Sessiz sakin bir yerdi ama ıssızda değildi etraf aynı tipten iki, üç katlı evlerle doluydu. Komidinin üstünde duran meyve bıçağını elime aldım.

Odadan sessizce çıktım. Etraf karanlıktı ışıkların hepsi kapalıydı biri hariç mutfağın ışığı. Hangi manyak hırsız, hırsızlık yapmaya geldiği evin ışığını açardı ki. Rahatlayarak nefesimi verdim. Salak kardeşim olma ihtimali çok yüksekti çünkü mutfağımda şarkı söylüyordu. Salak. Sırıttım, mutfağın kapısına sessizce yaklaştım bir an da aralıklı kapıyı yüksek ses çıkartarak açtım. Dolabımın içini karıştıran kardeşim, "bismillahirrahmanirrahim." Diye besmele çekip. Ağır çekimde arkasına yani bana döndü.

Beni görünce gerilen omuzlarını rahatlayarak serbest bıraktı. "Te Allah'ım ya insan bir ses verir de gelir. Niye sessiz sessiz geliyorsun? Altıma sıçıyordum az daha." Dedi Mahir. Kaşlarımı çattım. "Sakın sıçayım falan deme bir de senin bokunla uğraşamam gerçi bi bu kalmıştı uğraşmadığım." Dedim. "Asıl evimde sessiz sessiz gezen sensin. Senin ne işin var burda ben sana söylemedim mi 1 hafta izinliyim kafa dinleyeceğim diye niye geliyorsun!" Ağlamaklı ifadeyle beni kandırabileceğini düşünüp.

"Kovsaydın daha iyidi, kalbimi kırıyorsun." Dedi. Boş boş suratına bakıp sabrımı kaybetmemek için sert bir nefes çektim. "Ne oldu? Annenle ve babanla mı kavga ettin?" Kardeşimi koruma iç güdüsüyle, "Vurdu mu yoksa!" Dedim hiddetlenerek. Çok saçma bir şey demişim gibi suratıma baka kaldı. "Ne vurması abla. Ne annem ne de babam elini bile kaldırmaz bana bilmiyor musun?" Dedi.

Bana kaldırırlar ama. Bir insan evlatlık edindiği kıza niye vurardı, niye aşağılardı ki. O zaman evlatlık edinmeseydin. Eziyet çektirmek için evlatlık mı edinirdi! Dediklerini yapmadığımda bodruma kapatırlardı. Bu en iyi ihtimaldi o zamanlar benim için. 5 yaşındaymışım beni evlatlık edindiklerinde. Ben on yaşındayken Mahir doğmuştu. Benim eziyetlerim bitmiş benimle Saygısızlık yaptığımda bile uğraşmamışlardı.

Mahir doğmadan önce her saygısızlık ettiğimde ya bodruma kapatılırdım ya da üç beş tokatla kurtulurdum. Oysa ki Mahir'le ilgilendiklerinde beni umursadınlar diye ortalıkta küfür eder bir iki tokat atacaklar da olsa benimle uğraşmalarını isterdim. Nasıl olursa olsun benimle ilgilenmelerini isterdim. Mahir'den sonra benim için imkansız olmuştu.

O zamanlar çok üzülürdüm şimdi seviniyorum. Çocuk aklı dayak yemeyi ilgi sanıyordum. Bakışlarımı kaçırdım. "Şaka yaptım zaten. Neden tartışınız anlat." Dedim emindim tartıştıklarına. Gözlerini devirdi. "Neymiş efendim istedikleri kıza ilgi göstermemişim çok kabaymışım falan filan işte. Karakterime bile karışıyorlar." Dedi. Kontrol manyağı iki ebeveyn arasında yaşıyordu. Üzülüyordum onun için. Ben yeterince para kazandıktan sonra ilk işim taşınmak olmuştu. İyi ki de olmuştu.

"Abla acıktım ve canım fena şekilde senin ellerinden tost çekti." Dedi. İlgi istiyordu 15 yaşındaydı. Masum bakışlarına dayanamayarak tost malzemelerini dolaptan çıkarmasını söyledim.

Mahir'le iyi anlaşıyoruz. O anne babadan böyle bir çocuk mucizeydi bazen benim gibi evlatlık olduğunu düşünüyorum. Tipi dışında hiç huyunu ebeveynlerinden almamıştı. O yüzden anlaşabiliyorduk.

Yarım saatin ardından tostunu yemiş onun için evimde her zamanki odasına yolladım. Bastıran uykumla odama yatağıma uzandım. Anında uykuya dalmam ise mucize olmalıydı. En azından benim için uyku problemi olan biriyim. Yatakta 2 saat döner durur uyumazdım. Genellikle uyku hapı kullanırdım en güçlü uyku ilacı bile zor etki ederdi. Ve ben bugün hap içmemiştim bile.

...

Gözlerimi etrafta gezdirerek nerde olduğumu anlamaya çalıştım. Bir ağacın kavuğuna yaslıydım. Nerdeydim ben? uyuyordum en son. Rüya görüyor olmalıydım. Yaslı olduğum yerden doğrulurken güçlü bir uluma duydum. Acı bir şekilde uluyordu kederini hissettiriyordu. Ama bu uluma bana başka şeylerde hissettirdi. Anlamını bilmediğim. Tanıdıktı.

Uluma sesi daha yakından gelince kafamı arkama çevirdim. Nerdeyse 2 metre boyunda kocaman siyah bir kurtla karşılaştım. 1.70 boyunda olmama rağmen eminimki bu kurdun yanında ufacık kalırdım çok büyüktü. Neden bir kurdun yanına kendimi hayal ediyordum? Gözlerim kapkara tüylerinde gezinde parlıyordu. Kurdun gözlerine baktığımda tutuldum kaldım. Normalde bir kurt görsem nasıl kaçacağımı düşünürdüm. Ya da çoktan kaçmış olmalıydım. Ben beynim durmuş gibi sarı gözlerine kitlenmiştim. Beynim kaçmak için sinyal veriyordu ama ben yerimden milim kaçmak için kıpırdamamıştım.

İçimi inanılmaz bir huzur kaplamıştı. Özlüyordum dokunmak istiyordum. İlk defa gördüğüm bir kurdu özlüyordum. Karşımda ki kurda sarılmak istiyordum. Niye Bilmiyorum. 18 olduğumdan beri Rüyalarımda acılı bir kurdun ulumasını duyuyordum birini çağırıyordu belki de sürüsünü. Rüyalarım da duyduğum bu ulumayı araştırmış bir şey bulamamıştım.

Şimdi ise ilk defa yıllardır rüyamda ki uluyan kurdu görmüştüm. Aynı kurtdu. Kurdun gözlerinde ki acıyı ve özlemi çok net görüyordum. Sanki aradığını bulmuş ama bunun bir rüya olduğunun bilincindeymiş gibi. Ona rağmen parlamayı görüyordum gözlerinde. Kurt hızla bana doğru atıldığında bende ona doğru adımladım. Kurt yaklaştığında kocaman kafasını boynuma doğru eğip bir şeyden emin olmak ister gibi kokladı. Kafasını yüzüme kaldırdığında burnu burnuma değdi. Nemliydi burnunda ki nemi burnuma bulaşmıştı, iğrenmedim.

Gözlerine bakarken elim kulağının yanına gitti. İstemsizce çekiliyordum. Elimle orayı okşadım. Daha fazlasını istiyormuş gibi elime eğiyordu kafasını. Bu haline gülümsedim. Boynum ağrımıştı yukarı bakmaktan. "Oturur musun?"dedim Elimle çimeni işaret ederek. Hemen itaat edip oturdu ve kafasını elime sürttü. Yaladı kafasını okşayayım diye. Kıkırdadım. Boşta ki elimi boynuna attım. İki elimi de haraket ettirerek. Okşadım. Okşamaya başladığımdan beri keyifli mırıltılar çıkarıyordu. Gözlerini kapatmış kendini bana bırakmıştı.

İçimden gelen dürtüyle yüzümü kurdun kafasına yaklaştırdım. Elimde küçülmüştü resmen koskoca kurt. Yüzüme gelen suyla ne olduğunu anlamadım anlık refleks ile gözümü kapadım. O an tekrar gözlerimi açtım. Odamdaydım. Ve kapı eşiğinden elinde boş bir bardakla bana bakan Mahir vardı. "Ne görüyordun rüyanda da sırıtıyorsun pişmiş kelle gibi?" Dedi.

"MAHİR! Kaç oğlum kaç sikicem belanı!" Deyip inanilmaz bir hızla ona doğru koştum.

Bölüm sonu...

Bölüm sonu

9 yorum