1626 yılı Aralık ayı sonları
"Señor, Su Majestad lo espera en sus aposentos".
"Efendim, Majesteleri odalarına sizi bekliyorlar."
"Lo tengo, voy".
"Anladım, geliyorum."
Annemin sırtımı delen bakışlarına karşılık gözlerimi aynadan kaçırdım. Hizmetimde olan çalışanlardan biri elbisemi getirirken diğeri ise saçlarımı tarıyordu ve topluyordu.
Annem bana bakarak eseriyle gurur duyuyordu. Bense mutsuzdum.
"Mi querida niña... Vamos, no hagamos esperar a su majestad".
"Canım kızım.. Hadi kalk majestelerini bekletmeyelim."
3 yıl öncesine kadar oldukça normal bir hayatımız vardı sonra hayatımız karardı. Babam doktordu ancak ölümcül bir hastalığa yakalanmıştı, iyileşmesi için elimizden gelen her şeyi yapıyorduk. Ülkenin başında ki İmparator Carlos yakın zamanlarda ölmüştü oğlu Antoine ise İmparator olmuştu. İmparator Antonie babama en iyi şartlarda bakılma sözüyle benim onunla evlenmemi istemişti. Tabi şöyle bir gerçekte vardı ki ben onunla evlenmek istemiyordum.
Annem, babamın hastalığından neredeyse hiç etkilenmemişti zaten ölecek diye düşünüyordu bu yüzden şimdiden başka bir adamla tanışmıştı. Babam öldükten sonra o adamla evlenecekti. Adam zengindi. O da babam gibi saraydaki soylu insanlar için çalışıyordu.
Kendime göre bir güzelliğim vardı. Etrafımdaki erkekler genellikle güzelliğimden etkilenir ve bunu yüzüme karşı da söylerlerdi.
Kadınlarsa; etrafımdaki kadınların bazıları ne kadar şanslı olduğumu, tanrının bana hem böylesine bir güzellik verdiğini hem de imparator ile evleneceğim için çok şanslı olduğumu söylerler. Bazıları ise bana kıskanır gözlerle bakıyorlardı.
Simsiyah saçlarım, bembeyaz bir tenim ve menekşe-gümüş rengi karışımı gözlerim vardı.
Kapıyı tıklattım. "¡Ingresar!" "Gir!" sesini duyduktan sonra içeri doğru adımladım.
"¡Oh! Mi bella dama, ¿viniste?"
"Ah! Güzeller güzeli leydim sen mi geldin."
Evet anlamında kafamı salladım. Bana sırtı dönüktü. Kafamı aşağı doğru eğdim. Arkasına dönüp elimi kavradı, öptü. Tüylerim diken diken olmuştu. İğrenç hissettiriyordu.
"¿Por qué estás inclinando la cabeza?"
"Kafanı neden eğiyorsun?"
Sustum.
"Dije, ¿por qué estás inclinando la cabeza?"
"Sana kafanı neden eğiyorsun dedim."
Eli ile yüzümü kavrayıp yüzümü yüzü hizasına getirdi.
"Respóndeme."
"Cevap ver." Bağırıyordu.
"Dije que me respondieras"
"Cevap ver dedim sana."
"Yo-"
"Ben-" Sesim fısıltı gibi çıkmıştı.
"¿Qué vas a?"
"Sen ne?" Hâlâ daha bağırıyordu. "Yo-" "Ben-" Yüzümü yüzüne daha çok yaklaştırmıştı. Gözümden akan bir damla gözyaşı ile suratıma inen tokadı hissetmem bir olmuştu. Yere düşmüştüm.
"¡Levántate! Vas a ir a tu habitación ahora. Te visitaré mañana por la noche. Estoy ocupado esta noche".
"Kalk! Şimdi odana gidiyorsun, yarın akşam seni ziyarete geleceğim bu akşam meşgulüm."
Kafamı salladım ve ayağa kalktım. Kapıdan dışarı çıktım. Bu böyle olmayacak. Olmamalı. Yarına kadar bu lanet yerden kaçmalıyım.
"Déjame solo en mi habitación" "Beni odamda yalnız bırakın." Hizmetimdeki insanlar kafa sallayıp dışarı çıkarken annem odama girmişti.
"¡Sal de mi habitacion!" "Odamdan çık!"
"Me vas a escuchar Luna" "Beni dinleyeceksin Luna"
"No te escucharé" "Seni dinlemeyeceğim."
"Gracias a mí, estás viviendo la vida de la reina. Te casas en una semana y vas a ser Emperatriz, pero sigues diciendo que no me quieres a tu lado. No seas tonta. No eres nada sin mí" "Benim sayemde kraliçe hayatı yaşıyorsun 1 hafta sonra düğünün var ve İmpatoriçe olacaksın ama hâlâ daha yanında beni istemediğini mi söylelüyorsun. Aptalca davranma. Bensiz bir hiçsin."
"¡En realidad, no eres nada sin mí! Si no fuera por mí, ni siquiera podrías vivir en este palacio en este momento" "Asıl sen bensiz bir hiçsin! Ben olmasam şu anda bu sarayda barınamazsın bile."
"Cuida tus palabras, soy tu madre" "Sözlerine dikkat et ben senin annenim."
"¿Cómo sigues pensando que eres mi madre? Entiende que la maternidad no se trata solo de dar a luz, como sabes. Ahora sal de la maldita habitación" "Sen hâlâ daha nasıl benim annem olduğunu düşünüyorsun. Annelik senin bildiğin gibi sadece doğurmakla olmuyor anla artık şunu. Şimdi çık şu lanet odadan."
"¡Qué lástima! Si el maldito hombre que iba a ser tu padre estuviera aquí, te escupiría en la cara. Aunque no está de humor para levantarse". "Yazık! Baban olacak lanet herif burada olsaydı suratına tükürürdü. Gerçi ayağa kalkacak hâli yok ama."
"¡No lo hagas! No vuelvas a mencionar el nombre de mi padre. O te haré de tal manera que ni siquiera puedas volver a poner un pie en esta habitación. ¡Ahora sal de mi habitación!" "Sakın! Sakın bir daha babamın adını ağzına alma. Yoksa seni öyle bir hale getiririm ki bir daha bu odaya dahi ayağını basamazsın. Şimdi çık odamdan!"
O odadan çıkınca düşünmeye başlamıştım. Nöbetçiler akşamları değişiyordu. Odanın camı da arka bahçeye yani tam olarak kaçacağım yere bakıyordu.
⸻♛⸻
Babamın yanına, odasına gelmiş, yanında oturuyordum.
"Padre..""Babacım.."
"Luna.. Mia bella ragazza, sei qui?" "Luna.. Benim güzel kızım sen mi geldin?" Sesi çok kısık çıkıyordu.
"Sì papà, sono qui." "Evet babacım, ben geldim."
"Luna.. ragazza, perché non te ne sei ancora andata? Non te l'avevo detto di scappare da questo maledetto uomo?" "Luna.. kızım sen hâla daha neden gitmedin? Demedim mi ben sana kaç kurtar kendini bu lanet adamdan diye."
"Papà, sono venuto qui per salutarti." "Babacım, ben buraya seninle vedalaşmaya geldim." Gözyaşlarım dökülüyordu.
"Vai ragazza?" "Gidiyor musun kızım?" Ona kafamı salladım. Gülümsedi.
"Sono così felice per te, ragazza. E i tuoi fratelli? Non li porti con te?" "Senin adına çok sevindim kızım. Peki kardeşlerin? Onları yanında götürmüyor musun?"
"Glielo dirò. Ma non so se verranno con me." "Onlara söyleyeceğim. Lâkin benimle gelirler mi bilmiyorum."
"Vieni, che vengano." "Gelsinler, gelsinler."
"Papà, sai che ti amo così tanto, vero?" "Babacım seni çok seviyorum biliyorsun değil mi?"
"Lo so, certo, ragazza. Ti amo anch'io, i miei occhi viola." "Biliyorum tabi ki kızım. Bende seni çok seviyorum menekşe gözlüm."
"Sono il mio caro padre." "Canım babam benim."
"Quando andrai?" "Ne zaman gideceksin?"
"Ci vado stasera, papà." "Bu akşam gideceğim babacım."
"Dove andrai?" "Nereye gideceksin?"
"Non lo so" "Bilmiyorum"
"Abbi cura di te, mia bella ragazza." "Dikkat et kendine güzel kızım benim."
"Non preoccuparti papà. Abbi cura di te anche tu." "Merak etme babacım. Sende kendine dikkat et."
⸻♛⸻
Babamla konuştuktan sonra odama geçmiştim. Abim ve Angel yanıma gelince konuşmaya başladım.
"Luna! Cos'è successo caro fratello?" "Luna! Ne oldu canım kardeşim?"
"C'è qualcosa che non va in mia sorella?" "Ablacım bir sorun mu var?"
"Fratello... Angelo, me ne vado." "Kardeşim.. Angel, ben gidiyorum."
"Dove? Vuoi che ti accompagni?" "Nereye? Sana eşlik etmemi ister misin?"
"Sto scappando, fratello. Non credo di potercela più fare. Anche mio padre vuole che me ne vada. L'abbiamo salutato oggi. Ecco perché ti ho invitato qui comunque. Stavo per dire che se vuoi venire, vieni con me." "Kaçıyorum kardeşim. Artık daha fazla dayanabileceğimi sanmıyorum. Babam da gitmemi istiyor. Bugün vedalaştık.Sizi de zaten o yüzden buraya çağırdım. Gelmek istiyorsanız benimle gelin diyecektim."
"Non essere ridicolo, mio padre, mia madre. Cosa accadrà a loro?" "Saçmalama ya babam, annem. Onlara ne olacak?"
"Come ho detto Angel, mio padre stesso vuole che me ne vada. E mia madre... Per l'amor di Dio, non mi interessa. Gli occhi di quella donna erano pieni di oscurità." "Angel dediğim gibi babam kendisi gitmemi istiyor. Annemse.. Tanrı aşkına onun umrunda bile değilim. O kadının gözünü karanlık bürümüş."
"Non vengo da nessuna parte!" "Ben hiçbir yere gelmiyorum!"
"Buon Dio.. Angelo.. AH! Comunque, fratello, vieni?" "Yüce Tanrım .. Angel .. AH! Her neyse abi peki ya sen, sen geliyor musun?"
"Luna, mia cara sorella, credimi, mi piacerebbe venire, ma sai che c'è qualcuno qui che ha bisogno di spedire a mio padre e Angelo. Ma ti giuro che farò sapere all'imperatore il più tardi possibile la notizia della tua fuga." "Luna, canım kardeşim, inan bana gelmeyi çok isterim ancak biliyorsun ki buradakilere, babama ve Angel'e, sahip çıkması gereken birisi var. Ama sana yemin olsun ki kaçtığın haberinin imparatorun olabildiğince geç öğrenmesini sağlıyacağım."
"Grazie fratello." "Teşekkürler abicim."
⸻♛⸻
Akşam üstü olduğunda nöbetçiler değişirken abim ile beraber saraydan ayrılmış iskeleye gelmiştim. Buradan kalkan gemilerin kaptanlarını çoğu abimin arkadaşlarının gemisiydi. Hepside iyi insanlar oldukları için kaçmama yardımcı olacaklardı. Gemilerden Diego'nun gemisi olduğunu bildiğim gemiye ilerledim hızla abimde arkamdaydı. Buraları iyi biliyordum. Çocukluğum burada geçmişti. Abimle her canımız sıkıldığında buraya diğer çocuklarla oynamaya gelirdik. Tanrım.. Gözlerim dolmuştu. Şimdi oturup ağlarsam şaşırmam.
Diego'nun bana ufak bir tebesüm göndermesi ile bende ona gülümsemiştim. Çocukluğumdan beri ona aşıktım. Antoine beni tehdit etmeden önce onunla sevgili idim. Hayatımın aşkıydı. Ona doğru hızla ilerlerken aynı zamanda etrafıma bakıyordum, birisi peşimizde olabilir. Eğer Angel'ı şu kadar tanıyorsam anında anneme ötmüştü.
Gemi'nin önüne gelince abim hızla yanıma yaklaşmış ve anlımdan öpmüştü.
"Mio caro fratello, anche se mi fido di Diego, abbi cura di te ok? Ti amo." "Canım kardeşim her ne kadar Diego'ya güvensemde kendine dikkat et olur mu? Seni seviyorum."
"Ti amo anch'io fratello." "Bende seni seviyorum abicim."
Abimle son bir kez sarıldıktan sonra ayrılmamız gerektiğini söyeyip ayrılmıştık. Böylece abim hızla kimse fark etmeden saraya gitmişti. Arkasından gidişini izlerken gülümsüyordum. Sonra gemiye atlayıp, bir yere oturdum. Diego bana gülümseyerek dümenin başına gemişti. Biz yavaş yavaş İspanyadan ayrılırken askerler daha yeni gelmiş bize zarar vermeye çalışmışlardı ancak başaramamışlardı. İspanyadan Edirneye gidecektik, Abim ve Diego'nun orada tanıdıkları vardı. Beni onlara emanet edeceklerdi. Sonra ise yeni bir hayata adım atmış oluyordum.
⸻♛⸻
2 Haftanın sonunda Edirne'ye Osmanlıya varmıştık. Diego, İspanya'ya hızlıca dönmek zorunda olduğu için beni iskelede bırakmıştı. Abimin arkadaşını beklerken ağzıma bir mendil kapanmıştı. Uyandığımda bir odadaydım. Odada benim gibi bir çok kız vardı. Hepsinin üstü kirliydi. Üzerime baktığımda benimkide pislenmişti ancak o kadar fazla değildi.
İçeri birkaç adamın girmesi ile onlara dönmüştüm. "KALK! KALKIN! KALKIN DEDİM SİZE!" Kızlarım hepsi kalkınca kollarımızdan tutup sürüklediler.
Geldiğimiz yere bakarken adamlardan birinin beni itmesiyle yere düşmem bir olmuştu. Acıyla inlediğimde, saçımın tutulup çekilmesi bir olmuştu. "Ayağa kalk delirtme beni!" demesiyle ayağa kalktım. Etrafı incelerken adamlardan biri yanıma gelip kafamı eğmişti.
⸻♛⸻
"Hoşgeldiniz Ağam." "Hoşbulduk, hoşbulduk." "Hangisini isterseniz?" Şerefsiz orospu çocuğu. Bizi pazarlıyordu. Elma, armut muyuz biz?
Bakışlarıyla beni ve yanımdaki 5 kızı gösterip "Bu kızları alacağım. Ne kadar?"
Adamları kolumuzdan tutup bizi arabalara bindirdi.
⸻♛⸻
1627 Yılı Ocak Ayı
Osmanlı Sarayı- Valide Sultan Dairesi
"Sultanım.."
"Gel Lalezar gel. Haremde bir sorun yok değil mi?"
"Yok sultanım. Ben yanlızca hareme gelmesi gereken yeni cariyelerin geldiğini haber vermek istedim size."
"Anladım. İyi yapmışsın. Geleli ne kadar oldu."
"Az önce hekimler kontrolleri yaptılar, şimdi yerleşiyorlar sultanım."
"Tamamdır çekilebilirsin."
"Sultanım bir havadis daha var aslında ama.."
"Söyle Lalezar ne oldu yine?"
"Sultanım hatunlar arasında bir dedikodu var."
"Neymiş?"
"Hünkârımız huzuruna hiç bir cariye kabul etmedikleri için hatunlar arasında hünkârımızın hatunlardan hoşlanmadığı ile ilgili bir dedikodu var."
"Hadsizler. Bir daha bu dedikodu hakkında tek bir kelime söyleyeni zindana atın ve gerekeni yapın."
"Emiriniz olur Sultanım."
"Neyse şu yeni hatunlar geldiği zaman hemen eğitimlerine başlayın. Yarın geceye kadar aralarından en güzel ve dikkat çektiğini düşündüklerini daireme getirde hünkâr oğlum için aralarından seçelim. "
"Hemen sultanım."
"Çıkabilirsin"
Lalezar Kalfa, Valide Sultan Dairesi'nden çıkmış hareme gidiyordu. "Ayak altında dolanmayın hadi, hadi içeri." Cariyeler hızlı adımlarla içeri girerken hepsinin ip gibi dizilmesine sebep olan bağırış geldi. "Destur, Sultan Murad Han Hazretleri!" İçeri giren Sultan Murad sıraya giren cariyelerden biriyle göz göze gelmiş, adeta büyülenmişti. Zira bu gözler ona çok tanıdık geliyordu. "Lalezar Kalfa!" Lalezar Kalfa koşar adımlarla Sultan Murad'ın yanına gitmişti. "Buyrun Hünkârım." "Hatırladığım kadarıyla bugün hareme yeni cariyeler gelecekti." İkisi resmen fısıldayarak konuşuyorlardı. "Geldiler Hünkârım. Şuradaki cariyeler bugün gelenler." "Anladım." Sultan Murad gözünü dikmiş az önce göz göze geldiği cariyeye bakıyordu. "Pek güzellermiş." Lalezar Kalfa bakışlarını Hünkârın baktığı cariyeye doğru çevirip hafif sırıttı. İçinden mutluluk naraları atıyordu. Kösem Sultan'ın huzuruna hangi cariyeyi çıkaracağını şimdiden bulmuştu. "Neyse ben zaten valideme uğramıştım dairesinde değil mi?" "Evet, Hünkârım." "Güzel.."
Sultan Murad Valide Sultan Dairesine doğru giderken Hacı ağa Lalezar Kalfa'nın yanına gelmiş onu çoktan sorguya çekmeye başlamıştı. "Lalezar Kalfa ne olduda sırıtıyorsun yine." "Anlatacağım ağam anlatacağım. Durda önce şunları içeri sokayım." "Kızlar hadi içeri hadi hadi."
Cariyelerin içeri girmesi ile Lalezar Kalfa, Hacı ağa'ya dönmüş olanları anlatıyordu.
⸻♛⸻
Ertesi gün Lalezar Kalfa cariyeleride alıp Kösem Sultan'ın dairesinin önüne gelmişti.
"Sultanım.."
"Lalezar. Seçtin mi cariyeleri"
"Seçtim sultanım ancak önce size söylemek istediğim bazı havadisler var."
"Seni dinliyorum."
"Sabah hünkârımız yanınıza gelirken yeni gelen cariyeleri sordu. Cariyeleri kendilerine gösterdiğimde gözü bir hatuna takılı kaldı."
Kösem Sultan ilgili bir şekilde dinlemeye devam etmişti.
"Cariyeyi pek beğenmiş olacak ki 'pek güzellermiş' dediler."
"Anladım. Cariyeleri getirirken onu da getirde bir bakalım."
"Getirdim sultanım. Kapıda emrinizi bekliyorlar hepsi. Müsaade varsa gelsinler."
"Müsaade senin." Lalezar Kalfa kapıya doğru ilerlemiş, kapıya iki kere vurmuştu. Açılan kapıdan içeri sırayla dizilmiş cariyelerin girmesi bir olmuştu. Cariyelerin hepsi Kösem Sultan'ın önünde dizilmiş, dizlerini kırmış eğiliyordu.
"Lalezar.." Lalezar Kalfa Kösem Sultan'a doğru yaklaşıp konuşmaya başlamıştı.
"Sultanım."
"Hangi hatun?"
"Şuradaki sultanım."
"Adı ne? Nereden geldi? Nasıl geldi?"
"Luna. İspanyadan gelmiş. Tam bende bilmiyorum. Kimseye anlatmıyor. Kimseyle konuşmuyor. Lakin herkesi anlıyor."
"Hazırlayın bu hatunu yarın akşama."
"Siz nasıl isterseniz sultanım."
"Birde diğerlerini al, bakalım neciymiş bu hatun, sohbet edelim."
"Tabiki sultanım."
"Gevherhan bugün saraya gelecekti geldi mi?"
"Evet Sultanım. Atike Sultanımız ile birlikte yanınıza geleceklerdi." O sırada kapı açılmış içeri Gevherhan Sultan ile Atike Sultan girmişti. "Validem.."
"Gevherhanım, hoş gelin kızım."
"Hoşbuldum validem."
"Lalezar sen al bunları dediğim gibi."
"Tamamdır Sultanım. Luna Hatun sen burada kal. Diğerleri benimle gelin."
Atike ve Gevherhan Sultan, Kösem Sultan'ın iki yanına oturmuş, olanları anlamaya çalışıyorlardı. Kösem Sultan'ın konuşmasıyla ona kulak kesilmişlerdi. "Evet.. Demek Hünkâr oğlumun etkilendiği hatun sensin." Hatun bunu beklemiyor olacak ki gözleri kocaman açılmış bir şekilde kafası eğikti. Şok olmuştu. "Hünkârımızın etkilendiği kişiyi daha yakından tanımak isterim." Gevherhan Sultan'ın söylediği şeye Atike Sultan da katılır bir şekilde kafasını sallıyordu. "Gevherhan doğru söyledi validem, bende tanımak isterim." "Adın ne senin?"
Hatun, Atike Sultan'ın sorusuna cevap olarak konuştu. "Luna, Sultanım." "Anlamı ne?" "Dolunay, Sultanım." "Atike yine boş boğazlılığa başladı." "Lalezar ispanyadan geldiğini söyledi ismin neden italyanca?"
Kösem Sultan'ın sorusundan sonra Luna Hatun kafasını biraz kaldırarak, gözleri böyle daha net gözüküyordu, cevap verdi. "Benim babam doktor lakin aynı zamanda okumayı çok sever. Lisan, din öğrenmeyi çok sever. İtalyanca bildiği lisanlar arasında bu ismi çok sevince adımı da Luna koymak istemiş."
"Demek baban doktor."
"Evet sultanım."
Atike Sultan merak ettiği bir şeyi daha sordu. "Peki, sen? Sen biliyor musun başka lisanlar?"
"Evet, Sultanım."
"Kaç lisan biliyorsun?"
"Osmanlıca ile birlikte 5 lisan biliyorum."
"Gözlerinin rengi güzelmiş."
Atike Sultan'ın iltifatı ile hatun utanmış yanakları kızarmıştı.
"Teşekkür ederim sultanım o sizin güzelliğiniz."
"Yarın akşam Hünkâr oğlumun huzuruna çıkacaksın." Luna Hatun, kafasını onaylar biçimde salladı. "Çekilebilirsin."
Luna dışarı çıktığında Lalezar Kalfa onu dışarıda kapının önünde bekliyordu. Daireden çıkar çıkmaz kalbini tutmuş sakinleşmeye çalışmıştı. "Hadi yine iyisin." "Efendim?" "Şanslısın diyorum, şanslısın. Bu sarayda daha kimse geldiği ilk günden hünkârımızın yanına gitmedi."
"Destur, Sultan Murad Han Hazretleri!" Sultan Murad Han, sabah yine validesi Kösem Sultan'ın elini öpmeye gelmişti. Kapının önünde Lalezar Kalfa yanında da dün gördüğü cariyeyi görünce bir sorun olduğunu düşünmüştü. Lalezar Kalfa ve cariye anında dizlerini kırmış, başlarını eğmişlerdi. "Lalezar Kalfa, bir sorun yoktur inşallah." "Bir sorun yok hünkârım, sadece Valide sultanımız hatunla sohbet etmek istediler." "Adın ne senin hatun?" "Luna, hünkârım." Sultan Murad, kafasını onaylar bir biçimde sallayıp söze tekrar girdi. "Gevherhan gelecekti bugün?" "Sultanımız geldiler hünkârım, içerde valide sultanımız ile birlikteler."
⸻♛⸻
Lalezar Kalfa yanında kolunu sıkıca tuttuğu Luna ile hareme giriş yaptığında cariyelerin neredeyse hepsi dikkatle onları izliyordu. Lalezar Kalfa, Luna'ya usüllerden bahsediyordu. "Eğitimini alıp, uslu ol. Bu haremdeki tüm kızlar hünkârın malıdır. Onun için hazırlanırlar. Sen seçildin. Eğer sultan'ı mutlu edersen, ha birde erkek çocuğun olursa Haseki Sultan sen olursun." Luna ise kafasını salladı. "Neden ben?" "Neden sen olmayasın? Güzelsin, zeki olduğundan da hiç şüphem yok, birde valide sultanımıza ve hünkârımıza sadık kalırsan neden sen olmayasın?" Yine kafasını sallamakla yetindi.
"Lalezar Kalfa?" Cariyelerden biri konuşmaya başlayınca ona doğru döndüler. "Yine ne var?" "Valide sultanımız bu uğursuzu ne diye odasında tuttu? Ne yaptıda cezalandırılıyor?" "Neden biliyor musununuz?" Hepsi aynı anda hayır deyince Lalezar Kalfa tekrardan konuşmaya başladı. "Sizin yapamadığınız bir şeyi yapıp Hünkârımızında, Valide sultanımızında ilgisini çekti. Pek güzel bulmuşlar bu hatunu." Derin bir nefes aldı. "Şimdi çekilin bakalım şurdan da hatunu hazırlayalım geceye."
⸻♛⸻
"Lalezar gitti mi hatun?"
"Gitti Sultanım gitti."
"Has odaya girdiğinden emin olun iyice hünkâr oğlum diğer cariyeler gibi bunu da geri çevirmesin."
"Merak etmeyin sultanım hatun içeri girmiş teyit ettirdim."
"Güzel.. Artık bir şehzademizin olması gerek zira."
"İnşallah sultanım, inşallah."
⸻♛⸻
Sultan Murad balkonunda durmuş düşünüyordu. Dün gördüğü hatun aklından çıkmamıştı zira. Kapının açılıp içeriye ağalardan birinin gelmesiyle ona doğru dönmüş, konuşmasını bekliyordu. "Hünkârım valide sultanımız bu gece için size bir cariye gönderdiler. Hatun dışarıda bekliyor."
"Gelsin." Sultan Murad, dairesine girmiş masasının üstündeki kağıtları ve önemli belgeleri topladı. O sırada cariye içeri girmiş, kapının önünde duruyordu. Sultan Murad arkasını dönünce gördüğü sima ile şaşırmış yavaş yavaş cariyeye doğru yürümeye başladı.
Sultan Murad yavaş yavaş ilerlerken aynı zamanda mavi kaftan giymiş ve şık takılar ile mavi pahalı taşlarla bezenmiş bir taç takan kadını inceliyordu.
Luna'nın kalbi gereğinden fazla hızlı atmaya başlamıştı. Heyecanlanmıştı. Ona doğru ilereyen bu yakışıklı adam onu adeta cezbetmişti. Utandığı için başını kaldıramamış, yeri inceliyordu. Açık, parlak siyah saçları omuzlarından dökülüyordu.
Sultan Murad son adımlarını atıp Luna ile karşı karşıya geldi. Hâlâ daha karşısındakı güzeller güzeli kadını inceliyordu. Luna o sırada eğilip Sultan Murad'ın kaftanının etekerini öpmüştü. Sultan Murad Luna'nın gözlerine bakmak için eliyle narince çenesini kavradı ve ayağa kaldırdı. Böylece göz göze gelmişlerdi. Birbirlerine adeta büyülenmiş gibi bakıyorlardı.
"Çok.. güzelsin." İltifat ile yanakları kızarmıştı ve gözlerini kaçırmıştı. "Teşekkür ederim." Sultan Murad, Luna'nın elini tutup yatağa doğru götürdü. Luna'yı yatağın üstüne oturtup kafasını dizlerine koymuştu sonra da uzanmıştı. Şimdi aşağıdan Luna'ya bakıyordu, onu daha iyi inceliyordu.
"Anlat.."
"Ne anlatmamı istiyorsunuz?"
"Kendini, buraya nasıl geldiğini..."
"Ben kaçarak geldim buraya."
"Kaçarak mı? Nereden kaçtın sen?"
"İspanyadan"
"Neden kaçtın İspanyadan."
"Evlendireceklerdi beni o yüzden kaçtım ben."
"Kiminle evlendireceklerdi seni? Bir başından anlat yaşadıklarını hatun."
"Benim babam saraydaki soyluların hekimliğini yapıyordu lâkin dermansız bir hastalığa yakalandı. O zamanda İmparator Carlos öldü. Onun yerine oğlu Antoine İmparator oldu. Bana dedi ki ya benimle evlenir, babana en iyi hekimlerin bakmasını sağlarım ya da babanı ölüme sürüklersin dedi. Bende kabul etmek zorunda kaldım." "Sonra neden kaçtın peki?" "Babam hiç bir zaman evlenmemi istemedi o adamla. Annem zorladı biraz da, kandırdı beni. Kötü davranıyorlardı bana, vuruyorlardı. Rahatsız hissediyordum kendimi oralarda. Bende kaçtım."
"İyi yapmışsın yoksa nasıl bulacaktım ben seni."
Luna aniden ayağa kalkmıştı. "O ne demek?!"
"Ne, Ne demek?"
"Bulacaktım seni dedin. O ne demek?" Dediğinde Sultan Murad kahkaha atmaya başlamıştı.
"Ne? Ne oldu? Neden gülüyorsun?" Sultan Murad bir anda belinden tutup kendine çekti Luna'yı. Fısıldayarak; "Rüyalarımdan meftun ettin beni kendine. Her yerde arıyordum seni. Gönlümün sultanı."
Sözleri bittiğinde gülümsemişti. Luna'yı da yanına alıp "Seni dinlemek huzura erdiriyor beni, biraz daha kendinden bahset bana."
"Ne söylemem gerekiyor ki?"
"Misâl yeteneklerinden bahset biraz bana."
Biraz düşündü. "Ben 5 lisan biliyorum Osmanlıca ile birlikte. Silah ve kılıçta kullanmayı biliyorum abim öğretmişti. Dövüşmeyi de biliyorum onu da abim öğretti kendimi korumam için. Bir çok dansı da biliyorum." "Ooo... Neyi bilmiyorsun ki o zaman sen?" Utanıp başını eğmişti.
Sultan Murad tekrardan eliyle Luna'nın başını kaldırdı. Lâkin bu sefer yaptığı şey Luna'nın dudaklarına ufak buseler kondurmaktı.
Sultan Murad ve Luna bu gece gitgide daha çok yakınlaşır iken tarihte yeni bir aşkın kıvılcımı başlamıştı.
Bir şey söylemek istiyorum. Ben beğendim ama beğenmedimde. Nasıl olmuş?
Şimdiden bahsedeyim diye de söylüyorum bu kitap biraz karma bir kitap yani şöyle bazı kısımları diziden ama çoğu kısmı benim kurgum.
Son olarak dil konusuna gelirsek, Luna babası ve kardeşleri dışında annesiyle falan İspanyolca konuşuyor. Babası ve kardeşleriyle ise İtalyanca konuşuyor.
Umarım beğenirsiniz.
🌕🌈🌺