İçeriğe geç

muhtesem yuzyil👏🏿👏🏿

Bölüm 1 · 5 dk okuma

muhtesem yuzyil👏🏿👏🏿

Bölüm 1

Eğlence Günü

Saat 21.00 gibiydi... Herkesin heyecanla beklediği o eğlence saatine çok az kalmıştı. Selim dairesindeydi ve eğlenceyi beklemeden içmeye başlamıştı. Hem heyecanlı hemde çekingendi. Yanlış anlaşılmasın çekinmesinin sebebi Nurbanu. Yoksa Selim'in işi gücü eğlence, halvet. Selim içmeye devam ederken Beyazıd kendi dairesinde heyecanla eğlenceyi bekler haldeydi. Selim'in aksine kimseden korkmuyordu yeter ki eğlence olsun. Bu işlerde tecrübeliydi. Biliyorsunuz zaten.Mustafa'ya gelelim. Mustafa da dairesinde heyecanla bekliyordu ama Selim ve Beyazıd kadar değil. Zaten istese de onlar kadar olamazdı. Yaşı ikisindende büyük olmasına rağmen bu işlerde amatördü. Kardeşlerinden öğrenecek çok şeyi var. Şehzadeler bitti o halde sultanlara gelelim. Selvi dairesinde tüm cariyelere beddua okuyordu. En büyük korkusu ve nefreti cariyelerdi. Yine içinden cariyelere saydırdığı bir anda oğlu Fatih yanına geldi. Annesinin bu üzgün halini gören Fatih çok üzüldü ama bir bok yapmadı çünkü büyüdüğünde o da babası gibi olacaktı. Yani işi gücü halvet olacak diyebiliriz. Fatih Selvi'nin dairesinden ayrıldığı esnada Şah Selvi'nin dairesine geldi çünkü onunda yaptığı tek şey buydu. Daireden daireye geziyordu. Selvi'nin halini hatrını sordu ve bu kezde Hatice'nin yanına gitti. Hatice cariyelerle ilgileniyordu kimin ne zaman raks edeceğini söylüyor cariyelere ne yapması gerektiğini özetliyordu. Bunu niye Hatice yapıyor derseniz işsizlik işte dizide bir boka yaramadığı için rpde bari bunu yapsın dedim. Birde Nigar falan yok. Neyse Şah Hatice'ye selam verip geri kendi dairesine döndü. Nurbanu'ya gelecek olursak o her eğlenceden önce yaptığı gibi Selim'In dairesine dalmıştı ve "Selim sen bana sadıksın kimseye bakmazsın Beyazıd gibi değilsin yalnızca beni seviyorsun" gibi şeyler zırvalıyordu. O da biliyor Selim'in ne olduğunu ama kendine bile itiraf edemiyor.

(10 dk sonra)

Herkes eğlence alanında toplanmış, şehzadeler ve sultanlar oturuyordu. Masanın üstünde pek çok meyve, tatlı vardı ve tabiki Tuborg. Selim içmeye başlamıştı zaten. Beyazıd ise Selim'i "Daha başlamadık sakin ol" diye uyardı. Mustafa kardeşlerinin heyecanına şaşırıyor ve amatör olduğu için gergin hissediyordu. Şah'ın keyfi yerindeydi, Selvi'yi söylemeye gerek yok bile canı çok sıkkındı perdenin arkasından cariyelere nefretle bakıyordu. Nurbanu ise bakışlarıyla Selim'i tehdit ediyordu. Hatice bir aksilik çıkmamasını umuyor ve şehzadelerin hangi hatuna mendil atacağı konusunda meraklıydı. Gariban İbrahim ise balkonda keman çalıyor, keman sesi eğlenceye renk katıyordu. Derken eğlence başladı. Naren Hatun raks etmeye başladı. Adeta pervane gibi dönüyordu. Bu durum Beyazıd'ın çok hoşuna gitmişti. Abisi Mustafa'ya dönerek "Hatun nasıl sence, çok eğlenceli birine benziyor. Böyle insanlardan hoşlanırım." demişti. Naren Mustafa'nın ilgisini çekmemişti, kardeşine gülümseyerek baktı. Selim'e gelecek olursak Naren'e bakmakla bakmamak arasında gidip geliyordu çünkü Nurbanu gözlerini Sslim'in üzerinden ayırmıyordu. Hal böyle olunca Selim 7. kadehi içti. Hatice bir yandan hatuna bakıyor bir yandan beğendiler mi diye şehzadelere bakıyordu. Arada Selvi'nin üzüntüsünü görüyor ve teselli ediyordu. Sonrasında Elzem Hatun raks etmeye başlamıştı. Elzem hep aynı hareketleri yaptığı için herkes ezberlemişti. Selim göz ucuyla baktı ve biraz etkilendi. Nurbanu'nun başını başka yöne çevirmesinden faydalanarak azdı. Ve bir kadeh daha içti. Selim Beyazıd'a dönerek "Bu hatun benim eğer mendil atarsan fena olur" dedi. Beyazıd ise "Benim aklım başkasında sen rahat ol" dedi. Selim Beyazıd'a tuborg uzattı ve beraber içtiler. Sırada Selen hatun vardı. Raks etti ve adeta herkesi büyüledi. Selvi bile beğenmişti. Ondan sonra ise Mustafa'yı en çok heyecanlandıran Elfidan hatun raks etti. Elfidan Mustafa'nın çok hoşuna gitti ve Hatice'ye dönerek "Bu hatunu nereden buldun hala bu ne güzelliktir" dedi. Hatice ise gülümseyerek "Her şey sizler için şehzadem" dedi. Hatice ortamdan biraz iğrenmişti çünkü herkes azmış durumdaydı. Selim'in zaten kaçıncı kadehi içtiği bilinmiyordu. Beyazıd halvet hayalleri kurmaya başlamıştı bile. Mustafa da kardeşlerine benzemişti iyice. Nurbanu Selim'i dürterek "İçme artık" diyordu. Şah'ın keyfi yerinde kulağı İbrahim'in çaldığı kemandaydı. Şah bir an için İbrahim benim kocam olsa ne olurdu acaba diye düşündü. İçinden bu adamı sümüklü Hatice'ye kaptırmamalıydım diye geçirdi. Hatice kime mendil atılacağı konusunda heyecanlıydı. Mustafa utangaç bir şekilde bekliyordu. Beyazıd keyifle ağzına bir üzüm attı. Selvi ise stresten kendini çok kasıyordu. O kadar kasmıştı ki birden bire içindeki tüm güzellikleri salıverdi... Tüm oda Selvi'nin osuruğu kokmuştu. Nurbanu "İğrençsin Selvi" diye bağırınca Selvi "Ben yapmadım yalan söyleme hain katil Selim'in katil karısı yılan Nurbanu" dedi. Selvi'nin osuruğu unutulmuş, herkes şaşkınlık içinde bu sözleri düşünüyordu. Çok düşünemeden Nurbanu Selvi'nin saçlarına yapıştı ve birbirlerine saç baş girdiler. Şehzadeler, Şah ve Hatice onları ayırmaya çalışıyordu. Şah şehzadelere dönerek "Siz hatunlardan seçin ve halvete girin. Biz Hatice ile ayırırız bunları" dedi. Aklı fikri halvet olan şehzadeler hemen bunu kabul etti ve Selim Selen ve Elzem hatunla(kimseyi dışlamak istemedi ve üçlü tercih ediyor yapacak bir şey yok), Beyazıd Naren hatunla, Mustafa ise Elfidan hatunla halvete girdi... Detaylardan bahsetmeyeceğim biliyorsunuz zaten... Şah ve Hatice Nurbanu ile Selvi'yi ayırmaya çalışırken Hatice Nurbanu'nun nasıl bir sinsi olduğunu bildiği için zaten planladığı bir şey olan Murat'ı kaçırmaya gitti. Hatice güya ağaları çağıracaktı kavgayı ayırmaları için ama öyle yapmadı. Nurbanu'nun dairesine gitti ve Murat'ı kaçırdı. Aradan bir gece geçti, şehzadeler halvetten çıktığı gibi Murat'ın kaçırıldığı haberini aldılar. Şehzadeler ve sultanlar sarayda öfke ve endişeyle bu konuyu konuşuyorlardı, Murat şehrin her yerinde aranıyordu. Nurbanu ağlayarak ve öfkeyle Selvi'ye "OĞLUMU SEN KAÇIRDIN BİZİM AİLE SAADETİMİZİ KISKANDIN VE BOZMAK İSTEDİN" diye bağırıp hakaretler etti. Selim Nurbanu'yu sakinleştirmeye çalıştı, Beyazıd Selvi'yi savundu ve Mustafa herkese sakin olmalarını, Murat'ın bulunacağını söyledi. Nurbanu Selvi'yi suçlayınca Hatice "Murat'ı kaçıran kişi Nurbanu'dur, dün düzenlenen eğlencede Selim halvete girince inat olsun diye oğlunu bile gözden çıkaracak kadar delirmiş" dedi. Herkes şaşırmış haldeydi ve Selim öfkeyle Hatice'ye dönerek "Senin ağzından çıkanı kulağın duyar mı hala, Nurbanu Murat'ın validesidir bu kötülüğü ona neden yapsın?" diye bağırdı ve Selvi Hatice'nin ona verdiği Nurbanu yazmış gibi gösterilen sahte mektubu herkesin içinde okudu. Mektupta eğer Selim halvete girerse Nurbanu'nun Murat'ı kaçırmış gibi yapıp herkesi tehdit edeceği yazıyordu. (nurbanu yine hainliğe kurban gitti) Tam o esnada Murat getirildi ve herkes Murat'ı öpüp kokladı. Peki ya sonra? Nurbanu zindanlara düştü, Selim depresyona girdi ve gün boyu dairesinde içki içti, Mustafa idam edildi(Süleyman öyle uygun gördü), Selvi Beyazıd'ı cariyelerden uzak tutmak için büyücü Handan'ı çağırdı ve büyüler yaptırdı, Şah İbrahim'le yasak aşk yaşadı, Hatice yasak aşkı öğrenince depresyona girdi, Elzem bir şekilde sultanlığa yükseldi ve doğru düzgün şehzade kalmayınca (Selim depresyon, Mustafa idam, diğerlerini salla gitsin) ...TAHT BEYAZIDA KALDI...

Bölüm sonu

6 yorum