Okuldan çıktığımda bedenim yorgundu ama beynim hâlâ “Ahmet yerde gitarla yuvarlanıyor” sahnesini replay modunda döndürüyordu. Yol boyunca o kadar güldüm ki, apartmanın girişinde komşu teyze “kızım ne gülüyorsun beşlik simit gibi?” diye camdan seslendi.
“Senem teyzoş, kendime gülüyorum, bir şey yok.”dedim ve eve girdim.
Odam, benim kutsal mekânım. Bir köşede baterim, diğer köşede birikmiş çorap dağım. Dengeli bir yaşam için her şey düşünülmüş. Üstümü değiştirip yatağa kendimi atmamla, telefonun zıngırdaması bir oldu.
Müdür Bey (Grup Konuşması Açmış 😐)
"Sevgili Müdür Rockçı Sandı üyeleri,"
"Yarın okulda ‘geleneksel okul etkinliği’var. Sizden 12:30’da mini bir konser istiyoruz. Okulun imajı için önemli. Ayrıca grup hakkında küçük bir tanıtım videosu da hazırlayın. Klibimsi bir şey olabilir. Teslim süresi: yarın sabah."
"Teşekkürler. - Okul Müdürü"
Bir an öylece ekrana bakakaldım. Müdür… WhatsApp kullanıyor. Üstelik emojili. Ve… grup ismi of inanılmazız müdüre bile yazdırdık ismi.
Hemen gruba yazdım.
Ece:
“Arkadaşlar? Müdür bizi ciddiye almış. Biri bana tokat atsın.”
Ahmet:
“Ben tokatlarım. Ama önce bu adamın mesajını müzik yapıp remikslemek istiyorum.”
Ece:
“Ne zaman hazır olacağız? Benim video düzenleme programım var ama yarına? Cidden mi?”
Berkant:
“Yarın 12:30 çok kısa. Bu videoda beni daha çok gösterelim. Sonuçta grup yüzü benim.”
Çınar:
(Yine tek kelime yazdı)
“Haydaa.”
Ben yatağa gömüldüm. Düşünmeye başladım.
Mini konser. Video. Okul imajı.
Yani Müdür Bey hem rockçı olduğumuzu düşünüyor hem de bizi okul vitrini gibi sergilemek istiyor.
O sırada telefonuma Ahmet’ten özel mesaj geldi:
Ahmet:
“Bak fikir: Bu gece toplanalım. Klip gibi bir şey çekeriz. Benim amcamın kafesi var, orası boş şu an. Bateri, gitar, sahne ışığı hepsi var. Melis düzenler, sen vokal yaparsın, Berkant da trip atar. Ne diyosun?”
Gözlerim parladı. Bir anda içimdeki kaos perisi uyanmıştı.
Yataktan doğruldum. Bagetlerime uzandım.
“Ahmet,” dedim mesajla, “bize gelsene kanka sıkılıyorum.”
Bir dakika bile geçmeden kapı zili çaldı. Bu çocuk fizik kurallarını falan aşıyor. Telepatiyle ışınlanıyor olabilir.
Kapıyı açtım, karşımda Ahmet: Başında beresi, elinde cips ve enerji içeceği, sırtında gitar. Gecenin anlam ve önemine uygun olarak çizgili pijama giymiş. Gerçekten... pijama.
“Sıkılmışsın dedin, geldim de. Ben bir sıkıntıyım zaten,” dedi ve içeri daldı.
“Ahmet, normal bir insan sweatshirt falan giyerdi, bu ne?”
“Ben rock’ı pijamayla yaşıyorum Ece, sen anlamazsın. Ruh özgür olmalı.”
Salona geçtik. Annem dışarıdaydı, evde kimse yoktu. Bu yüzden ses seviyemizi ölçen kimse de yoktu.
“Cidden yarına konser var, video var, hayat var... Müdür bizi basmaz değil mi?” dedim bir an ciddiyetle.
Ahmet cipsi ağzına tıkarken konuştu, anlayabildiğim kadarıyla: “Ya biz var ya… bu gece bir klip çekeriz, müdür izlerken ağlar. Hem gururdan, hem anlamadığı için.”
“Amcanın kafesi hâlâ boş mu?”
“Boş. Işıkları da ayarladım. Sahnede duman makinesi bile var. Yalnız biraz bozulmuş… geçen biri çay demlemeye çalışmış içinde.”
“Ne?”
“Uzun hikâye. Dayım.”
Gülmekten ikiye katlandım. Ahmet’in hayatı belgesel yapılsa her bölüm IMDb 9.6 alır.
O sırada Ahmet gitarı çıkardı.
“Bak bir şey denedim,” dedi. “Bu sabah müdürün sesiyle bir beat yaptım.”
Tuşlara bastı. Kulaklıktan gelen ses:
“Müdür Rockçı Sandı… Mini konser… imaj… teşekkürler…”
Sonra boom tss boom boom tss diye bir beat girdi.
“Bu ne yaa!” dedim. “Verimli AI kullanma kursu açmalısın.”
“Rap-rock, yeni akım. Müdür MC oldu, biz DJ Sandık.”
Gülüştükten sonra karar verdik. Gecenin planı:
- Ezgi’ye mesaj at.
- Berkant’ı nazikçe “sadece klip için” diye ikna et.
- Çınar’a yaz. O zaten yazmayacak, sadece gelecek ya da gelmeyecek.
- Sonra... amcanın kafesine klip çekmeye gidelim!
“Ahmet,” dedim gözlerimi kısıp, “bu gece var ya... biz rock tarihine geçeriz.”
Ahmet başını salladı.
“Bu gece ya klip çekeriz, ya da haber bültenine çıkarız. Ortası yok.”