İçeriğe geç

Mr.Husband |tk|

Bölüm 16 · 3 dk okuma

Mr.Husband |tk|

Bölüm 16

16

Kalçamdaki büyük ağrı ile gözlerimi açmıştım sabaha. En başta hayata dair tüm algılarım kapalı olduğu için ölü gibiydim.

Ama belime sarılan arkamdaki el ile bir anlığına hayatım gözümün önünden film şeridi misali geçmişti. Kim olduğunu az çok tahmin edebiliyordum ama.

Hayır.

Kendini onun cazibesine kaptırmış olma, sarhoş Jeon Jeongguk.

Belime sarılı olan eli tutup üzerimden yavaşça indirdim ve her ne kadar üzerimin yarı çıplak olması gerçeği apaçık belli etse bile, yine de göreceklerimden korkmuştum.

Arkamı yavaşça döndüm ve uyuyan güzel bir yüzle karşılaştım.

Uyurken bile, nasıl bu kadar güzel olabiliyorsun Taehyung...?

Gözlerim dolmaya başlamıştı.

Ben nasıl böyle bir hata yapmıştım?

Onun da beni bırakıp gideceğine bu kadar eminden bir de... Şimdi onun istediği olmuştu. Birlikte olmuştuk. Ve -daha kâğıt üzerinde olsa bile- evlenmeden.

Ve ben ona bu koşulu sağlamıştım.

Herkes gibi o da hevesini alıp gidecekti. Biliyordum.

Dolu gözlerimi kırpmamla yüzümün ıslanması bir olmuştu. O sırada fazla kıpırdanmış olmalıyım ki, uyuyan beden de kıpırdanmış hatta uyanmaya başlamıştı.

Onun uyanmasını beklemeden yataktan zorla da olsa kalkmıştım. Kalçamdaki ağrı vücuduma acı ile saplanırken dengemi kontrol edememiş, tekrardan yatağa oturmuştum. Sonra tekrardan kalktım ve adımlarımı tuvalete yönelttim.

İlk önce elimi yüzümü yıkadıktan sonra kuruttum ve yavaşça adımlayarak üzerime rahat bir şeyler giyindim. Bez çantama da bir kaç parça bir şey bir tıkıştırdım ve son olarak telefonumu da alarak odadan çıktım.

Ev, akşam bıraktığımıza göre temizdi.

Kapıya doğru ilerledim ve yavaşça çekip sonunda evden çıktım. Sanki büyük bir şey başarmışçasına rahat bir nefes almıştım. Nedensizce bu yaptığım, yapabileceğim en iyi seçim gibi görünmüştü gözüme. Çünkü elimden sadece bu geliyordu.

Kaçıyordum, çünkü kovalanmak istiyordum. Onun da benden vazgeçmesini sanırım gerçekten hiç ama hiç istemiyordum.

Tek yapabileceğim zoru oynamaktı.

Telefonumu kulağıma götürürken aklıma ilk gelen numarayı aradım. Bir süre çalmış, ardından ise duyduğum ses ile açılmıştı.

"Alo?"

"Hoseok..." sesim titriyordu.

"Gguk? Sen... iyi misin?"

"Hayır."

"Tae nerede? Yoksa kavga mı ettiniz?"

Bir süre konuşmadım fakat nefeslerimi dizene soktuktan sonra yanıtlamıştım.

"Hoseok, beni alabilir misin? Anlatmam gereken şeyler var."

-

Hoseok'la konuşmamızı çoktan bitirmiş, bekliyordum. Dün gece kuzeninin evinde kalmıştı ve kendi arabası olmadığı için kuzeni beni almaya gelecekti. Sabahın erken saati olduğu için ona da zahmet vermiş gibi hissediyordum.

Dakikalar sonra evin önünde göz açıma giren siyah araba ile bakışlarım oraya yöneldi. Arabayı gelişigüzel park ettikten sonra dışarıya çıktı.

Gözlerim çok fazla açılmış olacak ki, daha fazla yanlış anlaşılmamak adına hemen eski mimiklerime dönmüştüm.

Ama şakasız şu zaman kadar gördüğüm en yakışıklı erkeklerden birisiydi. Fakat Kim Taehyung'un yakınından bile geçemezdi. Yüzü tanıdık geliyordu.

Adımlarını bana yöneltirken ben de oraya doğru yürümeye başlamıştım. Karşı karşıya geldiğimizde kafasını yana yatırmıştı. Gözlerime bakıyordu inceler gibi. Ardından ise ceketinin cebinden çıkarttığı peçete paketinden bir tanesini çıkartarak bana uzattı.

"İyi misin? Biraz geç gelebildim, üzgünüm."

Gözlerimi sildikten sonra ona döndüm gülümsemeye çalışarak. "Sorun değil."

Arabaya binip yola çıktığımız o anlarda boğazımın acısını yeni yeni fark etmeye başlamıştım.

Sesim dün geceden dolayı olmalıydı ki, baya bir kısılmıştı. Yaşananları az çok tahmin edebiliyordum. Ve bu kafayı yiyecek gibi olmamı sağlıyordu.

Belki de tam olarak hatırlayamıyordum ama gerçekten de hatırladığım saniyelik karelerde, ne kadar mutlu olduğumu biliyordum. Belli ki hayatımın en güzel gecelerinden birini geçirmiştim.

Şu anda uzaklaşıyor olmam, onunla olan karışık ilişkimi sonlandıracağım anlamına gelmiyordu. Sadece biraz kafamda oturtmaya ihtiyacım vardı. Doğrusu saçma sapan davranmaktan çok, akışına bırakmaya karar vermiştim.

Kaçmayacaktım.

Kovalanmayı bekleyecektim.

.

.

.

Ding dong!

Reklamlar!

Reankerne ile ilgili bir fic yayınlayacağımı söylemiştim yorumlarla. Aklımfa taslaklarımdaki şahane bir ficim geldi. Dedim ki neden olmasın???

Ficin adı Otaku Hot Boy. Konusunu inceledikten sonra düşüncenizi belirtin. Ona göre yayımlayacağımm

Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle...

Seviliyorsunuz

muck(╥﹏╥)

Bölüm sonu

4 yorum