İçeriğe geç

Motorcu ⁠♡'im

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Motorcu ⁠♡'im

Bölüm 1

Motorcu ♡'im

Başlama tarihlerinizi alalım canlar💫

Efsun'un küçüklüğünden bir kaç kesit:

🏍️ 5 yaşındayken

"Anne, evimizin önünden motorcu abiler geçiyor bak!"

Annesi Sedef, balkondan sarkmış olan kızını kucağına alarak konuşmuştu.

"Biliyorum tatlım, duydum sesleri."

"Anne bende büyüyünce motorcu olacağım."

"Hmm, ama tehlikeli değil mi bebeğim?"

"Hayır anne çok eğlenceli baksana, nasıl da teker kaldırıyorlar."

Efsun hayran hayran geçen motorcuları izlerken annesi iç çekip konuşmaya devam etmişti.

"Efsuncum, motorcuların hız yapıp teker kaldırırken kaza yaptıklarını biliyor muydun?"

"Evet."

"Ya sen de öyle kaza yaparsan bebeğim, canın acımaz mı?"

"Ama anne ben kask takacağım, canım acımazki."

"Peki öyle olsun bakalım."

Sedef, kızını kucagından indirip elini tutarak mutfağa inmişti.

"Baba gelene kadar çikolatalı pasta yapalım mı bebeğim?"

"İçine muz da atacak mıyız?"

"Atacağız annem."

"Yuppii, hadi başlayalım o zaman!"

🏍️ 8 yaşındayken

Efsun bahçede kuzeni Taner ile kedileri seviyordu.

"Efsun sarı olanın adını ne koyalım?"

"Güneş koyalım Taner, sapsarı."

"Tamam ama diğerinin adını da ben koyacağım."

"Olur, anlaştık."

Yanlarına doğru yaklaşan motorun sesini duymalarıyla kaçmıştı kediler. İlk başta neden kaçtıklarını anlamamıştı Efsun, kuzeninin ona seslenmesi ile taşlar yerine oturmuştu.

"Efsun, bu dün gördüğümüz motorcular! Bak buraya doğru geliyorlar!"

"Hemen bahçeden çıkalım Taner! Onlara bakmak istiyorum."

"Ama annemler kızmasın bak."

"Bir şey olmaz yürü."

Efsun ve Taner koşarak çıkmışlardı bahçeden. Tam zamanında yetişmişlerdi. Motorcular evlerinin köşesini yeni dönüyorlardı. Efsun anlık gelen cesaretle motorculara el sallamıştı. Ona el sallayıp düdük çalan ve tam önlerinden geçerken teker yapan motorcular ile hayranlıkla izlemişti Efsun onları. Motorcular gözden kaybolana kadar kalmıştı orada Efsun. Hepsi gittiğinde ise koşarak köpek kulübesi inşa eden babasının yanına gitti.

"Babacım, baba!"

Babası Caner, kızının heyecanına gülüp konuştu.

"Heh, geldi başımın belası. Ne oldu yavrum?"

"Baba, motorcu abiler bana ve Taner'e el sallayıp düdük çaldılar!"

"Biz ne yapacağız sizin şu motor aşkınızı?"

"Ama baba bir görseydin varya çok havalılardı. Hatta bir tanesi tam önümüzde teker yaptı!"

"Vayy, gerçekten mi?"

🏍️ 15 yaşındayken

"Ama Taner ya yakalanırsak?"

"Sorun olmaz, bana güvenmiyor musun?"

"Güveniyorum ama ne bileyim korkuyorum işte."

"Bak cidden bir şey olmayacak söz veriyorum. Birlikte motor süreceğiz sadece. Hem ana yollara çıkmayacağız, kimse bizi fark etmez."

"Peki öyle olsun."

Taner, kendisinden 5 yaş büyük olan ağabeyinin motorunu kaçırmıştı. Şimdi ise Efsun ile birlikte o motoru süreceklerdi.

"Hadi bin bakalım."

"İlk ben mi süreceğim?"

"Evet, bir sorun mu var? Motor sürmeyi biliyorsun sonuçta."

"Tamam, atla hadi arkaya."

Taner Efsun'un arkasına binmiş, yola çıkmışlardı. Efsun ilk defa kimse müdahale etmeden motor sürüyordu. Özgür bir kuş gibi hissediyordu kendini, muhteşemdi.

"Efsun, hızlansana biraz!"

"Yollar uzun değil Taner, ya önümüze biri çıkarsa?"

"Yav kızım hadiii! Kimse çıkmaz önümüze."

"Emin misin?"

"Evet, hadi!"

Efsun gaza biraz daha yüklenip hızlanmıştı. Saçları oluşan rüzgardan dolayı Taner'in yüzüne doğru savruluyordu.

"Pff keşke kaskta getirseydim. Bütün saçların ağzıma girdi Efsun!"

Efsun Taner'i hiç takmıyor kendince eğleniyordu. Yolun boş olduğu bir anda anlık gaza gelip, her zaman babası ile birlikte yaptığı o hareketi tek başına yaptı. Teker kaldırdı.

"Aağh! Efsun! Gerizekalı ne yapıyorsun? Haber versene! Ölüyordum ya!"

Efsun kuzenini dinlemiyor. Kendince eğleniyordu. Beş dakikada bir teker yapıyor, kahkahalar atarak sokaklarda geziyordu. Neyseki Taner ehliyet sınavlarına hazırlanıyordu. Efsun kontrolü kaybederse o müdahale edebilirdi.

Günümüz;

Efsun Yıldız'dan:

Elimde telefonum Instagram'da paylaşılan motor videolarını izliyordum. Tüm videoları beğeniyor, kaydedip Taner'e gönderiyordum. Aynı şeyi de Taner bana karşı yapıyordu. Kimse gelip bizi uyarmasa bunu sonsuza kadar yapabilirdik.

Karşıma çıkan video ile gülümsedim. Kawasaki ninja h2r... Hayalimdeki motor. Motorcu kullandığı motorun hakkını veriyor, acımadan süzülüyordu boş yolda. Sanki canının önemi yokmuşçasına teker yapıyordu. Fazlasıyla mükemmel gözüküyordu.

Ben hayranlıkla videoyu izlerken çalan kapı ile homurdanarak ayaklandım. Gelen kişi bir tanecik arkadaşım Açelya'dan başkası değildi.

"Ooo bakıyorumda birileri evimin yolunu hatırlamış!" Diyerek konuştum imalı bir sesle. Yaklaşık bir haftadır buluşamıyorduk. Fakat arkadaşımın yaşlı gözleriyle, kızaran burnu ve yanaklarıyla karşılaşmam ile endişeyle sordum.

"Açelya, iyi gözükmüyorsun, sorun ne?"

Burnunu çekerek içeriye adımladı Açelya. Arkasından kapıyı kapatıp yanına gittim. Açelya sanki bedeni kendine yük oluyormuş gibi bıraktı kendini koltuğa. Sonra da kırgın çıkan sesiyle cevap verdi.

"Bir yıldır aldatılıyormuşum! Benimle oyuncak gibi oynamış, aslında başka birini seviyormuş. Benimle sadece...sadece"

Sesi gittikçe kısıldı Açelya'nın. Kırgın bir cam gibiydi, üzerine basılmış bir papatya ya da oynandıktan sonra çöpe atılan oyuncak...

Ne önemi vardı ki? O şu an üzgündü ve bu açıkça belliydi.

"Açelya, bunu nereden öğrendin? Doğruluğundan emin değilsen kendini boşa yıpratmış olma."

"Keşke yanlış duysaydım, yanlış görseydim! Gözlerimle gördüm Efsun! Bağıra bağıra kendisi anlattı bana! Onu...onu iş yerinde ziyarete gitmiştim. En sevdiği tatlıyı yapmıştım ona. Odasına girdiğimde bir kız ile öpüşüyordu. Asla reddetmedi, sanki onları yakaladığım için rahatlamış gibiydi. Üzerinden bir yük kalkmıştı sanki!"

Bu sefer sesi sonlara doğru kısılmamıştı aksine hıçkırıklara boğulmuştu Açelya. Dayanamayıp sarıldım çocukluğumdan beri birlikte olduğum arkadaşıma. Çok seviyordu onu. Her gün bana hayallerini anlatıyordu, çocuklarımıza bu isimleri koymak istiyorum derdi. Şuraya tatile gidelim onunla. Sade bir düğünümüz olsun, abartmaya gerek yok derdi. Ama hayalleri yıkılmıştı...

"Açelya inan ne diyeceğimi bilmiyorum."

"Onu çok sevmiştim Efsun ama o beni bırakıp gitti!"

......

Aradan 2 saat geçmişti. Açelya ağlayarak koltukta uyuyakalmış, eve gitmemişti. Zaten istese de onu bu halde eve göndermezdim. Bir süre bende kalsa bir sorun olmazdı. Hem kendini toparlar hem de unuturdu o pisliği.

Telefonuma gelen bildirim sesiyle derin düşüncelerimden kurtulmuştum. Kim olduğuna baktığımda Taner bana mesaj atmıştı.

Tantan: Müsait misin vın vın kız;)

Efsun: Önemli mi?

Tantan: Senin için çok

Biraz düşünüp cevaplamıştım mesajı. Şu an benim için en önemli olan şey Açelya'dan başka bir şey değildi.

Efsun: Müsait değilim Taner, başka zaman.

Tantan: Bir tanecik kuzenine evinin kapısını açamayacak kadar mı müsait değilsin vın vın?:'(

Efsun: Kapının önünde misin?

Tantan: Hemde R6 ile bebeğim.

Efsun: Motor sürme işini unut, Açelya ile birlikteyim. Sakin sakin oturacaksan kapıyı açarım.

Tantan:Emredersiniz vın vın hanım!

Ayağa kalkıp kapıyı açtım. Taner elinde kaskı ile içeriye girdi. Kaskını her zaman bıraktığı komidine koyup yanıma geldi. Etrafı gözleriyle tarayıp sessizce kulağıma fısıldadı.

"Şu Emir denen pislik ne yapmaya çalışıyor?"

Sorduğu soruyla kafam karışmıştı. Anlamaz gözlerle Taner'e baktım.

"Diyorum ki...ah neyse boşver!"

"Ne öğrendin?"

Salonda uyuyan Açelya'ya çarptı gözleri. Daha sonra sessizce konuşmaya devam etti.

"Açelya'yı aldatıyor."

"Bunu zaten biliyoruz. Asıl sorun sen nereden öğrendin?"

"Biliyoruz derken?"

"Açelya, aldatıldığını biliyor."

"Ciddi olamazsın! Nasıl öğrenmiş?"

"Emir'i bir kızla görmüş. Kavga etmişler, Emir dayanamayıp her şeyi itiraf etmiş."

"Piç herif!"

"Hem de en adisinden!"

"Açelya için zor olmalı."

"Bir kaç gün bende kalmasına karar verdim. Kafasını dağıtmasında yardımcı olacağım."

"İyi fikir."

"Şimdi sen söyle bakalım, nereden öğrendin?"

"Bizim motorcu kızlardan biriyle aldatıyormuş. Kız telefonda biriyle konuşuyordu, o kim diye sordum. Yarış başlamak üzereydi, yanımıza gelmesi gerekiyordu. Sevgilimle konuşuyorum dedi. Görüntülü aramaydı. Emir beni görmese de ben onu çok net gördüm."

"Amacı neydi ki? Anlayamıyorum. Madem sevmiyorsun bir yıldır ne diye oyaladın kızı?"

Uzunca bir iç çekmiş daha sonra ayaklanmıştım. Biraz hava alacaktım.

"Ben gelene kadar evden ayrılma ve sakın Açelya'yı yalnız bırakma!"

Taner'den bir cevap beklemeden üzerime ceketimi geçirip evden ayrıldım. Hava kapalıydı, hafif esen rüzgar kumral ve uzun olan saçlarımı uçuşturuyordu. Üşüyen ellerimi birbirine sürtüp sıcak nefesimi üfledim. Daha etkili olması adına ellerimi cebime yerleştirdim. Etrafı izleyerek yolda ilerledim. Araba sesleri, kuş cıvıltıları, kahkaha atan çocuk sesleri. Huzur vericiydi fakat bir o kadar da klasikliğiyle daraltıcı.

Yanından geçmek üzere olduğum çocuk parkına şöyle bir baktım. Eskiden babamla her hafta parka gelirdik. Beni her seferinde parktaki küçük çocuklardan kıskanır, eve geldiğimizde bana " otuz yaşına kadar bir erkekle el ele tutuşmak yok tamam mı babacığım?" Derdi. Fakat ben hiç oralı olmazdım. Bir keresinde AVM' de gezerken hoşuma giden bir çocuğu elinden tutup oyuncakçıya sokmuştum. Bebeklerden birini alıp " bunu tutmasını iyi öğren, ileride çocuklarımıza sen bakacaksın." Deyip, yanağından öpüp kaçmıştım. Ne komik ama. Tabii babamın bundan haberi yok sakın söyleyeyim demeyin ha!

Tam parkın oradan uzaklaşıyordum ki mükemmel radarıma bir çift Galatasaray forması giymiş fıtı fıtı top oynayan -daha doğrusu oynamaya çalışan- çocuklar girdi. Nasıl da kanım kaynıyor izle mucizeyi. Tahminen 2-3 yaşlarında olmalılardı. Hele bir tanesinin tombik yanakları vardı. Tam ısırmalık. Umarım anası yokturda ısırırsam falan dayak yemeyelim.

Sinsi sinsi çocuklara yaklaşırken bir tanesinin götünün üstüne yere kapaklanmasıyla çığlığı basması bir oldu. Viyy sese bak ne kadar da tiz. Hemen yan taraftaki banktan bir tane pembe yanaklı teyze kaldırıverdi çocuğu. Babaannesi falandı herhalde. Yanında da örgü ören bir kadın vardı.

"Ay ay görüyor musun Nurten? Hep nazardan oluyor bunlar hep. Gelinim Aysu'ya da diyorum böyle giydirme çocukları ama dinlemez ki! Gel yavrum, Kerem'im bir okuyayım seni kuzum!"

Kadının konuşmasıyla gözlerimi pörtletip yavasça oradan fıydım. Ay teyzecim senin torunlara ben nazar deydim kesin! Yakın zamanda Trabzon'a gideyim de beni de bir babaannem okusun. Maşallah fıstık gibi karıyım bana da nazar değmesinler.

Eve dönme kararı alarak ilerlemeye başlamıştım ki bir anda dibimde biten ve taş gibi motoru olan şahısla karsılaştım. Ben motoru keserken o da beni kesiyor olmalıydı ki dayanamayıp konuşmaya başladı.

"Motorumla bakışman bittiyse seni gideceğin yere atmama ne dersin fıstık?"

Hellööğğh:D

Gülüşün gibi yıldızımı da parlatmayı unutma fıstıkkk🫶

Kurgum Wattpad platformunda da yayında olacak oradan da oylamayı unutmaaa:)

Değerli görüşlerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayınız byeeeeess🫡

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.