Gene kovuldum iyi mi Yaprak?
+Ee bana ne diyorsun kızım. Kovulan ben değilim ya.
-Ya hayatım elimden alındı diyorum sanaaa
+Ben mi dedim tabaklarla sirtaki oyna diye? Oynamasaydın Arden.
Dedi Yaprak. Çok üzülmüştüm aslında kovulduğum için. Ama ne yani oynadıysam alt tarafı bir kaç tabak. Zaten para sıçıyor patron yenilerini alır.
+Neyse tamam üzülme ya yeni iş bakarım ben sana.
-Harbi mi lan?
+Harbi lan
Dedi bu sefer o benim bu halime sevinerek.
-Sen adamsın adam adamm.
+ Tamam yılışma hemen.
Şuan tam olarak ne mi oluyor? Ben size baştan anlatayım.
Bir kaç saat önce;
Restorandaki garsonlar yıkanacak tabakları getirdiler. Bir an önce tabakları yıkayıp oturmak istiyordum. Sonra da gel keyfim gel oh. Hem bir şarkı mırıldanıp hem de tabakları yıkıyordum.
Temizlik işi tam benlik değil fakat kendime motor alabilmek için yapmak istiyordum. Gerçi zaten sadece onun için çalışıyordum.
Bugün patron gelicek o yüzden o gelene kadar dinlenmek istiyorum ya. Her neyse bir anda Yunanlıların oynadığı tabaklarla oynanan sirtakinin müziği çalmaya başladı.
Şuan kıvırtıyordum çok eğlenceliydi. Bi o yana bi bu yana ooohh kıvırt Arden. İşte ben yaa. Bir an gaza geldim ve tabakları birbirine tokuşturarak oynamaya başladım. Tabaklar teker teker kırılıyordu.
- ARDEN! Napıyorsun sen burada!
Arkamdan gelen sesle ağır çekim gibi arkamı döndüm. Elimde kalan tabaklarda teker teker yere düştü. Anaaa bu bizim patron ya. E hani 7-8 gibi gelicekti. Niye bu kadar erken geldi bu kırık kafa.
+Şey efendim ben bir an gaza gelince şey ettim ya şey eeeee
Ne diceğimi unuttum lan. Napıcam şimdi ben dalaksızla.
-Ney ettin Arden ney ettin? Bu kaç oluyor artık yeter. KOVULDUN ARDEN! Tek bi kelime dahi istemiyorum.
+Ama efendim-
Daha konuşamadan sözümü kesti şerefsiz.
-Yok aması maması falan yeter çık hemen restoranımdan.
Dedi ve çıkmak zorunda kaldım. Ya bir şans daha verseydi bari. 2 kez daha bunun gibi nedenlerle yakalanmıştım. Buna da bir şans verseydi nolurdu sanki. Allah'ın hakkı üçtür sonuçta.
Şimdiki zaman
Yaprak'a sarılıp hızlıca geri çekildim.
Lan şaka yapmıyor umarım. Ben tek başıma iş bulmam zor oluyor.
Ama Yaprak bana kolayca bulabiliyor.
Kendime istediğim motorumu almak için çalışıyorum yoksa üniversite öğrencisiyim daha. İstediğim motoru söylüyorum.
Söylüyorum.
Söylüyorum.
Söööy-lüüü-yooo-ruum
Ahanda söyledim gitti. HONDA CBR 600 RR.
Çok çok çok çok seviyorum. Tabi ilk sırada DUCATİ PANIGALE V4S var ama baya pahalı olduğundan şuan ondan alamam. Ama İnşallah ileride alabilirim.
Yaprak yemek yapmak için mutfağa gitti. Ben de yemek hazır olana kadar dışarı çıkmaya karar verdim. Sonuçta o beni arardı.
-Yaprak! Ben çıkıyorum. Biraz dolaşıcam.
Diye bağırdım.
+Tamam çabuk geel.
Ben de "tamam" diyip kapıyı açtım. Yere eğilip ayakkabılarımı giyip asansörün düğmesine bastım.
Asansör gelince hemen bindim. Aşağıya indim. Kapıdan çıkıp parka geçtim. Ve parkı turlamaya koyuldum. Bir kaç tur koştuktan sonra nefes nefese kalınca banka oturdum.
Ayağımın dibine bir köpek geldi. E ama bu çok tatlı. Bir de yavru ya yerim ben bunu.
Ayağıma sürtünmeye başladı. Boynunda tasması vardı. Acaba kimin diye düşündüm.
-Sen kimin köpeğisin bakalım? Söyle ya çekinme.
Dedim ama köpek nasıl söylesin a*ına koyayım. Ben de iyice manyadım.
Köpek bu sefer yanıma çıktı. Kafasını bana sürttü. Sevdirmeye çalıstığını anladım.
Kafasını okşamaya başladım. Aslında eve götürebilirdim ama Yaprak köpeklerden korkuyordu.
Yine de götürüyüm ya o da dayanamaz bu tatlılığa. Bence kızmaz. En fazla ne olabilir ki.