İçeriğe geç

More Than Friends

Bölüm 1 · 2 dk okuma

More Than Friends

Bölüm 1

1. Bölüm

Babam yine sabaha karşı eve sarhoş dönmüştü. Kapıyı gürültüyle çarpıyor, mutfakta bir şeyler deviriyordu. Ben odama kapanmış, kulaklığımı takmış halde oturuyordum. Kulaklığı takıyordum ama sesler yine de giriyordu içeriye. Onun gürültüsüne alışmıştım; asıl alışamadığım şey, cebimdeki üç kuruşun yine kaybolacağını bilmekti. Ne zaman çalışıp biraz para biriktirsem, babam elime geçmeden bulup götürüyordu.

Sabah uyandığımda, mutfakta masanın üzerinde boş bira şişeleri vardı. Çantamı kaptım, evden hızlıca çıktım. Sokağa adımımı atar atmaz derin bir nefes aldım. Babamın evde olduğu her saniye boğuluyormuşum gibi hissediyordum.

Koşar adımlarla okul yoluna girdiğimde, yan taraftaki evin önünde kocaman bir kamyonet gördüm. Valizler, koliler, yabancı bir telaş… Yeni taşınan bir aile olmalıydı. Merakla bakıyordum ama fazla oyalanmadım. Zaten kim taşınırsa taşınsın, bana neydi ki?

Okula vardığımda her zamanki gibi fısıldaşmalar başlamıştı. Koridorun bir ucundan diğerine kadar uzanan bakışları hissediyordum. Omuzlarımda görünmez bir yük taşıyordum sanki. Onlara alışıyordum ama alıştıkça daha çok yoruluyordum.

Ders başlamadan önce sınıf birden sessizleşti. Kapı açıldı, öğretmen içeri yeni birini aldı. Uzun boylu, düzgün giyimli, dalgalı saçları alnına düşen bir çocuktu bu. Yabancı olduğu her halinden belliydi. Öğretmen onu tanıtırken, sınıfta fısıltılar yükselmeye başladı.

“Fransa’dan geldi… Adı Elias.”

Kalemimi elimde çeviriyordum. Umurumda değilmiş gibi görünmeye çalışıyordum. Ama yan sıram boştu. Öğretmen Elias’a dönüp orayı gösterdiğinde, elimdeki kalem yere düştü.

Elias yanımda oturdu. Çantasını dikkatlice bıraktı, bana kısacık bir gülümseme sundu. “Merhaba,” dedi. Aksanı kelimeyi yumuşatıyordu. Ben sadece başımı salladım, sonra defterime eğildim. Sınıfın gözleri üstümüzdeydi.

Teneffüste olanlar ise tahmin ettiğim gibiydi. Birkaç çocuk Elias’ı köşeye çekti. Ben arkamı dönmüş gibi yapıyordum ama söyledikleri kulağıma çarpıyordu:

“Onunla oturma. O iğrenç. Hastalık gibi bir şey.”

Bu cümlelere alışıyordum ama Elias’ın yanında söylenmesi mideme koca bir taş gibi oturdu. Başımı daha da eğdim. Belki Elias da herkes gibi yapacak, uzak duracaktı.

Ama o, çocukların yüzüne kısaca baktı, sonra bana doğru yürüdü. Yanıma geldi, sanki hiçbir şey olmamış gibi sıraya oturdu. “Öğle yemeğinde bana eşlik eder misin?” dedi.

O an kalbim hızla atıyordu. Dudaklarım aralandı, kelimeler zor çıktı.

“Şey… evet.”

İçimde tuhaf bir his kıpırdanıyordu. Belki, çok uzun zamandır ilk defa, yalnız kalmayacaktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.