Sarayın bahçesinde, kanlar ve alevler arasında öylece oturup kaldım. Ejderha askerlerini şimdilik yenmiş de olsak bize çok büyük kayıplar yaşattılar. Hem maddi hem de manevi derecede unutulmayacak kayıplar...
Beyaz gecelik kıyafetimin kırmızıya boyanmış haline baktım. Ellerimden düşen kılıç gibi her yer içindeydi. Saray görevlileri hiç durmadan çalışıp duruyor. Bir kısmı yangını söndürmeye çalışıyor bir kısmı da yerde yatan cesetleri taşıyordu.
Tüm hayatını bana hizmet etmeye adayan Sohae koşarak yanıma geldi. Gözlerindeki dehşetin nedenini biliyorum. Bu zamana kadar ilk defa elimde kılıçla düşmanları öldürdüğümü gördü. Bu işi genelde abilerim ve babam üstleniyordu. Bir prenses olarak hiç savaşmam gerekmemişti.
" Prenses Yeosin, iyi misiniz? Sizin için çok endişelendim. "
Bir anda yanıma oturup her yerimi kontrol etmeye başladı. Benim için bu bir ilk de olsa zamanında bunun için çok ders aldım. İleri görüşlü bir babaya sahip olmak böyle bir şey olmalı. Beni prens abilerimden ayrı tutmak yerine belki tahta geçerim diye yönetim ve savaş dersleri almamı sağladı. Ona bunun için minnettarım. Ama onun da böyle cesur olduğumu görmesini isterdim.
" Sohae... Ben... Kraliçe oldum. Bak... Herkes öldü. Gördün mü? Ben kaldım sadece. "
Gözlerimden yaşlar akıp gidiyor. Kraliçe olduğum için bu kadar üzüleceğimi düşünmezdim.
Srayin baş komutanı Yusang'ı gördüm. Koşarak yanımıza geliyordu.
" Majesteleri... "
Yanımıza geldiği gibi de yere kapanarak selamladı.
" Majesteleri lütfen canımı bağışlayın. Büyük bir günah işledim. Biliyorum. Majesteleri Kralı ve prensleri koruyamadım. "
Koluna dokunup konuşmasını durdurdum.
" Komutan... Sizin kadar ben de işledim bu günahı. Her şey olup biterken ben sıcak yatağımda öyle yatıyordum. Ancak... Olan oldu ve artık bunun için bir şey yapamayız. "
Gözlerimdeki yaşı silip toparlanmaya çalıştım.
" Ailemi koruyamadık... Ama korumamız gereken halkımız var. O yüzden de komutan Yusang, güçlü olmak zorundayız. "
Komutanın benimle gurur duyan gözlerini gördüm. Birlikte büyüdük onunla ve şuan bu halimi görmek onu mutlu ediyor.
" Bakanlar ve alimler ile toplantı ayarlayın Komutan. "
Yusang kalkıp beni selamladıktan sonra koşarak uzaklaştı. Sohae'nin yardımı ile yerimden kalkabildim.
" Söyle kıyafetlerimi hazırlasınlar. "
" Hemen majesteleri. "
Sohae de koşarak yanımdan ayrıldı. Bu saatten sonra durmak yok. Kafamda kurduğum plana göre ilk iş majesteleri Kral'ın cenaze törenini düzenlemek.
Etrafa son kez bakındım işlerin düzgün yapılıp yapılmadığına. Her şeyin yolunda olduğunu gördüğümde de konutuma ilerledim.
Kraliçe olarak ilk özel hanbokum ayarlanmıştı. Saray hanımlarını daha fazla bekletmeden yanlarına geçtim.
Üzerimi giyindikten ve saçlarım yapıldıktan sonra taht odasının yolunu aldım. Tabi ki yanımda Sohae ve arkamızda gelen 10 saray hanımı ile.
Taht odasına girmem ile bütün bakanların ve alimlerin yere kapanması bir oldu.
" Majesteleri sen çok yaşa. "
Hep bir ağızdan saygılarını ilettiler. Ama bunları kabul edecek durumda değilim. Ayrıca böyle acil bir durumda bunların olmaması gerektiğine inanıyorum.
Tahta geçip oturduğumda bakanlar ve alimler benden izin bekledikleri için öylece bekliyorlardı.
" Sayın bakanlarım ve alimler lütfen kalkın. "
Bakanların hepsi ayağa kalktığında söze başladım. Kaybedecek daha fazla zamanımız yok çünkü.
" Ben... İnsan ırkının yeni Kraliçesi Wang Yeosin. "
Söylerken dahi sesimin titrediğini hissettim. Bir Kraliçe olarak bunu yapmamam gerekirdi.
" Bu sabah ırkımızın en büyük katliamına tanık oldunuz. Tüm kraliyet ailesi ejder askerleri tarafından katledildi. Yasını tutmak çok isterim ancak ciddi bir durumumuz da var. O da anlayacağınız üzere ejderha ırkının anlaşmayı bozmuş olması. "
Bakanlar dikkatle beni dinlemeye devam ederken gözüm Komutan Yusang'a kaydı. Koşarak içeri girmiş ancak sakince yerini almıştı.
" İlk önceliğimiz majesteleri Kralın cenaze törenini hazırlamak. Baş komutan Yusang... "
Komutan Yusang anında eğilerek bana döndü.
" Emrinizdeyim majesteleri. "
" Halktan bir haber alabildiniz mi? "
" Anında ordunun bir kısmını köylere yönlendirdim majesteleri. Ancak ne yazık ki henüz bir haber alamadık. "
Anladığımı belli edercesine başımı salladım. Yapacağım başka bir şey yok bu konuda.
" Sayın majesteleri... Affınıza sığınarak sormak isterim. Planınız nedir bu durum için? "
Arkalarda duran alimlerden birinin sorusu ile herkes bana odaklandı. Sanırım bu sorunun cevabı merak ediliyor oldukça.
" Ejderha ırkı ile tek başımıza mücadele edebilecek durumda değiliz ne yazık ki. Planım 7 canavar ırkından yardım istemek. "
Sözlerimin bitişi ile şaşkınlıkla bakanların aralarında fısıltıları başladı.
Bu insan ırkı için müthiş derecede korkunç bir durumdu. Canavarlar ile insanlar hiçbir zaman dost olamaz ve birbirleri ile konusamazdı bile. Tabi bunu ejderha ırkı çok önceden bozmuştu. Gözlerini bürüyen hükümdarlık duygusu onları saldırgınlaştırmış ve bunun ilk kurbanı da biz olmuştuk.
" Majesteleri Kraliçe'nin kararından dönmesini rica ediyoruz. "
Tüm bakanların aynı anda söylediği şey ile sadece duraksadım. Rica edebilirler evet ama bu plan dışında yapacak başka bir şey yok. Daha fazla insanı kaybedemem.
" Majesteleri Kraliçe'nin kararından dönmesini rica ediyoruz. "
Dönmeyeceğim. Dönemem.
" Majesteleri Kraliçe'nin kararından dönmesini rica ediyoruz. "
Daha fazla dayanamayarak ayağa kalktım. Ve bu hareketim ile de herkesin susmasını sağlamış oldum. Odada ölüm sessizligi oluştuğunda hepsinin tek tek gözünün içine baktım.
" Ben... Kraliçe olarak son kararımı bildiriyorum. Sarayın ve halkın güvenliği iki katına çıkarılacak. Bu süreci Baş Komutan Yusang sürdürecek. Majesteleri Kralın töreninin hemen ardından 7 canavarın ilki olan Bulgasari ırkının hükümdarı Kral Namjoon ile görüşmeye gideceğim. Bu kadar. "
Daha fazla dinlemeden taht odasından çıktım. Kararımı değiştirmeyi düşünmüyorum. Halkım için doğru olan bu ve ben bunu yapacağım.
İlk yolculuğumuz Bulgasari hükümdarı Kral Namjoon'un yanına olacak. Umarım dost canlısı yaklaşırlar.