Hongjoong geriye doğru sendeliyor, ayakta kalmaya çalışırken elini duvara vuruyor. Dünya onun etrafında dönerken gözleri gözyaşlarıyla bulanıklaşıyor. Yüksek bir çınlama kulaklarını dolduruyor, kelimelerin içine sinmesiyle tüm sesleri bastırıyor. "Benim.. bebeğim? Hayır..."
-Evet..Seonghwa 3 aylık hamileydi ama bebeği kurtaramadık..Üzgünüz Bay Hongjoong."
Hongjoong ileriye doğru bir adım atarken gözleri yaşlarla doluydu, elleri duygudan titriyordu. "Nasıl... Seonghwa nasıl? O... iyi olacak mı?" sorarken sesi çatlıyor, kalbi hâlâ bebekle ilgili haberin etkisiyle sarsılıyordu.
-Umut ediyoruz...
"Lütfen, onu görmem lazım. Şimdi Yoğun Bakıma gidebilir miyim? Burada kalamam." Sözleri hızla çıkıyor, nefesi korkudan düzensiz çıkıyor.
-Elbette,buradan lütfen.
Hemşire yolu gösterirken Hongjoong titreyerek yolu takip ediyordu.En sonunda geldiklerinde nefesi kesilmişti.
Seonghwa'nın boğazındaki sargılar,kolunda ve yüzündeki izler paramparça etmişti onu.
Yoğun bakımdan çıkana kadar orada bekledi ve en sonunda içeriye girebilmek için izin aldı.Heyecanla yoğun bakımdan içeriye girdi ve eşinin yanına gitti.
Seonghwa'nın elini tutup dudaklarını elinin üstüne bastırdığı anda eşinin kaşları çatıldı. Seonghwa ne zaman olursa olsun onun öpücüklerini hissederdi.
Boynuna öpücük bırakamasa da alnına bir öpücük bıraktı. Daha sonra kollarına,eline ve en son gözlerine minik öpücükler bıraktığı sırada Seonghwa yavaşça gözlerini açtı.
-Buradayım Hwa,güvendesin. Benimlesin.
Seonghwa soğukkanlılıkla yüzündeki oksijen maskesini indirdi ve ona baktı.
-Seninleyken güvende değilim Hongjoong.