Miskin Kabuk miskin halde bir ağacın kovuğunda oturuyordu. Günün en sevdiği vakti yani güneşin batmaya yeltendiği vakit gelmişti. Her gün bu vakitte denemelerini yazmaya cüret ederdi. Onu yaşamda besleyen yaşamın kendisiydi. Bir gül yaprağı, beyaz bir kuş, parlayan bir ışık hüzmesi havaya kalkan toz zerrecikleri yaşamın büyüsünü ona anlatırdı. Tazı zihinli miskin kabuk yaşamın onu beslediğini anlar hemen ruhu harekete geçer ve bir şeyler karalamaya başlardı. Tam da o anda karşısında bir uçuşan bir nota gördü. Havada zıplıyor gibi hareket ediyordu ve onu takip eden yüzlerce nota gidiyordu. Miskin kabuk yavaşça asasına dayanarak kalktı nereye gidiyorlar diye takip etmeye çalıştı ancak notalar bir hayli hızlı ilerliyordu. Onlara yetişemeyeceğini anlayınca bekledi görüşünü kısıtlamayan bir yere geçti ufukta git gide ufalan notaları kaçırmadan gördü belli bir kısmı nehire girdi bir kısmı ise ağaca kalan notalar ise ağacın üzerindeki kekliğin içine girdi.
Miskin kabuk ilk başta durumu idrak edemedi ancak çok kısa bir süre sonra elinde bir kaval olan sincap gördü. Sincabın yanına yaklaştı ve seslendi. Fakat sincap duymadı. Çünkü adeta kavalla kavga ediyordu. İstediği sesleri bir türlü çıkaramıyordu. Miskin Kabuk tekrar seslendi ;
-Merhaba adınız nedir ?
-Sincap : Nota avcısı
-Nedendir bu öfke ? diye sordu Miskin Kabuk
-Sincap: Notalarım kaçtı her biri başka yerlere dağıldı onları bulamıyorum. Sen gördün mü ? diye sordu.
-Görmedim dedi Miskin Kabuk görmesine rağmen. Peki başka yolu yok mudur bu kavalın müziği ortaya çıkarması için ? diye sordu.
-Sincap: Ben notaları avlamazsam onları bu kavalın içine hapsetmezsem nasıl çıkar bu ses bu müzik dedi. Öfkem ondandır. Ben yalnızca üflerim onlar ise kavalı içinde gideceği yeri bulur ancak tek yol vardır benim o notaları avlamam gerekir bunu yapanda kavalımdır. Ona söylerim o yakalar zorla içindeki hapse atar. Ancak bu kavalın harekete geçmesi için öfke lazımdır. Öfkeli bir şekilde yapmazsan bu kaval başka dilden anlamaz der.
- Miskin Kabuk her zaman ki sakin tonla : Notalarını gördüm nereye gittiklerini de biliyorum der. Bir bölümü nehre girdi bir bölümü ağaçlara bir kısmı da kuşlara girdi der. Ancak bu tesadüf değildi. Etrafına bir bak görmeyi bilirsen artık notaları avlamana gerek kalmaz her zerrede onlar var. Kavalın zorbalıkla bunu yapmaz sen öfkenle üflemezsin ve bir ahenk oluşturmak için günlerce beklemene gerek yok.
-Sincap: Nasıl olacakmış o iş ? der
-Öfken kavalının dili değil o senden korktuğu için notaları avlıyormuş gibi yapıyor ve içindeki hapse tıkıyor. Notalar kaçmıyor aslında hepsi her an yanında kaval bunu biliyor ancak senin öfkenin dindiği kısa aralıklarda o sesleri çıkartıyor. Öfken görmen gereken notalara engel oluyor onlar senin yüksek sesinden sert hareketlerinden kaçıyor. Ve sen onları yakalamaya çalıştığını zannediyorsun. Oysa sen sakinleştiğinde onlar kavalın yanına yanaşıp kavala zarar verme diye ona yardım ediyorlar. Sende ben yaptım öfkem sayesinde zannediyorsun.
-Sincap: Bütün bunları ne zaman fark ettin ? diye sordu ve ekledi mahçup bir ses tonuyla ben onca zamandır öfkemle yaşıyorum şimdi onu bırakmayı bilmiyorum daha da kötüsü o olmadan nasıl yaşanacağını da bilmiyorum der bizim MiskinKabuğa.
-Miskin Kabuk en sevdiği ana gelmiştir. Onun ruhuna temas edecektir. Böylece yazmakta olduğu denemeler kitabına bir hikaye daha eklenecektir. Ey Nota Avcısı Sincap: Öfkenin yansıması her varlıkta farklı olsa da ortaya çıkışı hep aynıdır. Yarattığı sonuçları bilirsen neden olduğunu da az çok takip edebilirsin. Öfke ele geçirdiği vücudu kaskatı hale getirir ve bir güç yanılsaması yaratır. Sevgi zayıflık öfke ise güçlülük görülür. Oysa bu ötekiler için böyledir. Öfke kendi için yaşamayı bırakmış varlığın kendini duyurma yöntemidir. Bundan kurtulmak kolay değildir ancak kendini hatırlamak, içinde yükselen notaların sesine kulak vermek, kendi içinde elindeki kaval gibi hapse atılmış varlıkların özgürleşmesini sağlamak, görünmekten ziyade görmeye başlamak kendini seni sakinleştirecektir. Öfkem gitti diye üzülme yerini sevgi alacaktır. Sevginin notalarının en güzel yanı kendi içinde ahenkli olmasıdır. Sevgi kendiliğinden en güzel melodiyi yaratır. Artık nota avlamana gerek kalmayacak her seslenişin bir melodi olacaktır. Ancak kendi içine bakarak kendini hatırlayarak kendini kendi içindeki hapishaneden kurtararak bunu görebilirsin der.
-Sincap: Büyülenmiş bir şekilde Miskin Kabuğu dinler. Bu arada öfkesi sanki uçup gitmiştir. İçindeki hapishaneden gelen ağlayışlar gözünden akmaya başlar. Ağlar her nefeste daha çok ağlar. Ağlar içindeki bağları birbirine bağlar. Gözyaşı varlığın içindeki bağın yapıştırıcısıdır. Yıllarca kendi içinde tuttuğu tutsak benliklerini fark eder. Bunlar özgürlüğüne kavuştukça kavalından muazzam melodiler dökülür. Bir anda her tarafta notalar görür. Gözyaşları görüşünü keskinleştirmiş ve öfkenin getirdiği perdeyi ortadan kaldırmıştır. Artık nota avcısı değil notaların anlayıcısı olmuştur.