İçeriğe geç

MİRVARİ

Bölüm 1 · 5 dk okuma

MİRVARİ

Bölüm 1

GİRİŞ

GİRİŞ

Gözlerimi derin bir nefes alarak açtım. İnanamıyordum, aklım almıyordu. Tanımadığım bir kişiyi üçüncü kez rüyamda görüyordum. Bir anlam yüklüyordu beynim ardında ise kalbim bir kuş misali havalanıyordu. İlk rüyamda o kişinin annesini de görmüştüm. Pek iyi anlaştığı söylenemezdi benle. Ne alaka İlay diye düşündüm ister istemez. Ne alaka bu rüyalar... ellerimi gözlerime götürüp ovuşturdum . ilk rüyamı daha iyi hatırlamaya çalıştım.yüzünü hatırlayamadın bir türlü . yüzüm asıldı ve elimin içiyle alnıma dairesel masaj hareketleri yaptım . belki hatırlamama bir umut yardım eder diye düşündüm. Yüzü hariç birkaç şey hatırladım. Uzun boyu mesela veya üniforması, askerdi . evet evet bu uzun boylu yüzünü hatırlamadığım kişi rüyalarımın başkahramanıydı. Ya da başrolü demem doğru olur . bir efsane miydi yoksaa film mi . ikinci gördüğüm rüyamda ise kendisini göremesem de varlığını akan damarlarıma kadar ve hatta esen rüzgarda savrulan saç tellerime kadar hissediyordum. Üçüncü rüyamda ise hiçbir olay yok sadece otobüste yan yana oturuyorduk. Hislerim hayatım boyunca kuvvetli biriydim. Bu açıdan rüyalarıma da masal dinleyen küçük kızlar gibi inanırdım altında bir mesaj üstünde bir anlam arardım. Hadi bırakalım bu kelime oyunlarını. Geç kalmamalıyım sonuçta. Vakit kaybetmeden rüyamdan uyandıran alarmın ertelediğim ek alarmını sinirle kapadım . ne olurdu birkaç dakikacık sonra çalsaydı. Belki o kişinin yüzünü görür ve hafızama kazımaya çalışırdım. Yataktan doğrulup ellerimi havaya kaldırıp esnedim. Güneş tam da yüzüme vurup kemiklerimi ısıttı . bu soğuk havada iyi gelmişti. Önümdeki pembe pandıflarımı giyip banyoya yüzümü yıkamaya ilerledim. Kardeşimle beraber bugün Mardin'e gidecektik. Aslında biz aslen Muğlalıydık . babam tarih öğretmeniydi. emekli olmasına rağmen tarih dersini hala evden çıkarmadı. Ellerini kaldırır ve Bilgehan ile bana ders vereceği zaman şöyle seslenirdi.

" ey benim asil göktürk kurtlarım..." o kadar çok hoşumuza giderdi ki bu söz kelimelerle ifade edemezdik . dopdolu ve coşkulu gözlerle Bilgehanla bakışıp babamızı dinlerdik. Bazen hikayelerin coşkusuyla babamın irislerinin koyulaştığına şahit olurdum. Tam bir göktürk .... Soyismimizi yaşatırdı . o emekli tarih öğretmeni Serhat Göktürk idi.

Ben üç yıllık meslek hayatım boyunca hep Mersin'de yaşayacağımı sandım.ta ki o gün küçük bozkurt Bilgehan'ın tayininin mardine çımasıyla her şey değişti. Yeni tazecik matematik öğretmeni olarak göreve başlayacaktı Bilgehan. Babam evlatlarını gözü gibi sakınır , saçını teline zarar gelmesin isterdi.kendi cesurdu ama evlatlarına bir şey olacak diye korkardı . hatta korktuğu buydu babamın . Bilgehan'ın tayini çıktığını bir hafta önce babamın ısrarla aramasıyla öğrendim. Panikle

" ilay'ım Türkiye'min eşsiz güzeli, bilgi ilim içinde olan kızım " derin bir nefes aldı " ilk gözağrım Bilgehan'ın tayini çıkmış mardin'e" telefondan kocaman bir yutkunma sesi geldi. Babamın o an kesilse de benim kulaklarım , kalbim , gözlerim babamın ruhunu demek isteyip de diyemediklerini duydu , hissetti ve gördü.

" tamam baba . sen merak etme yalnız bırakmam onu . o evimizin mini kurdu daha gözün arkada kalmasın Bilgehan bana emanettir." Dedim ve şimdi de Bilgehan ile yola çıkacaktım. Önce Bilgehan gelecekti Muğla'dan Mersin'e uçak ile sonra da ikimiz otobüs ile devam edecektik. Tayinimi de ayarlamıştık bu süreçte .

Bilgehan'ı beklerken telefonu çıkarıp egenn kraliçesi yazan numarayı aradım tabi ki bu kişi bizim dişi kurdumuz bir tanecik annemizdi . annem söze vakit kaybetmeden başladı.

"gı bana bakıver gari . bizim mini çocuk ile sana sarma yolluverdim gızım ..."diye söze devam ederken arkamdan bir

"bööh" sesi geldi . sesin gelmesiyle yerimden sıçramam bir oldu . yüreğim ağzıma geldi tabirini doruklarda yaşamıştım. Elimi kalbime götürüp telefonu aynı anda telefonu kapatırken arkamı döndüm. Arkamı döndüğümdeki manzara ve güldürmeden edememişti. Yanında valiz bir elinde saklama kabındaki sarmalar vardı . diğer eliyle de sarmaları tek tek atmak iki iki ağzına atıyordu.

" kıtlıktan mı çıktın" diyerek Bilgehan'a sarıldım kollarımı kocaman açarak. Geri çekilirken elindeki sarma kabını da almayı ihmal etmedim. Bilgehan gözlerini kısıp gamzelerini çıkararak kocaman bir gülümseme yolladı ablasına.

" naber abla benimle aksiyonlu ve neşeli bir yolculuğa hatta bir hayata var mısın" dedi bir gözünü kırparak . hareketiyle onu çok özlediğimi fark ettim. Ve elimi Bilgehan'ın saçlarına götürüp usulca okşadım ve yavaşça güldüm.

" sen hiç büyüme ..." diye söze devam edecekken . Bilgehan elinin tersiyle saçlarındaki elimi itti yavaşça.

" ablam felsefe yapma daha çok yolumuz var hazır değilim daha tom ve jerry izleyeceğiz . "dedi ve sarılıp gülüştük.

***

" sonunda" diye haykırdı Bilgehan esneyerek bir yandan kolunu havaya kaldırıp esnerken diğer eliyle de esnemesini gizlemek için ağzını kapadı.

"yeter ya of hayatımı yolda kaybedeceğim galiba abla imidattt. " diyerek sözüne devam etti . bir kolunu rahatlamak için esneyerek havaya kaldırdı diğer eliyle de esneyen ağzını kapadı Bilgehan . ve ablasına kollarına atarak kendisine çekti. İlay Bilgehandan kısaydı daha doğrusu ilay biraz fazla kısaydı . bilgehana göre kısa boy hiçbirini bu kadar tatlı ve minnoş gösteremezdi. İlay kafasını kaldırıp kardeşine baktı. İç çekerek güldü.

" içimde bir sıkıntı var annemgili mi arasak " Bilgehan ablasının endişesini anlıyordu . onu çok zorlamıştı daha 3 yıl olmuştu ablası mersinde yaşayalı bir düzeni vardı bir yandan kendini suçlu hissediyordu. Ablasını da peşinden sürüklüyor gibiydi.

" endişelenme abla yeni bir şehire gidiyoruz sıkıntın elbet olacak ben senin sen de benim yanımdasın" dedi ilay inanamadı bir an.

" bir dakika bir dakika" diyerek bilgehanın kollarından çıktı ve parmağıyla bilgehanı göstererek

" sen , sen ve olgun konuşmak inanamıyorum. " diyerek kahkaha attı bunun üzerine Bilgehan yandan bir gülümsemeyle ablasına gamzelerini gösterdi.

Ve iki kardeş gülüşmeye başladılar.

Çok geçmeden Bilgehan oflamaya başladı ve kucağına yiyecek poşetini alarak karıştırmaya başladı. Eline iki çikolata aldı ve birini paketinden açtı. İlay bilgehanın ısırmasını beklerken Bilgehan çikolatayı ağzına tıktı ve ağzında kocaman bir çikolata yığını oluştu ilayın gözleri kocaman açıldı bu hamleyi beklemiyordu.

" kıtlıktan mı çıktın bu ne açlık ayıcık mısın be " Bilgehan çikolata paketini düzenle katlarken ablasının sözüyle gücenirmiş gibi bir bakış atarak ağzı doluken konuşmaya çalışınca bir an da öksürmeye başladı

" sus sus konuşma al su iç " diyerek suyu uzatıp sırtına vurdu ilay bilgehanın. Bilgehan suyu içmeden biraz lokmasını yuttu öksürürken gözleri dolmuştu ama tabi ki bu Bilgehan göktürkün konuşmasına engel değildi sonuçta.

" bono bono bohtorono oyocok ho oşk olson ( bana bana bihterine ayıcık ha aşk olsun ) diyip suyunu içti.

" allah için sus Bilgehan rezil oluyoruz " dedi ilay sitemle Bilgehan omuzunu çocuk gibi banane dercesine silkti ve dönüp ilaya dil çıkardı . ilay ise sadece göz devirdi. ve ardından bilgehanın kafasına bir tane yapıştırdı hak etmişti bunu artık.

" kendine gel bihter ziyagil yoksa adnan mı öper seni behlül mü bilemiyorum " dedi ilay bilgehan ürpertiyle elleriyle kendini kontrol eder gibi yapıp

" aman abla bir namusum var onu da adnan değil behlül alsın" dedi ve bu konuşma şöforün seslenmesiyle bölündü.

" kimlik kontrolü yapılacak askerler tarafından"...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.