Sanki buralar bana akrabaydı şu karşıdaki dalına kuşların yuva yaptığı ağaç amcamın oğlu, bank teyzemin kızı. Her şey çok taze çok tanıdıktı. Ama biliyorum buraya daha önce gelmedik, babam niye getirmemişti beni buraya.. Halbuki tam onun için koyulmuştu bu eski bank, rüzgar onun sevdiği gibi esiyor, güneş ise tam karşıdan gözlerini kıstırıp bir şeyler fısıldardı. Burada olsa nasıl sever akşama kadar otururdu. Acaba burada mı okumalıyım mektubunu, hazır mıyım buna bilmiyorum. Bir cesaret bekliyorum bir kabulleniş. Vedasına kanıt olan bu zarfı hiç açmasam mı diye düşündüm bile yapamam okumam lazım biliyorum ama acelesi yok. Bu kadarına hakkım var, bu kadarını borçluyum kendime. Önce evim olmalı, yeni arkadaşlara ihtiyacım var. Babam varken öyle değildi babam vardı annemdi, evimdi, arkadaşımdı.
Evsizim, sensizim.
***
Bugün ilk iş günüm mezun olalı daha bir yıl geçmeden iş bulmama ben bile inanamıyorum hala. Acele etmemek için erkenden uyandım butik bir otelde kalıyorum şimdilik, benim meşhur bankı gören bir penceresi var. İstanbuldaki odama çok benziyor burası ev gibi hissettiriyor. Komodinin üstünde duran yapay sarı laleler sanki güzel kokuyor, duvar kağıtları, dolap, masa bana ev sahipliği yapıyor. Üzerimde yeşil ceketim siyah pantolonumun içine soktuğum beyaz gömleğim uygun olur mu acaba ilk güne. Babamın gözleriyle kendimi süzdüm ve hazırdım. Babama çekmişim ben onun gözleri de yeşildi, boyum onun gibi uzun, saçlarım dalgalı. Annem nasıldı bilmiyorum babam hiç anlatmazdı bana ,sen benim kızımsın bak aynaya aynı bensin, diye geçiştirirdi. Belki huylarım anneme benziyordu vardır elbet bir ortak noktamız, galiba cevapsız sorulardan biri de bu, acaba babamın mektupta buna bir cevabı var mıdır.
***
-Arsen arsen
-Adımı nerden öğrendin sen.. kimsin sen
-Yaka kartını unuttun, yenisin sen olur böyle ben ilk hafta işe gelmeyi unutmuştum
-Ahh çok sağ ol
-Melek
-Çok sağ ol melek
-İsmin çok güzelmiş ilk defa duydum
-Babam koymuş ismimi kurtuluşumsun sen benim, özgür kızımsın derdi.
...Heyecandan gün nasıl bitti anlamadım kendimi odaya atınca anladım ne kadar yorulmuşum. Yattım erkenden ve o gece ilk kez babamı gördüm çok sinirliydi yeşil gözleri kararmış kaşlar o kadar çatık elinde kara bir zarf uzattı bana. Sıçradım kalktım neredeydi bu zarf kara değildi yeşil bir zarftı, kalın dolu dolu yeşil zarf valizde yok panikledim koktum tüm sorular cevapsız kalmıştı işte. Çantamdaydı yanımdan ayıramadığım o zarfı okuma zamanım gelmişti