Gerald tam içeri girecekken, Iril onu tuttu ve fısıldayarak konuştu: - Dur, içeride kim olduğunu bilmiyoruz. Tehlikeli olabilir. Gerald düşündü, Iril haklıydı. Mağaranın girişini görebilecekleri büyük bir ağacın arkasına geçtiler ve beklemeye başladılar. Yarım saat kadar geçmişti ki, mağaradan sinirli bir şekilde Bay Scabbers ve kızıl bir tilki çıktı. Günlüğün kayıp olduğunu fark etmiş olmalıydılar. Gerald ve Iril bir süre ''her şey çözüldü'' dercesine birbirlerine baktılar. Kızıl tilkinin kim olduğunu hala bilmiyorlardı ama Bay Scabbers'ı yeterince tanımışlardı. Bay Scabbers ve tilkinin mağaradan uzaklaşmalarını izlediler. Ardından dikkatli adımlarla mağaraya doğru yürüdüler. Tam mağaraya girmek için eğildikleri sırada, ikisinin de ağzı bezle kapandı.Sonrası yine karanlıktı. Gerald uyandığında, kendisini mağaranın içinde buldu. Iril bir köşeye, kendisi başka bir köşeye bağlanmıştı. Irile baktı Gerald, Iril ağlıyordu. Etrafına bakındı, onlardan başka kimse yoktu. Iril'e doğru seslendi Gerald: - Sakin ol, Iril. Buradan çıkacağız. Iril, Gerald'ı duymuyor gibiydi. Gerald bir süre patilerini bağlayan ipten kurtulmaya çalıştı ama başaramadı. Şimdi ikisinin de içini bir korku kaplıyordu. Ne olacaktı? Buradan kurtulabilecekler miydi? İkisi de bu soruların cevabını bilmiyordu. Zaman geçiyordu ve hala herhangi bir değişiklik yoktu. Ardından içeri o kızıl tilki girdi. Gerald sinirli sinirli ona bakmaya başladı. Kızıl tilki ise, Gerald'ın bakışlarına aldırış etmeden konuşmaya başladı: - Siz çocuklar, ne kadar da yaramazsınız. Merakın başınıza iş açacağını bilmenize rağmen merakınızın peşinden gidiyorsunuz. Ama bu iyi oldu, sizi aramamıza gerek kalmadı. Tilki bir kahkaha attı. Ardından Gerald, sinirli bir sesle bağırarak onun kahahasını böldü: - Kimsin sen! Ne istiyorsunuz bizden?! Tilki buna cevap vermedi, bir süre düşündü. Ardından Gerald ve Iril'e arkasını dönerek yeniden konuşmaya başladı: - Ne mi istiyorum? Öncelikle... Sizde bize ait olan bi şey var. Onu geri verirseniz belki canınızı bağışlayabiliriz. Gerald, onun günlüğü kastettiğini anlamıştı. Iril, Gerald'a dönerek yüksek bir sees tonuyla yalvardı: - Gerald, nolur ne istiyorlarsa verelim. Bizi bıraksınlar lütfen... Gerald yine tilkiye dönerek sordu: - İstediğinizi verdiğimizde, bizi bırakıp bırakmayacağınızı nereden bileceğiz? Tilki mağaranın içinde volta atarak dolaşmaya başladı. Ardından devam etti: - Muhtemelen bilemeyeceksiniz. Ama başka şansınız da yok gibi görünüyor ha? Gerald tek kelime etmedi, başını yere koyarak düşünmeye başladı. Tam ona günlüğü vermeye karar verdiği sırada, dışarıda bir gürültü koptu. Tilki başını mağaranın çıkışına doğru çevirdi şaşkınlıkla. Ardından, içeri bir gaz kapsülü düştü ve kısa sürede mağaranın içini bir sis kapladı. Göz gözü görmüyordu. Sonrasında Gerald, boğuşma sesleri duydu uzun süre. Ardından sesler giderek azaldı, sis de yavaş yavaş yok oluyordu. Şimdi Gerald, etrafı daha net görüyordu. Kızıl tilki hareketsiz halde yerde yatıyor, başında ise bir goril ve sarı bir kurt duruyordu. Bu kurt, Komutan Imac'di. Gerald yarı korku yarı sevinçle Komutan Imac'e baktı, ardından yeniden gözleri kararmaya başladı ve sonrası yine karanlıktı. Gerald gözünü klinikte açtı. Etrafına baktı telaşla, yanındaki sedyenin perdesi kapalıydı. Doktor odasından çıktı, önce Gerald'ın yanındaki sedyeye, sonra Gerald'ın sedyesine baktı ve ardından ''Nihayet uyandınız'' diyerek perdeleri açtı. Gerald'ın yanındaki sedyede Iril yatıyordu. Gerald ve Iril birbirlerine bakarak gülümsediler, sonrasında doktor dışarı çıktı ve birine ''Uyandılar, çok yormayalım ama'' dediği duyuldu. İçeri Komutan Imac girdi, derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı: - İyi olduğunuza sevindim, çocuklar. Korkuttunuz beni. Gerald bitkin bir sesle, aklındaki soruyu sordu: - O tilki kimdi? - Şimdi bunları boşvern, iyisiniz ya gerisi önemli değil. Iril lafa karıştı telaşlı bir sesle: - Komutanım, bize inanmanız gerek, ikisi de suçlu, o ve.. Komutan Imac Iril'in sözünü kesti: - İkisi de mi? Kimden bahsediyorsunuz? - Bay Scabbers ve tilki, ikisini mağaradan çıkarken gördük. Yaptıkları her şeyin kanıtı mağarada ve çantamdaki günlükte... Komutan Imac şaşkın şaşkın Gerald'a ve Iril'e baktı, ardından Gerald'ın sedyesinin yanında duran çantayı açarak günlüğü aldı ve sayfalara bakmaya başladı.Okurken gözleri büyümüştü, sinirle söylenmeye başladı: - Scabbers uzun süredir burada görevliydi, suçlunun o olabileceği aklımın ucundan geçmedi..Kahretsin! Ardından sinirle dışarı çıktı.
Bölüm 8
Bölüm 8: Failler
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.