Telefonu kapatarak gözlerimi üzerimde gezdirdim.
Üzerimde mavi snapyli şortlu pijama takımım vardı.
Saçımı ise mavi lotus mandal tokayla tutturmuştum.
Ayağa kalkarak mutfağa doğru ilerledim.
Barlas abim 2 hafta önce görev yerine dönmüştü.
O günden beri yalnız yaşıyordum.
Kader zaten telefonlarımı açmıyordu.
Ama onun için endişeli değildim.
Çünkü o her zaman ortadan kaybolur ardından hiç bir şey olmamış gibi geri gelirdi.
Neyse.
Dolaptan ketçaplı cips çıkararak kaseye boşalttım.
Ardından çikolata kaplamalı bisküvili bonibonu küçük bir tabağa koydum.
Onları odaya götürüp getirdim.
Geri geldiğimde bu seferde çikolatalı gofret ve badem koydum.
Onları da götürdükten sonra içecek olarak da soğuk çay koydum.
Yalnız ikramların alaka seviyesi der ve susarım.
Kendimi koltuğa bırakmış tam yayılacakken zil çaldı.
Hızla kalkarak kapıya koştum.
Mimar 2 hafta 3 gündür görmüyordum.
Kapıyı açtım ve o eşsiz mavileriyle karşılaştım.
Beni görür göremez dudaklarındaki tebessüm yerini aldı.
Keşke o tebessüm olsaydım..
Ben artık dayanamayarak onun boynuna atladım.
Onu çok özlemiştim.
O benzersiz kokusunu içime çektim.
"Ah Güzelim seni çok özledim"
"Bende"
"Sensiz çok yorgundum seni gördüm ve dinlendim"
"Bende"
Konuşmalarımız huzur doluydu.
Ben onun kokusuyla mayışmış bir şekilde ondan ayrıldım.
"Haydi içeriye gel" dedim ve onu içeriye aldım...