Mimar nihayet bulmuştu.
Biraz zor olmuştu ama bulmuştu.
Mimarın son model siyah arabası önümde durdu.
Vakit kaybetmeden arabaya bindim.
Biner binmez Mimarla aynı anda birbirimizi incelemeye başladık.
Ben üzerime kırmızı saten bir elbise girmiştim.
Derin yırtmaçlı, göğüs kısmı ise katmanlı ve bol olan askılı elbise Mimarın şaşkın bakışlarını çalmıştı.
O ise siyah bir takım elbise giymişti. İçime ise beyaz gömleğini siyah kravatı tamamlıyordu. Kravatın baş kısmına da mümkünmüş gibi daha şık durması için kravat iğnesi takmıştı.
Saçları taranmış ve her zaman olduğu gibi fönle kaldırılmıştı.
Tekrar ve tekrar söylüyorum bu adam harbi yakışıklıydı.
"Sen-"
"Sen-"
İkimiz aynı anda konuşmuştuk
"Önce sen"
"Önce sen"
Gene aynı anda konuşmuştuk
Bu klişeye düştüğüme inanamıyorum.
"Çok güzelsin"
"Teşekkür ederim"
Kendimden bu kadar kibar bir yanıt bende beklemiyordum.
"Ne törenine katılacağız?"
"Aslıda tam bir törenden sonra içkili eğlence var"
"Ben cevabımı alamadım"
"Ödül töreni"
"Hımm"
Ondan sonra kimse konuşmadı.
Bende onu inceledim
Araba kullanırken fazla rahattı.
Gözlerini yoldan ayırmıyordu.
Şuanda kendimi sapık gibi hissediyordum.
Adamı inceliyor ve aklıma kazıyordum ama NEDEN???
En sonunda gözlerimi üzerinden çektiğimde ellerimle oynamaya başladım.
Yanık parmağım hala sarılıydı sadece tekrardan pansuman yapmıştım.
"Sabah soramadım eline ne oldu" sorusuyla başımı kaldırdım ve kısa süreliğine kahvelerimi mavileriyle buluşturdum.
Sonra o yola döndü
"Yaktım"
"Nasıl oldu?"
"Patatesli omlet yaparken omletimi tabağa koyacakken parmağım tavaya denk geldi ve yandı"
"Hımm çok acıdı mı?"
"Hem de çook" üzgün bakışlarımı ona çevirdim
"Bir daha kine yakmazsın artık" nee bu adam ne kadar yakışıklıysa o kadar odundu da.
"Mimar sen öküzle odunun bütünleşmiş halisin" dedim gözlerimi kırpıştırarak
"Çok teşekkür ederim ama böyle iltifatlara alışık değilim" dedi yapmacık bir sesle
Ona cevap vermedim çünkü gelmiştik
Önce Mimar arabadan indi, anahtarı valeye verdi ve arabanın etrafından dolaşarak kapımı açtı ardından bana elini uzattı.
Elini tutarak arabadan indim sonra elimi bırakarak belimi kavradı.
Beraber arka kapıdan içeriye girdik.
Bir dakika biz arka kapıdan gireceksek neden o benim kapımı açtı ki?
Ayrıca belimi kavradı?
Neyse artık.
İyi ki içeriye magazin kameraları giremiyordu.
Biz uyumlu adımlarla içeri girdik
Girer girmez büyük salon görüş açımıza girdi.
Ortada büyük bir sahne vardı.
Geri kalan yerler kat kat ayrılmış ve sandalyeler sıralanmıştı.
Bu muydu yani bu kadarlık şey için mı bu kadar şık giyinmiştim?
Suratım düşmüştü. Bunu fark eden mimar
"Üzülme bu daha tören için eğlence salonu yanda"
Haaa bunu ilk başta söylemeliydi.
Bizim için ayrılan yere oturduk...
