Mimarla beraber dışarı çıktık. Belimi bıraktı.
"Teşekkür ederim" dediğinde bana minnettar bakıyordu.
"Rica ederim" dedim.
"Sana olan borcumu istediğin zaman ödeyebilirim" onu başımla onayladım.
"Ben artık gideyim" diyerek arabaya doğru yürüdüm.
Arabaya binmeden önce duyduğum son şey Mimarın
"Umarım tekrar karşılaşırız" deyişiydi...
Ceyhunla Kadir beni eve bıraktılar.
Onlara teşekkür ederek eve girdim.
Merdivenleri çıktım iyi ki evim 4. kattaydı daha yukarı çıkamazdım.
Kapıya geldiğimde anahtarımla kapıyı açıp eve girdim.
Kader hala evdeydi.
Ona bir şey demeden odama gittim ve kendimi yatağa attım.
Elimi kıpırdatacak halim yoktu.
Zar zor mavi stitchli ( lilo ve stitchteki mavi canavar) pijamalarımı giyerek tekrar yatağa uzandım.
Tam o sırada Kader odaya girdi.
"Kameeer!" diye bağırıyordu.
"Ne oldu" diye mırıldandım.
"Sen şuna bak!" diyerek telefonu gözüme soktu.
Sakin bakışlarım telefonla buluşunca gözlerim büyüdü.
"ERİS KOÇAVA'NIN GİZLİ AŞKI KİM?" başlığı altında ben ve Mimarın restorana girerken ki Mimarın belimi kavradığı fotoğraf vardı Allahtan yüzüm görünmüyordu.
Bunu görür görmez çığlığı bastım.
Hemen telefonu elime aldım ve Mimara mesaj attım.
Kamer: Mimaaaar!!!!
Mimar: Ne oldu Kamer?
Kamer. Haberlere BAAAAAAK!!!!
Mimar: Siktir bu nasıl olmuş
Kamer: Bilmiyorum bir şey YAP!!!!
Mimar: Tamam sakin ol hallediyorum
Kamer: Hızlı ol
Mimar: Emredersiniz komutanım
Kamer: Alayı bırak oyalanma hadi
Mimar: Kamer
Kamer: Mimar oyalanma
Mimar: Kamer
Kamer: Zaman kaybediyorsun
Mimar: KAMER
Kamer: Efendim
Mimar: Hallettim
Kamer: Teşekkür ederim
Mimar: Rica ederim
Mesajlardan çıktığımda rahatlamıştım.
Gözlerim ağırlaşmaya başladı
Galiba artık Mimara güveniyorum
Gözlerim kapandı...
