"Kamer Hanım?"
"Mimar Bey?"
Çok gergin bir ortam oluşmuştu .
En sonunda sesizliği bozan Mimardı
"Kamer, benim isteğimi kabul ettin ve karşılığını da alacaksın ama içerideki kadını inandırmamız lazım" dediğinde onu başımla onayladım.
"Peki biz nasıl tanıştık?" dedim.
" Bir arkadaş tanıştırdı" dedi ve yine başımla onayladım.
"Kamer bilmem gereken bir alerjin yada hoşlanmadığın bir şey var mı?"
"Yapay tüye alerjim var birde balıktan nefret ederim. Ya senin?"
"Polene alerjim var ve çilek sosundan nefret ederim."
Biraz zaman geçmişti ve ben Mimarın kravatının elbisemle aynı renk olduğunu yeni fark ediyordum.
"Haydi girelim artık" dedi ve restoranın girişine geldiğimizde Mimar belimi kavradı. Ben ise tepki vermemeye çalıştım.
İçeriye girdiğimizde restoran bomboştu. Ve ortadaki masada 60-65 yaşlarında olmasına rağmen saçının sarı boyasından ve makyajından geri kalmayan havanın sıcak olmasına inat omuzlarında leoparlı ve muhtemelen yapay bir kürk vardı. Zaten giydiği kıyafet de leopar desenliydi.
Kadının gözleri fıldır fıldır bizi süzüyordu.
Mimarın annesi olmasa 'Ne bakıyon' diyerek üzerine yürüyebilirdim.
Masanın yanında durduğumuzda Mimar sandalyemi çekti.
"Buyur otur Sevgilim" dediğinde sandalyeye oturdum.
"Teşekkürler Hayatım" diyerek altta kalmadım.
Oda benim yanımdaki sandalyeye oturdu.
Şimdi sorgu başlıyor
"Eee nerede, ne zaman, nasıl ve neden sevgili oldunuz" dedi bence şeytan olan kadın.
Ne ve Kimi de eklersek 5N 1K yı bize hatırlatmıştı
"Biz bir ka-" Mimarin sözünü şeytan kadın böldü
"Sen değil Eris O cevap verecek" dedi ne şimdide "o" mu olmuştuk
"Öncelikle ben Kamer ve Erisle bir kafede 1yıl önce bir arkadaş vasıtası ile tanıştık neden sevgili olduğumuza gelirsek ben ona aşık oldum ve oda bana aşık olmuş ki sevgili olduk" dedim ve bence çok ikna ediciydi.
Ben ikna oldum
"Kimmiş bu ortak arkadaş?" dediğinde Mimara döndüm o ise dudak hareketleriyle 'Çağan' diyordu.
Umarım doğru anlamışımdır.
Amin
"Bizi Çağan tanıştırdı." dediğimde çok gergindim ama tabi ki de çaktırmamıştım.
"Emin misin?" dedi Şeytan kadın
"Elbette" dedim ve inandırmıştım.
"Peki o zaman yemek yiyelim ben siparişleri vermiştim" dediğinde sanki garsonlar bu anı bekliyorlarmış gibi ellerinde tepsilerle içeri girdiler.
Galiba asıl sınav şimdi başlıyordu
Önümüze çeşit çeşit yemekler vardı balıklar, etler, sebzeler, meyveler...
Bizim şeytan kadın bir garsona kaş göz yapıyordu.
Tam o sırada arkamda ki garson elinde sıcak çorba getiriyordu.
Siktir umarım planı çorbayı üzerime dökmek değildir.
Ben bunu düşünürken Mimar;
"Senden ayrı kalamıyorum sevgilim" diyerek sandalyemi kendine çekti.
Böylece beni çorbadan kurtarmış oldu fakat şuanda Mimarla çok yakındık.
Nefesi yüzüme vuruyordu...


