Bazenleri, çok tuhaf rüyalar gördüğümüzde etkisinden çıkamayacağımızı düşünürüz, hatta öyle ki rüya ve gerçeği ayırt etmede sıkıntı yaşadığımız olur. Şimdi öyle olduğunu sanıyorum, tüm olanlar, tüm duyduklarım, bunların hepsi rüya ya da halisünasyon. Ben... Bunları mantığıma oturtamıyorum. Çok saçma. Gülünç. Küçük düşürücü. Ve, her yer, her şey çok... karanlık. Sanki üzerlerine gölgeden bir çarşaf örtülmüşçesine koyu.
İçten içe ısındığımı hissediyorum, çok sıcak. Derin nefesler alıyorum, sıkça derin nefes. Dengem bozuluyor gibi, belki de o kadar panikledim ki, olmayacak şeyler geliyor başıma! Bu bir çeşit manipülasyon olabilir mi? İtiraf etmemi istedikleri şeyi söyleyene kadar beni deli mi edecekler? Nefes alamıyorum, ben-...
"Miles, ----- ! -----, ---, -------!... "
Hiçbir şey anlamıyorum, duyamıyorum. Suyun altında gibiyim, başım dönüyor, ben... Kesinlikle iyi değilim. Yanıyorum. Ciddi manada.
"---------! ----- ----- ---! "
"-----! --------! "
Kendi aralarında tartışıyorlar gibi duruyor, gözlerimi yarım saniyeden çok açık tutamıyorum, sarsılıyorum, bana bakmaktan çok kavgaya tutuşmuşlar... O kadar sıcak ki, derim eriyor ve havaya karışıyorum sanıyorum.
Ve olan oluyor, karanlığa kaymadan önce gözlerim, bir cümle duyuyorum, tek bir cümle. Ama o tek cümle, iliklerime kadar işliyor, sırtımdan aşağı bir ürperti hissedebiliyorum :
"Buradasın, buradayız, burada olacağız; sorumlusun, sorumluyuz, sorumlu olacağız, sen bizsin, biz seniz, varız, var olduk, var olacağız. Kaderine sahip çık çocuğum, yoksa kaderine terk edilirsin. "
[̲̅B][̲̅o]̈[̲̅l][̲̅u]̈[̲̅m] [̲̅2] [̲̅p][̲̅a][̲̅r][̲̅t] [̲̅2]
Uyandığımda, uyumadan önceki halime kıyasla hiçbir değişiklik yoktu. Hatta öyle ki, uyanmak istemedim bile.
"𝘐𝘺𝘪 𝘮𝘪𝘴𝘪𝘯 𝘔𝘪𝘭𝘦𝘴? "
"𝘒𝘰𝘳𝘬𝘶𝘵𝘵𝘶𝘯 𝘣𝘪𝘻𝘪 𝘔𝘪𝘭𝘦𝘴! "
"𝘚𝘢𝘯𝘢 𝘤𝘰𝘳𝘣𝘢 𝘺𝘢𝘱𝘵𝘪𝘬 𝘔𝘪𝘭𝘦𝘴! "
"t..teşekkürleer.." Kendimi zorlayarak ettiğim bu kelimenin onları daha çok endişelendirmekten başka bir işe yaramadığını görmek, beni de daha iyi hissettirmedi. Bu... ah... Artık düşünürken de zorlanıyorum. Gözlemlediğim kadarıyla, her yer hala oldukça karanlık ve ben hala derim kavruluyormuş gibi hissediyorum. Ah, büyükanne umarım beni neye bulaştırdığını ʙɪʟɪʏᴏʀsᴜɴᴅᴜʀ...
𝗕𝗶𝗹𝗶𝗻𝗰𝗶𝗺𝗶𝗻 𝘁𝗮𝗺 𝗼𝗹𝗮𝗿𝗮𝗸 𝘆𝗲𝗿𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗼𝗹𝗺𝗮𝗱ı𝗴ı𝗻ı𝗻 𝗳𝗮𝗿𝗸ı𝗻𝗮 𝘃𝗮𝗿𝗮𝗰𝗮𝗸 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 𝗮𝘆ı𝗴ı𝗺. 𝐘𝐚 𝐝𝐚 öyle miyim? Bilmiyorum. Her yer uyanıkkenki kadar karanlık ama ben evimi bilirim, burası hiç bu kadar kasvetli olmadı. Hatırladığım kadarıyla, bu kadar hafif değildim, şimdi neredeyse süzülüyorum. Mutfağa gidiyorum çünkü nereden olduğunu hatırlamadığım tanıdık bir koku beni sürüklüyormuş gibi hissediyorum. Büyükannemin yastan beri boyadan uzak tuttuğu saçları şimdi kızıl-kahvenin en gür tonunda...
"Büyükanne, ne pişiriyorsun? Çok, 𝘵𝘢𝘯𝘪𝘥𝘪𝘬 kokuyor... "
"Ah, küçükken de benimle büyükanneni karıştırırdın ama Mile, ben daha genç ve daha kibarım bence! "
Arkasını dönmesiyle, az önce süzülen bedenim, kurşundan yapılma gibi yere çöktü. Annemi görmeyeli 15 yıl olmuştu. O tanıdık gelen koku yemek kokusu değil, annemin kokusuydu.
𝘠𝘢 𝘷𝘢𝘭𝘭𝘢 𝘣𝘪𝘳𝘢𝘻 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘶𝘻𝘢𝘵𝘮𝘢𝘬 𝘪𝘴𝘵𝘦𝘥𝘪𝘮 𝘢𝘮𝘢 𝘺𝘢𝘯𝘥𝘢𝘬𝘪 𝘬𝘦𝘭𝘪𝘮𝘦 𝘴𝘢𝘺ı𝘴ı 𝘪𝘣𝘢𝘳𝘦𝘴𝘪 𝘬𝘰𝘳𝘬𝘶𝘵𝘶𝘺𝘰𝘳 400 𝘬𝘦𝘭𝘪𝘮𝘦 𝘧𝘢𝘭𝘢𝘯 𝘺𝘢𝘻ı𝘯𝘤𝘢. 𝘚𝘪𝘮𝘥𝘪𝘭𝘪𝘬 𝘣𝘰𝘺𝘭𝘦 𝘪𝘥𝘢𝘳𝘦 𝘦𝘥𝘪𝘯 𝘦𝘧𝘦𝘯𝘪𝘮., 𝘴𝘪𝘻 𝘰𝘬𝘶𝘥𝘶𝘬𝘤𝘢 𝘺𝘦𝘯𝘪𝘴𝘪 𝘨𝘦𝘭𝘪𝘳. :)) ᴇsᴇɴ ᴋᴀʟıɴ! :'))
