Pekala... Henüz yetişmek için 12 dakika ve 37 saniyem var. Gecikirsem bugün dışarda yatmamak için kız kardeşime yalvarmam gerekecek, pastanın pişmesi, pastayı alıp götürmem ve hazırlanmam dahil olmak üzere 12 dakika ve... 21 saniyem var. Ah, neler olduğunu öğrenmek istediğinizi biliyorum. Açıklamayı da 12 dakika ve 13 saniyeye sığdırmam gerekecek. Sanırım selam vermekle başlamalıyım, değil mi? Ben Miles Alley. Bir saniye, keki fırından çıkarmalıyım.. Off sıcakmış. Her neyse, bugün 19 oluyorum ve kendi sürpriz (!) partime yetişmem gerek. Aile içinde doğum günlerimiz her zaman -ciddi anlamda her seferinde- kutsaldır. Gecikemezsiniz, iptal edemezsiniz. Normalde pastamı benim için küçük kardeşim Alliana alacaktı ama gelin görün ki huzurevinde çalışarak kamu puanı alması gerekiyor. Şimdi.. 11 dakika 13 saniye. Bence kıyafetim tastamam. Pastam hazır ve yola çıkmaya hazırım. Biraz bekler misiniz? Bisiklet kaskımı takmam gerekiyor da... İşte oldu. Şimdi 2 blok boyunca düz gitmeli , sonra sağa dönmeli, 3 ışık sonra solda kalıyor. Buradayım. İçeriden yükselen seslere bakılırsa büyükannem çoktan hazırlıkları tamamlamış. 5...4...3...2...1. Ve içeri giriyoruz. Önceden uyarayım, büyükannem biraz sinirlidir. Epey.
"İyi ki doğdun tatlı Miles'ımız! Seni seviyoruz... -doğum günü şarkısı için herkes hazır olsun, ve son iki üç dört! "
𝘐𝘺𝘪 𝘬𝘪 𝘥𝘰𝘨𝘥𝘶𝘯 𝙈𝙞𝙡𝙚𝙨! 𝘐𝘺ı ki 𝘥𝘰𝘨𝘥𝘶𝘯 𝙈𝙞𝙡𝙚𝙨, 𝘔𝘶𝘵𝘭𝘶 𝘺𝘪𝘭𝘭𝘢𝘳, 𝘮𝘶𝘵𝘭𝘶 𝘺𝘪𝘭𝘭𝘢𝘳, 𝘮𝘶𝘵𝘭𝘶 𝘺𝘪𝘭𝘭𝘢𝘳 𝙨𝙖𝙣𝙖. Çok kalabalık. İnsanların yüzlerini ayırt edemiyorum bile.
"çok iyisiniz, teşekkürler."
"Soğuk nevela olmayı bırak ve samimi ol çocuğum, bugün senin doğum günün! "
"Nevale, büyükanne, nevale. "
"Beni düzeltmeyi bırak. Bugün gece yarısına kadar uyumayacaksın, sakın unutma. " İnsanlar iyi dileklerini iletirken aramızda böyle tartışmamız ne kadar hoş, değil mi?
"Her yıl aynı şey, uykumdan ne istiyorsunuz hanımefendi? "
"Bana cevap verme, büyükbabanı ve çocukları çağır, dua edeceğiz. " Aslında büyükannem dindar falan değildir, annemleri kaybettikten sonra , Tanrıya ve kutsal ruhlara bizi yalnız bırakmamaları için dua etmeye başladı. Özellikle de doğum günlerimizde ve ölüm yıl dönümlerinde. İyi bir kader için, huzurlu bir ölüm için ve çoğunlukla yıldızlardan bize yol göstermeleri için.
"Bu doğum gününde 19. Yılını tamamlayan Miles'ımıza yol gösterin, iyi bir kader için onu kutsayın ve yıldızını okumama izin verin. Adak ettiklerimizi kabul edin ve onu yüceltin. Çokça iyi dileklerle. "
"Çokça iyi dileklerle" Diye tekrarladık.
22.39
"Ve herkesi gönderdik."
"Büyükanne, çok uykum var, bırak da uyuyayım..! "
"Mızmızlanma çocuğum, gece yarısından sonra uyursun. "
"Kahve iç diyorsun yani? "
"Bu mızmızlanmanı engelleyecekse eğer..." Bence çok kırıcısın büyükanne.
23.47
"Son 13 dakika. Sonra uyuyabilirim. " Kendi kendime konuşuyorum. Şimdi bu gece yarısı muhabbetini anlamamış olabilirsiniz. Aydınlatmak isterdim ama ben de bilmiyorum. Büyükannem 'o' olay olana kadar anlatmayacağına anneme yemin etmiş. Ve o olayın ne olduğunu da bilmiyorum. Umarım bu defa öğreniriz.
00.00
"MILES. MILES ALLEY. HEMEN BURAYA GEL. "
"Büyükanne? Ne oluyor? Ne bu telaş? "
Apar topar bahçeye çıkarıyor, tanrım, Her. Lanet. Defasında.
Uğultular. Fena uğultular. Rüzgar birinin canına okurcasına esiyor. Havada tek bir bulut yok . Yıldızlar inci gibi dizilmişler. 𝐂𝐢𝐝𝐝𝐢 𝐚𝐧𝐥𝐚𝐦𝐝𝐚 𝐮𝐲𝐮𝐦 𝐡𝐚𝐥𝐢𝐧𝐝𝐞𝐥𝐞𝐫.
"Sanırım bu defa... Bu defa oluyor. "
"Ne oluyor, TAM olarak? "
"Miles, sanırım zamanı geldi. " Neyin zamanı gelmiş? Anlayan var mı? Neden ona sormuyorum ki, değil mi?
"Anlatmayı düşünüyor musun? "
"İşareti bekliyorum. " Büyükannem dizlerinin üzerine çöküyor ve dilimize adapte olmakta zorlanırken anlamadığım bir dilde resmen 𝐲𝐚𝐤𝐚𝐫ı𝐲𝐨𝐫.
Ah, çok parlak, çok ama çok parlak bir ışık süzmesi. Gözlerim kanayacak kadar yanıyor.
"Miles, kabul edildin çocuğum, seni kabul ettiler. "
"Büyükanne, lütfen.. Artık söyle.. Ve, neredesin? Çok parlak... Seni göremiyorum! "
"Aman tanrım! GERÇEKTEN seni istediler! Ah, şükürler olsun, cidden. Ömrüm boyunca bekleyeceğim sandım.."
"BÜYÜKANNE!"
"Amanın, geldim. Bekle. " Şu an beni kaldırıyor ve yürümeye başlıyoruz. Görüşüm yavaş yavaş netleşiyor. Salondayız ve evdekiler tarafından izlendiğimin farkındayım. Büyükannem söz alırcasına boğazını temizliyor, konuş artık be kadın, ağaç olduk burada.
"Çocuğum, anneni ve babanı nasıl kaybettiğimizi biliyor musun? "
Gözlerim yanmaya başlıyor, tanrım hayır. Bunu aşmıştım.
"Onların gemi kazasında öldüğünü söylemiştiniz. " Diyorum, sesimin titremesine engel olamayarak.
"Bir kaza olduğu doğru. Ama gemi kazası değildi. Hatta bu dünyada bile değildi. " Büyükannem bunamış olabilir mi, sesli düşünüyorum.
"Kafa mı buluyorsunuz? Bir nevi doğum günü şakası mı? Retinam yandı sanırım. "
"Beni ciddiye al. Yaşlı olabilirim ama henüz bunamadım. Söylüyorum işte, bu dünyadan değilsin, bu evdeki kimse değil. Ve hayır metafor yapmıyorum. "
Tamam. Gerçekten ciddiyetle konuşuyor. Ama saçmalık. Büyükbabam söz alacak gibi elini kaldırıyor.
"Bugün gökyüzünde gördüğün o takım yıldızı bizim aile ağacımız. Her doğum gününden sonraki ilk kanlı ayda, atalarımızın kutsal ruhu aile ağacımızın sonraki dalını oluşturacak olanı seçer ve kutsar. Aileni korumak için sana bahşedilenleri bilgece kullanmalısın. O takım yıldızı ait olduğumuz yeri bize hatırlatır ve unutma, verilenler geri alınabilir. "
"Bu çok saçma, içeceğine bir şey mi attılar? Geldiğimiz yer, deyip duruyorsunuz, geldiğimiz yer neresi? "
"Miles, saygısızlaşma. Şu an çok soru işareti var kafanda biliyorum. Anlatacağım ama önce kanlı ayı beklemeliyiz. Kutsal atalarımız karar verdiklerinde her şeyi ama her şeyi anlatacağım. Sana söz, Erina sözü. "
"Erina? O da ne, göbek adın mı? "
"Kanlı ay, Miles. Kanlı ay. "
𝙴𝚜𝚎𝚗𝚕𝚒𝚔𝚕𝚎𝚛 𝚍𝚒𝚕𝚎𝚛𝚒𝚖 𝚑𝚎𝚙𝚒𝚗𝚒𝚣𝚎. 𝚂𝚞 𝚊𝚗 𝚑𝚎𝚛 𝚜𝚎𝚢 𝚌𝚘𝚔 𝚊𝚖𝚊 𝚌𝚘𝚔 𝚔𝚊𝚛𝚒𝚜𝚒𝚔 𝚏𝚊𝚛𝚔𝚒𝚗𝚍𝚊𝚢𝚒𝚖. 𝙸𝚕𝚎𝚛𝚒𝚔𝚒 𝚣𝚊𝚖𝚊𝚗𝚕𝚊𝚛𝚍𝚊 𝚑𝚎𝚛 𝚜𝚎𝚢 𝚘𝚝𝚞𝚛𝚊𝚌𝚊𝚔 𝚢𝚎𝚛𝚕𝚒 𝚢𝚎𝚛𝚒𝚗𝚎. 𝚂𝚒𝚖𝚍𝚒𝚕𝚒𝚔 𝚜𝚊𝚍𝚎𝚌𝚎 𝚋𝚒𝚛𝚊𝚣 𝚣𝚊𝚖𝚊𝚗 𝚒𝚜𝚝𝚒𝚢𝚘𝚛𝚞𝚖. 𝙱𝚊𝚣𝚎𝚗 𝚑𝚒𝚔𝚊𝚢𝚎𝚢𝚒 𝚍𝚞𝚣𝚎𝚗𝚕𝚎𝚖𝚎𝚔 𝚒𝚌𝚒𝚗 𝚔𝚊𝚕𝚍𝚒𝚛𝚊𝚋𝚒𝚕𝚒𝚛𝚒𝚖. 𝙱𝚞 𝚙𝚕𝚊𝚝𝚏𝚘𝚛𝚖𝚍𝚊𝚔𝚒 𝚒𝚕𝚔 𝚑𝚒𝚔𝚊𝚢𝚎 𝚍𝚎𝚗𝚎𝚢𝚒𝚖𝚒𝚖. 𝙾𝚢𝚕𝚎 𝚍𝚎𝚐𝚎𝚛𝚕𝚎𝚗𝚍𝚒𝚛𝚒𝚛𝚜𝚎𝚔 𝚑𝚘𝚜 𝚘𝚕𝚞𝚛. 𝚂𝚘𝚗𝚛𝚊𝚔𝚒 𝚋𝚘𝚕𝚞𝚖 𝚐𝚘𝚛𝚞𝚜𝚖𝚎𝚔 𝚞𝚣𝚎𝚛𝚎.