Milatros Hastanesi – Bölüm 1: Uyanış Steril oda. Duvardan duvara metal paneller… Penceresiz, dışarıdan tek bir zerre hava bile almayan, yalnızca oksijen tüplerinin mekanik tıslayışıyla yaşayan bir oda. Odanın ortasında tamamen bağlanmış 10 yaşında bir çocuk; kolları, ayakları, göğsü tıbbi kemerlerle sedyeye sabitlenmiş. Sedyenin yanında 50’lerinde bir adam… Buz gibi yüzlü, çatlamış göz altları ve yıllardır uykusuzluğun çizgilerini taşıyan biri: Reşat Milatros. Elindeki şırıngayı çocuğun damarına yavaşça bastırır. İçindeki sıvı morumsu, sanki canlıymış gibi titreşen bir renge sahip. Reşat: “Hadi evlat… göster kendini.” Çocuğun gözleri açılır. Nefesi titrek, masum, şaşkın. Kaya: “B-Burası neresi… dede?” Reşat, yumuşakmış gibi davranır: “Korkma Kaya. Yeni bir tedavi yöntemi sadece… Hepsi bu.” Kaya bir şey demek ister. Kaya: “Te—” Tam o anda ses kesilir. Önce bir boşluk… sonra göz bebekleri tamamen genişler. Sanki beyninin içindeki tüm hatlar aynı anda kopmuş gibi bir saniyelik ölüm sessizliği. Gözleri kapanır… Sonra şiddetle açılır. Artık bakan kişi Kaya değildir. ? : “Neredeyim?” Reşat geri çekilir. Korkuyu saklamaya çalışır. Reşat: “Adın ne?” Çocuk kafa eğip adamı süzer. Gözlerinde çocukluğun tek zerresi yoktur. Dominus: “Dominus Milatros. Senin?” Reşat: “Reşat… Reşat Milatros.” Dominus yüzünde küçümseyici bir tebessüm oluşturur. Dominus: “Peki ihtiyar… burada ne işim var?” Reşat: “Seni… uyandırmaya çalışıyordum.” Dominus: “Neden? Neye lazımdım sana?” Reşat zor nefes alır, kelimeleri seçmeye çalışır. Reşat: “Zekân… üstün zekân gerekli bize. Seninle tüm psikolojik hastalıkları bitirecek bir tedavi geliştirebiliriz. Kesin çözüm… Dünya çığır açar.” Dominus kahkaha atar. Sesi bir çocuktan değilmiş gibi, çok daha olgun, çok daha karanlık. Dominus: “Karşılığında ne alacağım?” Reşat: “Ne istersen.” Dominus, bağlarını işaret eder: “Öyleyse… bağları çöz.” Reşat tedirgin olur. “Önce ilk testleri halledelim, sonra—” Dominus’un yüzündeki tebessüm bir anda donar. Bir anlığına odanın tüm havası değişir. Dominus (fısıltı gibi): “Oyun bitti.” Çocuğun bileklerini tutan bağlar çıtırdayarak tek hareketle çözülür—sanki metal değil kağıtmış gibi. Dominus sedyeden kalkar. Reşat geri çekilir, panikle. Reşat: “D-Dominus… dur, bunu yapma—” Ama çok geç. Dominus tek hamlede adamın boğazını tutar, hiçbir çocuk gücüyle açıklanamayan bir kuvvetle duvara yapıştırır. Dominus: “Sen beni uyandırmadın ihtiyar. Ben izin verdim.” Boynunu tek tıkla kırar. Ceset yere yığılır. Dominus etrafına bakar, oksijen tüplerinin ışıltısına, kapıdaki ağır kilide, kameraların kırmızı ışıklarına. Dominus: “Buradan çıkmam gerek. Görelim bakalım… benim hikayem nasıl devam ediyor?”
Bölüm 1
Milatros hastanesi
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.