Gündüzün ışığı, gecenin kanlı izlerini örtmekte her zaman ustaydı.
Vera dükkanın kepenklerini indirip arkadaki gizli odaya geçtiğinde, elleri öfkeyle titriyordu. Masasının üzerinde, yeraltı ağının şifreli ekranından gelen o kırmızı mühürlü kontrat duruyordu.
Hedef: Arda Karahan
Ödül: 5 Milyon Dolar.
Vera, kontratı bırakan hesabı hackleyip derinlemesine araştırdığında büyük resmi görmüştü. Bu kontrat isimsiz gelmişti ama ucu doğrudan, çocukken ailesini katleden o gizli tarikatın operasyonlarına çıkıyordu. Arda Karahan, yeraltı dünyasındaki gücüyle bu tarikatın en büyük engeliydi.
"Beni tetikçiniz yapamayacaksınız," diye fısıldadı Vera, gözlerinde vahşi bir cinayet arzusu parıldarken. "Arda ölürse, o pislikler tamamen dokunulmaz olacak. İntikamımı almama engel olamayacaksınız!
"Vera kontratı iptal edemezdi, bu yeraltı dünyasında kendi ölümü demekti. Vera'yı o istemezse kimse öldüremezdi ancak bu iş farklıydı.
O yüzden oyunu değiştirdi. Kontratı kabul etmiş gibi göründü ama holdinge Arda'yı vurmak için değil, tarikatın bugün holdingin içinde Arda'ya kurduğu o büyük suikast tuzağını içeriden patlatmak ve Arda'yı bir kalkan olarak yaşatmak için sızacaktı.
Özel odasındaki perukların arasından kızıl bir peruk seçti ve lenslerinin arasından yeşil bir lens seçti. Vera yine kusursuz bir makyaj yapmaya koyuldu.
Saatler süren titiz bir plastik makyajla kızıl saçlı, yeşil gözlü, darmadağın ritimli denetçi "Ayla"ya dönüştü. Belindeki kemere iki tane silah yerleştirdi. Kalp ritmini sabitleyen ilaçları bilerek almadı çünkü bugün holdingde gerçek bir kaos çıkacaktı ve Arda'nın o mükemmel ötesi zihnini kendi doğal heyecanıyla yanıltması gerekiyordu.
...
Karahan Holding’in üst katındaki loş koridorda, Vera elindeki dosyalarla bilerek adımlarını hızlandırdı ve köşeyi dönerken tam karşısından gelen Arda Karahan ile çarpıştı. Dosyalar yere saçıldı.
Vera panikle yere eğilip kağıtları toplarken, konuşma ritmini darmadağın ederek hızlı hızlı konuştu:
"Ah, çok özür dilerim! Gerçekten çok üzgünüm, dosyalara bakıyordum ve önümü göremedim!"
Arda yavaşça eğildi, yere düşen kağıtlardan birini alırken gözlerini kızın yeşil lenslerine dikti. Arda'nın zihni anında ritmi ölçmeye başlamıştı; bu kızın konuşması ve nefesi tam bir kaos ritmiyle dalgalanıyordu. Dün geceki o robotik "Korel"in tam zıddıydı.
Arda kağıdı uzattı, sesi buz gibiydi:
"Yeni denetçi sizsiniz demek, Ayla Hanım. Konuşma temponuz... fazlasıyla hareketli. Bir şeyden mi kaçıyorsunuz?"
Vera, elini hafifçe titreterek dosyayı aldı ve ayağa kalktı. Arda'nın arkasındaki cam bölmeden, holdingin otoparkına giren siyah minibüsleri fark etmişti. Tarikatın suikastçıları gelmişti. Zamanı daralıyordu.
Vera, Arda’ya doğru bir adım yaklaştı ve sesindeki o sahte heyecan ritmini koruyarak fısıldadı:
"Kaçmıyorum Arda Bey. Ama eğer önümüzdeki otuz saniye içinde benimle yukarı çıkmazsanız, ikimiz de bu koridorda öleceğiz."
Arda’nın gözleri kısıldı. Karşısındaki bu sakar kızın aniden değişen o buz gibi kararlılığı, zihnindeki düşünceleri sarstı:
"Ne saçmalıyorsun sen?"
O an holdingin alarm sirenleri acı acı çalmaya başladı.
Alt kattan silah sesleri yükseldi. Tarikatın adamları binayı basmıştı.
Arda hemen belindeki silaha davrandı ama Vera ondan daha hızlı hareket etti. "Ayla" maskesinin altındaki o masum kız anında yok oldu; yerine senelerdir bu işi yapan profesyonel bir seri katil geldi. Ceketinin gizli bölmesinden çıkardığı iki adet susturuculu silahı Arda'nın gözü önünde havaya kaldırdı.
Arda, şaşkınlıkla Vera’nın silahı tutuşundaki o kusursuzluğa baktı. Kızın konuşma ritmi hala darmadağındı ama hareketlerindeki o ölümcül harikalık ve kusursuzluk, az önceki o sakar kızla tamamen çelişiyordu.
"Sen kimsin lan?" diye kükredi Arda, silahını koridorun sonuna doğrultarak. "Bu silahları nereden buldun?
"Vera, köşeden fırlayan ilk maskeli suikastçıyı gözünü bile kırpmadan, tam iki kaşının ortasından indirdi. Yüzünde sapkın, buz gibi bir gülümseme belirdi ama sesini hala panik halindeki Ayla gibi tutmaya çalıştı:
Sadece... hayatta kalmak isteyen biriyim, Arda Bey! Şimdi kapa çeneni ve beni takip et!"
Arda, kızın silahı tutuşundaki ve adamı indirişindeki o sıfır hata payını izlerken zihni adeta delirdi. Kızın sesindeki korku ritmiyle, ellerindeki bu mükemmel silah kullanma becerisi imkansız bir tezatlıktı.
Vera, arkalarından gelen kurşun seslerine aldırmadan Arda’nın ceketinden kavradı ve onu holdingin acil çıkış kapısına doğru hızla çekti.
Arda, acil çıkış merdivenlerine doğru koşarken Vera’nın bileğinden sertçe yakaladı ve onu duvara yasladı. İki düşman, merdiven boşluğundaki loş ışıkta karşı karşıyaydı. Arda’nın kömür karası gözleri öfkeyle parlıyordu:
"Bana yalan söylüyorsun. Konuşman korkuyor ama ellerin profesyonel bir kasap gibi soğukkanlı.
Kimsin lan sen? Seni buraya kim gönderdi?
"Vera, merdivenden gelen 2 kişiyi daha Arda'nın kolunun altından yere indirdi
Arda şok içindeydi. yeşil lenslerinin arkasındaki o vahşi katil bakışlarını saklamaya çalışarak nefes nefese cevap verdi:
"Seni öldürmeye gelen adamları öldürüyorum, farkında mısın? Eğer beni burada sorgulamaya devam edersen, ikimiz de o adamların elinde can vereceğiz Karahan!"
Aşağıdan gelen ayak sesleriyle birlikte, Arda kızın bileğini bırakmak zorunda kaldı. Holdingin otoparkına giren kapıyı tekmeleyerek açtılar.
İkisi de silahlarını doğrultmuş şekilde otoparkın karanlığına adım attığında, arkalarından gelen ağır silah sesleriyle kapı üzerlerine kapandı.

