İçeriğe geç

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 9 · 9 dk okuma

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 9

B�L�M:9

Ellerim titriyordu. Sesini duymayalı bir yıl olmuştu özlemiştim ama gelmesi ile büyük acı çekmiştim.

"A-abi..." Gözümden bir damla yaş düştü.

"Neredesin söyle geliyim öyle konuşalım."

"Tamam." Telefonu kapattım buğulanan gözlerim yüzünden ekranı zar zor görüyordum. Konumu attım ve beklemeye başladım. Onunla acılı geçmişim vardı. Benim yüzünden hapse girmişti.

Yaklaşan siyah araba ile yerimden kalktım. Arabaya bindim ona dönünce sakallarının uzadığını gördüm gözleri yorgun bakıyordu. Formundan kaybetmemişti. Hızla birbirimize sarıldık. Sımsıkı sarılıyordu. Saçımı öpüyordu kokusunu içine çekiyordu.

"Çok özledim seni." Dedi bana bakarak.

"Abi ben özür dilerim hepsi benim yüzümden-" sözümü kesti ellerini yanaklarımın üstüne koydu.

"Defne! Hiç bir şey senin suçun değil ben kendi isteğim ile bunu üstlendim." Kafamı salladım.

"Hadi anneme gidelim." Dedi Bu Özgür abimdi öz abim değildi kuzenimdi ama beni öz kardeşi gibi görürdü o da tek çocuktu. Benim yaptığım hala rüyalarıma giren o korkunç şeyi üstlenmişti. İkimiz tek biliyorduk. Şimdi teyzeme gidiyorduk. Onu görünce çok mutlu olacaktı.

"Hadi gel." Dedi geldiğimizi anladım arabadan indik ve apartmana girdik kapının önüne gelince derin bir nefes aldı ve kapıyı çaldı. Kapı açılınca Sevgi teyzem elleri ile ağzını kapattı ve ağlamaya başladı. Onları ayıran bendim. Kendimden nefret ediyordum. İkisi birbirine sıkıca sarıldı.

"Annem." Dedi Sevgi teyze kokusunu çekerken oğlunun.

"Ben gideyim siz hasret giderin." Dedim biraz yalnız kalmaları gerekiyordu.

"Bekle ben seni nereye gideceksen bırakırım." Dedi Özgür abi ve kolumdan tutup içeri soktu.

(Bir saat sonra)

Özgür abi ile evden çıktık.

"Abi bir şey soracağım." Dedim onunla küçüklüğümüz beraber geçmişti. Benden 8 yaş büyüktü bir buçuk yılını hapiste geçirmişti.

"Sor güzelim."

"Akşam arkadaşlarımla dışarı çıkcaz sende gelsene lütfen."

"Sen arkadaşlarınla takıl benim ne işim var."

"Ya abi hem Azra da seni görmüş olur lütfen beni mi kıracaksın." Dedim ona en güzel bakışımı atmıştım. Gülerek kafasını salladı.

"O zaman beni Azra'ya bırak ben sana konumu atarım." Dedim.

"Tamamdır." Dedi bu sırada arabaya varmıştık.

"Defne baban sana aynı davranıyor mu?" Dedi Özgür abim babamı biliyordu bunu ilk fark ettiğinde babamı güzel hırpalamıştı. O günden sonra babam elini bana süremezdi korkusundan ama Özgür abim hapse girince tekrar başlamıştı.

"Yok elini sürmüyo, zaten annem ondan ayrıldı." Dedim arabayı çalıştırdı.

"Sonunda be Gülten sultanı uyandıran ne oldu?" Dedi Özgür abim çok uğraşmıştı annemi uyarmıştı ama annem dinlememişti.

"Babam aldattı." Dedim. Bir süre sonra tekrar konuştum.

"Formundan olmamışsın." Dedim koluna vurarak hala fit ve kaslıydı.

"Kızım hapis mapis bana işlemez." Dedi gülerek. O sırada Azra'nın evine gelmiştik.

"Ben sizi alırım." Dedi kafa salladım ve apartmana girdim. Azra Özgür abimi tanırdı bir yıldır. Abisi gibi görürdü. Özgür abimin bir sevgilisi vardı ama o hapse girince onu aldatmıştı. Hepsi benim suçum. Azra kapıyı açtı.

"Bil bakalım kim geri döndü?" Dedim zıplayarak.

"Kim?" Dedi ve devam etti.

"Yoksa Özgür abi mi?" Dedi bağırarak kafamı sallayınca bana sarıldı.

"Sonunda be kızım." Dedi.

"Neyse Özgür de gelcek bizle gel hazırlanalım." Dedim. Hızla odaya girdik.

"Bugün nasıl giyinsek?" Dedi dolabın içine bakarken. Bana gri kısa bir elbise attı kendinede gri elbise aldı hızla giyindik.

"Gel makyajımı yap." Dedim.

"Başka emriniz?" Dedi gülerek ve makyajımı yapmaya başladı. Bende Özgür abim ile eski bir fotoğrafımı hikaye attım.

@Defne_vrl:

Mekanın sahibi geri geldi

(Hikaye)

Beş dakika sonra Arslan hocadan mesaj geldi.

Kaslı adam: Defne Hikayendeki adam kim?

Defne: kocam.

Kaslı adam: Defne ciddi ol.

Defne: yalan mı söyleyim?

Kaslı adam: Şevval beni çağırdı görüşürüz.

Defne: Neredesiniz ki?

Kaslı adam: Bilmem.

Defne: tamam tamam şaka yaptım.

Kaslı adam: Bende. Kim söyle hadi yorma güzelim.

Güzelim dedi o? GÜZELİM Mİ? BİLDİĞİMİZ GÜZELİM. Aslında bir iki hocam da güzel derdi. Ama bu adamdan duymak...

Defne: Abim.

Kaslı adam: Abin mi vardı?

Defne: Öz değil kuzenim ama abi kardeşiz.

Kaslı adam: Nereden döndü?

Defne: Sorguya mı çekiliyorum?

Kaslı adam: ?

Görüldü atıp çıktım. Hazırdım makyaj bitmişti. Azra da hazırlanmaya başladı. Ona bakınca ıslık çaldım. Saçları çok güzeldi...

"Azra hanım benimle evlenir misiniz?" Dedim o da elini alnına koyarak.

"Beni affedin ama kalbim başkasına ait." Dediği an kalakaldım.

"Hayırsız." Dedim. Özgür abi gelmişti aşağı indik Azra Özgür abiyi görünce sarıldı.

"Kimler geri dönmüş." Dedi. Kıkırdayıp arabaya bindik.

"Ee seni şişlemediler mi?" Dedi Azra arka koltuktan.

"Dizide mi yaşıyoruz abicim?" Dedi Azra'ya bakarak.

"Azra'nın ne kadar iyi bir senarist olduğunu hepimiz biliyoruz." Dedim Azra'ya bakarak. Gelmiştik bara kolay girmiştik çünkü Azra'da reşitti. İçeri girince bir kızla cilveleşen Onur'u gördüm. İşte karaktersiz bir birey. Ortada sarhoş dans eden insanların arasından geçerken hepsi kahkaha atıyordu kafaları o derece güzel. Ortam çok güzeldi içerisi biraz boğucu kokuyordu. Ama rasgele bir yer değildi.

Onur bizi daha doğrusu beni fark edince hemen kızdan ayrıldı ve kızı yanında kovaladı. Masaya ulaşınca boğazını temizledi.

"Selam." Dedi kafamı salladım. Yanımızda Özgür abi bodyguard gibi duruyordu! Arslan hoca ile neredeyse aynı boydaydı.

"Sen kimsin?" Dedi Onur Özgür'e Özgür bu çocuğu hiç sevmemişti. Bende sevmiyordum.

"Arkadaşlarıyım." Dedi ona sert bakarken Onur ondan bir kaç cm kısa olduğu için kafasını hafif kaldırıyordu.

Bir süre konuştuk oyalandık sonra viskiler geldi. Özgür abim bira almıştı her zamanki gibi... Ardından Cem de katılmıştı ama Azra'ya yanaşmıyordu Özgür yüzünden.

Bir bardak...

İki bardak...

Altı bardak...

Saymadım ama Arslan hoca hala gelmemişti. Azra'yı ortaya çekip insanların içinde bağırıp kahkaha atarak dans etmeye başladık.

"Defne biliyor musun ben havlayabiliyorum." Dedi Azra dans ederken.

"Köpek misin sen be?" Dedim.

"Senin köpeğinim bebeğim." Dedi ve Cem'e sırnaşmaya gitti. Özgür abi ise ortada yoktu. Bar taburesine zar zor oturup telefonumu çıkardım.

Defne: Hpcsn nrdsonz (Hocam neredesiniz?)

Defne: Jani gkckrnz? (Hani gelecekti biz.)

Kaslı adam: Defne ne diyorsun anlamıyorum.

Defne: Nen amrknc mi knsihm? (Ben Amerikanca mı konuşuyorum?)

Kaslı adam arıyor...

Beş denemenin ardından telefonu açmayı başardım.

"Aloooo?" Dedim.

"Defne sen neden ben gelmeden bu kadar içtim." Sesi ne güzeldi bu adamın.

"Alo Yunan tanrısı mısınız maşallah." Dedim.

"Geliyorum Defne bekle."

"Siz çok piçsiniz." Konuşmasına izin vermeden devam ettim.

"Geleceğim dediniz ama baktım bir yoksunuz. Sanırım ağlıyorum." Dedim gözümden neden göz yaşı düşüyor inanın bilmiyorum.

"Defne bir daha içme!"

"Çekilmez biri oluyorum peki görüşürüz." Dedim ve yüzüne telefonu kapattım. Barmene bakarak konuştum.

"Barmen bey nasılsınız?" Dedim bana sırıtarak baktı neden sırıtıyordu?

"İyiyim güzellik senden naber?"

"Kötüyüm. Hayatımın adamı GELECEKTEKİ kocam beni ekti!" Dedim ağlayarak. Gülmeye başladı. Ve başka biri ile ilgilenmeye gitti.

"Niye kimse benimle konuşmak istemiyor!" Dedim o sırada arkadan bir ses duydum.

"Defne?" Arslan hoca yanıma geldi ve yanımdaki bar taburesine oturdu.

"Ben sizinle konuşmak istemiyorum." Dedim ve arkamı döndüm. Bar taburesini kendine döndürüp bir anda kendisine çekti. Şu an dip dibeydik ve çok güzel bakıyordu.

"Hiç etik şeyler yapmıyorsunuz!" Dedim.

"Yapmayalım bir şey olmaz." Dedi. Eli yüzüme çıktı ve göz yaşlarımı sildi.

"Özür dilerim işim büyüdü biraz." Dedi. Şu an ona fazla yakınken. Bacaklarım bacaklarının arasındayken mantıklı düşünemiyordum.

"Ha?" Dedim bu onu güldürdü.

"Hadi eve götüreyim seni." Dedi kalkcakken onu durdurdum.

"Ne acelemiz var?" Dedim sinirle. Kolunu bar masasına yasladı kafasını koluna yaslayıp beni izledi

(Böyle bir şey anladınız siz.)

Üstünde siyah bir gömlek vardı altında klasik pantolon vardı.

"Niye öyle bakıyorsunuz?" Dedim.

"Nasıl bakıyorum?" Dedi.

"Kalbimi ağrıtacak cinsten."

"Kaç bardak içtin?"

"Azra köpekmiş." Dedim onun sorusunu görmezden gelerek.

"Allah Allah o nasıl oluyor?"

"Havlayabilirmiş öyle dedi." Azra köpekti...

"Siz de... Siz de kedisiniz." Dediğim an gülmeye başladı.

"Ben mi ayı falan demeni beklerdim." Şaşırarak ona baktım.

"Neden öyle söyleyim ki hem kediler çok tatlı hadi gelin kedi bulalım." Dedim ve tabureden kalktım. Çantamı aldım Özgür abi biri ile konuşuyordu zaten yeni çıkmıştı onu rahatsız etmek istemedim.

"Hadi kedi bulalım." Dedim beraber dışarı çıktık. Beş dakika ardından siyah bir kedi gördüm.

"Orada buldum!" Dedim sevinçle çanta ve ceketimi eline tutuşturup hızla kediye doğru gittim.

"Pisi pisi gel ya." Yanıma geldi onu kucağıma aldım.

"Yaa kedi buldum bak sana benziyor." Dedim yanına giderek.

"Tırmalayabilir fazla yakın durma Defne." Hayretle ona baktım.

"ÇOK KIRICISINIZ!" Bana anlamaz gözlerle baktı.

"Onu kırdınız vazgeçtim siz tam bir ayısınız. Ama kaslı olanından." Dedim gür bir kahkaha patlattı kedi elimde huysuzlanınca onu indirdim. Arkamı dönünce Arslan hocayı bu kadar dibimde görmeyi beklemiyordum.

"Kaslı ayı?" Dedi sorgulayarak.

"Evet?" Dedim o kaslar boşuna değildi tabi ki kaslı ayı! Yine aynı his uğramıştı dudakları... Çok öpülesi duruyordu. Şu an aklım yerinde değildi. Ve yolun ortasındaydık! Bu hisse karşı koyamadım.

Öptüm...

Ama sadece dudaklarımız birleşti. Kollarımla boynuna sarıldım. Ve alt dudağını ısırmaya başladım o da boş durmamıştı ceketim ve çantam elinden yere düşerken elleri belimi sardı ve kendini bana bastırdı bunu yapması ile ağzının içine inledim. Bununla beraber öpüşü sertleşti. Canımı yakmıyordu aksine haz veriyordu. Beni arabaya yasladı. Üst dudağımı emmeye başlaması ile ellerim göğüs kafesine indi kaslarını hissediyorum! Dokunuyorum! Elleri elbisemin altından kalçama indi ama bir anda durdu.

İkimizin ayrılması ile derin nefesler aldık büyüleyici bir andı!

"Siktir irademe hakim olamıyorum!" Dedi.

"Bu kötü bir şey mi?" Dedim ona bakarak.

"Öğrencimsin. Öğretmeninim." Dedi. Bundan rahatsız mıydı?

"Bundan rahatsız mı oldunuz?" Dedim kırgınlıkla.

"Hayır saçmalama bak şu an ayık değilsin ya pişman olursan?" Hayır olmazdım.

"Siz pişman mısınız?" Gözlerime baktı ve dudaklarımızı tekrar birleştirdi.

"Hayır değilim." Dedi dudağıma fısıldarken. Uzanıp kapıyı açtı ve beni arabaya soktu. Kendisi de binince kızardım. Anlık öpmemle resmen öpüşmüştük! Ve pişman değildi! Çok utanıyorum.

"Böyle eve gidemem." Dedim üstümdekileri göstererek. Annem çok kızmazdı ama kızardı.

"Tamam ben Esra'ya söylerim sana kıyafet hazırlar." Dedi başımı salladım. Telefondan Esra ile konuştu ardından bir evin önünde durduk.

"Burası neresi?"

"Benim evim şanslısın Esra bugün burada kaldı ben seni dışarıda bekliyorum giyin gel Esra içeride zaten." Dedi kafamı salladım. Özgür abime mesaj yazmıştım bir arkadaşımla olduğumu tabi mesajı görürse.

Kapıyı açan kızı inceledim boyu 1.75 vardı ailede uzun olmaları genetikti! Saçları turuncu ile kahverengi arasında çok hoş bir renkti. Ve çilleri vardı! Çok tatlı ve cana yakın duruyordu.

"Sen Defne olmalısın." Dedi kafamı salladım ve içeri girdik. ZENGİN OLMAK NE GÜZEL ŞEYMİŞ.

"Sen de Esra olmalısın." O da kafasını salladı.

"Dayım senden bahsetmişti." Demesi ile ona döndüm.

"Nasıl bahsetti?"

"Dayım ciddi bir insandır bir gün benden sticker istedi şaşırdım meğerse senin için istemiş." Dedi ve devam etti.

"Şok oldum. Kusura bakma ama mesajlaşmaları okudum ona çok ters bir insansın ama seninle konuşmaktan keyif alıyor." Dedi engel olamadan sırıttım.

"Benim gibi kız sevilmez mi?" Dedim ikimizde güldük tabi ben sarsak adımlar atıyordum odanın önüne gelinceye bana kıyafetleri verdi içeri girip hızla giyindim üstüme basit bir tişört altımda ise pantolon vardı sıcaklar geliyordu. Evden çıktım.

"Instagram hesabını versene takipleşelim." Dedi hemen verdim.

"Tam benim kafasın he çok iyi anlaşırız biz." Dedi bana bakarak.

"Anlaşırız gülüm." Hala sarhoştum uyanınca çok utanacaktım. Kahkaha attı. Arslan hoca'nın yanına gelince vedalaştık. Arabaya bindik eve kadar konuşmadım. Çünkü uyudum...

🐻

Biri saçlarıma dokunuyordu bu beni daha çok mayıştırıyordu.

"Defne güzelim kalkar mısın?" Mırıltı çıkardım. Ben uyudum mu uyanmazdım.

"Kedi gibi mayıştın." Dedi iç çekerek sabır diler gibi çekiyordu. Buradan parfümünü sokuyordum. Kafamı camdan kaldırıp onun omzuna bıraktım.

Çüş yüzsüz!

Kedi ile ayı değişik ikiliydi onun omzunda çok rahattım. Ama beni sarsması ile uyandım.

"Of tamam be uyutmuyorsunuz da!" Dedim.

"Sakin ol ne bu gerginlik." Dedi sırıtarak.

"Gergin değilim ben!" Dedim gözlerimi devirerek.

"Öfkeli kedi dehşet saçtı." Tam konuşacakken bağırış sesi ile önüme döndüm. Bir dakika bizim apartmanımızın önünde babamın ne işi vardı?

BÖLÜM SONUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUĞĞĞĞĞG

Bölüm sonu

17 yorum