Selammmm
Malum tatil bitti bundan dolayı bölümleri şu şekilde atacağım. Hafta sonları yazıp hafta içi atacağım. Tabi zamanım olursa çokça bölüm gelirr
Bu aralar sebepsiz yere berbat hissediyorum yorumlarınız benim motive kaynağım 😽
İyi okumalar...
Sinirle önümdeki kitabı kapattım. Günlerden cumartesi idi. Dün Azra ile bol bol gelmiştik. Bugün de sınavlara saat 06.00 dan beri çalışıyordum. Şu an saat sabahın on ikisiydi! Henüz pijamalarım ile matematik testini çözüyordum.
Ne saçma soru tipleri vardı! Yapamadığım her soruda daha çok sinirleniyordum. Bir de Arslan'ın annesi strese sokmuştu. Kahvaltımı sabahtan yapmıştım. Annem işteydi bugün erken gelecekti yarın izinliydi.
Defne: Saat kaçta bana ders vereceksiniz hocam?
Lavinia: İstediğin zaman gelebilirsin öğrenci.
Defne: Geliyorum o zaman
Arslan: Tamam.
Tamam.(Yankılı)
Hızla üstüme gri omzu açık bir kazak altıma da klasik mavi pantolon giydim.

Makyaj malzemeleri mi çıkarıp makyajımı bitirdikten sonra ders kitaplarım ile evden çıktım. Hazırlanmam bir saat sürmüştü. Spor ayakkabılarımı giyinip binadan çıktım. Yolu dönünce gördüğüm siyah araba ile durdum. Arslan ne ara gelmişti?
Hızla arabaya bindim. O benim şoförüm değildi.
"Arslan?" Arabayı çalıştırdı.
"Defne?"
"Efendim?" Boşluğuma denk gelmişti.
"Arslan dedin ya güzelim."
"He, Sen neden beni almaya geldin?" Biraz saçma bir soruydu.
"Gelmeyim mi?"
Sana kapımız hep açık gel canım.
"Yok yani kendini yorma diye-"
"Yorulmuyorum. Seninle ilgili hiç bir şey beni yormaz." Düşmeyeceğim. Bu laflara düşmeyeceğim. Düştüm...
Yol boyunca hiç birimiz konuşmadık. Ben sessizce yolu izlemiştim. O ise kim bilir neler düşünüyordu.
Araba durunca arabadan indim. Onu beklemeden evin önünde durdum. Yanıma geldi ve kapıyı açtı. Beraber içeri girdik.
"Yukarıda koridorda üçüncü oda da bekle geliyorum ben." Dedi kafamı salladım. Yanağımdan öpüp mutfağa doğru ilerledi. Ben de merdivenlerden çıkıp üçüncü kapıdan içeri girdim.
Genelde kahverenginin hakim olduğu bir odaydı. Oda büyüktü. Bir duvarı tamamen kitaplık ile çevriliydi. Odanın ortasında büyük bir çalışma masası vardı. Masa da iki tane koltuk vardı birini benim için koymuş olmalıydı. Çalışma masasının arkasında geniş camın önünde karşı karşıya iki kahve tonunda koltuk ve ortalarında minik bir masa vardı. Geriye kalan alanlarda dosyaların olduğu dolaplar vardı. İki koltuktan birine oturup büyük masaya çantamı bıraktım.
Arslan arkamdan girince ona döndüm. Yeni üstünü inceleme fırsatım olmuştu. Üstünde siyah pantalon ve gri tişört vardı.
Yeni renk kilidi açıldı.
Elinde atıştırmalıklar vardı. Şekerli şeyleri sevmediği halde evinde çokça çikolata gibi atıştırmalıklar vardı.
Yanıma oturdu ve atıştırmalıkları benim tarafıma bıraktı.
Ve belki yüzüncü defa dil bilgisi ve yazım kurallarını anlatmaya başladı.
🎀
"Bak burada örnek olarak ilk dediğim kural kullanılmış..." Ne kadar yakışıklı olduğu hakkında bir bilgisi var mı acaba? Ders anlatırken ayrı bir seksi oluyordu. Defter yerine ona bakıyordum.
"Defne beni dinliyor musun?" Dedi kalemi parmakları arasında çevirerek.
"Evet dinliyorum." Dedim kendimi toparlayarak.
"Tamam çöz şu testi." Dedi ve önüme bir yaprak test bıraktı.
"Onuncu soruyu çöz." Dedi sırıtarak. Onuncu soru da kesin bir bok vardı.
Onuncu soruya baktım. O da arkasına yaslanarak telefonuna bakmaya başladı.
Dil bilgisi sorusunu çözmeye çalıştım bir süre ama hepsi doğruydu! Tüm şıklar da istenen vardı. Kağıtta gözlerim gezinince en altta şıkların olduğunu görünce göz ucu ile Arslan'a baktım. Bana bakmadığını anlayınca C şıkkını işaretledim. Ben de zaten C diye düşünüyordum.
Bu yalan çok tanıdık ya djssjsosbissh
"Yaptım." Arslan kağıda doğru eğildi. Kokusunu yakından solumam bile büyülenmemi sağlamıştı.
"Doğru, anlat bakalım nasıl çözdün?" Tamam yapabilirim, anlatabilirim.
"Şimdi... Burada isteneni senin anlattığın kural ile..." Tamam anlatamazmışım.
"Senin anlattığın kuralı kullandım işte." Dedim. Güldü ve bana baktı.
"Defne."
"Efendim."
"Alttaki şıklar yanlış cevaplar." Nasıl?
"Bilerek yaptın!" Kopya çekeceğimi bile bile yanlış şıkları yapmıştı. Bu adamdan bunu beklerim.
"Tamam sinirlenme." Dedi gülerek ve beni kendine çekti.
"Ara verelim duşa girmeliyim." Kafamı salladım beraber odadan çıktık. O odasına gitti ben de salona indim. Televizyonu açtım izleyecek bir şey bulamayınca geri kapattım. Canım sıkıldığı için Arslan'ın odasına çıktım. Su sesi geliyordu. O banyodayken ben de odasını karıştırdım.
Yatağının yanındaki şifonyerde ikimizin bir resmini çerçeveletmişti! Bir tane değil bir sürü fotoğrafımız vardı.
Su sesi kesilince Arslan kaçmama fırsat vermeden bornoz ile banyodan çıktı. Beni görünce gülümseyip kafasını sağa sola doğru hareket ettirdi.
"Ben çıkayım." Dedim ve odadan çıktım. O giyinene kadar bekledim.
"Giyindin mi?" Diye bağırdım kapıya doğru.
"Evet." Dedi sesi gülerek çıkmıştı.
Kapıyı açıp içeri girdim. Giyindim demişti ama yarı çıplaktı. Üstünde sadece gri bir eşofman vardı. Tekrar banyoya girince peşinden gittim.
Ben de banyoya girince kapıyı kapattı.
"Ne yapacaksın?" Dedim.
"Tıraş olmalıyım-" aklına ne geldiyse durakladı.
"Sen yap." Bu dediği ile gözlerimi irileştirdim.
"Seni tıraş etmek yerine her yerini keserim. Olmaz." Ben nereden anlarım tıraş etmekten. Dediğimi duymazdan gelerek belimden tutup beni havalandırdı ve lavaboya oturttu. Bacaklarımı aralayarak bana daha çok yaklaştı.
"Razıyım sıkıntı yok." Ne dediğini kulakları duyuyor mu?
"Arslan-" işaret parmağını dudaklarıma yasladı.
"Al." Elime tıraş köpüğünü verince sustum. O istedi bunu benden günah gitti.
Köpüğü bile nasıl yüzüne süreceğimi bilmiyordum.
"Elimle yüzüne sürsem olur mu?" Gülümseyerek kafasını salladı. Köpüğü elime sıktım Arslan'ın beline bacaklarımı dolayıp biraz daha kendime çektim. Ellerim ile sakallarının üstüne ellerim ile yaydım. Birazcık (!) yüzünün her yerine yaymış olabilirim. Ellerimi yıkamak için musluğa götürecekken Arslan ellerimi tuttu. Şu an Noel babaya benziyordu. Yaptığına anlam veremezken ellerimde olan tüm köpüğü kendi eline aldı ve gülümseyerek ellerindeki köpüğü yüzüme sürdü.
"Arslan!" Ellerini çekmeye çalıştıkça daha çok yüzüme yayıyordu ve bundan zevk alıyordu!
"Ya yeter." Dedim gülerek. Ellerini çekince arkamdaki aynaya kafamı çevirdim. Makyajım mahvolmuştu!
"Makyajım gitti ya." Oturduğum yerden inip elimi yüzümü yıkadım. Havlu ile yüzümü sildikten sonra tekrar eski yerime oturdum. Arslan ise karşımda sırıtıyordu.
"Makyajım bozuldu Arslan gülme!"
"Ben yaparım." Bu dediği şey ile biraz daha şaşırdım.
"Ne?"
"Bakma öyle çok güzel makyaj yaparım ben." Ha bir de beyefendi çok güzel makyaj yapıyor. Nereden öğrendi acaba.
"Bu kötü bir şey yalnız." Dediğim ile kaşlarını çattı.
"Nasıl?" Ona cevap vermeden jileti elime aldım.
Bismillahirrahmanirrahim. Başlıyoruz. Jileti yanağına doğru götürdüm. Arslan elimi tutup biraz aşağı indirdi. Doğru yeri gösterince sanki sanatsal çalışma yapıyormuş gibi odaklanmıştım. Çok dikkatli yapıyordum ki bir yeri kesilmesin. Yarım saatin sonunda bitmişti. Arslan yüzünü yıkadı. Baby face olmuştu.
"Kesmedim değil mi?" Dedim emin olmak için.
"Hayır kesmedin." Dedi. Ardından odasına geri döndü. Bir dakika kadar sonra geldi. Elinde ünlü bir kozmetik mağazasının poşeti vardı. Kocaman. Bir dakika onları bana mı aldı?
Yok babana aldı.
"Onlar?" Dedim poşeti göstererek.
"Sana yeni aldım. Bugün de bunlarla sana makyaj yapacağım." Dediği ile şaşırdım. Çok fazla malzeme vardı içinde. Marka öyle çok lüx değildi ama bir ruju en son 2000 TL olmuştu. Şu an kim bilir ne kadar olmuştur.
İçinden bir sürü ürün çıkarıp dizdi.
"Şimdi kendini bana bırak." Bu dediği ile güldüm.
"Tamamdır."
"Hangisi ilk sürülür?" Bu sorusu ile sevindim. İyi ki böyle şeyleri bilmiyor.
"Baz ile başla." Dedim ve bazı eline verdim.
Arslan ten makyajımı yapmaya başladı ara sıra fırçayı gözüme sokmuştu.
"Bu ne?" Gösterdiği şeye baktım.
"Kontür. Onu buralara süreceksin." Dedim ve yüzümde sürülmesi gereken yeri gösterdim. Fırça ile zar zor onu da dağıttı ve ten makyajı bitti.
"Bunu sürmekle başlayalım." Dedi elinde eyeliner vardı. Bunu sürebilir mi emin değilim.
"Bunu sürebilmen için elinin jilet gibi olması lazım." Dediğim şeye güldü.
Eyeliner'ı dikkatle ve yavaşça çizdi. Ardından içini doldurdu. Arkamı dönüp gözüme baktım. Benden güzel çekmişti!
"Sen nasıl böyle çekebildin?" Dedim.
"Yavrum sen fazla abarttın. Kolay." Kolay falan değil.
Eline toz allık aldı ve fırça ile onu da dağıttı. En son rimel ile makyajım bitmişti.
Aynaya dönünce çok iyi değildi ama çok kötüde değildi. Fırça ile dağıtmadığı yerleri dağıttım. Şu an daha iyi duruyordu.
"Olmuş mu?" Dedi. Ona doğru döndüm. Ellerimi boynuna doladım. Benden cevap bekliyordu. Çok heyecanlıydı.
"Çok güzel olmuş!" Dedim ve ona sarıldım. Bu kadar güzel olmasını beklemiyordum.
Boynundan öpüp ondan ayrıldım. Hava henüz kararmamıştı bile bol bol zamanımız vardı.
Banyodan çıktık.
"Kurabiye falan yapalım mı?" Canım bir anda kurabiye çekmişti.
"Kaçmaya çalışma önce verdiğim testleri çözcez sonra bakarız." Dedi. Tamam ders yapalım. Beni beklemeden çalışma odasına girdi. Ben de onun arkasından girdim.
Bir buçuk saat boyunca test çözmüştüm. Edebiyat sınavından yüz almazsam Arslan'ı döverim. Son testte bitince koltuğa yaslandım. Anlamadığım yerleri Arslan'a sorarak yapmıştım.
Arslan'da arkasına yaslandı o sırada ikimizin telefonuna aynı anda bildirim geldi.
Cem: HAZIRLANIN DOSTLAR
Cem: Yarın hep beraber korku evine gidiyoruz
Cem:


Minik bir foto
Bölüm sonuuuuuuuuuu
Selammmmmm
Bir daha mı bölüm beraber kurabiye yapacaklar sonra korku evi
İnşallah sizin de sevgiliniz olur da size makyaj yapar
Size hemen paylaşmak istedim o yüzden bir yanlış görürseniz söyler misinizz😽😽
BANA EDİT YAPIN ☺️ (asla kafanıza silah dayamıyorum)
Instagram: cameliangel
(Grup kur gelirim diyen takip etsin yakın bir zamanda kurcam)
Tiktok: nisa.qwq1 (etiketlerseniz edit için ☺️)
SOVME BÖLÜMÜ 👁️ 👄 👁️

