Selammlaarrrr
Kitap hızlı bir şekilde yükseliyor 🙂
Hepinize çok teşekkür ederim 😽
Bölüm sınırı 14 vote yoruma fazla gerek yok (var ama olmasın) neden 14 bilmiyorum içimden geldii
Keyifli okumalar...
Çalan lanet alarm ile uyandım bugün son okul günüydü. Cuma günü. Formamı annem yıkayıp astığı için bir günlük serbest giyinsem bir şey olmazdı. Üstüme gri bir sweatshirt giydim altımda pantalon vardı. Makyaj masasında hafif makyajımı yaptım ve son olarak rujumu sürdüm. Annem yine erkenden gitmişti. Ve bugün mesaiye kalmam gerekiyordu!
Kahvaltı yapmadan evden çıktım. Azra durakta yoktu. Onu aradım.
"Alo?" Sesi uykuluydu.
"Neredesin?"
"Valla kanka çok hastayım sen bensiz git."
"Hamile olmayasın."
"Çüş Defne abart biraz daha!"
"Neyse geçmiş olsun(!)" hasta falan değildi. Uykusu vardı yavrumun.
"Görüşürüz." Dedi ve telefonu kapattı. Gelen otobüse bindim.
Okula geldiğimde henüz erkendi. Arslan okula üçüncü ders gelecekti. Ve Azra olmadan burası daha çok cehennemdi. O kızı geberticem! Sınıfta beş altı kişi vardı. Sıkıntı ile telefondan video izliyordum. Baktım olmuyor okulda gezintiye çıkayım dedim dersin başlamasına 20 dakika vardı. Kantin henüz açılmamıştı. Açılsaydı kahve alırdım. Koridorda ilerlerken kolumdan bir sınıfa çekildim.
Arslan beni kapıya yaslamış sırıtarak bana bakıyordu.
"Korktun mu?" Dedi.
"Yok canım ne korkması!" Saçımın bir tutamını alıp oynamaya başladı.
"Sen neden erken geldin?" Dedim.
"Seni hemen görmek istedim." Eriyordum. Dondurma olsam bitmiştim şu an. Gülerek ona daha çok yaklaştım. Kollarımı boynuna dolayarak parmak uçlarıma yükseldim ve dudaklarına yapıştım. O da ellerini belime indirdi ve beni daha çok kapı ile kendinin arasına aldı. Dudaklarımı dişlerken haz ile istemsizce boynuna tırnaklarımı geçirdim. Bu onun hoşuna gitmişti. Elleri kalçalarıma indi ve beni kucağına aldı. Dudakları boynuma doğru yol aldı. İyi ki yanımda kapatıcı getirmiştim. Boynuma ısırıp emiyordu kalçamı sıkması ile dayanamadım ve inledim.
Zar zor kucağından indim ve ondan ayrıldım. Beş dakika sonra zil çalacaktı. Boynuna öpücük kondurdum dudaklarımda ki ruj silindiği için iz çıkmamıştı yüzüne bakmadan hızla lavaboya gittim. Taşan rujumu sildim. Boynumu gizleyerek sınıftan kapatıcımı alıp tekrar lavaboya gittim ve boynunu kapattım. Sınıfa geri döndüğümde arka sıramda oturan kızlar fısır fısır konuşuyordu. Sırama oturdum ve onları dinledim.
"Siktir az önce ne gördüm!" Dedi bir kız.
"Ne gördün?" Dedi bir başkası.
"Arslan hocanın dudağında taşmış bir ruj ve boynunda tırnak izleri vardı!" Dedi sikeyim ya bu adam hiç aynaya bakmaz mı?
"Ne?" Dedi kızlar bağırarak.
"Kimle olduğunu biliyorum." Dedi kız. Biliyor mu? Ne!
"Kim?" Dedi kızlar aynı anda.
"Sema hoca." NE!
"Ne?" Dedim onlara dönüp. Sema hoca alımlı bir kadındı ama onu hiç sevmezdim otoriterdi bir tık. Kız bana bakıp konuştu.
"Aynı ruj Sema hocanın dudaklarında var!" Bu kadında benimle aynı tonu süreceği günü buldu! Sessizce önüme döndüm şuan tüm okul onları sevgili biliyordu. Arslan'a yazdım.
Defne: Dudaklarını sil ve boynunu kapat.
Derse giren hoca ile telefonu çantama bıraktım. Acayip sinirlenmiştim.
Teneffüs zili ile iki dersi geride bırakmıştım. Ders Arslan hocanındı. Pardon Arslan'ın. Kantine inmek için sınıftan çıktım. Merdivenlerden inerken gülerek konuşan Sema hoca ve Arslan'ı gördüm. Gözlerimi devirdim bu durumda bir şey yapamazdım. Arslan beni fark etmişti. Gözlerimi devirmeme kaslarını çattı. Herkes ikisine bakıyordu. Sema hoca ise Arslan'a imalı bakıyordu. Bu kadının dedikodulardan haberi vardı. Sinirle kantine indim. Yanıma fazla para almamıştım bir kahve yeterdi bana. Kahvemi alıp masaya geçtim. Kahvemi içerken sinirle soluyordum. Kahve içerken hep sinirliydim!
Zilin çalması ile sınıfıma ilerledim. Sınıf kapısının önünde Arslan vardı tam sınıfa girecekken. Sema hoca yanına geldi Arslan'ı durdurup telefonunu aldı. Ve bir şeyler yazıp geri verdi Arslan ise yüzünde mimik oynamadan sınıfa girdi. Ben de sınıfa arkasından girdim. Sırama oturdum ve ona hiç bakmadım.
"Hocam bugün ders işlemeyelim!" Dedi Aleyna.
"Hocam son gün zaten." Diyerek ona katıldı Furkan.
"Git yüzünü yıka öyle gel!" Dedi sert bir tonlama ile Arslan. Sinirini sınıftan çıkarıyordu.
"Merve, Eylül, Sanem gidip yüzünüzü temizleyin burası podyum değil!" Dedi. Pardon kükredi.
"Defne'nin de yüzünde var." Dedi Merve konu niye bana geldi.
"Sen de Defne." Dedi sesini hafif kısmıştı. Göz devirip lavaboya gittim. Rimelim akacaktı! Kızlardan peçete alıp bir şekilde hallettim sınıfa geri döndüğümde derse başlamıştı. Yerime oturdum. Dersin ortalarında Furkan ile Ziya aralarında konuştu.
"Hoca dellenmiş amına koyayım."
"Sevgilisi yatakta bırakmıştır." Dedi Ziya ve gülüştüler bu yaştaki erkekler bel altı düşünürdü.
"Ne gülüyorsunuz söyleyin biz de gülelim." Dedi Arslan normal tonda ama sert konuşmuştu.
"Özür dileriz hocam." Dedi Furkan. Dakikalar sonra zil çaldı.
"Defne rehberlik odasına." Dedi Arslan ve gitti arkasından ilerledim. Rehberlik hocasının odasına girdik. Burası boştu kapıyı kilitledi ve bana döndü.
"Ne oluyor?" Dedi.
"Okuldaki dedikoduları duymadın mı?" Dedim.
"Ne dedikodusu?"
"Senin dudağında ki ruju görmüşler." Dedim oflayarak.
"Yani?"
"Herkes Sema hoca ile seni sevgili sanıyor ve sen onunla gülüşerek bunu doğruladın!" Dedim sinirle.
"Herkese seninle sevgili olduğumu mu söyleyim Defne?" Dedi.
"Sema hoca ile yakın olma."
"Pardon?"
"Ne pardon?" Dedim sinirle.
"Ben senin çevrene karışmıyorum Defne! Sadece konuştuk." Dedi. Konuştuğu kişi SEMA HOCAYDI.
"Karışabileceğin bir çevrem mi var Arslan!"
"Onur'dan uzak dur o halde." Dedi kollarını birbirine bağlayarak.
"Aynı şey değil!" Dedim sesimi yükselterek Onur kendi yanıma geliyordu.
"Aynı şey! Çocukluk yapıyorsun." Dedi o da sesini yükselterek.
"Çocukluk mu?" Dedim gülerek.
"Defne o kadının yanına gitmiyorum sadece konuştuk." Dedi ılımlı yaklaşarak.
"Ona ümit veriyorsun!"
"Her güldüğüm kişiye ümit mi veriyorum?" Dedi. Sinirden güldüm.
"Tamam sen Semacığın ile konuşabilirsin okulun ağzına dedikodu vermeye devam et!" Dedim ve kapıyı çarparak çıktım. Sınıfa girdim sırama geçtim ve kafamı kollarımın arasına aldım. dışarıdan bakan bir kişi beni uyuyor sanırdı. Ama ben göz yaşı döküyordum. Böyle ciddi sorunlarda kalbim sıkışır ve gözlerim dolardı. Yalnız kalınca ağlardım.
Onun açısından bakınca haklı bir taraf göremiyordum. Ayrıca bana Çocuk demişti! Sema hoca yüzünden aramız açılmıştı. Her şeye tamamım ama çocuk muyum gerçekten? Gidip kendisine olgun birini bulsun.
Savaşmayın sevişin
Bir kaç damlanın ardından gözyaşlarım durmuştu. Böyleydim ben bir iki damla sınırımdı. Arslan ise ders boyu dellendi öğrencilere bağırıp çağırdı. Neden dinlemiyorsunuz? Konuşmayın? Gibisinden.
Şu an tek isteğim yatağıma gidip yatmak. Son derse kadar uyudum desem yeridir. Son ders bitince durakta bekledim ve otobüse bindim. Boş bir yer bulup oturdum. Ama mutluluğum bir yere kadar.
"Gençler otursun yaşlılar ayakta dursun işe bak!" Diyen teyze ile yerimden kalktım. Normalde hep yer verirdim ama bugün üzgündüm ve ayakta durmak istemiyordum. Teyze ters ters baktı.
"Yer verdim teyze daha ne istiyorsun?" Dedim. Teyze cık cıklayıp oturdu. Bunlarda ayrı kafa.
Otobüsten inip kafeye gittim. Önlüğümü takarken Zehra abla yanıma geldi.
"Defne bugünden sonra haftada üç gün iki saat çalışsan yeter. Yine aynı ücreti alacaksın." Şaşırmıştım az çalışıp çok para almak?
"Abla neden?"
"Öyle, sorgulama hadi kolay gelsin." Dedi ve gitti. Vardı bir iş. Siparişleri götürdüm. Diğer bir tepsiyi almak için kızların yanına gittim.
"Beş numaralı masada maşallah yani." Dedi beş numaralı tepsiyi almıştım ben de o sırada bir anda elimden çekti.
"Ben götürürüm." Dedi bu kadar istekli olmasına sebep olan kişi kimdi acaba?
Aaaa kocam! Ona döndüğümde zaten beni izliyordu. Kızın elinden tepsiyi aldım.
"Buraya çalışmaya geliyoruz." Dedim. Kavgalı olsakta buna izin veremezdim. Burada çalıştığımı bildiğine göre daha çok entrikaya gerek yok. Kahvesini önüne koydum.
"Kahveniz." Dedim ve arkamı döndüm.
"Defne." durdum ve ona döndüm
"Konuşalım mı?" Dedi at gibi giden it gibi döner!
"Çalışıyorum." Dedim bu sefer kolumu tuttu.
"Ben hallederim gel." Dedi. Karşısına oturdum.
"Hızlı olun."
"Şey..." Dedi
"Ne şey?"
"Ben... Özür dilerim sana karşı sert çıktım." He ben de seni affetcem.
"Bu bir şeyi değiştirmez." Dedim kollarımı bağlayarak.
"Daha yeni anlıyorum bir anlık sinirle söyledim."
"Neye sinirlendin alt tarafı yakın olma dedim!"
"Haklısın affet güzelim bak çok pişmanım."
"İnanamadım. Git kendine olgun çocuk olmayan birini bul." Dedim ve masadan kalktım. Kırılan kalp kolay düzelmez. Daha ilişkinin başlarından kavga etmeyi başarmıştık. Yarım saat sonra kalktı ve kafeden çıktı.
🚬
Saat 18.00 olmuştu. Yani gidebilirdim. Neden böyle bir şey olduğunu hala anlayamıyordum. Hava yavaş yavaş kararıyordu. Kafeden çıkıp durağa ilerlerken bir araba önümde durdu.
"Bin." Dedi Arslan hiç nazik değil bu adam dağ ayısı!
"Pardon?"
"Biner misin güzelim?" Böyle kuzu olacaksın.
"Hayır." İlerlerken arabadan inip yanıma geldi.
"Otobüs mü çekeceksin inat etme bin."
"Bir dağ ayısı yerine otobüs çekmeyi tercih ederim."
"Öğretmenin ile düzgün konuş." Sakindi ama ben çok sinirliydim.
"Öğretmenler öğrencilerini araba ile almıyorlar." Arkamı dönüp giderken bir anda beni omzuna attı. Bu adam...
"Ya nesin sen Shrek mi?" Dedim sinirle.
"Sen zorladın adam gibi bin diyoruz onu da anlamıyorsun!" Sertçe beline vurdum. Canı acımıştı. Kıyamam.
"İndir beni."
"Çok beklersin." Dedi ve kapıyı açıp beni içeri attı. kapıyı kilitledi ve sürücü koltuğuna oturdu.
"Dağ ayısı!" Dedim sinirle.
"Yavrum ettim eşşeklik affet." Yavrum demesine takıldım.
"Çok beklersin." Dedim.
Yol boyunca konuşmadık. Eve gelince ona bakmadan indim ve apartmana girdim.
Arslan'ın anlatımından
Bana bakmadan evine girdi. Oflayarak direksiyona kafamı yasladım. Ne yapsam? Kadınlar nelerden hoşlanırdı?
Daha önce hiç böyle bir durum yaşamamıştım. Telefonu alıp Azra'yı aradım.
"Alo hocam?"
"Azra senden bir şey isteyebilir miyim?" Ben böyle nazik değildim!
"Yani istiyorum." Şeklinde düzelttim.
"Tabii."
"Defne nelerden hoşlanır? Ya da son zamanlarda istediği şeyler var mı?" Kırmıştım kalbini düzeltmeliyim. Kadın kalbi nasıl düzelir onu da bilmiyorum.
"Bak sen kırmışsın bunu." Dedi ve devam etti.
"Defne kırmızı güllere bayılır bir de yanına bir şey al."
"Ne alayım?"
"Oho sen mi sevgilisisin ben mi? Defne'nin sosyal medyasında tekrar paylaştığı ürün falan var gir bak!" Dedi ve telefonu yüzüme kapattı. Bu kadınlar neden böyle? Okan sağ kolum gibiydi. Ondan gül buketi istedim.
"Okan?" Telefondan sesi duyuldu.
"Efendim abi?"
"Büyük bir kırmızı gül buketi gönder evime." Telefonu kapattım.
Defne'nin beğendiği bir çanta vardı daha iyisini alabilirdim. Ama bunu beğendiyse almalıyım. Esra'nın doğum gününde takardı. Yarın verecektim. Umarım bana kırgınlığı geçer.
Bölüm sonuuuu
uuuuuuuuuuu
Bir dahaki bölümde bakalım Defne trip atmaya devam mı edecek yoksa barışacak mı?
Siz olsanız ne yaparsanız çok merak ettim cevap verin arkadaşlar.
Siz yapmayınca beddua mı etsem diyorum.( Şaka şaka)
Sınırı gecelimmm
🚬🚬🚬🚬🚬🚬🚬🚬🚬🚬

