Bölüm 3 - SON SAHNE
fırata doğru ' hiç bişey istemiyorum fırat düğün nikah hiç bişey olmasın nolur olmasın.' diye yalvardım yorulmuştum yıkılmıştım tükenmiştim.
fırat sırtımı sıvazlarken kimseye bişey demedi beni kucağına aldı sadece kapıdaki adamlara ' hakkı misafirlerimizi yolcu edin. gidip geri gelmemeleri gerektiğini anlatın yoksa ağanız hapse girecek aslanım.' dedi
YENİ BÖLÜM
Bir insan kaç kere yıkılır, bir insan kaç kere yok sayılır, kaç kere keşke ölseydim de şunları yaşamasaydım diyecek hale gelir.
şimdi hiç bilmediğim bir evin içine hiç bilmediğim insanların önüne kendi öz babam beni atıp gitmişti.
utanıyordum kimsenin yüzüne bakamıyordum fıratta dahil, kız kardeşleri dışında kimse yanıma gelmemişti zaten.
fırat adamlarına babamları göndermelerini söyledikten sonra beni kucağına alıp konaktaki herhangi bir misafir odasına doğru götürüyordu tahminimce
kulağına doğru yaklaşıp sessizce 'fırat lütfen beni kendi evime götür ' dedim buna izin vermeyeceğinden emin olsamda bir umut.
beni kollarından indirerek odanın ortasındaki yatağa oturttu ve saçlarımı kulaklarımın arkasına doğru iterken ' şimdi değil evin önce şu yaralarına bakalım bi ' dedi ve banyo olduğunu düşündüğüm kapıyı açtı
bir kaç dakika sonra elinde bir ilk yardım çantasıyla gelmişti yanıma oturdu çantayı açtı tam yaralarıma bakacakken bir durdu ne olduğunu anlayamadım yüzümde üstümde pis bişey mi vardı acaba
'ne oldu ' diye sordum onu kararsız görünce sanki bişey söyleyecek ama çekiniyor gibiydi
'kısa bir duş al istersen daha rahat edersin sonra pansuman yapayım ha ne dersin kızlardan kıyafet ayarlarız sana.' dedi tepkimin nasıl olacağını bilemediği için hızlıca söyledi bir an
nasıl içimden nasıl yani burda senin evinde mi düşünsemde son bir günde yaşananlar gözümün önünde canlandı ve mecbur kabul ettim ama utanıyordum .
' tamam ama dışarı çık daha fazla yanlış anlaşılmak istemiyorum' dedim
'tamam sen rahatça duşunu al ben kızlardan ihtiyacın olabilecek şeyleri göndericem' dedi ve çıktı.
yavaşca kalkıp banyoya girdim ihtiyacım olabilecek herşey banyoda vardı ve tertemizdi ama ben leş gibidim her anlamda..
suyun altına girdim ne kadar kaldım hatırlamıyorum ama kapıya tıklatılmasıyla irkildim ve suyu kapattım dışarıdan tatlı bir kız sesi ' yenge iyi misin dakikalardır çıkmıyorsun ses de gelmeyince korktum ' diye seslendi
fıratın kız kardeşi olduğunu hemen anladım ve ' iyiyim çıkıyorum hemen' diye seslendim
bornozu giyip odaya geçtim odada kimse yoktu muhtemelen utanacağımı düşündüğü için gitmişti yatağın üzerine temiz kıyafetler tarak saç spreyi kurutma makinesi herşey getirmişti
iyi kalpli bir kız olduğu belliydi fıratın annesinin nikahta söylediği şeyden sonra bu evde anlaşabileceğim birilerinin olmasına sevinmiştim aklımda düşüncelerle giyinip saçımı kuruttum.
ve odadaki tekli iki koltuğun birine oturdum aşşağı avluya bakıyordu cam
dışarıya bakınca fırat mirza ağa ve eşi amine hanım ile konuşuyordu gergin olduklarını tam burdan görebiliyordum yaşananlar normal değildi çok haklılardı amine konuşmaya başlayınca sesi benim olduğum odaya kadar geliyordu.
sanki özellikle benim duymam için bağırıyor gibiydi. duyduklarımla kalbim ezildi boğazıma büyük bir yumru oturdu gözyaşlarımı tutamadım donmuş gibi onları izliyordum ve amine hanımın benim hakkımdaki düşüncelerini dinliyordum.
' sen bizi neyin içine sürükledin oğul bu kız nasıl bir insandır ailesi nasıl insanlardır bilmeyiz bu kız hiç bir şey bilmez yıllardır burda zeryanın üniversiteden arkadaşı diye yapayanlız yaşar durur ne bir gün duyduk nede bir kez olsun aile denen birşey gördük arkasında bugün kalkıp gelmişler belliki kızları senin aklını çelmiş koynuna girmiş sende yaptım bir hata diye sahip çıkmaya kalkarsın arsız namussuzlar ailesi bile kızlarına güvenmiyor ki getirip kapımıza attılar böyle bir kızı nasıl gelin diye alıcaz..'
Allahım ben bu lafların hiç birini haketmedim ama kadında haklı kim olsa böyle düşünür ama o insanlar aile ne bilmiyor ki bu saatten sonra benimde asrındağlılar ile hiç bir bağım kalmadı yıllardır aramaz sormaz etmezler bugün ne olduda çıkıp geldiler hiç anlamış değildim.
ben camdan bakarken fırat bir an kafasını kaldırdı ve benimle göz göze geldi
ben hemen fıratın görüş açısından çıkıp perdeyi kapattım ve koltuğa oturdum
bir kaç dakika geçmeden kapı çaldı ve içeri tatlı bir gülümsemeyle elinde yemeklerin olduğu tepsiyle bir kız girdi.
tepsiyi önümdeki sehpaya bıraktı
karşıma oturup tatlı gülümsemesiyle elini uzattı heyecanla ' merhaba ben heja fırat muazın kız kardeşiyim' dedi
bende olabildiğince gülümseyerek elini tuttum ' bende evin keşke böyle tanışmasaydık ama yinede tanıştığıma çok memnun oldum' diyerek karşılık verdim
benim samimi karşılığımı görünce daha da sevinçle parladı gözleri yalan yok bende çok mutlu olmuştum samimi tatlı bi kızdı onunla çok iyi anlaşacağımdan emindim.
muhtemelen annesinin söylediklerini duyduğumu oda anladı ne kadar gülümsemeye çalışsam da gözlerim dolu doluydu.
bana üzüldüğü belliydi. ' yenge sen annemin söylediklerine aldırış etme tüm urfa biliyor senin nasıl birisi olduğunu o bu yaşananlara öfkesinden böyle yapıyor abim seni kimselere ezdirmez.'
annesinin söylediklerinden utanarak bana açıklama yapması çok kibardı annesi yüzünden ona uzak davranacağımı düşündü muhtemelen. ' heja teşekkür ederim canım desteğin için şuan bana ne kadar iyi geldiğini bilemezsin.' ben içimden geçenleri ona söyleyince hemen yerinden kalkıp yanıma geldi ellerim bacaklarım titriyordu.
bana sıkıca sarıldı saçlarıma elini atıp sakinleştirmeye çalıştı beni tutamadım kendimi hıçkırıklara boğuldum bir anda bir kaç dakika öyle kaldıktan sonra azıcıkta olsa sakinleştim hejanın uzattığı bardaktaki sudan birkaç yudum aldım sonra zorla getirdiği yemeklerden yedirmeye başladı istemediğimi söylesemde asla vazgeçmedi bir kaç kaşıkda olsa bişeyler yedim sonra beni yanlız bırakıp gitti.
odada tek başıma kalınca yine düşünceler doldu aklıma ne yapacaktım babamlar asla bu işi peşini bırakmazdı muhtemelen evin kaçtı diye bütün aşirete duyurulmuştu babamlarda kendilerini ispatlamak için bu iğrenç şeyi yapmamı istiyorlardı ama asla yapmazdım isterlerse öldürsünlerdi ama bunu yapamazdım
kapım çaldı ve odaya fırat girdi ' nasılsın daha iyi hissediyor musun?' diye sordu
'daha iyiyim teşekkür ederim herşey için' dedim utanıyordum bu yaşananlar yüzünden.
bunu farketti ve karşımdaki koltuğa oturdu. 'evin benden utanma bunların hiçbiri senin yüzünden değil aksine benim yüzümden başımıza geldi ben o an herşeyin bu kadar kötü bir hal alacağını düşünemedim amacım o anlık zerya ve yiğiti korumaktı orda bana ve sana kimse bişey yapamazdı bende bizi ortaya attım senden çok özür dilerim' dedi pişmanlıkla
gözlerinin içine baktım bir yanım mecburdu başka şansımız yoktu diyor ama bir yanımda bana bunları nasıl yaşatırsın diye hesap sormak istiyor ne yapacağımı şaşırmış bir şekilde sadece gözlerine baktım dakikalarca
en son dayanamadım ve sessizce 'hayatımı mahvettin fırat, ellerimle kurduğum tüm hayatımı başıma yıktın.' dedim gözlerimden yaşlar akıyordu
fırat kendini sıkıyordu ağlamamak için çok belliydi benim sözlerimden sonra gözünden akan tek damla yaşı hızla sildi ve ayağa kalktı yine yıkılmaz duvarlar ördüğü sesi ve yüzü ile ' bu saatten sonra bu evin gelini benimde karımsın buna göre hareket et.. bir gün helalleşiriz elbet.' dedi ve arkasını döndü tam çıkacakken arkasından seslendim
' CANIMIN ACISI YÜREĞİNE KÖZ, OMUZLARINA YÜK OLSUN. HAKKIMI HELAL ETTİĞİM GÜN RABBİM CANIMI ALSIN.'
neden bu kadar ağır konuştum bilmiyorum ama içim acıyordu bu lafı ettiğim için vicdanım sızlıyordu Allahım ben nasıl bişeyin içine düştüm.
bana ettiği o laf neydi öyle beni bu eve kendine esir etmişti delirmek üzereydim telefonumda yoktu zeryayı aramak istiyordum yatağa uzandım ama içim içime sığmıyordu düşünmekten kafayı yiyecektim..
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
FIRAT MUAZ
evinin odasından çıkarken duyduğum sözler dünyamı başıma yıktı benden bu kadar nefret edeceğini hiç düşünmezdim tamam bencilce davrandım ama bilmiyordum ne yapacağımı asla bilmiyordum.
arabaya atlayıp kafam her attığında gittiğim mekanıma gittim sessiz ıssız bir uçurum çektim arabayı nefesim daralıyordu indim aşşağı ayakta duracak halim yoktu evinin sözleri öyle bir yük bırakmıştı ki üzerimde dizlerim bedenimi taşıyamadı yere çöktüm küçücük bir erkek çocuğu gibi ağlıyordum.
benim yüzümden kızın başına gelmeyen kalmamıştı bir dostumu daha kaybetmemek için gencecik bir kızın hayatını yakmıştım..
Allahım ben ne yaptım..
evin
o çok güzel çok iyi niyetli saf temiz bir kız ama benim yüzümden yemediği laf yaşamadığı olay kalmadı
onu nasıl koruyacağım kendi ailesi benim ailem urfa halkı aşiretler evini nasıl koruyacağım..
Rabbim bana bir yol göster kurban olayım yalvarırım bana bir yol göster...
evivi yüzüne bakacak halim kalmadı tüm hayatını tepetaklak ettim evi ailesi herşeyi değişti bir kaç saatte nasıl dayanacak bunca şeye
hepsi hepsi benim yüzümden oldu yiğiti korumak için evini yaktım beni asla affetmeyecek aslaa...
bu düşünceler kafamdan gitmiyordu
ne yapacağımı asla bilmiyordum eve gitmek istemedim evini görüp yüzüne bakmak istemiyordum ondan ne kadar uzak dursam o kadar iyiydi
uçurumun orda saatlerce durdum sakinleşene kadar
sakinleştiğimi hissettiğim gibi arabaya binip yiğite sürdüm zaten oda uyumamış direkt arabanın sesine kapıya çıkıp içeri aldı beni içeri
sabaha kadar sessizce oturduk ne ben tek kelime edebildim ne o
zerya aradı yiğiti evinden haber almak için
yiğit telefonu hoparlöre alınca gücsüz bir sesle ' ne kadar iyi olabilirse o kadar iyiydi heja göz kulak olur ona.' dedim
zerya hemen benim sözlerimin peşine ' fırat evini sakın yanlız bırakma o yanlız kalınca iyileşir ama canını yakmadan da iyileşemez kardeşimi sana emanet ediyorum onu sakın yanlız bırakma lütfen..' diye bana ikazda bulundu
nasıl bir kızdı bu evin
belli ki derin yaraları vardı ailesinden yana olaylara ailesinin yaptıklarına verdiği tepkiler hiç normal değildi
susuyordu kabulleniyordu çünkü onlarla baş edemeyeceğini bildiği için ne derlerse tamam diyordu
gitmelerini istiyordu korkuyordu onlardan ama artık ben vardım
onlardan korkmasını gerektirecek hiç bir durum bırakmayacaktım evin benim karımdı artık kimseye boyun eğmek zorunda değildi
sadece annesinin odada söyledikleri aklımı çok karıştırmıştı yakup kimdi
sevdiğimiydi ne yaşamıştı bu kız yakupla kızlık testine sokulacak kadar
aklımda bin tane soru geçiyordu
sabah olmuş güneş doğmuştu yiğitle evden çıkıp şirkete geçmiştik birkaç dosya işi vardı onları hallediyorduk ne vakti ne zamanıydı ama eve gitmemek için kırk takla atıyordum.
evin nasıldı acaba?
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
EVİN
sabah olmuştu
gözüme gram uyku girmemişti güneş doğmuş ev ahalisi yavaş yavaş avluya inmişti.
odadan çıkmaya utanmıştım fıratta gelmemişti
belki o gelirse onunla inerim diye düşünmüştüm ama yoktu ortalıkta
amaann bende iyice kaptırdım kendimi ne diye gelip beni indirsin ki tek derdi benim sanki
camdan baktığımda tüm ev avludaki geniş masada kahvaltı ediyordu kimseden ses çıkmıyordu
mirza ağa ' gelin kızımız inmek istemedi mi?' diye ortaya sordu
amine hanım sinirle ' gelin kızım diyip durma şuna' diye sinirle çıkıştı 'ben çağırtmadım odasında zıkkımlansın.' dedi duymuştum tüm konuşulanları.
o sırada kapı çaldı çalışan kızlardan birisi elinde küçük bir tepsiyle içeri girdi asla yüzüme bakmadan sehpaya tepsiyi koyup hızlıca çıktı odadan.
allahım neyin içine düşmüştüm ben.
dünden beri doğru düzgün bişey yememiştim tepsiden birkaç parça bişey ağzıma atıp sessizce oturmaya devam ettim
fıratı bekliyordum ne diye gelmiyordu ki
kimseyi tanımam etmem neden beni bir başıma bırakıp gitmişti
ben düşüncelere boğulmuşken bir anda sertçe kapım açıldı
içeri amine hanım ve hejanın ikizi ayşe girdi ikisininde bakışlarından belliydi nefretleri
amine hanım dalga geçer gibi
' hanım ağamıza bak oturmuş odasında keyif yapıyor oğlumu ilk günden evinden kaçırdın yuvamızda huzur bırakmadın.' diye bana bağırdı
ben ayağa kalkıp saygısızlık yapmamaya çalışarak 'amine hanım hanımağalığınız da falan gözüm yok oğlunuzda neden nereye gitti bilmiyorum sinirinizi benden çıkartmayın' dedim
üstüme yürüdü sinirle kolumu tuttu elimdeki fincandan sıcak çay elimin üstüne dökülmüş elimi yakmıştı canımın acımasıyla ağzımdan hiiihhhh diye bir ses çıkmıştı
elime bakmaya çalışırken ' amine hanımm' diye konuşacaktım ki sözümü kesip yüzüme haykırmaya başladı
' bana bak evin hanımm öyle eskisi gibi ortalıkta süzülmek yok sabah kalkıp evin hizmetiyle ilgileneceksin kocanın kaynananın kayınbabanın tüm işleriyle ilgileneceksin burası senin o bekar evine benzemez kocanada kadınlık yapmasını bileceksin duydun mu beni ' diye yüzüme yüzüme yapmam gerekenleri sayıyordu.
koluma sertçe çektim ellerinden sabrım tükenmişti bende ona üstten bakarak işaret parmağımı tehtidkar bir şekilde sallayarak ' bana bak amine hanım ben bu eve gelin olmasınıda kocama kadın olmasını da gayet iyi bilirim bir daha sakın benimle böyle konuşmaya kalkmayasın o zaman bu konağı başına yıkmasınıda iyi bilirim şimdi çıkın odamdan derhal boşaltın odamı' son sözlerimi bağırarak sarfettim amine hanım olmuştu ayşe hızla çıktı odamdan
amine hanım tam çıkacakken tekrar seslendim ' ben ne sana ne konağına ne parana ne ailene muhtacım beni korkutabileceğin hiçbir şeyim yok amine hanım. evinize gelin getirip hizmetçi gibi kullandığınız her şeye susup her şeyi kabullendirdiğiniz kızlara benzemem bir daha sakın böyle karşı kaşıya kalmayalım hepimizin huzuru için en doğrusu olur.' dedim
arkasını dönüp kafasını aşşağı yukarı onaylar anlamda sallayıp çıktı odamdan
ben bu hareketleri yapıp bu sözleri söylemiştim ama fırat nasıl tepki verir bilemiyordum bu yüzden fırata laf göndermemem lazımdı onunla aram bozulursa bu evde çürür giderdim
o geri kafalı birisi değil ama fazlasıyla sert sınırlarını hassasiyetini bilmiyorum
dün söylediği sözlerden sonra bana nasıl davranacağı konusunda şüphelerim vardı
o yüzden hızlıca kalktım yanan elime krem sürdüm üstüme başıma çeki düzen verdim saçlarımı da topladıktan sonra odamdaki tepsiyi alıp mutfağı aramaya koyuldum mutfağı bulduğum gibi
içeri girdim birkaç kişi vardı mutfakta merhaba kolay gelsin diye seslendim ama kimse karşılık vermemişti belliki hepsi bana karşı doldurulmuştu hiç kimseyi takmadan tepsideki bulaşıkları yerleştirdim sonra mutfaktan çıktım
hejayı gördüm kapıdan giriyordu gözlerim parladı onu görünce hemen yanına gittim sarıldı bana 'hoşgeldinn' diyerek karşıladım avludaki sedirlere oturduk biraz sohbet ettik üniversite okuyormuş hemşirelik 1. sınıf çok mutlu oldum onun adına
biz orda sohbet ederken amine hanım mutfaktaki kadınların hepsini alışverişe gönderdi
heja 'anne neden hepsini gönderdin normalde 2-3 kişi gitse yeter akşam yemeğini kim hazırlayacak?' diye sordu
amine hanım sinirle hejaya döndü ve ' işime karışma boşuna mı gelin aldık bunu' diyerek beni gösterdi
heja sinirle 'anne nasıl konuşuyorsun yengemle ' diyerek ayağa kalktı
amine hanım kaileye almadan arkasını dönüp odasının olduğu kata çıktı
heja yanıma gelip ' yenge takma sen ben hallederim' dedi
daha 10 dakika önce yoğun sınav haftasında olduğunu söylüyordu
hemen karşı çıkıp 'sakın heja sen hemen odana çıkıyorsun güzelce hiç birşey düşünmeden ders çalışıyorsun ben hallederim ' dedim
tabi heja hemen kabul etmesede ısrarlarıma dayanamadı odasına geçti
amine hanım muhtemelen yemekleri hazırlayamayacağımı düşündüğü için böyle birşeye kalkışmıştı hemen mutfağa girip
önce kafamda yapacağım yemekleri belirledim
MENÜM
közlenmiş domates çorbası
tereyağlı soslu kavurma - patates püresi
pirinç pilavı
paçanga böreği
haydari havuç tarator
şekerpare
hızlıca dolaptaki malzemelere bakıp böyle bir menü yapmaya karar verdim
hemenn domateslerimi fırına attım onlar közlenirken güzel bir tencereye etlerimi koydum sosunu hazırladım kısık ateşte etlerim pişerken hemen pirinç ıslattım onlar biraz suda beklerken mezelerimi hazırladım sadece yoğutlaması kaldı onuda tam masayı kurarkem yapıcaktım daha erken diye yoğurtlamamıştım mezelerim bittiği gibi domateşlerimi çıkartıp tencereye alıp suyu baharatını katıp rondodan geçirdim corbam hazırdı ara ara etede bakıyordum çorba bitince pilavımı yaptım bol tereyağlı pilavında suyunu koyup kapağını kapatınca geriye şeker pare hamurum kaldı hep yaptığım bir tarif vardı hemen hızlıca tatlımın hamurunuda yaptım şekillendirdim tepsiye dizip üstlerine birer fındık koyup fırına attım sonra etimin altını kapattım artık pişmişti tatlımın şerbetini yaptım hızlıca tatlı pişene kadar bulaşıkları toplayıp masayı kurdum avluya sonra tatlıyıda şerbetleyip dinlenmeye bıraktım yemek bitene kadar tamamen şerbetini çekerdi
artık hiç dermanım kalmamıştı yemeklerin hepsini 15-20 kişilik yapmıştım çalışanlarda var diye belim kopmuştu ve artık açlıktan halsizlikten ellerim tityor başım dönüyordu
üstüm yemek koktuğu için duş almak istiyordum ama kıyafetim yoktu
odama çıkıp kapımı kilitledim insanlardan asla bişey isteyemezdim hejaya gidip tekrar kıyafet isteyemedim utandım
kıyafetlerimi çıkarıp banyodaki makinaya attım kısa programa o sırada hızlıca duş aldım
duştan çıkıp bornozumu giydim makinenin kurutma özelliğide vardı ama hala kurutmaya geçmemişti oturup onu bekliyordum ama gözede batmamak için acele etmem gerekiyordu boş durmıyım diye saçımı kurutup taradım
makine hala bitmemişti
kapım çalmaya başladı biran cevap veremedim panikle banyoya gittim makinenin daha 10 dakikası vardı
bu sefer ses geldi fırat 'evin aç şu kapıyı napıyorsun içerde diye bağırdı' korktum bir an
acaba sabah annesiyle olanları mı duymuştu offff Allahım ben bu hallere düşecek kız mıydım
yavaşca mecbur kapıya gittim 'iyiyim fırat müsait değilim sadece bekle 5 dakika' dedim
nedenini asla anlamadığım bir sinirle kapıya sertçe vurdu 'sikerim müsaitliğini aç şu kapıyı' diye bağırdı bu adamı asla tanıyamıyordum
bu nasıl bir tepkiydi neye sinirlenmişti şimdi
mecburen kilidi açtım kilit sesini duyduğu gibi şak diye kapıyı açıp içeri daldı
' yuhh fırat yavaş olsana müsait değilim dedim ne yapmaya çalışıyorsun.'
panikle ' iyimisin korktum çıkmadı dakikalardır dediler kapıda kilitliydi aklım çıktı evin ' dedi
yüzüne bakınca gerçektende korktuğunu anlamak zor değildi
sakinleşince baştan aşşağı süzdü beni garipsediği bişeyler vardı
'saçların bile kurumuş niye giymedin üstünü' diye sordu doğal olarak
ben ise cevap veremedim 'şeyy... ııımmm.... makinede kurumasını bekliyorum kıyafetlerin' dedim utanarak laf edeceğinden emindim çünkü
sinirle kaşları çatıldı 'heja neden sana kıyafet vermedi ' diye sordu kapıya doğru yönelmişti
hemen kolundan tutup durdurdum 'dur sakin ol ben isteyemedim yoksa istesem heja hiç düşünmeden verirdi kıyafet' dedim gitmesin diye paniklemiştim
garip garip baktı bana ' neden ' diye sordu
'utanıyorum, burası ve buradaki herkes çok yabancı bana' diyerek itiraf ettim oda hak vermiş olmalı ki
'yemekten sonra evinden eşyalarını alırız yada istersen alışverişe çıkarız olur mu ' diye sordu sakince
' olur' dedim sakince
fırat odadan çıktı bende kıyafetlerimi giyip aşşağıya indim avluda herkes masadaydı
mirza ağa ve fırat yoktu
amine hanımın moreli bozuktu belliki yemekleri yapabilmeme sinirlenmişti
masanın başına her zaman mirza ağa otururdu sol tarafında amine hanım vardı sağ tarafında da iki kişilik boşluk vardı
mirza yakınındaki sandalye ye fırat muazın oturacağını düşünerek ikinci sıradaki sandalyeye oturacaktım hemen peşimden mirza ağada gelmişti 'biz başlayalım fıratın bir görüşme yapması gerekti gelinim sonra ona sofra kurar ' dedi bana bakarak
bende gülümseyerek onaylar anlamda kafamı salladım
ben oturduğum gibi amine bağırmasıyla irkilmiştim
' senin bu masada yerin yok hadsiz sen kim oluyorsun da bu masaya gelip bizle yemek yiyorsun ' diye bana bağırıyordu ve ellerini sinirle masaya vuruyordu
neye uğradığımı şaşırmıştım mirza ağa sinirle ' sen nasıl konuşursun kadın o bu evin gelini tabiki masada yemek yiyecek' dedi ama amine hanım asla susmuyordu
ben sakince mirza ağaya döndüm 'mirza bey müsadenizle kalkmak istiyorum' dedim
karısını susturamayacağını anlayınca kafasını aşşağı yukarı onaylar anlamda salladı
yavaşça sandalyemi geriye çektim
amine hanımın gözlerinin içine bakarak ' bana tek başıma yaptırdığınız bu yemeklerle yerimin olmadığı bu masada size afiyet olsun amine hanım' diyip yukarı odama çıktım
tam odama girecekken vaz geçip fıratın çalışma odasını bulmaya çalıştım heja 3. katın fırat muaza ait olduğunu söylemişti orda olacağını düşünerek 3. kata çıktım zaten sesini duydum direkt kapısını tıklattım duymadı yavaşca açıp içeri giriyordum ki
telefonla konuşmasını duydum ' hakan bu yakup iti kimdir necidir karımla ne ilgisi var aralarında ne geçmiş ne yaşamışlar her şeyi öğrenmek istiyorum. ' yakın adamı hakanla konuşuyordu
yakup iti
YAKUP İTİ
sözleri kulaklarımda çınlıyordu gözgöze geldik telefonu hızlıca kapattı
'evin ' diye söze girdi bişeyler anlatacaktı ki
elimi kaldırıp 'bana neden sormadın ' diyebildim sadece masasının üzerinde duran araba anahtarını elime aldığım gibi koşa koşa arka kapıdan çıktım
fırat ilk bir kaç dakika ne yapacağını şaşırmış olmalı ki hiç bir şey yapamamıştı daha sonra hızlıca peşimden koştuğunu gördüm
o gelene kadar ben çoktan fıratın arabasına binmiş kendi evime doğru gidiyordum
nefesim kesiliyordu
gözyaşlarımdan önümü tam göremiyordum
ne yapacaktım
fırat inanırmıydı bana
inanmasa bile ben bu içimdeki acıyı nasıl dindirecektim
herşey gözümün önünde tekrar tekrar canlandı
amcamın öldüğü an
kanlar içinde kalışı
sonrasında
sonrasında yakubun benim olduğum eve gelip beni herkesten habersiz rehin alması
Allahım bu acıyı nasıl unutacaktım
nefesim iyice kesilmişti evimin önüne gelince hızlıca arabayı rast gele yola bırakıp asansöre bindim ama asla kendimde değildim
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
FIRAT MUAZ
evin çok kötü olmuştu daha odamdan çıkmadan nefes almakta zorlanıyordu şuan kimbilir ne haldedir hemen peşinden kapının önündeki arabalara atladım o an yiğit ile zerya önüme çıktı onlarda evin ile beni görmek için gelmişler
yiğitin arabasının yanına gelince camı açtım yüzümden bişey olduğunu anlayan yiğit ' ne oldu' diye sordu panikle
' ben yakubu araştırttmak için hakaknla konuşuyordum evin duydu çok kötü oldu arabamı alıp gitti evini bulmamız lazım çok kötü oldu iyi değildi yiğit ' diye panikle konuştum
zeryanın gözleri doldu ağzından çıkanlardan sonra sanki dünya başıma yıkılmıştı 'evin yine kriz geçiriyor kesin yetişmemiz lazım yoksa çok kötü şeyler olur bizim eve gitmiştirr hemen sürün bizim eve sürün ' diye bağırdı
arabayı nasıl sürdüm hiçbir fikrim yok ama dakikalar içinde evin ile zeryanın evinin önündeydim yiğit ise hemen arkamdaydı
arabamı gördüm koşarak yanına gittim kapısı açıktı ama içi boştu
Allahım yalvarırım evine birşey olmasın yalvarırım..
ben zerya yiğit koşarak asansöre bindik Allah kahretsin asansör o kadar yavaş gibi hissediyordum ki anında evi'nin yanına ışınlanmam lazımdı
ona birşey olmamalıydı benim yüzümden daha fazla zarar görmemeliydi..
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
YAZARDAN
evin daire kapısının şifresini zorlanarakta olsa girdi kendini eve attığı gibi sanki
o gece yakubun onu rehin aldığı evde gibi hissetti güvenli hissetmiyordu sanki yine aynı o gün gibi
yakup arkasındaydı kafasına silah yaslamış ona zorla bişeyler yaptırıyordu
ama o biliyordu yakup ona zarar vermez
sürüne sürüne kendini odasına attı
nefes alamıyordu boğazından anlamsız sesler çıkıyordu
fırat, zerya ve yiğit peşpeşe eve girdi zerya bağırdı ' eviin ben geldim zerya nerdesin.' diye bağırdı
fırat ve yiğite eliyle susmalarını işaret etti
zerya evine seslenerek odasına doğru yürüdü bu anları bir çok kez yaşamışlardı
' eviinn ses ver bak ben burdayım seni kurtarmaya geldim eviinn' diye bağırarak evinin odasının kapısında durdu
ama evin asla sakinleşmiyordu normalde zerya böyle seslenerek sakinleştirir öyle yanına giderdi
direkt gidip dokununca daha kötü oluyordu evin
fırat şok olmuş bir şekilde evine bakıyordu
Evin ellerini göğsünün üstüme bastırmıştı tırnaklarını boğazına bastırarak nefes almaya bişey hissetmeye çalışıyordu aynı zamanda sayıklıyordu da
yakup benim abim
o benim abim
bana zarar vermez
vurmayın onu
nolur vurmayın onu
kendinde değil yalvarırım yapmayın
yalan
o amcamı öldürmez
o bana zarar vermez
o bana zarar vermez nolur abime dokunmayın.
durmadan bunları sayıklayıp duruyordu fırat ne yapacağını şaşırdı ve odaya girip dizlerinin üzerine çöktü
evine yaklaştı gözlerinin içine baktı evin bir durdu o an
ağlamaya başladı fırat ellerini uzattı evine ' ben sana güveniyorum kimseye bişey yapmayacağım sadece iyi mutlu olmanı istiyorum evinim nolur sakin ol ' dedi yalvarır gibi
evin anında fıratın kollarına koştu ' o benim abimdii.... o benim en güvendiğimdii..... herşeyimdi... bana bunu yaşatmazdı...
ben..
ben...
yanlış hiçbirşey yapmadım....
sadece abimi korudum....
sadece abimi korudum...'
fırat ellerini evin'in saçlarına atıp ' şşştttt biliyorum güzelim biliyorum özür dilerim çok özür dilerim evin sana sormalıydım eşşeklik ettim özür dilerim...' diyerek kendini affettirmeye çalışıyordu.
evin sakinleşip halsiz düşünce fırat kucağına alıp yatağına yatırdı tam kalkıp astım ilacını getirecekti
evin gözlerini açtı gayet kendindeydi
kendinden ve istediğinden emin bir şekilde
' gitme beni burdada evinde de yanlız bırakma lütfen fırat..' dedi onsuzluktan korkuyormuş gibi
fırat sanki evin'in bunu söylemesini bekliyormuş gibi ayakkabılarını çıkarıp zaten işten eve geldiği için rahat kıyafetleri vardı üzerinde evin'i hemen kollarının arasına alıp sarıp sarmaladı sabaha kadar saçlarıyla oynadı her korktuğunda 'yanındayım burdayım' diyerek sakinleştirdi karısını
evin uykusunun arasında sessizce
'sensizlikten korkuyorum yapayalnız hissediyor gibiyim muaz...' diye mırıldanıyordu
fırat muaz uykuya dalmadan hemen önce ' iyiki sen karım oldun evin'im konunun bu kadar iyi geleceğini bilseydim daha erken kaçırırdım seni.' demişti evin bunu gayet net duymuştu yüzünde gülümsemesiyle ikiside uykuya dalmışlardı...
BÖLÜM SONU
FIRAT VE EVİN AŞKININ İLK BÜYÜK ADIMLARI ATILDI
BAKALIM FIRAT ANNESİNİN TAVIRLARINI ÖĞRENİNCE NE TAPKİ VERECEK
EVİNİN AİLESİNİ BU BÖLÜM HİÇ ANLATMADIM ONLAR BEKLEYEDURSUN
ZERYA İLE YİĞİTİ UNUTTTUM SANMAYIN
HA BİRDE
EVİNİN ERKEK KARDEŞİ EMİRİ BİR SONRAKİ BÖLÜMDE TANIYACAĞIZ BAKALIM NASIL BİR ABLA KARDEŞ İLİŞKİLERİ VARMIŞŞŞŞŞ...