İçeriğe geç

Mezopotamya'nın yüreği | Berdel

Bölüm 6 · 15 dk okuma

Mezopotamya'nın yüreği | Berdel

Bölüm 6

3. BÖLÜM

EVİN

işte şimdi bitmiştim

fıratın söylediklerinden sonra herkes şaşkınlıkla ne yapacağını şaşırdı zerya 'ne yaptın fıratt' desede yiğit zeryayı susturmuştu.

kürşat abi 'evin sen ne yaptın.' dedi hayal kırıklığına uğramıştı

benim gibi yıkılmış gibi duruyordu 'abii' diyebildim sadece dizlerimin bağı kesilmişti fırat belimden tutup destek oldu

donmuştum gözlerimden akan yaşlar durmuşdu aklıma ailem geliyordu.. hala etrafımızdaki kalabalık ne yapacağını bilmez bir şekilde bize bakıyordu

fıratın sesini duydum 'ne durursunuz ağalar karşınızdaki kadınımdır, namussa benim namusumdur buradaki kimseyede laf söylemek düşmez, bundan sonrası karımın ve karahanlı ailesi arasında olan bir meseledir.'

fıratından sözlerinden sonra diğer aşiretlerin ağaları yavaş yavaş geri çekilirken kürşat abim delirmiş gibi 'ne diyorsun lan senn' diye bağırarak üstümüze geldi o sırada fırat beni arkasına aldı zerya abisinin yanına gidip onu sakinleştirmeye çalıştı.

ben hala tek kelime edememiştim ne yapacaktım ben ne olacaktı şimdi ailem mi çağırılacaktı şurada kafama sıksalarda evin kaçıp evlenmiş diye aramasalar keşke ama belki çoktan aramışlardı bile.

kürşat abi daha sakin bir şekilde seslendi 'fırat ağa evin benim bacımdır şimdi bırak bacımı evimize gidelim ailesi gelsin herşeyi usulünce yapalım.'

fırat ne diyeceğini bilemedi muhtemelen 'bize biraz zaman ver karımla konuşacaklarım var 'dedi ve beni belimden yönlendirerek eve soktu.

koltuklardan herhangi birine yavaşça oturttu beni sonra hemen önüme dizlerinin üzerinde oturdu ellerimi tutuyordu bende stresten bütün vücudumu kasmıştım titriyordum.

'evin' dedi fısıldar gibi donmuş gibi yüzüne bakıyordum.

gözlerimden koca koca yaşlar dökülmeye başladı ellerini yüzüme çıkarıp yanağımdaki yaşları silerek 'şşşşttt sakin oll' dedi

hiç birşey yapamıyordum zaten

'neden yaptın' dedim

'özür dilerim evin ben özür dilerim ama bunu yapmazsam gözlerimizin önünde öldüreceklerdi sessiz kalamazdım bişey yapmam lazımdı özür dilerim.'

'bize, bize yapılacakları niye düşünmedin'dedim

'ben sana bişey yapılmasına asla izin vermem ben yanında olduğum sürece sende elimden tutup arkamda durduğun sürece kimse bize bişey yapamazz evin söz veriyorum sana.'

hiç birşey diyemeddim fırat tekrar gözlerimin içine bakarak konuştu 'şimdi istersen kürşat abinle gidebilirsin ama istemezsen benimle gelirsin ne istiyorsan onu yapıcaz abinle gitmek mi istersin' diye sordu.

kafamı evet anlamında salladım 'tamam, nasıl istersen.' dedi telefonumu aldı numarasını kaydetti kendini aradı bir kez benim numaramı kaydedebilmek için.

elimden tuttu ve dışarı çıktık zerya arabaya binmişti kürşat abi beni kolumdan tuttuğu gibi arabaya attı oturtmadı gerçekten attı ve hızlıca gaza bastı urfaya doğru yola çıktık.

hiç konuşmadı bizde sustuk arasıra aynadan zeryanın ağladığını görüyordum ama bişey diyemedim sonra uykuya dalmışım zaten.

bir kaç saat sonra araba ani bir şekilde erdoğdu konağının önünde durdu hemen doğruldum üçümüzde indik arabadan.

kürşat abi bu sefer daha nazik bir şekilde koluma girdi kapıdan içeri girdiğimizde zayda teyzem ile azad amcamın hemen kapıda uykusuz gözlerle bizi beklediğini gördüm bizi görür görmez ayağa kalktılar.

onları görür görmez gözyaşlarımı tutamadım öyle utandım ki başımı eğdim hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım arkamda zerya vardı onunda hıçkırık sesleri duyuluyordu.

kürşat abim biz fıratla konuşurken arayıp anlatmış duyduklarını ikisininde haberi vardı herşeyden.

zayda teyzem bizi görünce olduğu yere çöktü oda ağlamaya başladı aynı zamanda yas ediyordu 'ahh keçamınn ahh keçamınn' diyerek ağlıyordu

yere çöktüğünü görünce dayanamadım onda doğru bir adım attım ki azad amcam önüme geçti kafanı kaldırıp yüzüne baktım yer yarılsada içine girseydim şuan

kendi ailem içinde üzülüyordum ama onlardan bu kadar utanmazdım ama bu insanlar bana güvenmişti kendi kızları yerine koymuşlardı onların gözünde adlarına leke sürmüş namussuzluk etmiştim.

azad amcamın gözlerinin içine baktım onun gözleride kıp kırmızı olmuştu

gözlerini görünce dahada kötü hissettim ağlamam arttı elini kaldırdı vuracak sandım refleksle kafamı eğdim aynı anda zerya ' babaa' diye seslendi ama azad amcam başıma koydu elini saçlarımı okşadı bir iki saniyeliğine yaptı bunu.

sevgisini ilgisini göstermeyi pek beceremeyen bir adamdı zaten ondan böylesine şefkatli bir yaklaşım görmek beni dahada mahçup etti dizlerimin üstüne çöktüm hıçkırarak zerya geldi sarıldı hemen hıçkırıklarımın arasından duyulan tek şey ' çok korkuyorum.... çok... korkuyorum.... ne....yapacağım..benn' bu sözlerdi.

azad amca seslendi ' zerya evini odaya çıkar toparlanın kendinize gelin. kürşat sende gel ananla ilgilen, iki saat sonra istanbuldan misafirlerimiz gelecek onlardan sonrada karahanlılar gelecek toparlanın hazırlık yapın bu kadar ağlamak yeterr.

geliyorlar

ailem

AİLEM GELİYOR

zerya koluma girip beni odaya götürdü üstümdekileri çıkarıp banyoya soktu ve beni yıkamaya başladı

aklıma yıllar önce ailem ile yaşadığım problem beni hayatlarından bu kadar soyutlama sebepleri ve benim temelli urfaya taşınma sebebim geliyordu.

1 YIL ÖNCE (istanbul)

istanbula gelmiştim 4 yıl sonra okulum bitmiş ve doğup büyüdüğüm şehre gelmiştim nasıl özlemiştim burayı, evimi,ailemi.

urfaya ne kadar alışmış olsamda istanbulun yeri bende çok farklıydı.

herkes beni ziyarete geliyordu dayımlar, teyzemler ,amcalarım kuzenlerim, babamın kuzenleri çok çok fazla kalabalık bir aileydik. zaten kürt olduğumuz için urfada da zorluk çekmemiştim

şimdi yine ailemle dolu dolu geçirdiğimiz bir gecenin sonunda odamda uzanmış telefonuma bakıyordum tarihe bakınca 4 yıl önce üniversiteye gitmeden kaybettiğim amcamın ölüm yıldönümü olduğunu görmüştüm.

hayatımın tepe taklak olduğu ailemle ve hayatımın gerçekleriyle ilk defa yüzleştiğim bir geceydi

amcam eşiyle anlaşamadığı için boşanmak istemişti hatta eşine boşanma davası açmıştı eve boşanma celsinin gittiği günün gecesi amcamın kendi oğlu yakup dayıları tarafından doldurularak amcamı 32 adet bıçak yarasıyla öldürmüştü o gece hayatımın şokunu yaşamıştım.

yakupla birlikte büyümüştük abi diyordum ona korku filmi izlerdik tüm kuzenler toplanıp yakup ben korkuyorum diye bana sarılarak izlerdi.

nasıl olmuştuda bu hale gelmişti hiç bilmiyorum ama her aklıma düştüğünde amcama ağladığım kadar yakup içinde ağlarım ömür boyu hapiste yatacaktı hep düşünürdüm acaba çıktığında ne yapacak veya yıllar sonra bir yerde karşılaşsak tanıyabilecekmiydim hep aklımdan böyle şeyler geçerdi

yine olduğu gibi amcamın öldürüldüğü anın kamera kayıtlarını açtım tekrar tekrar izledim kalbime bir taş oturmuştu baba yarımın yere yatışı abi bildiğim adamın hiç durmadan ona bıçağı saplaması sanki o her sapladığı bıçak benim göğüsüme batıyordu.

bir an telefonum çaldı kamera kayıtlarına öyle dalmışım ki sıçradım, hemen telefonumu alıp baktığımda yabancı bir numara olduğunu farkettim.

bu saatte kim acaba diye merak ederek açtım telefonu

'alo.'

'merhaba, evin asrındağ ile mi görüşüyorum?'

'merhaba, evet benim buyrun. siz kimsiniz?'

' evin hanım ben ****** cezaevi müdürü önemli bir durum var size ulaşmam gerekliydi kusura bakmayın bu saatte rahatsız ettik sizi.'

'buyrun müdür bey sorun nedir hayır olsun inşallah.

'evin hanım kuzeniniz yakup asrındağ akşam üzeri kalp krizi geçirdi ve bir saat önce vefat etti. önceden eğer vefat edersem veya bir yakınıma ulaşmak zorunda kalırsanız diye sizin numaranızı vermişti. mecburen sizi aramak zorunda kaldık.'

' yakup mu?'

bir dakika boyunda kalakalmıştım ne diyiceğimi ne yapacağımı bilmiyordum.

'ben cenazeyi ne zaman alabilirim?'

'cenaze hazır en geç yarın öğlen namazına defnedilmesi gerekiyor.'

'tamam ben sabah erkenden orada olacağım.'

'tekrar başınız sağolsun'

'dostlar sağolsun.'

telefonu kapatmıştık ama ben ne yapacaktım. cenazelerde ne yapılırdı ki ben yakubu nereye defnettirecektim.

aile mezarlığı olmaz ama ne yapacaktım.

sabah olmuştu sabaha kadar boş tavana bakarak düşünmüştüm

erkenden herkes uyuyorken evden çıktım. cezaevine gittim oradan cenaze arabası ile aldık yakubu birde avukatı vardı yanımda

mecbur aile mezarlığımıza götürdüm başka bir yere götürmeye içim el vermedi ne kadar büyük bir ihanet etmiş olursa olsun babasıydı ve yakup pişman olmuştu biliyordum nasıl bir yabancı gibi başka insanların yanına defnettirebilirdim

cenaze defnedilirken mezarlığa peşpeşe arabalar girdi amcamdı büyük amcam

beni ve avukatı görünce direkt anladı tabi artık gömülmüştü bişey diyemedi

hızlıca yanıma geldi ben tam amca diyecekken yüzüme aldığım darbe ile kendimi yerde buldum yakubun mezarının üstüne düşmüştüm.

amcam saçlarımdan tutup ' kahpe sen kim oluyorsunda benim kardeşimin yanına katilini gömdürüyorsun lann' diyerek bir tokat daha attı

'amca oda bizim canımız' diye bildim sadece amcam asla durmadı beni dövmeye devam etti yavaş yavaş bilincim kapanıyordu.

ve bayılmıştım.

gözlerimi açtığımda hastane odasındaydım bütün ailem başımdaydı ve hepsi nefretle yüzüme bakıyordu annem ve babamda dahil

babannem yüzüme tükürdü çıktı gitti arkasından amcamlar yengemlerde herkes arkasını döndü gitti halbuki onlar benim herşeyim di ailem benim herşeyimdi nasıl bana sırtlarını dönerlerdi annem geldi yanıma.

'evinn ne yaptın sen böyle bişeye nasıl cesaret edersin' diye bağırmaya başladı babama baktım yüzüme bakmıyordu işte o an anladım herşey bitmişti

yüzüm gözüm şiş kolumda serum muhtemelen kolumun biri kırık yada çıkık amcam yüzünden ama babam yüzüme bakmıyordu belli silmişlerdi beni dedemin emriyle..

anneme dönüp 'anne bir tek benim numaramı vermiş cezaevi müdürüne bir tek bana güvenmiş bak bir etrafa kaç kişilik aileyiz biz ama sadece ben gelmişim aklına. ya tamam bende öfkeliyim bende kızgınım benimde canım yanıyor amcamdı baba yarımdı ama birazda yakubu düşünün bir kere onun açısında düşünün lütfen o çocuk sizin elinizde büyüdü annesi ile babası anlaşamıyor annesi kötü biri diye hepiniz sırt döndünüz ona o çocuk bütün hayatı boyunca babasının şiddetiyle yaşadı bu kadar acımasız olamazsınız diğer yeğenleriniz bir sürü hata yapıyor tamam yakubun hatası affedilecek gibi bişey değil biliyorum ama ben istedim ki amcamla yanyana olsunlar ben gittim anne yakubun görüşüne gittim vasiyet etti beni babamın yanına göm dedi yalvardı o çocuk iki ailenin arasındaki husumet yüzünden kendi hayatından oldu tek başına dört yıldır tek bir odada kaldı delirdi küçüktü cahildi bende ona öfkeliydim ama bu onun hala bir asrındağ olduğu gerçeğini değiştirmez mezarının orası olması gerekiyordu bende gerekeni yaptım.' dedim kapıda dedemler ve amcamlarda beni dinliyormuş

babam ayağa kalktı annemin kolundan tutup odadan çıkardı

nereye gittiler bilmiyordum sakinleşmek için çıktılar sanıyordum ama bir saat geçmeden bir çalışan tüm eşyalarımı bir araca koymuş getirmiş benide hastaneden çıkarıp urfaya getirdi yani artık hiç biri istemiyordu onların gözünde hataydı ama benim gözümde asla bir hata değildi bilmiyorum belkide bencildim ama abimdi o benim canımdı kanımdı hayattayken zaten hep düşman gibi dururdum görüşlerinde ama ölüsünede saygı duymak zorundaydım.

sonra urfaya geldim şuan evinde olduğum insanlar kucak açtılar bana erdoğdu ailesi kendi ailem beni bir hastane odasında terk ederken zayda teyzem günlerce başımda hastane kolidorlarında beni bekledi mahçupluğum ondandı

(ŞİMDİ ERDOĞDU KONAĞI)

zerya beni duştan çıkarıp dümdüz siyah bir elbise giydirmişti zayda teyze geldi 'salona gelin' dedi sadece

sarıldı bana zerya ağladı 'özür dilerim' dedi biliyordu ne kadar korktuğumu ailemle nasıl başa çıkacağımı düşündüğümü biliyordu. ellerini tuttum gözyaşlarım akıyordu ama kocaman gülümsedim 'yine olsa bir saniye düşünmem yine susar kabullenirdim' dedim

zerya ile el ele indik kollarım bacaklarım titriyordu ne olacaktı şimdi ne yapıcaktım kendi aileme ne diyecektim

allahım yalvarırım yardım et bana

çalışan kızlardan birisi girdi odaya 'azad ağam evin hanımın ailesi geldi' dedi

azad amcam 'misafirlerimizi avluya alın kızım' dedi

kız çıktı biz de peşinden kalktık avluya çıktık sedir oturma takımı vardı avluda kocaman bir alandı

azad amcam zayda teyze kürşat abi ben zerya sırayla dizilmiştik.

kapı açıldı dedem girdi babannem, sonra sırayla üç amcam ve babam ile annem herkesle selamlaşıp geçtiler hepsinin gözlerinin içine baktım ama asla bana bakmadılar.

aynı anda karahanlılarda gelmişti

bizimkilerin ardından anladığım kadarıyla fıratın annesi babası babannesi amcaları en son ise fırat girdi peşinden kız kardeşleri ve yiğit.

ailesinin bana bakışları o kadar kötüydü ki beni çokda iyi günlerin beklemediği belliydi

fırat dimdik duruyordu sevdim aldım der gibi ama ben utanıyordum

bir kusurum varda bir kötülük etmişim gibi

*ahhh keşke biraz geç gelselerdi karahanlı ailesinin gözü önünde daha fazla rencide olmak istemiyordum.*

herkes yerine oturdu özellikle mi yapıldı bilmiyorum ama benim için fıratın yanı kalmıştı sadece azad amca ayakta kaldığımı görünce 'otur kızım' dedi boşluğu göstererek.

çalışan kızlardan birisi geldi 'kahvelerinizi nasıl alırsınız' diye sordu

sadece kendi aileme bakıyordum asla yüzüme bakmıyorlardı

dedem sinirle 'ne kahvesinden bahsediyorsunuz siz. bu namuzsuz bir halt yemiş sizde usule uysun diye bizi çağırmışsınız azad ağa sağolasın ama hepimiz törelerin asıl yapılması gerekilenin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz.

fırat çok gerilmişti en son dayanamayıp 'neymiş asıl yapılması gereken kazım ağa' diye sert bir sesle sordu dedeme.

herkes şaşkınlık içinde bir fırata bir dedeme bakıyordu amcamın eli beline gitti hızla ayağa kalkıp başıma silahı dayadı

kılımı kıpırdatamadım sadece içimden amcamın tetiği çekmesi için dualar ettim keşke şimdi o tetiği çekse benim ölümüm bu aileden birinin elinden olsa diye dua ederken farkettiğim bişeyler vardı.

fırat fazla şaşırmıştı ama haklı beni normal istanbullu bir ailenin kızı sanıyordu böyle bişeyle karşılaşmayı beklemiyordu tabiki.

anında fıratta amcama silah çekti azad amca ile fıratın babası ayağa kalkıp amcamın ve fıratın elindeki silahları indirtti.

herkes tekrar yerine oturtulunca dedem tekrar konuştu.

'çağırın hocayı gözlerimin önünde kıyılsın nikahı.'

azad amca daha fazla gerginlik olmaması için kürşat abiye kafasıyla işaret verdi kürşat tam ayağa kalkacağı anda fırat seslandi

'hoca kapıda zaten, sevdiğim kadını daha fazla bu ailenin içinde bırakmak gibi bir fikrim yoktu zaten.' dedem amcamların ve babamın gözlerinin içine bakarak söyledi bunları.

sonra azad amcaya dönüp 'lafım sana değildir azad ağam yanlış anlamayasın' dedi azad amca anlayışla kafasını salladı sadece.

o an odaya hoca girdi fırat ile beni hocanın önüne oturttular zerya ile yiğitte şahit olarak yanımıza oturdu.

zayda teyzem başıma şal örttü

hoca 'hazırsanız başlıyorum' diye sordu

fırat 'başlayın hocam' dedi

hoca sorularını sormaya başlad

' kızım adın soyadın, anne ve baba adını söyler misin?'

bu sorudan sonra durdum bir kaç dakika düşündün azad amca ve zayda teyze dururken ailem diye istanbuldan gelmiş yüzüme bile bakmayan insanlara anne baba demek içimden gelmedi.

E: 'adım evin erdoğdu... annem zayda erdoğdu.... babam azad erdoğdu... '

dedim

gözlerim dolmuştu zerya, kürşat abi, zayda annem, azad babama bakmıştım hepsi ağlıyordu azad babam ne kadar kendini sıksada yanağına doğru süzülen göz yaşını görmüştüm.

kendi ailem diye gelen insanlar şaşkınlıktan ne yapacaklarını şaşırdılar ama hepsi haketmişti.

hoca bu sefer fırata sordu.

damat efendi adın ana adın baba adını söyler misin.

F: adım fırat muaz karahanlı, babam mirza karahanlı, annem amine karahanlı.

hoca bu sefer yiğit ile zeryaya sordu onlarda cevapladıktan sonra

bana döndü 'gelin kızım mehir olarak ne istersin?' diye sordu.

arkadan fıratın annesine ait olduğundan emin olduğum bir ses 'hıh birde mehir mi isteyecekmiş namussuz' dedi

o an o kadar üzüldüm ki annemden gördüğüm tepkilerin aynısını kayınvelidemden görüceğimi anlamıştım.

hocaya dönüp 'bişey istemiyorum ' dedim fırat lafa atlayıp

'üzerime olan şirketin %50 hissesi, urfada bir konak, istanbulda bir villa ve son model bir araç veriyorum hocam not edin lütfen.' dedi

ben fırata ' bu çok fazla, kabul edemem.' dedim

oda bana dönüp 'sakın karışma, sus ' dedi

sonra hoca sorularına devam edip nikahı gerçekleştirdi

herkes ayağa kalktı sırayla ailelerimizin ellerini öptük.

yalandanda olsa mecburen kendi aileminde elini öpmek zorunda kaldım onlarda pek memnnun durmuyorlardı zaten.

azad amca herkesi avludan salona masaya geçirdi fırat ben ve zerya ile yiğit kalmıştık onlar bir köşede birbirlerime sarılıyordu.

ben ellerimle oynayıp öylece duruyordum fırat yanıma yaklaştı şalımı kaldırıp alnımı öptü

hoşuma gitmişti midem kelebeklendi derler ya öyle olmuştum

ama korkuyordum hemde herşeyden öyle çok korkuyordum ki baya gözle görülecek kadar titriyordum.

fırat bunun farkındaydı ve bu yuzden hemen geri çekildi

o an annemle babam yanıma geldi fıratta konuşuruz diye gitti yanımızdan

üçümüz başbaşa kalınca babam okkalı bir tokat attı bana.

asla şaşırmamıştım annem ise babamın yaptığına gururla bakıyordu.

'baba' dedim daha kelimeyi tamamlayamadan saçımdan tutup saydırmaya başladı.

'ulan sen benim şerefimi namusumu iki paralık ettin gittin o serefsizin altına yattın sonrada kaçtın dimi lan' diye bağırarak kafamı demirlere vurdu

hiç bişey söyleyemedim çenemi öyle bir tutmuştu ki kırmak için çabalar gibi dudağımın patladığını hissettim

annem 'tamam yeter millet duyucak sonra size bişey falan yaparlar mazallah hadi git içeri sen ' dedi babama babam saçımı fırlatır gibi bıraktı içer girdi.

bu sefer annem tuttu kolumdan odama girdik

beni yatağa attı

'anne yemin ederim yanlış bişey yapmadım ben. vallahi yanlış bişey yapmadım.'

oda sertçe çenemi tutup 'bana bak kız o gece yakubu aile mezarlığına defnettiğini duyunca acaba bu kız yakupla birliktemiydi diye düşünüp tanıdık bir kadın doğuma kızlık kontrolu yaptırmıştık. senin için kız demişti şimdi beni iyi dinle evin bütün aile senin kızlığından şüphe ediyor, bu gece kocanla gideceksin koynuna gireceksin o çarşafı bize vereceksin duydun mu o çarşafı almadan sana rahat vermeyiz.

ne diyordu bu kadın ne yakubu ne çarşafı. kafayı yiyecektim arık.

ittim 'ne diyorsun anne sen ne diyorsun ne kızlığı ne yakubu ne çarşafı ya bir kere bir kere olsun kızım iyi misin diye sorsan ölür müsün ya halimi görmüyor musun birinizde kızım ne oldu demediniz be belki bana zorla dokundu fırat ha belki zorla kaçırdı belki başka bişey oldu insan evladına sormaz mı yaa sormaz mıı' delirmiş gibiydim

annem benim ortalığı dağıttığımı görünce odadan çıktı ben kendimi ordan oraya atarken yerlerde bardakları vazoları kırarken ellerim ayaklarım kesiklerle dolarken bir saniye bile düşünmedi çekti gitti.

arkamdan koca kollarıyla birisi sarıldı beliime kollarımı tuttu sıkıca kendime daha fazla zarar vermemem için her tarafım ufak tefek çiziklerle doluydu ve kanıyordu.

fırattı beni temiz bir yere oturttu sakinleştirdi kulağıma bişeyler söylüyordu her ne kadar şuan algılayamıyor gibi olsamda vücudum sakinlemişti onunla. daha sonra mirza ağanın sesini duyduk gidiyorlardı.

fıratta odadan çıktı zerya geldi yanıma seslerden anladığım kadarıyla karahanlı ailesi gitmişti. ben biraz kendime geldikten sonra aşşağı indik.

salona girdiğimiz gibi.

dedem ayağa kalkıp 'bunun burada ne işi var' diye bağırdı.

kürşat abim dayanamayıp 'kazım ağa yeter sen benim bacımla nasıl konuşursun burası onun evi ya nerede olacaktı.' diye yükseldi

o sırada babam dedemden emri almış belli tabi koluma yapıştığı gibi beni sürüklemeye başladı dedemde o sıra ' ne demek bu evde kalacak onun yeri kocasının yanıdır bu geceden itibaren kocasının dizinin dibinden ayrılmayacakk.'

babam beni çoktan arabaya bindirmişti bile

mirza ağayı duymuştum iki gün sonrasına güzel bir düğün yapalım demişti

ama belli oldu babamlar buna izin vermeyecekti.

baban aniden durunca kafamı torpidoya çarptım zaten heryerim mor ve çizikli olduğu için çarptığım yer kanamaya başladı.

babam kolumdan tutup arabadan indirdi beni sürüklemeye başladı ayağımda hiçbirşey yoktu yere çıplak ayakla basıyordum.

karahanlı konağına gelmiştik.

kapıya tekme atmaya başladı babam

mirza ağanın adamları hemen kapıyı açtı

o sırada babam bağırıyordu. 'mirza ağaa fırat efendii çıkın dışarıya.'

herkes konağın avlusuna gelmişti. babam beni fıratın ayaklarının önüne attı dizlerimin ve ellerimin üstüne düştüm hem acıdan hemde üzüntüden yere düşerken dudaklarımdan bir inleme çıktı

artık tutamamıştım kendimi hıçkırarak ağlamaya başladım.

o an kürşat abimler zeryalar diğer konaktaki herkes kapıya gelmişti.

fırat hemen kollarımdan tutarak beni kaldırdı. başımı gözsüne yazladım ve bütün bedenimin ağırlığını ona vererek ağladım.

babam tekrar bağırmaya başladı.

'bu orospuya düğün falan yapılmayacak. bu bir namuzsuzluk etti sizde üstünü örtmeye çalışmayın ben babası olarak müsade etmiyorum. eğer ki düğün yapmaya kalkatığınızı duyarsam ikisinide öldürürüm. allah sahidim oldun ki.'

fırata doğru ' hiç bişey istemiyorum fırat düğün nikah hiç bişey olmasın nolur olmasın.' diye yalvardım yorulmuştum yıkılmıştım tükenmiştim.

fırat sırtımı sıvazlarken kimseye bişey demedi beni kucağına aldı sadece kapıdaki adamlara ' hakkı misafirlerimizi yolcu edin. gidip geri gelmemeleri gerektiğini anlatın yoksa ağanız hapse girecek aslanım.' dedi

*********************************************************************************************************************************************************************************************

bitti sonunu farklı bitirmek isterdim ama çok uzadı bir dahaki bölümde görüşmek üzere

zerya ile yiğite hiç girmedim bu bölüm

bü bölüm sadece evinden oldu ama belki artık hep böyle ilerlerim bilemiyorum

hepinize iyi okumalar diliyorum canlarımm

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.