EVİN
duyduğum ses ile neye uğradığımı şaşırdım fırat ile aynı anda 'ne ' diye bir ses çıktı ağzımızdan bir birimize bakıyorduk gözlerimizden binbir türlü sahne geçiyordu.
'hiiihhh' diyerek ellerimle ağzımı kapattım
bembeyaz kesilmiştim
fırat ise kıpkırmızı olmuştu
sinirle 'ne diyorsun sen yiğit, ne saçmalıyorsunuz.' diye bağırdı.
'nerdesiniz zerya nerde iyimi?' diye seslendim ellerim bacaklarım deli gibi titriyordu şoktan
yiğit 'bir bağırmayın lan güvendeyiz aslında ilk günler sizede haber vermeyi düşünmüyorduk ama dayanamadık.' diye dalga geçer gibi sakince konuştu.
fırat ' ulan yiğit bak ölümün kürşatın değil benim elimden olur delirtme beni nerde olduğunuzu söyleyin yanınıza geleyim.' dedi burnundan soluyordu haklıydı nasıl böyle birşey yapmış olabilirler aklım almıyor bu kadar delirmiş olamazlardı yani
*birine böylesine aşık olmayı hiçbir zaman anlayamayacağım galiba.*
yiğit fıratın sinirli konuşmasından sonra tam cevap verecekken zerya arkadan seslendi. mutlu ama korktuğu ve stresli olduğu belli olan sesiyle ' evin özür dilerim haber veremezdim merak etme biz gerçekten güvendeyiz beni düşünmene gerek yok.' diyerek beni sakinleştirmeye çalıştı.
*aklımı kaybedicem dalga mı geçiyor du bu kız benimle?*
'zerya ne saçmalıyorsun..' diyebildim sadece söyleyecek birşey bulamamıştım
korkudan kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu kendimi öyle sıkmış öyle derin düşüncelere dalmıştım ki fırat beni sarsmaya başlamıştı
'evin iyi misin sakin ol yanlarına gidicez şimdi' diyerek beni kendime getirtmeye çalışıyordu.
arkadan zeryanın sesi geliyordu ' fırat evini yanlız bırakma lütfen, nefes darlığı olabilir çantasında astım ilaçı var lütfen evine dikkat et.'
kendime gelmiştim ama konuşacak mecalim yoktu fırat zeryanın söylediklerinden sonra tedirgin olmuştu
*anlamıştı başka derin yaralarımın olduğunu sadece bu durum için bu kadar kötü olmadığımı.*
torpitodan su çıkarttı suyu içirdi bana birazdaha kendime gelmiştim 'iyiyim' diyebildim sadece
zerya sesimi duyunca derin bir 'ohh' çekti
hiçbirşey demeden telefonu kapattılar
fıratın koluna elimi koyup 'lütfen bul onları zeryayı görmeden duramam ben allahım ne yapıcaz biz bittik nasıl koruyacağız onları..' diyerek panikle konuştum
fırat sakince elimin üstüne elini koyup sıktı ' sakin ol gidebilecekleri iki yer var şimdi ikisinede bakarız ben varken kimse benim dostlarıma zarar veremez tamam mı kötü düşünme sakın' dedi
neden bilmiyorum ama fazla güven vermişti konuşması yada güvenmekten başka çarem olmadığı için öyle geliyordu bana
arabayı hızlıca çalıştırdı 30-35 dakikalık yol gitmiştik diyarbakıra gelmiştik tabelalardan anlamıştım bir yerden sonra dağlık arazilere girdiğimiz için tabela falan hiç bir sey yoktu şuan tam olarak nerede olduğumuzu bilmiyordum ikimizde aklımızdan geçen düşünceler ile boğuştuğumuz için arabada tık yoktu asla konuşmadık
ara ara bana bakıyordu iyi olup olmadığımı anlamak için ben ise onu takip ediyordum derin düşüncelere dalıyordu kendi kendine, olabilecek şeyleri düşünüyordu muhtemelen, arasıra direksiyonu tutan elleri sıkılaşıyordu o anlarda sinirlendiğini anlayabiliyordum.
arabayı durdurdu biranda kapkaranlık bir yerdeydik
'geldik' dedi
etrafa hiçbirşey görünmüyordu ormanın içiydi burası etrafıma dikkatli bir şekilde baktığımda ileride iki katlı minik bir kulübenin varlığını gördüm minicik ışık hüzmesi vardı mum kullanıyorlardı muhtemelen
'ordalar' dedim panikle
'şşşş sakin ol korkutmamalıyız başkası sanabilirler.' dedi sakince arabadan indik
hemen yanına gittim koluna girdim 'biraz korkutucu gibi buralar ' diye fısıldadım
fırat yukarıdan bana bakarak ' haha korkma ben burdayken bişey olmaz' dedi
alttan alttan sinir olmuş gibi baktım gözgöze gelinde gülümsemesi dahada genişledi.
evin önüne gelmiştik sessizce kapıyı tıklattık içeriden takır tukur sesler geliyordu panik yaptıkları belliydi
fırat sesli bir şekilde içeriye doğru bagırdı ' yiğit zerya biziz sakin olunn..!'
yiğit açtı kapıyı saçları dağılmış yüzünde ruj izleri pantalonunu alalacele giydiği kapatamadığı kemerinden belliydi ve dahası üstü çıplaktı
ben şok olmuş bir şekilde 'hiihhhh' diyerek ellerimi gözlerime tuttum fıratta aynı anda elleri ile gözlerimi kapatmıştı.
'allahın cezaları başınıza mı vurdu ne bu aceleniz daha nikah defterindeki imzalarınız kurumadı püühh sizee..' diye yakındım
fırat ise 'ulan yiğit bügün seni öldürmezsem vallahi şükür namazı kılacağım' diyerek içeri doğru adım attı o sıra benide yürüttü aynı zamanda ellerini gözlerimden de çekti
zeryanın üzeri giyinikti ama saçları ve ruj izlerinden tam iş üstünde yakaladığımızı gayet net anlamıştık.
utanmıştım ama şuan fanfini finfon yapmaktan daha önemli meselelerimiz vardı
mesela kaçmış olmaları gibi koşarak zeryaya sarıldım fırat ile yiğitte birbirine sarılmıştı dördümüzünde yüreğinde endişe korku vardı sadece hepimiz güçlü durmaya çalışıp çözüm üretmek zorundaydık.
daha bir kaç saat olmuştu ayrılalı ama öyle çok korkmuştum ki zerya ile dip dibe oturup birbirimizi öperek severek birbirimizi sakinleştirdik
bizi öyle gören yiğit ' şunlara bak kendimi iki aşığı ayırmış şerefsiz gibi hissettim ' diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştı
gülümsemek ile yetindik
herkes bir anda ciddileşti dördümüzde düzgün bir şekilde oturduk
ilk soru benden geldi
' ne yapacağız? nasıl bir plan yaptınız ? ömür boyu burada kalamayacağınıza göre bişeyler düşünmüşsünüzdür önceden.' diye konuştuğum sıra
ikisininde gözlerinden hiçbir boku düşünmedikleri o kadar belliydi ki avel gibi bakıyorlardı fırat ile bana
fıratta bakışlarındaki boşluğu farkedince
'LA HAVLE VELAKUVVETE İLLABİLLAHİ ALİYYÜLAZİMM..' diyerek yüzünü sıvazladı
bişeyler yapmamız lazımdı zeryanın ailesi haber alamadığı an ortalığı ayağa kaldırırlardı.
yiğit bıkmış bir vaziyette ' plan yapmadık çünkü ne kadar plan yaparsak yapalım sonu hep aynı bitecekti o yüzden bırakın 3 gün 5 gün birlikte yaşayalım sonra ahirette kavuşturur rabbim bizi.'
*ne anlatıyordu bu aptal *
sinirle zeyaya döndüm yiğiti doğrular şekilde başını salladı arkamı döndüğüm an fıratı yiğitin üstünde gördüm
fırat delirmiş gibi ' ne anlatıyorsun lan sen seni öldürecekler bende ellerim cebimde oturup izleyecekmiyim ne anlatıyorsun sen' diye yiğiti yakasından tutup duvara yapıştırmış bağırıyordu
gözü dönmüş gibiydi zerya ile kollarından tutup çekmeye çalıştık ama asla gücümüz yetmedi
'fırat yapma sakin ol konuşur buluruz bir yol yurt dışına falan göndeririz yaparız bişeyler sakin olmalısın ama.' diye dibinde fırata seslendim o an yiğite olan bütün öfkesi ile bana döndü
kolumu sertçe tutup ' ne anlatıyorsun ha, ne biliyorsunda konuşuyorsun sen diye bağırdı.' tek kelime edemedim
ama oda benim hakkımda hiçbir şey bilmiyordu
kolumu sarsarak bıraktı.
emindim moraracaktı ama şuan ne bana yaptığı saygısızlık umrumdaydı nede canımı yakması arkadaşımın öldürülme ihtimali nefesimi daraltıyordu
kolumu bırakır bırakmaz elimi sıktığı yere koydum acısını almak ister gibi yiğit ' ne yapıyorsun lan sen kendine gel ' diye bağırdı fırata doğru
derin soluklarla kendini koltuğa atıp başını ellerinin arasına aldı.
' özür dilerim ' dedi sessizce
**sanki biraz bipolar hastası gibi davranıyor he ne dersin
diye düşünmeden edemedim..**
--------------------------------------------------------------------------------------------
EROĞLU AİLESİNİ KONAĞI
eroğlu ailesi akşam yemeklerini yemiş terasta çaylarını içiyorlardı
evin en küçüğü ali mert'in şirkette işlerden kaçmak için yaptığı haylazlıkları konuşup gülerek güzel bir akşam geçiriyorlardı
agır ağaya bir telefon geldi kızı zeryanın menzil ailesinin oğlu yiğit menzil ile birbirlerine sevdalı olduğunu öğrendiğinden beri kızının peşine adam takmıştı
şimdi kendisini arayan ise kızının peşine taktığı adamdı.
hayır olsun inşallah diyerek açtı telefonu.
'alo nihat söyle.'
'ağam kusura bakma rahatsız ediyorum ama kızınız zerya hanım yiğit bey ile kaçtı galiba. hatta nikahlanmış bile olabilirler'
'ne dersin sen nihat ne demek kızın kaçtı nikahlanmış olabilir ben seni boşuna mı kızımın peşine taktım.'
'ne desen haklısın ağam evin hanım ile ofisten çıkıp kebapçıya gittiler sonra ordan yiğit bey ile ayrıldılar takip ettim ama izlerini kaybettim sonra evin hanımları takip edip bulabilirim belki diye restorana geri döndüm kamera kayıtlarında evin hanımda fırat ağa ile birlikte çıkmış görünüyor.'
'ulan nihat ulan nihatt çabuk kızımı bul bana' diyerek telefonu nihatın yüzüne kapattı.
meryem hanım bembeyaz olmuş bayıldı bayılacak gibiydi ali mert hemen annesini tuttu kürşat ' ne oluyor baba? ne kaçması? evinde zeryada asla yapmaz böyle birşeyi.' diyerek babasının cevap vermesini bekledi
agır ağa ise yüreğine oturan taş ile ' bilmiyorum oğul sevda bu insana herşeyi yaptırır. git bana derhal bacını bul o menzillerin piçi yiğitin leşini kapıma ser.'
meryem hanım neye uğradığını şaırmış zeryam diye yas etmeye başlamıştı bile kürsat ali mert'e 'seslendi annemi odasına çıkaralım.' diye
hızlı bir şekilde meryem hanımı odasına çıkardılar evin yardımcısını başına diktiler ve alalacele evden çıktılar
kürşat rahattı çünkü nihat zeryanın arabası ile gittiklerini söylemişti zerya arabasını aldığında ne olur ne olmaz diye kğrşat hem zeryanın hem evinin arabasına GPS cihazları taktırmıştı.
nekadar o zaman bu cihazları böyle birşey için kullanacağını düşünmemiş olsada şuan taktırdığı için şükrediyordu
Agır ağa emindi ki bu konu tüm aşiretlere yayılmıştı o restorandan çıkarken kim bilir kimler görmüştü onları derken konağın kapısına çevre köylerden bir sürü ağa doluşmuştu bile
kürşat kız kardeşinin yerini bulmuştu ama babasına söylemeye korktu Agır ağada korkuyordu eğer kızı gerçektan böyle bisey yapmışsa ve cımhat kararı ölümden yana çıkarsa biricik kızına nasıl kıyardı.
bilirdi menzil aileside kendisi kadar kız çoçuklarına düşkündü asla oğulları kız kaçırdı diye kızlarını feda etmezlerdi
kürşat sessiz bir şekilde babasının kulağına eğilip yerlerini bulduğunu söylediğini.
tabi engel olamadılar ve odadaki bir iki ağa durumu faretti kalkın yerleri bulunmuş dedi agır ağa ogluna bakıp
'ne yapman gerektiğini biliyorsun sen bir ağasın merhatemini dinle ama töreyi ezip geçmeye hakkın yok unutma oğul dedi'
kürşatın kalkması ile ağaların hepsi ayaklandı peşpeşe araçlara binip yola koyuldular
--------------------------------------------------------------------------------------------
MENZİL KONAĞI
yiğitin kız kardeşleri odalarında kendi hallerinde takılırken
annesi zayda hanım ile azad bey çalışma odasında oturmuş sohbet ederek türk kahvelerini yudumluyorlar.
bir anda azad beyin telefonu çaldı diyarbakırdan ahmed ağa arıyordu 'bu saate hayır olsun inşallah' diyerek açtı telefonu.
telefonu açtı selamlaştıktan sonra ahmed ağa bombayı patlattı
' azad ağa yiğit erdoğduların kızı zeryayı kaçırmış diyarbakırdaki bağ evine gitrmiş diyorlar. '
azad ağa duyduğu ile yerinden sıçradı zayda hanımın elinden fincanı düşmüştü bile.
'ne diyorsun sen ahmed ağa.' diye şaşkınlıkla sordu azad ağa
ahmed ağa acele ile cevap verdi ' azad çabuk yola çıkasın erdoğdular yerlerini öğrenmiş bütün ağalar ile birlikte diyarbakıra geliyorlar olayın doğruluğundan kimse emin değil ama aman deyim çabuk olasan evladının canını koru.'
azad ağa direkt telelfonu kapattığı gibi çekmecedeki silahını alıp kapıyı çıktı tam o anda kızları karşısına çıkmıştı kılzar annelerinin yas etme seslerini odalarından duyp korkarak anne ve babalarının yanına gelmişlerdi babalarını görünce korkuyla baba neler oluyor diye sordular.
babaları ise birşey güzellerim ananızın yanına geçin sakın dışarı çıkmayın diyerek adamlarınn hepsini toplayıp oğlunun canı için diyarbakır yoluna koyuldu.
kızlar odaya girdiklerinde anneleri yerdeydi ve ağlayarak 'yiğidimm yavrumm sana birşey olursa ben ne yaparım yavrum bir kız için değer mi yavrum ' diyerek yas edişinden anladılar olayın ne olduğunu ikiside korku dolu gözlerle birbirlerine bakıp hiç bir şey diyemeden annelerini toparlamaya çalıştılar
--------------------------------------------------------------------------------------------
KARAHANLI KONAĞI
karahanlı konağının bu gece misefirleri vardı amine hanım yıllardır yanyana gelemedikleri uzakta oturan görümcesini davet etmişti
duynuştu gelinlik çağında güzel bir kızı olduğunu belki oğlunu evde kızla bir şekilde tanıştırır evliliğe ikna eder ümidi ile herkes terasta oturmuş çayını içerken
mirza ağanın telefonu çaldı menzillerin başı azad ağa arıyordu
'hayır olsun ' diyip açtı azad zaten yakın oldukları için lafı hiç dallanıp budaklandırmadan direkt söze girdi
' mirza diyarbakırdan aradılar yiğit zeryayı kaçırmış diyorlar ne kadar ne kadarı yanlış bilmiyorum ama senin oğlan fıratta yanındaymış yiğitin fıratında zeryanın kardeşliği evin ile gittiğini görmüşler bu çocuklar neler karıştırıyor hiç bilmiyorum ama derhal yola çık diyarbakıra gel' diyip telefonu kapattı
mirza direkt adamlarını toplayıp çıkarken evdeki kadınlar neye uğradıklarını şaşırmışlardı.
şimdi yiğit mi zeryayı kaçırmıştı?
fırat mı evini kaçırmıştı?
neler oluyordu böyle dakikalar içinde.
--------------------------------------------------------------------------------------------
EVİN'DEN
evin etrafını bir sürü araba kaplamıştı
hepimiz ayaklandık ama gıkımız çıkmıyordu çünkü ne yapacağımızı bilmiyorduk.
kürşat abinin sesini duymuştum 'yiğit menzil! çık dışarı lann namuzsuz' dördümüzde gözgöze geldik
yapacak birşeyimiz yoktu yiğit zeryanın elini tuttu kapıya doğru gittiler biz fıratla kalakaldık yiğit kapıyı açtı kapının önü izdiham yerine dönmüştü adeta bütün aileler gelmişti
erdoğdu ailesi
karahanlı ailesi
menzil ailesi
herkesin yakınları buradaydı ama benim ailem yoktu gerçi onlar burada olsaydı da pek arkamda duracakları söylenemezdi biliyordum çok yaşamıştım bu sahneleri hepsinin sonunda ilk gözden çıkarılan en kolay harcanan ölümü en az can yakacak kişi olurum ben hep ama bu sefer arkadaşımın canı ortadaydı bir çözümü olmalıydı.
zerya ile yiğit elele kapının dışına doğru çıktıkları an kürşat abi 'LANN' üzerlerine yürüdü zerya elini kaldırıp 'abi bir dakika dinle.' dedi
silahlar çekilmişti yiğit ile zeryaya kimi öfkeyle kimi kinle kimi ise canı yanarak namluyu o iki gence çevirdi.
tam arkalarında kapının içerisinde duruyorduk fırat ile dolu gözlerimle döndüm fırata donmuş gibiydi ' yalvarırım bişey yap ' dedim
birşeyler düşünüyordu ama yapıp yapmamak konusunda emin olamıyor gibiydi.
tam o an yiğit bağırarak ' evet biz bu bütün düşmanlığın içerisinde bir birimizi sevdik....' diyerek seslendi karşısındakilere tam o an ağalardan birisi havaya iki el ateş etti
' bu namuzsuzların neyini dinliyorsunuz' diyerek bağırdı.
bir anda fırat elimi tuttu ve kendimi zerya ile yiğitin önüne sürüklenirken buldum hızlıca yürüyüp ani bir şekilde durdu.
ani durmasıyla başımı fıratın taş gibi olan göğüsüne çarpmıştım o an ne olduğunu ne yaptığımızı o kadar anlayamadım ki elimi başıma götürürken fıratın sesi kulaklarımda çınladı..
'YİĞİT İLE ZERYA'NIN HİÇBİR SUÇU YOK, BEN EVİN ASRINDAĞ'I KAÇIRDIM İMAM NİKAHIMI DA KIYDIM..'
*YİĞİT İLE ZERYA'NIN HİÇBİR SUÇU YOK, BEN EVİN ASRINDAĞ'I KAÇIRDIM İMAM NİKAHIMI DA KIYDIM*
*BEN EVİN ASRINDAĞ'I KAÇIRDIM İMAM NİKAHIMIDA KIYDIM*
hayır şaka yapıyor dimi, beni ortaya atmış olamaz
benim adıma böylesine büyük bir lekeyi sürmez ,düremez değil mi
peki ya şimdi ne olacak bu konu kapanacak mı
asla
ailem nasıl duyacak
ailem ne diyecek
ben ailemin yüzüne nasıl bakacağımm..
--------------------------------------------------------------------------------------------
2023 yılından beri hiç bir yere tek bir kelime dahi yazmamıştım
bu gece bütün dolmuşluklarımı bu bölüme döktüm
yavaştan konumuza giriş yaptık umarım hoşunuza gider
İYİ OKUMALAR...