Gözlerimi açtığımda saat 07.30'du. Odamda bulunan banyoya girip ilk önce elimi yüzümü yıkadım ve duşa girdim. Duştan çıkıp saçlarımı yaptıktan Sonra siyah pantolon ceket takımımı giydim. En sonunda makyajımı yapıp odamdan çıktığımda Andaç'ın odasının kapısı açıldı. O da bana benzer giyinmişti. Siyah kumaş pantolon, beyaz gömlek giymiş elinde de ceketini tutuyordu. Bir tur etrafında dönüp saçlarını dağıttı.
"Nasıl olmuşum Zincir?"
"Mükemmel olmuşsun Andaç."
"Sen de az değilsin ha."
Beraber Sezai Bey'in odasına doğru ilerledik. Kapıyı çaldıktan birkaç saniye sonra kapı açıldı ve Sezai Bey dışarı çıktı.
"Hazır mısınız?"
Gözümü kırparak onay verdiğimde beraber dışarıya çıkıp arabaya bindik. Araba çalıştığında aklımdaki soruları sıralamaya başladım.
" Hangi hastaneye gidiyoruz?"
"Seni aldığım hastaneye."
"Neden?"
"Psikiyatri servisinden bana altı kişi bulacaksınız. işimize yarayacak eğitimi kaldırabilecek altı kişi."
"Bu kişiler belli mi?"
"Hayır."
"Ya doğru kişileri seçemezsek?"
"Öyle bir ihtimal yok. Size güvenim sonsuz."
Araba durduğunda dışarıya baktım. Hastanenin kapısında bekleyen iki adamı işaret etti.
"Bu ikisi sizin hastaneye girişinizi ve odalara rahatça girmenizi sağlayacak."
Arabadan indiğimizde Sezai Bey arabayı çalıştırdı ve biz adamlara doğru ilerledik.
"Hoş geldiniz İlkim Hanım ve Andaç Bey."
"Hoş bulduk."
"Bütün hazırlıklar tamam Efendim. Bütün izinler alındı. ,? Hastaların hepsi odalarında."
"Can güvenliğimiz?"
"Koridorda iki erkek güvenlik ve biri erkek biri kadın olanak üzere iki hemşire bulunuyor."
"Belirli bir süre var mı?"
"Hayır Efendim. istediğiniz kadar burada kalıp hastalarla konuşabilirsiniz."
"Teşekkür ederiz."
Hastaların kaldığı koridora geldiğimizde bizi güvenlikler karşıladı. Buraya kadar beraber geldiğimiz adamlar geride kalırken güvenlikler eşliğinde koridorun sonuna gittik. Andaç sağ kapıya elini attığında ben de sol taraftaki kapıyı açıp içeriye girdim.
"Gelebilir miyim?" Diye sordum yatakta bağdaş kurmuş oturan kişiye.
"Girdin zaten." Diyerek yatağın ucunu gösterdi.
"Kusura bakma güvenliğimizden dolayı odamızda sadece yatak ve dolap var. Gel otur."
Yatağa oturduğumda çok önceden benim de bu odalanın birinde kaldığımı hatırladım.
"Rahatsız ettim. Kusura bakma."
"Rahatsız olmadım. Aksine birisi yanıma geldiği için mutlu oldum. Ben Selim. "
"Memnun oldum. Ben de İlkim Zincir. Ama konuşurken Zincir dersen mutlu olurum. "
"Buraya neden geldiğinizi biliyorum Zincir. Rahat olabilirsin."
"Sana bir kaç soru sorabilir miyim?"
Gamzesini göstererek gülümseyip "Elbette." Dedi.
"Kaç yaşındasın?"
"23 olması lazım. ilaçlar yüzünden zaman algımı yitirdim."
"Anlıyorum, peki neden buradasın?"
"Alemi öldürdüğüm söyleniyor. Önce hapise takıldım daha sonra deli olduğumu söyleyip buraya tıktlar."
Tepkisizce yüzüne baktığımda gözlerini benden kaçırıp ellerine indirdi.
"Hatırlamıyorum. ilaçların etkisinden çıktığımda hapisteydim. Ailemin cesedinin yanında bir silah varmış. işin kötüsü de o silahta parmak izim varmış. Gerçekten hatırlamıyorum."
Grubun ilk üyesi belli olmuştu. Yataktan kalkıp kapıya doğu ilerlediğimde arkamdan seslendi.
"Zincir gitme. Gidiyorsan beni de götür. Nolur beni burada bırakma. Daha fazla ilaç almak istemiyorum. Bir dediğini iki etmem, her işi yaparım. Lütfen."
"Selim tamam. Seni burada bırakmam. Eşyalarını toparla ben diğerleriyle konuşmaya gidiyorum."
Gözlerindeki ışıltıyla bana bakıp "Sahi mi?" Diye sordu.
"Sahi. "Dediğim an bana doğru büyük bir adım attı. Ani hareketiyle geriye doğru bir adım attığımda üzüntüyle başını eğdi.
"Sadece sarılmak istemiştim."
Karşımda küçük bir çocuk gibi durunca dayanamayıp sarıldım.
"Yanlış anlama teması sevmiyorum. Hadi hızlıca hazırlan." Dedim ve odadan çıktım. Koridorda dört kişi donyordu. Ben Selim'le konuşurken Andaç seçeceklerini seçmişti bile. Gözüme yedi numaralı oda takılınca odanın kapısını çaldım. Kapıyı açıp içeriye girdiğimde siyah eşofman takımlı kişi gözünü kırpmadan karşısındaki duvara bakıyordu. Kapıyı kapattığımda zihnimdeki ses yine konuşmaya başladı.
Ait olduğun yere hoş geldin İlkim.
Kendime birkaç saniye tanıyıp kendime geldiğimde yatakta oturan kişiye doğru döndüm. Bütün dikkatiyle beni inceliyordu. Odanın ortasında durduğumda içerisi gereğinden fazla sıcaktı. Odadan ne dışarıyı görecek nede hava almak için açacak bir pencere vardı. Resmen kapalı bir kutunun içine bir yatak koymuşlardı.
"içerisi çok sıcak."
"Öyledir."
"Yaz ayında ve penceresi olmayan bir odada eşofman ve sweatle oturuyorsun."
"Tercih meselesi." Deyip yatağı gösterdi. Yatağa oturduğumda zihnimdeki ses /yeniden kendini belli etti.
Onu seç İlkim.
" Sen sormadan ben söyleyim adım Kayra. Ama sakın memnun oldum, mutlu oldum gibi kelimeler kullanma."
"Ben de İlkim. Özel değilse neden kullanmamı istemiyorsun? "
"Birisini mutlu edecek veyahut memnun edecek birisi değilim."
"Neden böyle düşünüyorsun?"
" Öyle düşünmüyorum. Öyle olduğumu biliyorum. Eğer klişelerden ilerleyeceksen yirmi altı yaşındayım. Oğlak burcuyum. Neden burada olduğumu asla söylemem. Küçük yaşımdan itibaren buraya tıklana kadar dövüş eğitimi almıştım ve sürekli poligona gitmiştim."
"Eee o zaman ben gideyim bari. " Deyip hareketlendiğimde gülüp bileğimden tutarak kalktığım yere oturttu.
"Sormak istediğim bir soru var."
"Sorabilirsin."
" Dışarısı nasıl?"
"Nasıl yani?"
"insanlar nasıl mesele? Doğa olsun gökyüzü olsun. Anlat işte. "
"insanlar çok kötü. Birbirlerini dövenler , annelerini öldürenler , intihar edenlerle dolu etraf. Ormanları yakıyorlar. "
"Beş yılda insanlar ne kadar kötüleşmiş."
"Beş yılda derken?"
"Ben yirmi bir yaşındayken buraya kapatıldım. "
Kısa bir sessizlik olduğunda kendime düşünmek için zaman tanıdım. Boyunun uzun olduğu belliydi, kalıplıydı, geçmişte eğitim almıştı. Ayağa kalkıp ona elimi uzattım.
"Aramıza hoş geldin Kayra."
Elimi tutup ayağa kalktığında aramızda baya bir boy farkı oluştu.
"Hoş mu geldim bilmiyorum ama iyi ki geldim."