İçeriğe geç

METRES +18

Bölüm 9 · 3 dk okuma

METRES +18

Bölüm 9

9.Bölüm

Davetten döndüğümüzden beri ağlamadan duramıyordum. Babam bana nasıl o sözleri söylerdi. Eve geldiğimizde Baran beni odama çıkarmıştı. Göz makyajım biraz olsun akmıştı. Baran elinde bir mendille gelmiş akan makyajı silmişti.

"Ağlamak senin gibi bir hanımefendiye yakışmıyor."

"Metres olan bir hanımefendi mi?"

"Babanın sinirli anını hiç görmedin mi? Eminimki kapıya gelip seni almak isteyecektir. Düşmanıyla aynı evde kalıyorsun onun açısından kolay değil." Elleri saçlarımı okşarken ağlamam biraz olsun durmuştu.

"Beni hâlâ seviyordur değil mi?"

"Bir tane kızı var, sevmeyip napacak."

Elinin tersiyle yanağımda gezindiğinde gözlerimi kapattım. Rahatlamıştım.

"Zeynep ile nasıl evlendiniz?" sorumla modu düşmüş gibiydi.

"Boyundan büyük sorular soruyosunuz Naz hanım."

"Bu gece moralim yok zaten, yanımda kalsan olmaz mı?"

"Babanın düşmanıyla aynı odada mı kalmak istiyorsun?"

"Babamın düşmanı olman benimde düşmanım olacağın anlamına gelmez." Gözlerim sürekli istemsizce dudaklarına kayıyor baş edemiyordum.

Yanıma uzanmadan önce üzerinde ki gömleği çıkardı. Üstü çıplak kaldığında karşılaştığım manzara bacaklarımı titretti. Kalbim hiç olmadığı kadar hızlıydı. Üzerime eğildiğinde öpeceğini sanmıştım fakat o arkamda ki yastığı alarak yanıma koydu. Başımı yastığıma koyduğumda o da bir elini başının arkasına koydu.

Göğsüne başımı koyduğumda o bunu beklememiş olacak ki donmuştu. Elim kaslarının üzerinde durduğunda sanki daha fazlasını istiyordum.

İkimizde birbirimize daha fazla yakınlık göstermeyerek geceyi kapatacaktık.

---

Sabah uyandığımda Baran Demir yanımda yoktu. Hazırlanıp aşağıya indiğimde kahvaltı masası hiç olmadığı kadar doluydu. Masanın başında her zaman ki gibi Baran sol tarafında ise Zeynep vardı.

İnsan eski karısıyla neden aynı evde yaşardı ki.

Efe ortalıkta gözükmüyordu. Sandalye çekip oturduğumda Baran elinde ki tableti bırakıp bana gülümsedi. Gülmek bir adama bu kadar mı yakışırdı. Buralarda fena harcanıyorsunuz Baran Bey.

"Sabah şerifleriniz hayırlı olsun Koçak Hanım."

"Sizinde Baran Bey."

Zeynepin bakışları ikimiz arasında dolaştı. Kıskanıyor muydu?

"Bugün moraliniz gayet yerinde görünüyor. Ne o, evinizi özlemediniz sanırım."

Zeynepin laflarıyla aramızda bakışma geçti. Düşmanca değildi fakat dostça da değildi.

"Bu sizi ne kadar ilgilendirir Zeynep hanım?" Ters bakışlarım ve laflarım onu rahatsız etmişti. Gözlerini devirerek elinde ki çatalı sertçe masaya bıraktı. Ardından gergince masadan kalkıp uzun merdivenlere doğru yöneldi.

"Siz kadınlar, neyi paylaşamıyorsunuz anlamıyorum."

Baran Demir kendi çekiciliğinin farkında değildi sanırım.

"Zamanı gelince anlarsın."

---

Salonda öğle güneşi büyük camlardan içeri vuruyordu.

Zeynep dergisine göz gezdiriyordu.

Efe televizyonun karşısına yayılmış, telefonuyla uğraşıyordu.

Baran ise her zamanki gibi elindeki dosyalara bakıyordu.

Ben de sıkıntıdan salondaki kitaplığa yöneldim.

"Bu evde okunacak düzgün kitap yok mu?" diye söylenirken en üst raftaki kalın bir kitabı gördüm.

Parmak uçlarımda yükseldim.

Biraz daha...

Biraz daha...

Tam kitabı çekecekken dengem bozuldu.

"Aman..."

Ayağım kaydı.

Düşeceğimi sandığım anda güçlü bir kol belimi sardı.

Bir anda havada kaldım.

Refleksle iki elim de Baran'ın omuzlarına tutundu.

Kalbim öyle hızlı atıyordu ki bunu o da duyacak sandım.

Baran kaşını kaldırdı.

"Bu kaçıncı kurtarışım oldu?"

"Ben istemedim."

"Düşmeyi mi?"

"Senin tutmanı."

Baran hafifçe gülümsedi.

"Yalancısın."

Tam o sırada ayağım tekrar kaydı.

Bu kez gerçekten.

Dengemi toparlamaya çalışırken istemsizce Baran'ın dizine oturdum.

Salon bir anda sessizleşti.

Efe'nin ağzı açık kalmıştı.

"Ben..."

diyecektim ki kahkahasını zor tuttu.

"Abi, bu kadar hızlı ilerleyeceğinizi düşünmemiştim."

Yüzüm kıpkırmızı olmuştu.

Hemen kalkmaya çalıştım.

Ama aceleden bu kez Baran'ın gömleğine takıldım.

"Dur."

Baran'ın sesi sakindi.

Bir eli hâlâ belimdeydi.

Diğeri gömleğini kurtarmaya çalışıyordu.

İkimizin yüzü birbirine o kadar yakındı ki nefesini hissedebiliyordum.

Gözlerim istemsizce dudaklarına kaydı.

Tam o sırada...

"Ne kadar da güzel bir manzara."

Zeynep'in sesi salonda yankılandı.

Bakışlarımı hemen kaçırdım.

Baran ise hiç istifini bozmadı.

Yavaşça ayağa kalkmama yardım etti.

"İyi misin?"

Başımı salladım.

"Evet."

"Emin misin?"

"Hayır..."

Bu cevap ağzımdan istemsizce çıkmıştı.

Efe gülmemek için dudağını ısırıyordu.

Zeynep ise kıskançlıktan elindeki fincanı masaya biraz sert bıraktı.

Baran bana son kez baktı.

"Bir dahaki sefere düşmeden iste."

"Neyi?"

"Tutmayı."

Bir an sustum.

Sonra istemsizce gülümsedim.

Ve bunu ilk fark eden kişi...

Zeynep oldu.

Yüzündeki gülümseme tamamen silindi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.