İçeriğe geç

MESAFELERİN ÖTESİNDE

Bölüm 1 · 4 dk okuma

MESAFELERİN ÖTESİNDE

Bölüm 1

TAVANDAKİ YILDIZLAR

13 Ocak 2019

Şimdi size anlatacaklarımı iyi dinleyin. Her sabah okula gidiyorum, sessizce bir köşede oturuyorum. Sonra yavaşça etrafıma bakıyorum, kimsenin umurunda olmadığımı fark ediyorum.

Birileriyle konuşurken, gülüşürken, sohbet ederken bile ruhunuz sanki sizinle değil, bambaşka bir yerde, bambaşka bir şehirde. Akşam eve adeta sürüne sürüne dönüyorum. Eve gidince annem günün nasıl geçti diyor, yalandan iyi diyip odama geçiyorum.

Kulaklıklarımı takıp son ses müzik dinlerken buluyorum kendimi. Yine gözlerim yavaşça kapanıyor, sabah uyanmak istemiyorum, odamdan çıkmak istemiyorum. 'İnsan evindeyken evini özlerse, orası gerçek evi değildir, ruhu oraya ait değildir' demişti bir öğretmenimiz. Benim ruhum hiçbir zaman bir yere ait olmadı. Annem hep 'Kızım, senin ruhun başka bir yerde kaldı' derdi.

Gözlerim yavaşça kapanırken baş ucumdaki saate baktım, 17.28. Saat tavandaki yıldızları saymaya başladım yavaşça kendimi uykuya bıraktım 19.00'a doğru odamın kapısı açıldı. Annem tam bir şey diyecekken uyuduğumu fark etti ve sustu. Komodinin üstündeki defteri açtı, bir sayfa koparttı, kalemle bir şeyler yazdı. Sonra topuklu ayakkabıları duydum. Neden topuklu giydiğini çözememiştim. Yarı uyku halindeyken başıma doğru eğilerek alnımdan öptü. Odanın kapısını çektikten sonra yavaşça evin kapısının kapandığını duydum.

Kendimi sakince uykunun kollarına bıraktım. Kendime geldiğimde saat 4.24'e geliyordu. Ertesi gün okul olmasını fazla önemsemedim. Annemin yazdığı notu elime aldım. Annemin yakın bir arkadaşı doğuruyormuş ve onun yanına şehir merkezine gitmiş. 3 gün refakatçi kalacakmış. Biraz para ve yemek bırakmış. Kağıdı alıp yatağımın altındaki büyük kutuya koydum.

Yarın saat 7'de okula gitmem gerek, ama ben Instagram'da boş boş geziniyorum. Tek yaptığım reels izleyip kaydırmak. Ve yalnız değilim, Instagram'da 297 takipçim var. Bu saatte yarın okul olmasına rağmen yalnız değilim, daha doğrusu her zaman olduğundan daha az yalnızım. Gerçi kimse kimseyle konuşmuyor, yani en azından bana yazan yok. Birisiyle konuşmasam da en azından yalnız değilim, daha doğrusu ruhum yalnız değil.

Fonda Can Ozan'ın güzel sesiyle beni büyülüyordu. 'Toprak, yağmura ben sana aşık olduk, yeniden' derken gözlerimi kapatıp arkama yaslandım. Sonra, yavaşça şarkıya eşlik etmeye başladım.

Her zaman ki gibi kendi kendime tribe girdim. Hiç aşık olmadım, 17 yaşındayım. Hiç sevgilim olmadı, hiç birinin elini tutmadım. Hoşlandığım kimse olmadı, doğru insan karşıma çıkmadı. Öyle birisi var mı, ondan bile emin değilim.

Ne zaman aşk şarkısı dinlesem, dertleniyorum. Bazen olmayan sevgilime olan özlemden ölecekmiş gibi hissediyorum.

Elimle yüzümü kapatıp öne doğru eğildim. Ayağa kalktım ve yaklaşık 5 dakika sonra elimde yemek cipsi ve portakal suyu dolu şişeyle geri geldim.

Mutfaktan aldığım taze sıkılmış portakal suyunu masanın bir ucuna koydum. Mutfaga giderken hiç mesaj yoktu, geri geldiğimde mesaj geldiğini görünce kaşlarımı çattım. Kesin annem aktif olduğumu gördü ve azarlamak için yazdı diye düşündüm, ama annem değildi. Hiç tanımadığım birisiydi.

Elini laptop faresinden doğru uzattığın mesajı okumadan silmeyi düşündün çünkü göreceğim şey can sıkıcı bir şey olursa hayata küserim yaparım ve karşında bunalıma girmeye çalışan bir adet Zeynep. Cesaretini topladın ve mesaja bastın. Kullanıcı adına baktığımda @onur_kaya.29 olduğunu gördüm. Nedensiz bir şekilde karnımda kelebek uçması gibi bir his belirdi.

Tamam Zeyno, bir sakin ol, mesajı oku hemen. Kelebek falan ne oluyoruz diye kendi kendime söylenirken sohbete tıkladım. Gözlerimi kapattım ve yaklaşık 5 dakika gözlerim kapalı kaldığını fark ettiğimde gözlerimi açtım.

'Selam güzel kız, saat çok geç oldu, uyumalısın.'

Mesajı tekrar tekrar okudum, şimdi durumu özetliyeyim. Az önce kendi kendime takılırken güzel olduğumu söyleyen bir mesaj aldım ki bu garip çünkü ben güzel değilim. Ayrıca neden bana yazdı ki bu saatte, o kadar aktif insan dururken ne oluyoruz yani?

Saat 5'e gelirken böyle bir mesaj aldım, ilk başta "Teşekkür ederim ama bu saatte eğlencenin içine sı-" yazardım, sonra sildim ve "uykum olsa yatarım. Sen de ayaktasın, o yüzden sen uyu" dedim. Elim istemsizce titrerken göndere tıkladım

Elim istemsizce profiline çarptı. Ben girmedim, elim çarptı. Biyografisine baktım

Onur Kaya/19/Fransa/Zaman geri gelmez anı yaşa yazdığını gördüm.

Kafası aynı bendi anı yaşamak istiyordu. hesabına girdim. Hızlıca aşağı kaydırırken motor ustunde bi fotografını gördüm. Tamam, keşke terslemeseydim. Çocuk o kadar yakışıklı ki, şu an kendime "Kızım, işin içine ettin" diye bir tane patlatmak istiyorum.Profilindeki fotoğraflara biraz daha baktığımda anı yaşa sloganını hayata geçirdiğini fark ettim. Bayağı eğleniyor, iyi vakit geçiriyor gibiydi. Ben de tüm gün yatakta yatıp başka insanların profillerini stalkluyorum. İşte o anda yine bir mesaj geldi. "Yarın okul var diye dedim. Yarın bana yazacaksın, güzel kız." Mesajda bunlar yazıyordu. Benim okuduğumu nerden biliyor diyecekken, okul formamla okulun önünde çekilen fotoğraflarım aklıma geldi. Ayrıca, ben neden sana yazıyım, sen kimsin derken profil sayfasında hızlıca aşağı kaydım sinirle mouse iki kez tıkladım. En eski postunu beğendim, bu sefer kesinlikle batırdım Ayrıca, kimseyi kandırmaya gerek yok, yarın bu çocuga kesinlikle yazacağım.

Bölüm sonu

1 yorum