İçeriğe geç

mesafe

Bölüm 8 · 3 dk okuma

mesafe

Bölüm 8

Beş dakikalık cennet

Emir, kaldığı ucuz pansiyon odasında elindeki haritaya bakarken, Aden ile kurduğu o gizli telefondan mesajlar akıyordu. Plan basitti ama hata payı sıfırdı. Aden’in babası, her gün tam 15:30’da okulun ana kapısının önünde, siyah arabasının içinde bir gardiyan gibi bekliyordu. Aden’in o kapıdan çıkıp arabaya binmesi tam kırk beş saniye sürüyordu. O kırk beş saniyeyi, beş dakikaya çıkarmak zorundaydılar. Emir: "Yarın okulun arka tarafındaki, spor salonuna çıkan o küçük demir kapı var ya... Orada olacağım Aden. Ece’ye ihtiyacımız var. O, ön kapıda senin yerine geçecek bir gölge olmalı." Plan devreye girdi. Ertesi gün, okulun son zili çaldığında Aden’in dizleri titriyordu. Ece, Aden’in montuna benzer bir mont giymiş, saçlarını Aden gibi öne atmıştı. Okulun kalabalık çıkış saatinde, öğrencilerin o uğultulu selinin içinde bir figürün kim olduğunu anlamak, uzaktan bakan bir baba için zordu. Ece, kalabalığın arasına karışıp ana kapıya doğru yürürken, Aden ters yöne, spor salonunun loş koridorlarına doğru koşmaya başladı. Her adımında kalbi, "Ya yakalanırsam?" diye bağırıyordu. Ama o beş dakika için her şeyi feda etmeye hazırdı. Arka kapının paslı zincirlerini ittiğinde, soğuk kış rüzgarı esmer yüzüne çarptı. Ve oradaydı. Emir, kumral saçları hafifçe dağılmış, gri montunun içinde bir gölge gibi ağacın altında bekliyordu. Aden’i gördüğü an yüzünde öyle bir aydınlanma oldu ki, Aden tüm korkularını o an o kapının eşiğinde bıraktı. Koşarak Emir’in kollarına atıldı. Bu, ekranlardaki piksellerin, kulaklıklardaki seslerin son bulduğu andı. Emir, Aden’i havaya kaldırıp sıkıca sarıldı. Aden’in esmer elleri Emir’in boynuna dolandı; ilk kez birbirlerinin kalp atışlarını, kendi göğüslerinde hissettiler. "Gerçeksin..." diye fısıldadı Aden, yüzünü Emir’in boynuna gömerek. Emir’in o hırkadaki kokusu şimdi çok daha canlıydı. "Gerçekten buradasın." Emir, Aden’in yüzünü ellerinin arasına aldı. Baş parmaklarıyla Aden’in yanaklarındaki yaşları sildi. "Sana söz vermiştim Aden. Ne kadar duvar örerlerse örsünler, ben o duvarları aşarım. Bak, buradayız. İki yabancı değiliz, biz birbirimizin eviyiz." Emir’in on dokuz yaşındaki o korumacı duruşu, Aden’in on altı yaşındaki kırılganlığıyla birleşmişti. Emir, Aden’in alnına derin ve huzurlu bir öpücük kondurdu. O an, okul bahçesinin dışındaki korna sesleri, babasının öfkesi, yasaklar ve mesafeler yok oldu. Sadece o ağacın altı, dünyanın en güvenli yeriydi. "Zaman daralıyor," dedi Emir, sesi titreyerek. "Sana bir şey vermek istiyorum." Cebinden küçük, gümüş bir kolye ucu çıkardı; bir anahtar şeklindeydi. "Bu, benim kalbimin anahtarı. Sende kalsın. Bir gün gerçekten yan yana olduğumuzda, bunu beraber bir nehre atacağız ki bir daha kimse bizi kilitleyemesin." Aden kolyeyi avucuna hapsetti. "Seni bırakmak istemiyorum Emir. O arabaya binmek, o eve girmek ölüm gibi geliyor artık." "Sabret güzelim," dedi Emir, Aden’in saçlarını okşayarak. "Sadece biraz daha zaman. Ben buradayım, gitmiyorum. Her gece o telefonda, her sabah bu okulun yakınındayım. Seni izliyorum, seni koruyorum." Tam o sırada Ece’den mesaj geldi: "Baban arabadan indi, kapıya bakıyor! Aden çabuk!" Büyü bozuldu. Gerçek dünya, saniyeler içinde geri döndü. Aden son bir kez Emir’in elini sıktı. "Seni seviyorum," dedi, sesi rüzgarda yankılandı. "Seni seviyorum Aden. Koş, sakın arkana bakma!" Aden, spor salonunun kapısından içeri süzülürken Emir, olduğu yerde çakılı kalmış gibi onu izledi. Aden, ana kapıya ulaştığında nefes nefeseydi, yüzü soğuktan ve heyecandan kızarmıştı. Babası onu gördüğünde kaşlarını çattı. "Nerede kaldın sen? Ece ile çıktığını sandım, kalabalıkta kaybettim seni." "Lavaboya uğramam gerekti baba," dedi Aden, başını öne eğerek. Arabaya bindiğinde elindeki o küçük gümüş anahtarı avucunda sıktı. Avucu acıyordu ama bu acı, hayatında hissettiği en güzel şeydi. Emir ise okulun arkasındaki o ağacın altında, Aden’in kokusunun sindiği ellerine bakıyordu. Artık bu aşk sadece dijital bir hayal değildi; artık bu aşkın eti, kemiği ve geri dönülemez bir yemin vardı. Ancak babasının o şüphe dolu bakışları, bu beş dakikanın bir bedeli olacağını fısıldıyordu.

Bölüm sonu

2 yorum

  • ADENİN BABASINA BASLİCAM AMA HA MAL MSIKSIN GİT ROMANDAN YA İSTEMİOM SENİ GİT

    1Yanıt
  • ADENİN BABASINA BASLİCAM AMA HA MAL MSIKSIN GİT ROMANDAN YA İSTEMİOM SENİ GİT