"Meri, vamos, despierta." (Meri, uyan hadi.)
Annemin bana seslenişiyle gözlerimi açtım. Biraz daha uyumayı çok isterdim.
Annem İspanyoldu, babam da Türk. Birbirlerini nasıl buldukları biraz meçhul.
Babam annem için İspanyolcayı öğrenmiş, annem ise Türkçeyi öğrenmeye çalışmış ama çok da başaramamıştı. O yüzden genelde ev içinde İspanyolca konuşuyorduk.
Ama annem neden beni uyandırmıştı ki? Genelde bana çok karışmazlardı. Çok kafaya takmayıp uyumaya devam ettim.
On dakika geçmeden biri kapımı hızlıca açtı ve bana doğru koştuğunu işittim.
Abim.
Gözlerimi hızlıca açtım ve yatakta ayaklanmaya çalıştım ama çok geçti.
Daha kaçamadan abim ayak bileğimden tuttuğu gibi beni yatağa devirdi ve yorganımla beni sarmaya başladı.
"Annem iki saattir sana sesleniyor, gerizekâlı."
Beni öyle hızlı yorgana sarmıştı ki hareket bile edemiyordum.
"Geliyordum abicim, seslendim. Hatta duymadınız mı?"
Hayır, seslenmemiştim. Beni bıraksın diye demiştim ama yemedi.
"Hadi hadi, yalan söyleme. Babam da aşağıda seni çağırıyor."
Afalladım. Babam sabahları evde olmazdı genelde.
"Babam evde mi?" dedim şaşırarak.
Ama cevap vermedi. Beni bir anda omzuna alarak dönmeye başlamıştı.
"Abii!"
diye bağırdım. O kadar hızlı döndürüyordu ki ayağı takılsa geberip giderdim.
"Bir daha yapmayacağım, tamam... Abii! Ben bundan kurtulayım hele, ne yapacağımı bilirim."
Sonra yerinde dengesini kaybedip yatağa fırladı beni.
"Aaa!"
diye acıdan inledim.
"Abi, yapacağın işi si..."
"Sen küfür mü edecektin bana?"
diye baktı bana doğru. Ayaktaydı ve şimdi daha ciddi bakıyordu.
Hızlıca battaniyeden kurtuldum ve yataktan kalktım. Abim hâlâ bana kitlenmiş halde bakıyordu.
"Ağzım sürçtü abicim."
Hiçbir şey söylemedi. Sadece bana doğru adımlamaya başladı.
Tam kaçacağım esnada bir silah sesi duyuldu.
Abimin dikkati dağılır dağılmaz kapıya koştum. Arkamdan koştuğunu işittim.
MerMerdivenler bitmek üzereyken abim arkamda mı diye kafamı arkaya doğru çevirdim ama kötü bir fikirdi.
Birine çarparak yerde kapaklandım ama benimle beraber biri daha yere kapaklandı. Kafam göğsündeydi.
Babamı sikeyim, kim bu?
Hızlıca ayaklanmaya çalıştım ama hızım yüzünden depar atıp gene adamın göğsüne kapaklandım. Bu sefer adamın mırıltılarını duydum.
"O nasıl kafa atış? Canımı yaktınız."
Bu kim amk? Sesi de tanıdık gelmiyordu. Utançtan yüzüne bakamamıştım.
Sonra kolumun altından biri beni kaldırdı.
Abimin sesini işittim.
"İnsan, her seferinde şu merdivenden koşarak inme demiyor muyum?"
Dediklerini umursamadım.
Yerdeki adama baktım...
"Oyy..."
diye bir ses çıktı ağzımdan.
Adam bana baktı.
Bu nasıl bir yakışıklı amk? Offf...
Yerde takım elbiseli bir adam ve benim bu zaafım var. Bu nasıl bir karizmadır?
Ağzım açık kalmıştı ama belli etmemiştim.
"Oy, ne gerizekâlı."
Abim arkamdan kafama sertçe vurunca,
"Ah... Ahh abi, neden vurdun be?" dedim.
Biz bunları konuşurken yerdeki adam ayaklandı ve üstünü çırpmaya başladı.
"Özür dilerim," dedim adama doğru.
Adam çok tipim olsa da çok umursamadım ama gözümü hâlâ üstünden alamıyordum.
Gözleri koyu kahverengiydi. Saçları da öyleydi. Benim aksime beyaz tenliydi. Yüz hatları keskindi. Boyu bayağı uzundu.
"Sence 190 var mıdır?" dedi iç sesim.
Yanıtladım içimden onu.
"Vardır bence. Şu omuzlara bak..." dedim içimden.
Üstünde takım elbise vardı ama anlamadığım şey çorapları kırmızıydı.
İç sesim gene konuştu.
"Bu ne aq? Kırmızı çorap mı?"
Bir kahkaha patlattı.
"Salak, olamaz mı?"
"Ne bileyim, tuhafıma gitti."
Abimin sesiyle düşüncelerimden ayrıldım.
"Karan, hoş geldin."
Abim elini, adının Karan olduğunu öğrendiğim adama doğru uzattı.
"Kusura bakma, sana bu şekilde bir karşılama yapmak istemezdim," dedi Karan'a doğru.
Karan, abimin elini sıktı ve konuştu.
"Sorun değil ama kafasına dikkat etsen iyi olur. Birine kafa atsa kırar atar."
Dedi. Bana ima yapıyordu.
Kafam o kadar da sert mi amk?
Umursamadım.
Bana doğru baktı. Sıkmam için elini uzattı.
"Merhaba, ben Karan demir Karademir," dedi.
İç sesim gene durmadı.
"ÖSÖDÖÖSÖDÖDÖDÖDÖDÖD! BU NASIL BİR İSİM AMK? KAFİYENİN İÇİNDEN GEÇMİŞLER!"
İç sesime hak verdim ve elimi uzatarak elini sıktım.
"Tanıştığımıza memnun oldum. Ben de Mira Isabella Del Mar."divenlere geldiğimde merdivenleri üçer dörder inmeye başladım.