Yeni evimiz bir ormanın yanındaydı arabadan indim ve koşarak elimdeki tavşanla ormana girdim. Orman terk edilmiş gibi duruyordu ama yinede çok hoş bir vibe veriyordu, pembe çiçekler hala solmamıştı pembenin arasındaki sarı sümbüller çok şirindi. Küçüklüğümden beri çiçeklere meraklıyımdır, özellikle bilinmeyen çiçeklere. Ormanın biraz daha gerisine gittim tavşanı bir kenara bıraktım. Ağaçların kabuğuna dokundum, ıslaktı. Acaba en son ne zaman yağmur yağmıştı? "Orman, en son ne zaman yağmur düştü buraya? " hiç tepki yok. "Sanırım beni tanımıyorsun. Ben Aria! 17 yaşındayım, yani bu yıl 18 olucağım! Seninle dost olmayı umuyorum çünkü uzun bir yıl burada yaşayacağım, yaşayacağız. " kaşlarım usulca kaltı "Konuşsana lan benle. Kör ya konuşmuyor" bana cevap olsa gerekki yaprak döktü "Ne diyorsun 'Kes sesini lan' mı? " bir yaprak daha düştü "Sonbaharda mıyız? Niye döküyon öldün mü? " bu sefer beş yaprak "He tamam sen bana daha sövme özür dilerim abi yada abla neysen artık. Senin adın ne? " dedim tepki yok "Neyse yakında söylersin" ben ormanların hepsiyle konuşurdum birinin benimle konuşacağına inanıyordum çünkü. Geç saatlere kadar tavşanımla oynadım. Daha sonra evden lastik ve kalın bir halat aldım. Ağaçlardan birini seçtim ve tırmandım. Halatı dala bağlamaya çalıştım ama uzanamadım dala oturdum. Halatı asmaya çalışırken düşüyordum ki başka bir dala çarptım. Suratım çiziklerle doluydu çantamdan krem çıkartıp sürdüm sonra tekrar tırmandım bu sefer becermiştim. Bu orman artık benim ikinci evim!
Bölüm 2
Aria
