Çok soğuk bir gecede
Kendime sarılmayı
öğrendim
O günden sonra bir
Daha üşümedim
Herşey oyunmuş
Ben Melodi. Kendimi bildim bileli hep yalnızdım, kimsesizdim. Diğer insanlara göre ise piç, kimse tarafından sevilmeyen, hep dışlanan kişiydim. Diğer çocukların aileleri hep çocuklarını benden uzak tutar, benim uğursuz olduğumu söylerlerdi.
Sekiz yaşıma kadar bana ananem bakmıştı. Ben sekiz yaşındayken kansere yakalanıp beni bu acımasız dünyada tek başıma bırakıp gitmişti. Babamın kim olduğunu hiçbir zaman öğrenememiştim. Benim bu dünyadaki tek şansım annemdi. Kendisi Rusya’da büyüyüp en iyi şekilde yetiştirilmişti.
Bu mahallede kimse annemi sevmezdi. Herkes annemin bir orospu olduğunu söylerdi ama annem asla bu kelimeyi hak etmemişti. Mahalledeki kadınlar, annemin kocalarını ellerinden alacağını düşünürlerdi. O yüzden annemden hep nefret ederlerdi. Bana da bir piç gözüyle bakarlardı.
Annem o kadar güzel bir kadındı ki nereye gitse dikkat çekerdi. Güneş gibi parlayan sapsarı saçları, gökyüzünü andıran uçsuz bucaksız mavi gözleriyle istemeden de insanların dikkatini çekiyordu. Annem bu sözleri önemsemediğini söylese bile içten içe yaşadıkları onu üzmüş ve hasta etmişti.
Ben beş yaşındayken annem de beni bırakmıştı. Zaten sekiz yaşında da ananem gitmişti bu dünyadan. Ama ananem hissetmiş gibi bana bir bakıcı ayarlayıp öyle gitmişti. Ayşe teyze beni kendi evladı gibi büyütmüştü. 18 yaşıma kadar o bakmıştı bana. Hâlâ benimle kalan tek kişi oydu. Bir de sevgilim Mert… O, beni anlayan tek kişiydi. Benim hayatım sadece iki kişiden ibaretti.
Mert o kadar yakışıklıydı ki ona bakarken içim gidiyordu. Ama benim de ondan kalır yanım yoktu. Sarı saçlarım ve deniz gibi sonsuz bakan mavi gözlerimle ben de bir o kadar güzeldim.
Evden çıkarken her zamanki gibi temkinli davrandım. Üstümde yazlık, bisiklet yaka çiçekli elbisem vardı. Çok güzel olmuştum. Hızlı adımlarla mahalleden aceleyle çıktım. Mert’e bugün onlara gelemeyeceğimi söylemiştim çünkü bugün Mert’in doğum günüydü. Ona elimde hediyesi ve kendi yaptığım pasta ile yürümeye devam ettim.
Taksi durağına geldiğimde hemen bir taksiye atlayıp Mert’in evinin adresini verdim. İçim içime sığmıyordu. Bizim Mert ile kutlayacağımız ilk doğum günüydü. O kadar heyecanlıydım ki taksinin Mert’in evinin önünde durduğunu bile fark etmedim. Taksici bana seslenince irkildim.
“Abla geldik.”
Hemen çantamdan bir miktar para çıkarıp verdim.
“Üstü kalsın.”
Bir şey söyleyecek gibi oldu ama ona bakmadan indim.
Mert’in evinin önüne geldiğimde zili çalmadan tokmakla kapıya vurdum. Kapıyı Fatma teyze açtı. Beni görür görmez bir anda panikledi. Ona anlamsız gözlerle bakarken bir şey demesini beklemeden içeri girdim.
İçeriden Mert’in kahkaha seslerini duyunca gülümsedim. Hızla oturma odasına doğru ilerlerken şahit olduğum konuşmayla donup kaldım.
“Senin hatun hâlâ bir bok anlamadı ha. Bu kızın saflığı beni şaşırtıyor amına koyim.”
Benden bahsettiklerini hemen anladım. Mert’in vereceği cevabı beklerken sanki ömrümden ömür gitti.
“Nereden benim hatunum oluyor lan? Benim tek hatunum var, o da yanımda.”
Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı.
“Hem kendini benim yanıma nasıl yakıştırıyor anlamıyorum. Onun gibi kimsesiz biriyle benim ne işim olur?”
İçeride kahkaha tufanı koptu. Mert’in bu sözleriyle elimdeki hediye kutusu ve pasta yere düştü. Bir anda içerideki sesler kesildi. Ayağa kalktıklarını duyduğumda bile gözlerimi açamadım.
“Allah’ım, ne olur al canımı… Çok yoruldum artık…”
Mert’in sesini duydum:
“Melodi…”
Gözlerimi açtığımda bana şaşkınlıkla bakıyordu. Ona bakarken konuştum:
“İyi ki doğdun, Mert.”
“Ne?”
“İyi ki doğdun diyorum. Bugün senin doğum günün. Sana pasta, hediye falan almıştım ama benim hakkımda düşündüklerini duyunca düşürdüm. Kusura bakma.”
Yaşlı gözlerle ona bakarken kendine gelmiş gibi yanıma gelmek istedi. Elimi kaldırıp onu durdurdum.
“Lütfen dinle beni, Melodi.”
Hayatım boyunca hiç bu kadar sinirlenmemiştim. Ona doğru yürüyüp yanağına tokat attım.
“NEYİ DİNLEYECEĞİM MERT? BENİ NASIL APTAL YERİNE KOYDUĞUNU MU, YOKSA NASIL ALDATTIĞINI MI? NEYİ DİNLEYİYİM MERT? NEDEN BANA BUNU YAPTIN? BİRAZ BİLE SEVMEDİN Mİ BENİ? BİRAZCIK MERT, BİRAZCIK! BEN SEVİLMEYECEK BİR KIZ MIYIM? ÇİRKİN MİYİM? BEN SANA NE YAPTIM?”
Kafasını kaldırdı ama yüzüme bile bakmadı. Ben ise etrafımda ne var ne yok yere attım. Bacaklarımın beni taşımadığını hissettiğimde yere çöktüm. Ellerimi yüzüme kapatıp hıçkıra hıçkıra ağladım.
Annem öldüğünde bile bu kadar ağlamamıştım. Ama bana “kimsesiz” dendiği için hıçkıra hıçkıra ağladım. Aldatsa belki bu kadar ağlamazdım ama o kelime… O kelime canımı parçaladı.
Ben zaten bunu biliyordum. Ama birinin yüzüme vurması… İşte o canımı yaktı.
Kalbim sanki binlerce hançer yemiş gibiydi.
Bu saatten sonra nasıl toparlanırım bilmiyorum. Ama herkesin karşısına öyle güçlü çıkacağım ki herkesi şaşırtacağım.
Bundan sonra eski Melodi’yi kimse göremeyecek.
Birinci bölüm sonuuuuu Yorumlarınızı ve beğeni lerinizi esirgemeyin Seviliyorsunuzzzzz🎶🫰