Bölüm 2: "I'm in love with a fairytale, Even though it hurts,'Cause I don't care if I lose my mind, I'm already cursed..."
Babamın yüzüne yalvarırcasına baktım. "Kötünün iyisi." dedi babam. Ondan bunları duymak bile iltifat gibiydi. "Artık odama gideyim
mi, Lütfen?" diyerek dudaklarımı büktüm. "Git hadi git. Yarın yine çalışacaksın." dedi.Yarışma haberi verileli 1 hafta olmuştu ve
Elvis ile okulda hergün prova yapıyorduk. Ayrıca babam da evde beni çalıştırıyordu (zorla). Hoplaya zıplaya odama döndüm.
Kendimi yatağa atıp hemen telefonuma sarıldım. Yine kızlarla olan grubumuzdan mesajlar gelmişti.
Beren: Kızlaaarrr, Mavi gri bursaya geliyormuş!
Çağla: Neeee?
Ceren:Gidecek miyiz?
Çağla: Tabii ki gideceğiz!
Beren: *Konser bileti linki*
Mesajları gördüğüm an yatakta oturur pozisyona gelip telefonu yüzüme daha da yaklaştırdım. "Ciddi olamazsınız!" Tam mesaj yazmaya
koyulacaktım ki telefonuma bir mesaj bildirimi daha düştü. "Elvis adlı kullanıcıdan 1 yeni mesajınız var- 1 gün önce." yazıyordu
bildirimde. Elvis bana mesaj atmıştı ve ben bu mesaja dünden beri bakmamıştım. Kafasına meteor düştüğünden şüpheleniyorum. Hemen mesaja tıkladım.
Elvis: *Konser bileti linki.*
Elvis: Gelmek istersen ikimiz için de bilet alacağım.
3. şokla beraber ağzım bir karış açık bir şekilde ekrana bakmaya başladım. Rüyada falan olamazdım, değil mi? Elvis bana
konser bileti göndermişti! Kabul etmemek aklımın ucundan bile geçmiyordu ancak aklıma kızlarla olan grubumuzdaki mesajlarımız geldi.
Onlar da hep beraber konsere gitmek istiyorlardı. Linke tıklayıp konser tarihine baktım. Konser 2 hafta sonrydı. Benim gibi sabırsız bir mavi gri manyağı nasıl konser için 2 hafta bekleyebilirdi ki? Ama çok kararsız kalmıştım. Kızlarla gitsem Elvis ile gidemeyecektim, Elvis ile gidersem kızlarla gidemeyecektim. Hepsiyle beraber gitsem hiç olmazdı, Elvis asla kabul etmezdi. Konsere gitmeyi çok istiyordum ancak böyle de bir durum vardı. Hep böyle zamanlarda yaptığım gibi yastığımı yüzüme kapattım. Kapımın açılma sesini duyunca yastığı yüzümden kaldırıp kimin geldiğine baktım. "Tarağımı sen mi aldın diye soracaktım." dedi ablam. "Almadım." diyip gitmesi için işaret ettim. "Ne oldu yine?" dedi. Böyle durumlarda ne yaptığımı en iyi ablam bilirdi ve yine anlamıştı. Gelip yanıma oturdu. "Anlat." dedi. Bu konuyu anlatabileceğim tek kişi ablamdı. Derin bir nefes aldım ve anlatmaya başladım. "Elvis diye bir çocuk var, yarışmaya beraber hazırlanıyoruz. Benimle mavi gri konserine gitmek
istiyor." dedim. Ablam dikkatle dinliyordu. "Öyleyse sorun ne? Gitmeye mi utanıyorsun?" dedi. "Hayır. Sorun şu ki kızlar da benimle o konsere gitmek
istiyorlar." dedim. Ablam düşünceli düşünceli bana baktı. "Peki sen kiminle gitmek istiyorsun?" diye sordu. "İşte bunu ben de bilmiyorum!" dedim. "İnsanlara hayır demekten korkma. Eğer Elvis ile gitmek istiyorsan kızlara onlarla gelemeyeceğini söyleyebilirsin. Onlar senin arkadaşların, eminim ki sana darılmazlar." dedi. Söyledikleri aslında mantıklıydı. Aradan 1 saat geçti. Banyodan çıkmış, müzik dinleyerek odamda saçlarımı kurutuyordum.
Vigoyla kurutmam neredeyse 20 dakikayı buluyordu. Bu sırada ablamın cesaretlendirmesiyle kararımı vermiştim. Konsere Elvis ile gidecektim. Saçlarımı kurutmam bittiğinde buklelerim tam istediğim gibi olmuştu. Yatağıma oturup mesajlara girdim. Elvis'e geleceğime dair mesaj attıktan sonra sıra arkadaş grubuna gelmişti.
Ezgi: Maalesef, ben gelmeyeceğim.
Çağla: Ama sen Mavi gri çok seversin.
Beren: Neden ki?
Ceren: Sorun ne?
Ezgi: Elvis ile gideceğiz.
Beren: :(
Çağla: Sen nasıl istersen.
Ezgi: Bunu size telafi edeceğim hiç merak etmeyin kızlarım.
Ezgi: *Öpücük emojisi.*
1 HAFTA SONRA
24 Aralık Cumartesi.
Konsere 1 hafta kalmıştı ve ben daha şimdiden konser günü giyeceğim kombini bile ayarlamıştım. Konser için (daha doğrusu Elvis ile gideceğim için) çok heyecanlıydım. Beren'in bana özelden attığı mesajla irkildim. Genelde özelden değil gruptan yazışırdık.
Beren: Saat 11'de bizim evin karşısındaki kafeye gelir misin? Acil birşey konuşmamız gerek.
Ezgi: Tamamdır.
Gerçekten özel konuşmak istediği ne olabilirdi ki? Beren'in bu kadar ciddi olmasıyla korktum ve aklımı bin bir türlü kötü senaryo geldi. Saat 10 buçuktu. Bu yüzden gidip kot pantolonun üzerine krem rengi bir kazak giydikten sonra saçlarımı açık bırakarak evden çıktım. Kafeye doğru yürümeye başladım. Aralık ayında olduğumuz için hava Bursa'da çok soğuktu. Kafeye girdim ve cam kenarındaki masada oturan Çağla ve Beren'i gördüm. Gülümseyerek "Selam kızlar!" dedim. Onlardan da aynı şekilde karşılık aldım. "Evet, dinliyorum." dedim. İkisinin de gözleri bana döndü. "Sen Elvis'den hoşlanıyorsun, değil mi?" dedi Çağla. Konuyu dağıtmak istercesine boğazımı temizledim ve "Ne alakası var?" dedim. İkisi de güldüler. "Hadi ama, bize anlatmayacaksan kime anlatacaksın?" dedi Beren.
Yani gerçekten de böyle birşey gerçek olabilirdi ama ben Elvis'e karşı hislerimin ne olduğunu bilmiyorum. Çünkü daha önce hiç aşık olmadım, nasıl hissetmem gerektiğini bilmiyorum. "Yani, şu anlık hislerimden emin değilim." dedim. Yalan değildi. "Şimdi şöyle ki." dedi Çağla. "Ceren, Elvis'den hoşlanıyor." Gözlerimi
kocaman açıp ikisine de baktım. Şaka olsa gülerlerdi, değil mi? Ama tamamen ciddiydiler. "Kızlar, şakanın sırası değ-" diyecektim ki Beren'in telefonundan açtığı mesajları görünce şaşkınlıktan sözüm yarım kaldı. Mesajlarda Ceren, Elvis'den hoşlandığını, yarışmadan elenmemizi istediğini yazmıştı. "Ne zaman oldu bu olay?" dedim. "2 gün önce." dediler hep bir ağızdan. "Siz ciddisiniz." İkisine de baktım. "Tamamen ciddiyiz." dedi Çağla. "Ceren ile arkadaşlığını
sürdürecek misin?" dedi Beren. Bir an düşündüm. Ceren gerçekten de sevdiğim bir arkadaşımdı ama olaylar öyle hızlı gelişti son 5 dakikada düşmanım olduğunu öğrendim. "Sanırım hayır." Diye cevapladım. BÖLÜM SONU