Elindeki bitmeye yakın sigarayı kül tablasının içine bastırdı. Evinin balkonunda üstündeki toz tabakasından asıl rengi belli olmayan deri koltuğuna yayılmış ,yorgunluktan bitap düşmüş halde masanın üstündeki bir tarafı kırılmış, içi külle dolu cam tablayı serçe parmağıyla bir sağa bir sola itiyordu. Dışarısı harabeye dönmüş bina kalıntıları, bitki ve yarısı yenilerek öldürülen hayvan ölüleriyle tam bir savaş meydanı gibiydi. Canlı olan tek şey kendisi gibi, insanlar tarafından lanetlenen mitolojik yaratıklardı. Paketin içindeki son sigarasını dudaklarıyla buluştururken, gözleri gecenin karanlığında etrafı aydınlatarak ortaya güzel bir şölen çıkartan yıldızlardaydı. Reynold yıldızları ve ayı kendisine benzetirdi. Ayın ışığını güneşten alması ve her gün farklı şekillerde gökyüzünde duruyor olması ona kullandığı insan bedeninin başkasına ait olması ve sürekli diğer formuna dönüşüyor olmasına benzer bir olaydı. Reynold, boynundaki kolyeye vurdu, ucundaki kafes bir anda kan kırmızısı ışıklar saçmaya başladı, ruhu uyandırmış olmalıydı. Bir zamanlar bu bedeni o kullanıyordu, ancak şu anda istediği zaman form değiştirebilen insan etiyle beslenen kötücül bir ruh bedenini sırf kendine ait bedeni yaşlandığı için onun genç bedenini kendisinden çalmıştı. Reynold ruhu bedeninden nasıl ayırdığını üzerinden fazla zaman geçmemesine rağmen sadece hayal meyal hatırlayabiliyordu. Kolyedeki insan ruhu bedeninden ayrıştırırken Reynold`un alışık olduğu o bilindik acı dolu bağırışlar kulaklarına doluyordu. Ruh bedenden tamamen ayrılana kadar bağırışlar devam etmişti ancak ses saniyeler geçtikçe kısılarak yok olmuş ve ruh bedenden ayrılarak kafesin içine girmişti. İçinde ruh olmayan bedenler çabucak çürür ve toz olurdu, bu yüzden çürümesine fırsat vermeden yaşlanmaya başlayan bedenini ruhu terk ederek bulduğu genç bedene yerleşmişti. -Reynold yine ne yapıyorsun, diye sordu balkon kapısına yaslanmış olan Bathilda, sağ eli diğer formuna ait pençesine dönmüştü. Uzun ince eli kar kadar beyaz ve sıçramış kanı andıran seyrek kırmızı tüyleriyle Bathilda`nın güzelliğini tamamlıyordu. -Bir şey yaptığım yok sadece düşünüyordum.[Parmağıyla Bathilda`nın pençesini işaret ederek] Peki sen ne yapıyorsun gecenin karanlığında, -Sadece avlanmaya çıktım, biliyorsun işim gereği artık bana verilen izin gününde bile çalışmam gerekiyor, bu yüzden en ufak boşlukta avlanmaya çıkıyorum. Sonuçta ayda bir kere avlanma hakkımız var. -Avlanacak zaman bulabilmene sevindim fakat buraya bunun için geldiğini düşünmüyorum ve neden burada olduğunu merak ediyorum açıkçası. - Nedenini bence biliyorsun, lider uzun zamandır melezler hakkındaki pis düşünceleri değiştirmeye çalışıyor, bunun için de melezlerin gücünü nasıl iyiye kullanabileceğimizi göstermeye çabalıyor bunun içinde gücünü kontrol edebilmeyi başarmış melezlere ihtiyacımız var ama maalesef bundan önceki melezler... -Eski lider tarafından öldürüldü. Biliyorum, yeni bir hayatları olur diye getirdiğim melezlerin hepsi kafaları kesilerek öldürüldü ve ölmeden önce hepsinin gözleri benim üzerimdeydi. Hepsine güçlerini nasıl kullanacaklarını ve kendilerini nasıl koruyacaklarını ben öğrettim, buraya geldikleri günden beri onların yanında oldum öldürüldükleri gün hariç orada sadece izleyici olabildim, siz bana engel olduğunuz için onlara yardım edemedim. -Öfkeni anlayabiliyorum ama geçmişi geride bırakmak şuan için en iyisi bence.Söz veriyorum bir daha aynı şey olmayacak. -Senin bu basit ve fazla düşünülmemiş yalanlarına inanmamı bekleme benden. -Lütfen Reynold, hatalarımı yüzüme vurarak bu işten kaçamazsın, ayrıca sende sütten çıkma ak kaşık değilsin sonuçta. Her neyse seninle daha fazla vakit kaybedemem, lider seni bekliyor, umarım aklını başına alır ve gelirsin seni bekleyeceğim. En geç yarın akşam orada ol, yoksa görevi başkasına verecekler. Bathilda cevap vermesine fırsat bile vermeden çekip gitmiş ve onu geçmişin karanlık sularında tek başına bırakmıştı.
Bölüm 2
Bölüm 1
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.