İçeriğe geç

MELEZ

Bölüm 2 · 6 dk okuma

MELEZ

Bölüm 2

BAŞLANGIÇ

Sabah güneşin yüzüme vurmasıyla yavaşça gözlerimi açtım. Ama hala uykum vardı annemin anlattığı o hikayeden sonra bir türlü uyuyamadım. Kadın'ın öfkesi öyle büyüktü ki kendi türünü öldürmüştü.

Ama kadına hak vermeden edemiyordum. Sırf sorumluluk alıcam diye resmen kızı terk etmişti. O adama öfkelenmeden edemiyordum.

Odamın kapısının tıklanmasıyla düşüncelerimden ayrıldım "gir." Kapı açıldı annem kapının bir kısmını açıp kafasını uzattı "benim güzel kızım uyandı mı?" Gülümseyip yataktan kalktım annemde içeri girip bana sarıldı.

Ona sımsıkı sarıldım annemi çok seviyordum. Bir süre öyle kaldık sonra annemden ayrıldım. Saçlarımı okşayıp bana gülümsedikten sonra odadan çıktı.

Bende odadan çıkıp lavaboya geçtim elimi yüzümü yıkadıktan sonra biraz daha ayılmış hissediyordum. Lavabodan çıkıp odama geçecektim ki kafama gelen darbeyle yere düştüm. Cidden canım acımıştı.

Yerden kafamı kaldırıp kafama kül tablasını fırlatan kişiye baktım. Tabi ya başka kim olucak kardeşim Emma! Bana bakarak pis pis sırıtıyordu "noldu kardeşim yoksa düz yolda bile yürüyemiyor musun?"

Ona öfkeli bakışlarımı gönderdim. Bu kızın sorunu neydi ona naptımda bana bunu yapıyordu. Tam bir şey dicektim ki annemin sesini duydum. Beni yerede görünce hızla yanıma koştu yanıma diz çöküp yüzümü avuçlarının arasına aldı.

Korku ve endişeyle bana bakıyordu "kızım noldu sana iyi-" sonra ellini saçlarıma gömdü ve kırmızı bir sıvı ellerindeydi. O an kafam gelen kül tablası kafamı yarmış olmalı. Annem o kadar korkmuştu ki şoka girmişti.

Annem hemen kendini toparladı beni yerden kaldırıp lavaboya götürdü. Hemen kafamı suyla yıkadı neyseki yaram çok derin değildi. Elimden tutup saçlarımı havluyla kuruladı saçlarımı karıştırıp yarayı buldu. İlk yardım çantasından pamuk ve pansuman aldı beni lavabon çıkartıp mutfağa sandalyeye oturttu.

Sağ tarafıma geçip eliyle kafama pansuman yapmaya başladı canım acıyordu ama anneme belli etmek istemedim. Annem pansumanı bitirdi yaranın olduğu yere sargılı bezi kare şeklinde katlayıp yara bandıyla sabitledi.

Annem karşıma geçip diz çöktü ona gülümsedim iyi olduğumdan emin olunca yerden kalkıp bana sarıldı. Kollarımı onun beline sardım kafamı sola çevirdiğim bir çift öfkeli göz gördüm kardeşim Emma bana öfkeli bakışlarını gönderiyordu. Daha fazla ona bakmak istemediğim için kafamı annemin bedenine gömdüm.

İki gün sonra..

O olayın üzerine iki gün geçmişti annem Emma,ya ceza vermişti. Benden özür dileyene kadar odasından çıkması yasaktı. Bense odam da kitap okuyordum kitap okumayı çok seviyordum kitaplar sayesinde farklı evrenlere yolculuk yapıyordum. Bence her insan en bir kitap okumalı çünkü kitaplar sizi istediğiniz zamana götürebiliyor.

Bir kaç sayfa daha okuduktan sonra kitabın arasına ayraçı yerleştirip kitabı bıraktım. Çalışma masasından kalkıp odadan çıktım mutfağa geçip kendime bir bardak su koydum suyu içip tezgaha bardağı koydum. Arkamı dönmemle çığlığı atmam bir oldu Emma tam arkamda durmuş bana bakıyordu.

Elimi kalbimin üstüne koydum beni cidden korkutmuştu. Kendime biraz zaman verdikten sonra ona baktım. Bakışlarında her hangi bir nefret ya da öfke yoktu ya da duygularını iyi saklıyordu. Onun yanından geçip tam mutfaktan çıkıcaktım "Mira" diye bir ses duydum. Arkamı dönüp kardeşime baktım.

Yüzüme bakmıyordu masanın oraya yönelip sandalyeye oturdu. Bana bakıp oturmamı işaret etti bir süre oturup oturmamak arasında kararsız kaldım ama ne diceğini merak ettiğim içim oturdum. Emma bana bakmak yerine kafasını yere eğmiş ellerine bakıyordu garip bir sessizlik vardı ve bu beni rahatsız etmişti.

En sonunda dayanamadım "Emma" dedim kardeşim kafasını yerden kaldırıp bana baktı. Derin nefes alıp ona baktım "benle konuşmak istediğin bir şey mi var?" bana bakmayı sürdürdü bir şey demeyip tekrar kafasını ellerine çevirdi. Daha fazla durmak istemediğim için ayaklandım "özür dilerim" bir dakika? o az önce özür mü dilemişti? Başımı ona çevirdim dolan gözleriyle bana bakıyordu.

Önüne diz çöküp ona baktım "Emma neden ağlıyorsun?" Bir süre bir şey demeden öylece bana baktı "ben seni çok kıskandım Mira çünkü annem hep senle ilgileniyordu. Bu yüzden kıskandım seni annemin beni sevmediğini düşündüm. Hep senle birlikte senle konuşuyor sana sarılıyor. Her gece senin odana gelip sana iyi geceler öpücüğü veriyor bu yüzden kıskandım seni" ne diceğimi bilemedim.

O kadar savunmasızdı ki ona kızamıyordum bile. Gözlerinde yalan aradım ama gerçekten de doğru söylüyordu. Derin bir nefes alıp ayağa kalktım ve ablama sarıldım.

İlk bir kaç dakika bana karşılık vermedi üzerinde ki şoku atlatınca kollarını belime doladı sıkıca bana sarıldı. Sım sıkı ona sarıldım bir kaç dakika öyle kaldık ondan ayrılıp ona bakarak gülümsedim. "Önemli değil kardeşim seni affediyorum" dedim.

Gözleri parıldadı ayağa kalkıp sıkıca bana sarıldı. Ablamla artık aramı düzeltmiştim. Sonra günün geri kalanını odam da geçirdim akşam annemle babam iştem geldiler.

Diğer kardeşlerimle beraber masaya oturdum yemek o kadar eğlenceli geçti ki gülmekten yemek yiyemedim. Akşam vakti güzel bir film açıp hep beraber izledik.

Artık yaz bitmişti ve kış gelmişti yazı seviyordum ama kışı ayrı seviyordum. Ve yakında okul biticek ve tatile girecektik bu bolca eğlence demekti. Yine sıkıcı bir ders daha coğrafya dersinden cidden nefret ediyorum.

Sonunda ders bitti önümde oturan Eva ve Nia arkalarını döndüler "tatilde ne yapmayı planlıyorsunuz?" Nia "ben tüm gün dinlenmeyi coğrafya hocası saolsun son haftalarda ders mi işelenir ya" ona katılıyorum. Son haftalar da neden ders işlersin ki?

"Mira senin doğum günün karne gününe denk geliyordu dimi?" Eva'nın sorusunu başımı onaylayarak cevap verdim. "Kaç yaşına giriyorsun?" Nia nın sorduğu soruyu biraz düşündüm "sanırım artık 18 oluyorum" dedim.

Eva ellerini çırptı "o zaman neden bir doğum günü partisi vermiyoruz?" "Evet harika bir fikir ne dersin Mira?" Nia ve Eva ya bir süre boş gözlerle baktım bir parti aslında fena fikir değildi "tamam yapalım" kızlar çığlık atıp bana sarıldılar.

Yavaş yavaş öğrenciler sınıfa gelirken yanımıza Luce geldi "neden böyle mutlusunuz hanımlar?" Eva "Karneleri aldığımız akşam Mira'ya doğum günü partisi yapıyoruz sende gelsene Luce" Eva'ya öfkeyle baktım.

Ne yapmaya çalışıyordu Luce bana baktı "demek bu güzelliğin doğum günü o zaman geliyorum" diyip yanımızdan ayrıldı. Bense hala şoktaydım Eva ve Nia pis pis sırıtıp bana baktılar. "Ne?" Nia "Luce'ye artık açılma zamanın gelmedi sence de"

"Nia haklı artık açıl gitsin çocuktan geçen seneden beri hoşlanıyorsun Luce de sana karşı boş değil gibi" bir süre ikisine de baktım açıkcası haklılardı.

Luce den geçen seneden beri hoşlanıyordum ve artık bu yıl lise den mezun olacaktık. Kızlar be cevap verceğimi bekliyorlardı derin nefes alıp onlara baktım "tamam açılıcam."

İkisi "sonunda!" O kadar yüksek sesle bağırmışlardı ki tüm sınıfın bize bakmasına neden olmuşlardı kıkırdayıp birbirimize baktık.

Günler hızla akıp geçmişti ve artık karne günü gelmişti yani doğum günü partiside. Okuldan karneyi aldığım gibi eve geldim yine güzel bir başarıyla dönemi bitirmiştim.

Eve geldiğimde annem ve babam evdeydiler bizle zaman geçirmek için bir hafta işten izin almışlardı.

Annem ve babam hepimizin karnelerine bakıp bizi tebrik ettiler. Onlara akşam ki partiden bahsettim annem ilk başta istemesede artık büyüdüğüm için izin vermişti.

Parti saatine kadar biraz kitap okudum kitap okurken zaman nasıl geçti bilmiyorum.

Çalışma masasından kalkıp gardıroba yöneldim dolaptan kırmızı bir elbise çıkardım. Elbise'nin hafif bir göğüs dekoltesi vardı belime kadar dar olan elbise belimden dizime doğru genişliyordu.

Elbisenin arkasında orta boylarda bir kurdele vardı saçlarımı maşa yardımıyla biraz şekil verdim elbise için yapılan özel takıları taktım.

Kırmızı yakutlardan oluşan kolyenin etrafında kırmızı kan damlaları vardı küpe ise sanki kolye ile uyumlu olcak şekilde kan damlası şeklindeydi. Ayağıma siyah topuklu ayakkabıları giydiğimde ayna da kendime baktım.

Sanki karşımda ki kız ben değildim elbise ve aksesuarlar sanki beni bir vampir gibi gösteriyordu.

Tek eksiğim kırmızı gözler ve vampir dişleriydi ayna biraz kendime baktıktan sonra kapı çaldı "gir" dedim. Kapıyı açıp babam bana baktı gülümseyip yanıma geldi "çok güzel olmuşsun Mira" ona gülümseyip sarıldım.

Babam benden ayrıldı gözlerinde biraz öfke ve kıskanççık vardı "noldu?" dedim. "Şimdi sen bu elbiseyle gidicen dışarda ki çocuk seni alıcak ve seninle dans edicek" normalde babamı güldürüp eğlendirmem gerekiyor. Ama tek takıldığım nokta dışarda bir çocuğun olduğunu söylemesi.

Kim beni almaya gelmişti ki? Babama bakıp odadan çıktım evin kapısını

açtığımda Luce'i görmeyi kesinlikle beklemiyordum. Ben bu gece ölmezsem iyidir.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.